zigeunerweisen

Pablo de Sarasate
yıllar önce bana klasik müziği sevdiren eserlerden biridir zigeunerweisen... "klasik bu ise, dinlerim ben bunu yahu" dedirtmişti hiç unutmuyorum... hikmet şimşek'in o zamanlar pek değerini bilmediğim pazar konseri sayesinde bu eseri o zamanlardan kazımıştım kafama... hikmet şimşek, doğal olarak ağırından hafifinden çalardı güzel örnekler ve ben pek de ilgilenmezdim ama bir gün kalktı pablo sarasate eseri dedi!... değişik geldi adı bestecinin, biz alışmışız hep almanca isimlere... neyse, daha da ilgincini söyledi sonrasında ve zigoynervayzen dedi:)... tabii anında ilgi çekiyor bu iki ilginçlik... bach bilirdik, beethoven, mozart bilirdik... hadi en fazla rodrigo ve çaykovski... "dur bi dinleyeyim bari, değişikmiş bu" dedim ve dinleyiş o dinleyiş...

hemen bir doz zigeunerweisen almam lazım şimdi... aşağıdaki kayıtta bestecisi çalmış! yani şu bizim pablo:)... inşallah kaldırmazlar bu kaydı... 1904 yılı canlı kaydıdır çünkü...



gerçekten sinirlendiğim zamanlar dinlediklerimden... önce yumuşatıyor, ardından son kısımda neşe katıyor insana bu eser... resmen depresyon hapı...

zigeunerweisen dilimize tam olarak nasıl çevrilir konusunda hafiften bir inceleme yaptım, çingene aklı diyenler olmuş, çingene mizacı diyen olmuş... bulmaya çalışırım ben doğrusunu unutmazsam ama çok da gerekli değil aslında... çingenelerle ilgili olması benim için yeterli ve ben de kafamda tam bir karşılığını bulamadım... çingene ruhu denebilir bence çünkü eserin kendisi bence çingene... çingene ruhuna sahip olmadan da hakkı verilerek çalınabilecek bir eser de değil zaten... en azından, çalarken evren değiştirip, varsa eğer, çingenelerin paralel evrenine geçmek gerekiyor...

şunu da okuyun bi zahmet...

ispanyol besteci pablo de sarasate tarafından 1878 yılında bestelenen eser dört bölüm gibi düşünülebilir... parça çok acıklı bir ruh durumuyla başlıyor, şen şakrak bitiyor:)... boşuna demedim depresyon hapı diye... daha doğrusu; parçanın bir tek son bölümü mutlu, ilk üç bölümde zannedersiniz ki küçük emrah acılar içinde kıvranıyor...

yahu ben neden yazıyorum ki bunları, dinleyen ne hissederse onu hisseder... ben böyle hissediyorum diyelim... olabilir, adam manyaktır, ilk bölümler çok neşeli gelir:)...

tabii bu eserin o neşeli kısmı çok tanıdıktır... eser, macarların ulusal dansı csárdás ile sonlanır... bu halk dansı, çiftler tarafından yapılır, mutlaka ağır bir bölümle başlar ve göbek ata ata biter... daha doğrusu roman havasıyla biter... çigan orkestrasınca çalınır ve orijini çok eskilere dayanır bu dansın... dans da müzik de oldukça zordur...

franz lizst de macar rapsodilerinde oldukça iyi bir örneğini sunmuştur bu dansın... benim bildiğim tek klasik örnek de bu iki eserdir...

pablo sarasate dışında neredeyse bütün keman virtüözleri tarafından yorumlanmıştır ve itzhak perlman yorumu çok güzeldir bence...



bu eser, seijun suzuki nin ünlü filmine hem adını vermiştir hem de müziğini... 1980 yılı yapımı zigeunerweisen filminin müziklerinde de eser sık sık kullanılmıştır...

kontrbasçı edgar meyer, bela fleck ve mike marshall ile birlikte 1997 yılı albümü uncommon ritualde de bu eseri kullanmıştır...



paul mauriat yorumu ve düzenlemesi de oldukça güzeldir...



daha önce paylaşımda bulunmuştum ama buraya da ekleyeyim... the commander in chief ve thomas valeur yorumu ise bence çok iyi olmuş...



son olarak az önce keşfettiğim ve hayran kaldığım doğa altınok yorumunu eklemek istiyorum... orkestra eşliğinde dinlemek istiyorsanız, ismini tıklayınız...

Yorumlar

Çok Okunanlar