Ana içeriğe atla

müziksel ego tatmini!

tane tane ve çok net açıklayacağım...

kendi zevkim için, hobi olsun diye ve özellikle biraz da çorbada tuzum olsun diye;
bu blogda, değişik konular yanında, belli bir çizginin üzerindeki müzisyenlerin ve grupların da elimden geldiğince tanıtımını yapmaya çalışıyorum... bir yandan öğrenip, bir yandan paylaşıyorum... bu müzisyenlerin çok azı artık kendini kanıtlamış, belli bir seviyeye ulaşmış kişiler...

bir şekilde keşfettiğimde; heyecan ve mutluluk duyduğum, çok genç, hatta çoğu çocuk kabul edilebilecek kadar genç ve üstün yeteneklere sahip sanatçılar paylaşılıyor bu blogta!...

şundan eminim: bu blogda hiç kimse olumsuz yorumlar yapmaz!... şimdiye kadar da hiç olmadı zaten... örneğin: ne kadar yeteneksiz, başarısız, berbat vs vs vs gibi... mümkün değil, olmaz ve olmadı...

son bir kaç aydır, şu da çıktı! "benim arkadaşımın yazısını kısa yazmışsın, 2 video koymuşsun, ama bir başkasının yazısı daha uzun ve 3 video var!"... hehe:)... şu da var: oğlumun yazısı az okunmuş, yorum yok ama falanca kişinin yazısı çok okunmuş ve çok yorum var!"... şunu bile yazan çıktı! "benim kızım daha tanınmış ama önce falancayı yazmışsın!" yuh artık:)... e ne yapayım ben?... yahu bahsedilen müzisyenler 5-21 yaş arasında!... birinin 30 videosu var, birinin 2 videosu var... birinin 3000 arkadaşı var, birinin 300, biri ilkolkulda, diğeri amerikada üniversitede!... birinin ailesi çok atak diyeyim, bütün gün çocuğunun videolarını ekliyor, birinin ailesine video ve bilgi gönderin, kısa da olsa bilgi vereyim diyorum ama umursamıyor... yahu ona bakarsanız; türkiyede sibel can, gürer aykaldan yada hikmet şimşekten binlerce kat daha fazla tanınıyor! ve gayet de normal bir durum... bunları düşünseniz bile (ki çok zırva) kalkıp buraya yazmayın!... manyak mısınız?... çok okunanlar listesi var yanda; "benim oğlum orda neden yok?" diyen var!... :)... paylaştığım isimlerin hepsi de ellerinden geleni yapabilen gençler... ben de elinden geleni yapmaya çalışan, apayrı bir mesleği, işi gücü olan gariban bir blogçuyum!... hürriyet gazetesi mi arkadaş burası:)...

olumsuz yorum hiç yapılmadı ama iyi niyetle bile olsa, tuhaf ve olmaması gereken yorumlar sürekli yapılıyor!... neredeyse her paylaşıma!...

örneğin:

"biraz daha pişmesi gerek!"

"çok iyi çalıyor ama duygu yok!"

"benim oğlum çok daha iyi ama konservatuvara almadılar!"

"orijinale sadık kalmamış!"

"heyecandan ölecek! işi zor!"

"keith emersonla kıyaslanamaz bile!"

"doğru kalıpları kullanmamış!" (ne kalıbı?... kek kalıbı mı?)

evet; 10 yorum yapılıyorsa, 8-9 adedi gerçekten olması gereken gibi (genelde şöyle: ay canım yaaa öperim ben onu yerim yerim, çok başarılı olur inşallah) ve bu sebeple ben yorum yazmayı zorlaştırma yolunu seçmedim yani istesem kontrol etmeden yayınlatmayabilirim ancak bu durum, yorum yapacak kişileri sıkabiliyor ve ben her an bu işle uğraşamıyorum... yapılan bir katkıyı 1 hafta sonra bile kontrol ettiğim oluyor...

yukarıda örneklerini verdiğim, iyi niyetle yapıldığından emin de olduğum yorumlar; hem hiç bir işe yaramayan, hem de gençleri en çok üzen yorumlar oluyor!... arkadaş; sana ne kalıbından, duygusundan, heyecanından?... sen feyste dolanırken, o gitmiş birinci olmuş geçmiş!... duygusunu, kalıbını jüri değerlendirmiştir... ille de en doğru şeyi bildiğini ispat edecek!...

en kötüsü de; paylaştığım yabancı çocuklara pervasızca yapılan yorumlar!... nasıl olsa yabancı ya!... anlamaz nasıl olsa!... sayın geri zekalı: google çeviriyor onları!... canavar gibi gitar çalan minicik koreli çocuğa yapılan yoruma bakın: "bu çinliler bebek yiyorlar!"... pes... tamam, her yerde o cahilliğini sergiliyorsun ama yorum yaptığın yazıya bir baksana!... yahu çocuğun babası okudu onu be:)... bana yazmış adamcağız: "biz çinli değiliz, sebze meyve yeriz!"... adamcık heyecanla her gün tarıyor interneti! kimler neler yazmış, videoyu paylaşan kaç milyon! kişiye ulaşmış diye!... bu gariban türkçe bloğu bile bulmuş!... yorum diye okuduğu şeye bak!... üstelik kızı 5 yaşında idi!...

şimdi aklıma geldi, tal wilkenfelde sulanan bir sürü tip çıktı!... 1 haftada 34 yorum yapıldı kızcağıza, 34 ünü de sildim:) ... google dan çevirip, ingilizce sulanıyorlar:)... tal okusa zaten anlamaz o ingilizceyi:)... tabii bu ego tatmini dışında, çok üst seviyede bir özgüven patlaması sorunu:)... "benim yazının altında tal'den randevu koparabilen oldu mu ki" hala meraktayım:)...

aklıma gelmişken araya sıkıştırdım bu yurdum insanının tavan yapmış özgüvenini...

7 yaşında bir yeteneğin videosunun altına "ben piyano öğretmeniyim, daha çok pişmesi gerek, tecrübesiz çok" diyen kişinin öğretmenliği bir yana, ben zekasından da şüphe ederim!... örtmenim! YEDİ yaşında YEDİ!... asla büyük harf kullanmayan bana da yazdırttı koca koca... rakamla da yazayım: 7!

bu gençler çok yetenekli, doğru... hatta aralarında dahi denebilecek olanlar da az değil, bu da doğru... ama sonuçta hepsi de insan!... uzaydan gelmediler!... şehir efsanelerine konu olmadılar!... önemli kısmı "çocuk!" ... bildiğiniz; ayısıyla, topuyla, bebeğiyle de oynayan çocuk!... anne ve babalarının, yakınlarının, öğretmenlerinin üzerlerine titredikleri çocuklar!...

aynı piyano öğretmeni midir bilmiyorum, adı sanı yok, her yere yazıyor yahu!... mesken mi tuttun benim bloğu anlamadım gitti...

13 yaşındaki müzisyene "çok iyi çalıyor ama duygu yok!" diyen zerzevata ben ne diyebilirim ki?... paylaştığım kişi dünyaya adını duyurmuş! roger waters la sahneye çıkmış, roger o gence resmen hayran, çok iyi bir gitar markası da kendisine gitar hediye ediyor!... öyle bir arkadaş... gerçekten de arkadaşım, yazışıyorum kendisiyle ve yorumları okuyor... yorumu yapan ise es kaza gitar çalan, en az 30 yaşında biri!... duygulusunu da sen çal arkadaş o zaman... ne diyeyim...

"heyecandan tabii ki ölecek!" minicik ama bilmem ne hall de konser veriyor!... üstelik o heyecan o kadar önemli ki!... 50 küsur yıllık sanatçılar da yaşıyorlar o heyecanı... sen orada çalmayı bırak, konser izleyemezsin!...

"doğru kalıpları kullanmamış!" demiş bir otorite!... ama kızcağız gitmiş, çok önemli bir yarışmada 2. olmuş birader!... napçaz şincik? hııı?... aa pardon yahu, kullansaymış 1. olacakmış demek ki:)... pardon gerçekten, şimdi yazarken o ince ayrıntıyı atlamış olduğumu anladım... ama kalıbı anlamadım...

"keith emersonla kıyaslanamaz bile, kıyısından geçemez!" dedi bir emerson otoritesi daha 3 gün önce rachel flowers için yaptığım paylaşımda!... uzun mesele, gidip bakarsanız, anlarsınız kızma sebebimi...

ve aklıma şimdi gelmeyen daha neler neler... hiç birinin zerre kadar önemi yok ama o genç müzisyen için o kadar üzücü ve geriletici ki!... bereket, büyük ihtimalle (yani umarım) kimse görmeden çoğunu silebildim...

üstelik; bu tip yorumsu şeylerin hiç biri de kesinlikle doğru değil! hepsi yalan ve ego tatmini!...

"sayın otorite zat-ı alileri; senin gidip de konser izleme şansının bile olmadığı o muhteşem salonda, bu minicik sanatçı konserlere çıkıyor......." dediğimde de ortalık kana bulanıyor:)... verilecek cevap çok ama ben ne yazık ki öküzün tekiyim ve cevaplarım da öküzce oluyor... bu sebeple yanıt da veremiyorum!... iş sarpa sarıyor... "aaa neden öyle diyorsunuz sayın profesörüm....." diyemem ki ben... bakmayın bu sayfada klasik müzikçileri filan paylaştığıma, ben kibar bir klasik müzik dinleyicisi değilim... manyak bir rockçıyım maalesef... gerçi klasik müziği dinleyenler kibarlıktan kırılacak gibiler ama o müzikleri yapanlarda da kibarlık ve incelik filan yoktu... dinleyenler neden öyle oldular şimdi anlamak zor...

hiç kimse; ego tatmini için saçma sapan yalanlarla bu gençleri gelip de benim sayfamda üzemez... bu bilinsin...

son söz: eğer konuya hakim bir kişi iseniz, gelin, bu gençleri çatır çatır teknik anlamda eleştirin, ki öyle kişiler zaten asla üzmezler... çok da faydaları olur... ve sizi de çok severler eminim...

ama çocuğunuz konservatuvara giremedi diye yada siz kendinizi dünyanın en bi muhteşem müzik otoritesi zannediyorsunuz diye, yada es kaza gitarla satriani çalabiliyorsunuz diye; gelip bu sayfaya pisliklerinizi dökmeyin!...

daha da son bi söz: hıncınızı minicik bir sanatçıdan çıkaracak duruma geldiyseniz, özgüven geliştirme grup terapilerine katılın...

Yorumlar

  1. xx:D Öldüm be gülmekten:q zuhaaa:=)

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar, beni tanıyorsunuz ama ben adımı yazmıyorum buraya. Benim de evladım hakkında çok güzel bir yazı yazdınız, sizinle o zaman da yazışmıştık, biliyorsunuz. Benim çocuğum girdiği her yarışmadan derece ile dönen, çok parlak ve çok başarılı bir çocuk, siz detaylı olarak yazmıştınız. Ben öğretmenim, kızımın enstumanını da almak için seferber olunmuştu ve ummadığımız bir yerden gelmişti. Kızım için yazdığınız yazıya buradan hiç kötü yorum gelmedi, kızımda defalarca okuyuor hakkında çıkan yazıları ve çok iyi bir motivasyon oluyor. Hakkında bir gazetede çıkan ilk haberi kesip, gece onunla uyumuştu! Anlayın artık bu yazıların önemini. Sizin yazınızı okuduğumuzda da bütün arkadaşlarını arayıp haber vermişti. Kızımın kendim çektiğim videolarını paylaşıyordum, hala paylaşıyorum, ilk videosunu paylaştığımda kızım 11 yaşındaydı. O benim ve ailemöizin bebeği, meleği. Dediğiniz gib o bir çocuk şimdi büyüdü artık ama o zaman gerçekten minicikti. Okuluna başladığında öğretmeni çocuğuna bakar gibi üzerine titriyordu sağolsun . Videolarının altına aynen sizin yazdığınız gibi hatta çok da anlamsız ve kötü yazılar yazıldı! Kızım defalarca ödül aldı ama o yorumları görecek diye korkumdan inanın geceleri bile uyanıp kontrol ediyordum okumasın diye. Hala daha her gece uyanırım. Herkes anlasın diye yazıyorum bunları gerçekten güzel yazılar mutluluk kaynağı ama o yorumlar kabus gibilerdi. Bir fidan gibi büyüttüğümüz bebeğimiz o yorumları hiç okumadı ama birlikte çaldıkları aynı yaşlardaki aile dostumuzun çocuğu için yazılmış olan çok kötü bir yazıyı okumuş o çocuk ben silmeden. İnanın dünyaları yıkıldı dostumuzun oğlunun. Benim de tabii. Uzun süre aklından atamadı. Yazılan yorumda şöyle demişti o kişi hiç unutmuyorum (kız çok iyi çalıyor ama erkekte iş yok) böyle yazılır mı küçübük çocuğa sorarım size? Ve bunu yazan o kişi de galiba bir müzisyen idi. Aynen sizinde vurguladığınız gibi, çocuklarımız için bir kelime bile dünyalarını yıkmaya yetiyor. Zaten çocuklarımız yetenekleri sebebi ile çok duygusal ve kırılgan oluyorlar. Bu yazınızı görünce çok memnun oldum ve paylaşacağım aynen her yerde. Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok geç gördüm yorumunuzu, tabii tahmin ediyorum sizin kim olduğunuzu... yazdıklarınız, işin içinde olmayan biri için hiç bir anlam ifade etmeyebilir hatta bu mu yani sorun!? diyen de çıkabilir... ama yazdıklarınız tam olarak benim vurgulamak istediğim konular... bir çocuğun, hatta 20 yaşında bir gencin bile sadece 2 kelimeden dahi ne kadar etkilenebileceğini hiç hesaba katmıyorlar!... o iki kelime, o gencin hayatı yahu!... bütün hayalleri!... hiç kimsenin 2 kelime ile bir insanın bütün hayallerini yıkmaya hakkı yok kesinlikle...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o