Ana içeriğe atla

müziksel ego tatmini!

tane tane ve çok net açıklayacağım...

kendi zevkim için, hobi olsun diye ve özellikle biraz da çorbada tuzum olsun diye;
bu blogda, değişik konular yanında, belli bir çizginin üzerindeki müzisyenlerin ve grupların da elimden geldiğince tanıtımını yapmaya çalışıyorum... bir yandan öğrenip, bir yandan paylaşıyorum... bu müzisyenlerin çok azı artık kendini kanıtlamış, belli bir seviyeye ulaşmış kişiler...

bir şekilde keşfettiğimde; heyecan ve mutluluk duyduğum, çok genç, hatta çoğu çocuk kabul edilebilecek kadar genç ve üstün yeteneklere sahip sanatçılar paylaşılıyor bu blogta!...

şundan eminim: bu blogda hiç kimse olumsuz yorumlar yapmaz!... şimdiye kadar da hiç olmadı zaten... örneğin: ne kadar yeteneksiz, başarısız, berbat vs vs vs gibi... mümkün değil, olmaz ve olmadı...

son bir kaç aydır, şu da çıktı! "benim arkadaşımın yazısını kısa yazmışsın, 2 video koymuşsun, ama bir başkasının yazısı daha uzun ve 3 video var!"... hehe:)... şu da var: oğlumun yazısı az okunmuş, yorum yok ama falanca kişinin yazısı çok okunmuş ve çok yorum var!"... şunu bile yazan çıktı! "benim kızım daha tanınmış ama önce falancayı yazmışsın!" yuh artık:)... e ne yapayım ben?... yahu bahsedilen müzisyenler 5-21 yaş arasında!... birinin 30 videosu var, birinin 2 videosu var... birinin 3000 arkadaşı var, birinin 300, biri ilkolkulda, diğeri amerikada üniversitede!... birinin ailesi çok atak diyeyim, bütün gün çocuğunun videolarını ekliyor, birinin ailesine video ve bilgi gönderin, kısa da olsa bilgi vereyim diyorum ama umursamıyor... yahu ona bakarsanız; türkiyede sibel can, gürer aykaldan yada hikmet şimşekten binlerce kat daha fazla tanınıyor! ve gayet de normal bir durum... bunları düşünseniz bile (ki çok zırva) kalkıp buraya yazmayın!... manyak mısınız?... çok okunanlar listesi var yanda; "benim oğlum orda neden yok?" diyen var!... :)... paylaştığım isimlerin hepsi de ellerinden geleni yapabilen gençler... ben de elinden geleni yapmaya çalışan, apayrı bir mesleği, işi gücü olan gariban bir blogçuyum!... hürriyet gazetesi mi arkadaş burası:)...

olumsuz yorum hiç yapılmadı ama iyi niyetle bile olsa, tuhaf ve olmaması gereken yorumlar sürekli yapılıyor!... neredeyse her paylaşıma!...

örneğin:

"biraz daha pişmesi gerek!"

"çok iyi çalıyor ama duygu yok!"

"benim oğlum çok daha iyi ama konservatuvara almadılar!"

"orijinale sadık kalmamış!"

"heyecandan ölecek! işi zor!"

"keith emersonla kıyaslanamaz bile!"

"doğru kalıpları kullanmamış!" (ne kalıbı?... kek kalıbı mı?)

evet; 10 yorum yapılıyorsa, 8-9 adedi gerçekten olması gereken gibi (genelde şöyle: ay canım yaaa öperim ben onu yerim yerim, çok başarılı olur inşallah) ve bu sebeple ben yorum yazmayı zorlaştırma yolunu seçmedim yani istesem kontrol etmeden yayınlatmayabilirim ancak bu durum, yorum yapacak kişileri sıkabiliyor ve ben her an bu işle uğraşamıyorum... yapılan bir katkıyı 1 hafta sonra bile kontrol ettiğim oluyor...

yukarıda örneklerini verdiğim, iyi niyetle yapıldığından emin de olduğum yorumlar; hem hiç bir işe yaramayan, hem de gençleri en çok üzen yorumlar oluyor!... arkadaş; sana ne kalıbından, duygusundan, heyecanından?... sen feyste dolanırken, o gitmiş birinci olmuş geçmiş!... duygusunu, kalıbını jüri değerlendirmiştir... ille de en doğru şeyi bildiğini ispat edecek!...

en kötüsü de; paylaştığım yabancı çocuklara pervasızca yapılan yorumlar!... nasıl olsa yabancı ya!... anlamaz nasıl olsa!... sayın geri zekalı: google çeviriyor onları!... canavar gibi gitar çalan minicik koreli çocuğa yapılan yoruma bakın: "bu çinliler bebek yiyorlar!"... pes... tamam, her yerde o cahilliğini sergiliyorsun ama yorum yaptığın yazıya bir baksana!... yahu çocuğun babası okudu onu be:)... bana yazmış adamcağız: "biz çinli değiliz, sebze meyve yeriz!"... adamcık heyecanla her gün tarıyor interneti! kimler neler yazmış, videoyu paylaşan kaç milyon! kişiye ulaşmış diye!... bu gariban türkçe bloğu bile bulmuş!... yorum diye okuduğu şeye bak!... üstelik kızı 5 yaşında idi!...

7 yaşında bir yeteneğin videosunun altına "ben piyano öğretmeniyim, daha çok pişmesi gerek, tecrübesiz çok" diyen kişinin öğretmenliği bir yana, ben zekasından da şüphe ederim!... örtmenim! YEDİ yaşında YEDİ!... asla büyük harf kullanmayan bana da yazdırttı koca koca... rakamla da yazayım: 7!

bu gençler çok yetenekli, doğru... hatta aralarında dahi denebilecek olanlar da az değil, bu da doğru... ama sonuçta hepsi de insan!... uzaydan gelmediler!... şehir efsanelerine konu olmadılar!... önemli kısmı "çocuk!" ... bildiğiniz; ayısıyla, topuyla, bebeğiyle de oynayan çocuk!... anne ve babalarının, yakınlarının, öğretmenlerinin üzerlerine titredikleri çocuklar!...

aynı piyano öğretmeni midir bilmiyorum, adı sanı yok, her yere yazıyor yahu!... mesken mi tuttun benim bloğu anlamadım gitti...

13 yaşındaki müzisyene "çok iyi çalıyor ama duygu yok!" diyen zerzevata ben ne diyebilirim ki?... paylaştığım kişi dünyaya adını duyurmuş! roger waters la sahneye çıkmış, roger o gence resmen hayran, çok iyi bir gitar markası da kendisine gitar hediye ediyor!... öyle bir arkadaş... gerçekten de arkadaşım, yazışıyorum kendisiyle ve yorumları okuyor... yorumu yapan ise es kaza gitar çalan, en az 30 yaşında biri!... duygulusunu da sen çal arkadaş o zaman... ne diyeyim...

"heyecandan tabii ki ölecek!" minicik ama bilmem ne hall de konser veriyor!... üstelik o heyecan o kadar önemli ki!... 50 küsur yıllık sanatçılar da yaşıyorlar o heyecanı... sen orada çalmayı bırak, konser izleyemezsin!...

"doğru kalıpları kullanmamış!" demiş bir otorite!... ama kızcağız gitmiş, çok önemli bir yarışmada 2. olmuş birader!... napçaz şincik? hııı?... aa pardon yahu, kullansaymış 1. olacakmış demek ki:)... pardon gerçekten, şimdi yazarken o ince ayrıntıyı atlamış olduğumu anladım... ama kalıbı anlamadım...

"keith emersonla kıyaslanamaz bile, kıyısından geçemez!" dedi bir emerson otoritesi daha 3 gün önce rachel flowers için yaptığım paylaşımda!... uzun mesele, gidip bakarsanız, anlarsınız kızma sebebimi...

ve aklıma şimdi gelmeyen daha neler neler... hiç birinin zerre kadar önemi yok ama o genç müzisyen için o kadar üzücü ve geriletici ki!... bereket, büyük ihtimalle (yani umarım) kimse görmeden çoğunu silebildim...

üstelik; bu tip yorumsu şeylerin hiç biri de kesinlikle doğru değil! hepsi yalan ve ego tatmini!...

"sayın otorite zat-ı alileri; senin gidip de konser izleme şansının bile olmadığı o muhteşem salonda, bu minicik sanatçı konserlere çıkıyor......." dediğimde de ortalık kana bulanıyor:)... verilecek cevap çok ama ben ne yazık ki öküzün tekiyim ve cevaplarım da öküzce oluyor... bu sebeple yanıt da veremiyorum!... iş sarpa sarıyor... "aaa neden öyle diyorsunuz sayın profesörüm....." diyemem ki ben... bakmayın bu sayfada klasik müzikçileri filan paylaştığıma, ben kibar bir klasik müzik dinleyicisi değilim... manyak bir rockçıyım maalesef... gerçi klasik müziği dinleyenler kibarlıktan kırılacak gibiler ama o müzikleri yapanlarda da kibarlık ve incelik filan yoktu... dinleyenler neden öyle oldular şimdi anlamak zor...

hiç kimse; ego tatmini için saçma sapan yalanlarla bu gençleri gelip de benim sayfamda üzemez... bu bilinsin...

son söz: eğer konuya hakim bir kişi iseniz, gelin, bu gençleri çatır çatır teknik anlamda eleştirin, ki öyle kişiler zaten asla üzmezler... çok da faydaları olur... ve sizi de çok severler eminim...

ama çocuğunuz konservatuvara giremedi diye yada siz kendinizi dünyanın en bi muhteşem müzik otoritesi zannediyorsunuz diye, yada es kaza gitarla satriani çalabiliyorsunuz diye; gelip bu sayfaya pisliklerinizi dökmeyin!...

daha da son bi söz: hıncınızı minicik bir sanatçıdan çıkaracak duruma geldiyseniz, özgüven geliştirme grup terapilerine katılın...

Yorumlar

  1. xx:D Öldüm be gülmekten:q zuhaaa:=)

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar, beni tanıyorsunuz ama ben adımı yazmıyorum buraya. Benim de evladım hakkında çok güzel bir yazı yazdınız, sizinle o zaman da yazışmıştık, biliyorsunuz. Benim çocuğum girdiği her yarışmadan derece ile dönen, çok parlak ve çok başarılı bir çocuk, siz detaylı olarak yazmıştınız. Ben öğretmenim, kızımın enstumanını da almak için seferber olunmuştu ve ummadığımız bir yerden gelmişti. Kızım için yazdığınız yazıya buradan hiç kötü yorum gelmedi, kızımda defalarca okuyuor hakkında çıkan yazıları ve çok iyi bir motivasyon oluyor. Hakkında bir gazetede çıkan ilk haberi kesip, gece onunla uyumuştu! Anlayın artık bu yazıların önemini. Sizin yazınızı okuduğumuzda da bütün arkadaşlarını arayıp haber vermişti. Kızımın kendim çektiğim videolarını paylaşıyordum, hala paylaşıyorum, ilk videosunu paylaştığımda kızım 11 yaşındaydı. O benim ve ailemöizin bebeği, meleği. Dediğiniz gib o bir çocuk şimdi büyüdü artık ama o zaman gerçekten minicikti. Okuluna başladığında öğretmeni çocuğuna bakar gibi üzerine titriyordu sağolsun . Videolarının altına aynen sizin yazdığınız gibi hatta çok da anlamsız ve kötü yazılar yazıldı! Kızım defalarca ödül aldı ama o yorumları görecek diye korkumdan inanın geceleri bile uyanıp kontrol ediyordum okumasın diye. Hala daha her gece uyanırım. Herkes anlasın diye yazıyorum bunları gerçekten güzel yazılar mutluluk kaynağı ama o yorumlar kabus gibilerdi. Bir fidan gibi büyüttüğümüz bebeğimiz o yorumları hiç okumadı ama birlikte çaldıkları aynı yaşlardaki aile dostumuzun çocuğu için yazılmış olan çok kötü bir yazıyı okumuş o çocuk ben silmeden. İnanın dünyaları yıkıldı dostumuzun oğlunun. Benim de tabii. Uzun süre aklından atamadı. Yazılan yorumda şöyle demişti o kişi hiç unutmuyorum (kız çok iyi çalıyor ama erkekte iş yok) böyle yazılır mı küçübük çocuğa sorarım size? Ve bunu yazan o kişi de galiba bir müzisyen idi. Aynen sizinde vurguladığınız gibi, çocuklarımız için bir kelime bile dünyalarını yıkmaya yetiyor. Zaten çocuklarımız yetenekleri sebebi ile çok duygusal ve kırılgan oluyorlar. Bu yazınızı görünce çok memnun oldum ve paylaşacağım aynen her yerde. Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok geç gördüm yorumunuzu, tabii tahmin ediyorum sizin kim olduğunuzu... yazdıklarınız, işin içinde olmayan biri için hiç bir anlam ifade etmeyebilir hatta bu mu yani sorun!? diyen de çıkabilir... ama yazdıklarınız tam olarak benim vurgulamak istediğim konular... bir çocuğun, hatta 20 yaşında bir gencin bile sadece 2 kelimeden dahi ne kadar etkilenebileceğini hiç hesaba katmıyorlar!... o iki kelime, o gencin hayatı yahu!... bütün hayalleri!... hiç kimsenin 2 kelime ile bir insanın bütün hayallerini yıkmaya hakkı yok kesinlikle...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada