Ana içeriğe atla

apache ayhan çetiner

apaçi ayhan çetiner
bir grup ülkemiz insanına sadece "apaçi" dediğinizde bile duyacağınız karşılık, net olarak "ayhan abi" olur... bugünlerde bu ifade "ah be ayhan abi ah" a dönüştü ne yazık ki... kendisini apaçi ayhan olarak tanıyan, müzikle yatıp kalkan bu bir grup insana göre ayhan abinin bir diğer adı ise "güzel insan" dır... ayrılıp gidişi sonrasında; eğer 15 yaşındaki genç de, 70 yaşındaki adam da gözyaşı döküp, bütün cümlelerin önüne "ne güzel insandı be" ekliyorsa, o adam gerçekten güzel insandır... toprağa verilmiş olsa da hala yaşıyordur... ve herkese de nasip olmaz bu güzellik...

en baştan belirteyim; ben kendisini hiç görmedim, tanışamadık ama tanışmayı ve kendisiyle sohbet edebilmeyi çok isterdim... ne yalan söyleyeyim, çok az insanla sohbet etmeyi istemişimdir... apaçi ayhan ile sohbet etmedim mi? eğer sayılırsa, bir kaç kere mesajlaştık, o kadar... tabii ki sayılmaz... 15 yaşındaki delikanlının, 21 yaşındaki genç kızın, 45 yaşındaki olgun hanımın yada 67 yaşındaki saçları ağarmış koskoca bir adamın "ayhan abi" si olmayı başarmış bir güzel insan ile oturup uzun uzun sohbet etmedikten sonra, onunla tanıştık denebilir mi?... gerçekten çok isterdim tanımayı, konuşmayı, bilgilenmeyi ve feyz almayı ama istanbulda yaşamayınca, olmuyor ne yazık ki bazı şeyler...

tanışamadık ama bilirdik birbirimizi... o beni iki senedir, ben ise onu en az 20 senedir!... kim bilmez ki apaçi ayhanı!... kim bilmez gerçekten?... hadi şimdi yazmayayım kimlerin bilmediğini, sadece bilen bilir diyelim ve geçelim...

ülkemizde yaşayan ve sayıları bir kaçı geçmeyen kızılderililerden biri idi apaçi ayhan... elinde barış çubuğu, kafasında rengarenk tüylerle ayhan çetiner, görünüşte kızılderili idi... meğer asıl kızılderili olan, ruhu imiş ki onu çok daha sonra anlamıştım... kızılderili olmak için ille de amerika kıtasında yaşamak gerekmiyor sonuçta...

apaçi ayhan abi

hiç tanışma fırsatım olmamasına ve kendisi hakkında pek de bilgi sahibi olmamama rağmen, bu blogta da bir şeyler karalamak istedim hakkında çünkü ayhan çetiner çok önemli bir insan ve çok önemli bir figür!... sadece akmar pasajındaki atlantis plak müdavimi olan müzik ve plak dostları için değil; gerçek müziğe gönül vermiş olan genç-yaşlı herkes için önemli bir figürdü ayhan çetiner... müziğe katkıyı sadece müzisyenler yapmazlar... apaçi ayhan, onlarca yıl boyunca, binlerce gence müzik bilgisini aktarmış, müziği sevdirmiş, ulaşabildiği gençleri gerçek ve doğru müziğe kazandırmış önemli bir figürdür... önemli bir müzik figürü olmanın ötesinde, arkasından hasret çekilen bir kişidir...

her fırsatta apaçi ayhan ve onun gibilerin adını bir yerlere kazımalıyız ki unutulup gitmesinler, gençler tarafından tanınsınlar ve zor belki ama apaçiler çoğalsınlar...

yukarıda açıkça ifade ettiğim gibi, ben hiç tanımıyorum apaçi ayhan çetineri... bu sebeple, çevreden aldığım izlenimi yansıtacağım sadece... nedir çevreden ve yakın çevresinden aldığım izlenim?...

mesela şudur:

"dükkana gelen gençler onun evlatlarıdır, o ise onların babaları"... oğulları ve kızları ile çekilmiş yüzlerce fotoğrafla süslü facebook sayfası... bugün o evlatları o fotoğrafları paylaşıp hüzünleniyorlar... daha ne olsun?...

beyaz adamın ezip geçtiği apaçilerin bir dostu yaşadı istanbulda!... yetmez mi?

sadece gençlerin değil, kalbur üstü bir çok müzisyenimizin de abisi idi!... bir kısmının babası, hatta öğretmeni...

yazının burasına kadar hep müzikten bahsetmişim!... rock dememişim... boşuna yazmıyoruz, rockçı idi ayhan abi... hem de gerçeğinden, öyle sulusundan değildi... rock ı yaşayan ve yaşatan bir isim idi... zaten rockçıdan başka kim apaçi olabilir ki?...

hayatının oldukça büyük bir kısmını geçirdiği akmar pasajındaki atlantis plak onun sığınağı idi... her rockçının kaçıp saklandığı bir kara delik vardır... eğer istemezse, mümkün değil ulaşamazsınız!... onunki de atlantis plak idi... bilirim o duyguyu, herkes yabancıdır, kaçar kurtulursun, o kaçtığın yere de sadece senin gibiler gelirler, girebilirler, mutlu olursun... para değildir derdin çünkü... koltuk, ünvan, mertebe, kat, yat yada elle tutulur bir şey de değildir derdin... elle tutulur bir şey dendiğinde akla plak, kaset, gitar, hoparlör, kablo, kulaklık vs vs vs gelir... nedir derdin dersen? valla bilmiyorum, anlatılabilir değildir... gerçekten bilmiyorum...

o dükkana hevesle gelen bir gence ayhan abisi bir şeyler anlatır... hevessiz gelen genci ise hevesle gönderir... budur sadece işte... hele hele pikaba bir plak koyup da dinletirse, tadından yenmez... sana bir liste yapar da verirse, kendi en sevdiklerinden karma bir kaset çekerse!... üstüne bir de kolkola sarılıp güzel bir fotoğraf da çekilirse, tarif edilemez bir şey olur... apaçi ayhan, artık baba olur...

müzik devam eder, alıp başını giden bizleriz

binlerce rockçıyı öksüz bıraktı apaçi ayhan... son iki yıl içinde, özellikle 2016 içinde yaprak dökümü yaşanıyor... şimdi bir çırpıda adlarını yazamayacağım kadar çok değerli müzisyen aramızdan ayrıldı... emerson, lake & palmer ın üçte ikisi gitti 2016 yılıda!... apaçi ayhan da bu yaprak dökümüne katıldı ne yazık ki...

ben aslında ölümlere üzülüp; öksüz kaldık, yandık, bittik, ne yapacağız şimdi vs vs vs diyerek derin üzüntülere dalan biri değilim... her ölüm erken ölümdür, o ayrı... ama insanlar doğarlar, yaşarlar ve biraz erken, çok erken yada biraz daha geç ölürler ve giderler... doğmak ne ise, ölmek de odur... ve her insanın hakkıdır ölmek!... önemli olan; öldükten sonra da yaşamaya devam edebilmektir bir şekilde... apaçi ayhan gibi... toprağa verildikten sonra, bir kaç zoraki anlamlı söz sarfedilip, kısa sürede unutulanlardan biri olmadı apaçi ayhan... olmayacak da... önemli olan budur işte... 2015 ve 2016 da koskoca bir nesil artık yoruldu! ve gidiyorlar bir bir... gitmeyenler de emekli olmaya başlıyorlar artık... bir müzisyen için emekli olmak da ölümdür aslında ya neyse artık... ne yapsın insancıklar!... kolay da olmuyor ki bu rock denen şey!... 60 larda ve 70 lerde müzik yolu ile dünyayı değiştirdiler, güzelleştirdiler, yoruldular ve gidiyorlar bir şekilde... aslında gayet normal ve anlaşılabilir... ne yani, 110 yaşına kadar bizlere hizmet mi edecekler!... sonraki nesiller, onların mirasını yemeye devam ederlerken, onlar ikinci bir 68 kuşağına mı imza atacaklar?... öksüz kalmayın, kendi kuşağınızı yaratın... apaçi ayhanı en fazla mutlu edecek şey, daha fazla apaçinin doğmasıdır!...

müzik dünyasının ünsüz ünlüleri
müzik dünyasının ünsüz ünlüleri!... bizim için gerçekten çok fazla önemliler... minicik bir grup insanın ünlüleri... en ünlülerinden biridir apaçi ayhan ve ilk hikaye de ona aittir murat beşerin yeni çıkan kitabı "yoldan çıkmış simalar" da... bu kitabı mutlaka ama mutlaka alıp okuyun derim...
Yoldan Çıkmış Simalar okuru kenarda köşede kalmış gözüken ama özellikle bir döneme, birçok insanın hayatına damga vurmuş, müzik zevki aşılamış, toplumun kendilerine biçtiği rolü kabul etmeyen, “nevi şahsına münhasır” bu insanların arasında dolaştırıyor. Öte yandan alttan alta da memleket müzik tarihinin, bilhassa rock ve türlerinin seyrine de ışık tutuyor... Sınıf atlamaya, gösterişe, para pula, kariyere, şana şöhrete sırt çeviren, tek tutkuları müzik olan insanlar bunlar: Plakçı, gitarist, yapımcı, kafebar işletmecisi, şarkıcı, dergi çıkarma heveslisi, tutunamamış grup müzisyeni…
evet, gerçekten bu kitap çok ama çok önemli... böylesine güzel, bildiğim bir kitap daha var: erkin babanın "mezarlık gülleri" kitabı...

yoldan çıkmış simalar kitabında geçen isimlerin tamamı zaten bildiğimiz isimler... ama her hikayeyi bilmiyoruz... bilmenin ötesine geçebilmek için mutlaka okunmalı bu kitap... her şeyden önemlisi, bu kitaptaki bütün isimler, kitap olmayı fazlasıyla hak etmiş isimler... istisnasız tamamı... murat beşer üstad bu kitabı yazmakla çok önemli bir işe imza attı bence... buradan bir teşekkür gönderelim kendisine...

ben izlenimlerimi aktarmaya devam edeyim; apaçi ayhan, "hiç üşenmeyip, taaa karşıya geçip, akmar pasajına gitme sebebi!"... öyle özlenen ve sevilen bir şahsiyet ki, onu görmek için plak alanlar var... normalde bir şey almak için katlanmak zorunda kaldığınız satıcılar vardır ama apaçi ayhan ile sohbet etmek için müziğe katlananlar da var!... öyleymiş...

akmar pasajına heykeli dikilsin diye imza attığımız biri apaçi ayhan... benim hiç görmediğim, anladığım kadarıyla aslında pek de sevilmeyen bir pasaj zannedersem akmar pasajı... o pasajı gidilesi yer yapan şahsiyet de apaçi ayhan abimizmiş... "hiç olmazsa heykelini görürsek, gideriz" diyen de o kadar çok ki...

vefatını "bir devrin sonu, bir dönemin kapanması" olarak ifade eden de bir o kadar çok... tanık olduğum her ifadede tanışamamış olmamıza daha fazla üzülüyorum...

vefat haberi alınınca inanılmayan bir apaçi!... uzunca bir süredir ciddi biçimde hasta olmasına rağmen, hiç kimsenin ölümü yakıştıramadığı bir ayhan abi!... ağır hasta olduğunu bilenler bile inanmadılar!... ben de dahil olmak üzere, inanmadık!... inanmadık, çünkü inanmak istemedik...





yukarıdaki iki video kendisi hakkında çok önemli bilgiler içeriyor kendi ağzından... 17 dakikada bile çok şey öğretmeyi başarabilen biriymiş apaçi ayhan...

gelelim müziğe!...

ben şöyle ifade edeyim, "apaçi ayhanın bilmediği rock grubu yok!"... bilmek de öylesine değil! eminim, grup üyelerinden bile daha iyi tanıyor grupları!... o derece... sadece bir kaç yazışmamız esnasında bile ben şu duyguya kapılmıştım: "bu adam, gelecekte kurulacak grupları da biliyordur!...
Krautrock, asla dinlemekten bıkmayacağım, gitar tınıları, klavye sound’ları ve vokalleriyle beni benden alan bir müzik tarzı. Bir müziği dinlerken ben en önce gitara önem veriyorum. Mesela; Johnny Allen Hendrix (Jimi Hendrix) beni fazlasıyla tatmin eden müzisyenlerden biri. Onun müziklerini dinlerken adeta uçup gidiyorum gitarlarında. Hala bıkmadan dinlerim.
müzik ustasıdır apaçi ayhan... zannedildiği gibi rock ustası değildir, müzik ustasıdır... krautrock hayranıdır... jimi hendrixin yanında davul çalmak istemiştir... daha da önemlisi, bir çok grupta da gitar çalmak istemiştir "gitar öyle çalınmaz, böyle çalınır" diyebilmek için... bildiğim kadarıyla müzisyen yönü hiç yoktu, gitar da çalmıyordu büyük ihtimalle ama gitarın nasıl çalınması gerektiğini ve kimin nasıl gitar çalmakta olduğunu biliyordu...

yapmak ayrıdır, bilmek ayrı!... o bilen idi...

apaçi ayhan abinin "güzel insanlığını" "müzik bilgisini" vurguladık... zaten adı üstünde, "apaçi"... onu da vurguladık... ama bu blog bir müzik bloğu!... müzik bilgisi bir çok kişide var, bir çok güzel insan da var... ama apaçi ayhan ve yoldan çıkmış diğer emsalleri neden çok ama çok önemliler?...

çok önemliler çünkü estetik yönleri gelişmiş... bu kadar... çok uzun uzun yazacağım zannettiniz değil mi?... hiç uzun yazmaya gerek yok, estetik yönleri gelişmiş, sanata icracı olarak katkı yapsalar, tek katkı olacak ama sanatta neyin nasıl olması gerektiğini bilip, gelişmiş duyusal becerilerini geniş kitlelere aktardıklarında, etkisi çok büyük oluyor... önemleri budur... neyin içine ne nasıl oturtulur? bunu biliyorlar ve sanatı icra edene de, sanattan yararlanana da bunu aktarıyorlar... çevrelerini aydınlatma işini de tevazu içinde bir zerafet ile yaptıklarında da "güzel insan" oluyorlar... apaçi ayhandaki önemli bir farklılık ise, "amatör ruh" beklentisi idi... o sebeple benim için ayrıca çok önemlidir kendisi...

önerdiği albümlerden birini paylaşayım... amon düül II den yeti... kendisinin de çok sevdiği bir albümmüş...



güzel insan apaçi ayhan abi hakkında daha yazılacak o kadar çok şey var ki... bitmez aslında ve defalarca vurguladım, son kez vurgulayayım, tanışmadığımız halde daha yazılacak çok şey var!... bir de yakın çevresini dinleseniz!... her şey bir yana, kendisine ait o çok meşhur ifade ile "500 kere dinleyip de bıkmadığı" şarkılar var!...

ekşi sözlükte dikkatimi çeken, en kısa ve en güzel ifade ile bitireyim;
"mirasları kulaklarımızda, siması hep hafızamızda olacak... teşekkürler her şey için..." ekşi yazarı  thormenthor

Yorumlar

  1. ÇOk yakından olmasa da iyi tanırım kendisini. Bir çırpıda okudum ve anca bu kadar güzel anlatılabilirdi dedim. Yüreğinize sağlık Zafer Bey.

    YanıtlaSil
  2. Zeynep Arın2 Ocak 2017 19:26

    Tek kelimyle süpper bi abiydi. Çok özledim gerçekten çok :(

    YanıtlaSil
  3. Dile Kolay Ayhan Abi , 1994 - 2019 , tamı tamına 25 yıl olmuş.. Lise son yıllarımda tanıdığım Atlantis Müziğin Ayhan abisi... Mekanın sahibi zannederdim önceleri :) Tansel ve Talmaç ile tanışana kadar :)

    kaset , CD , Plak derken... ne zaman gitsem " Çay söyle bize , benim ki sırf dem olsun " eline 70 li yıllardan kalma çok sevdiği Alman gruplarını plağı geçtiğinde, genç bir delikanlı gibi heyecanlanan ve anlatan. Dertlerimizi dinleyen ve özellikle kimin ne dinlediğini artık kült bir kültür ile " bak şu geldi .. bu geldi , sen seversin " deyip , dinlettikten sonra cebimizdeki bütün harçlığı gömdüğümüz cd lerin plakları kasetlerin haddi hesabı yok.

    yoktu daha doğrusu...

    Büyüyüp , Ekmek derdine düştüğümüzde, çok sık ziyaretine gidememeye başlamıştık ki ben vefat ettiğini daha yeni öğrendim. Nerden baksan 1,5 yıl önce...

    İçimden bir parça koptu Zihni bunu bana söylediğinde... İnsanın elinin ayağının kitlenmesi , boğazının düğümlenmesi sanırım böyle bir şey.

    Kitlendim kaldım, nefes bile alamadım. Boğuldum...

    Bize daha çok öğreteceğin şeyleri , miras bıraktığın kültür ile inşallah sürdürmeye devam edeceğiz.

    Son olarak ;

    " Cennetin Çayırlarında , Ulu Manitu ile yanyana , rak sohbetlerimizi devam edeceğimiz nice zamanlara kadar.... " görüşmek üzere Apaçi Ayhan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu güzel katkınız için çok teşekkür ederim...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o