çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz...

gelem, gelem...

çingeneler...

dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!...

Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı / http://www.wesleyan.edu/
evet, madonna da dünya müziği yapıyor ama madonna "endüstri" nin sahiplendiği ve globalleştirdiği bir meta oldu... işte sorun tam da burada başlıyor... köyünüzün yanındaki tepeye çıkıp, bağlama çalıp, ağıt yaktığınızda, "etnik" denen müziği yapıyorsunuz... etnografik oluyor... yani yöresel... 1960 lı yılların başlarında, etno-müzikolog robert e. brown ilk defa dünyanın değişik yerlerindeki yöresel müzikleri toplamaya ve incelemeye başlıyor... daha sonraları kendisine atfen "dünya müziği" denen kavram ortaya atılıyor... dolayısıyla, tanınma fırsatı olmayan yöresel müzik tarzları da dünyaya kazandırılıyor... çok çok önemli bu adımlar...

ama daha sonra "o müzik endüstrisi" için bu yeni balta girmemiş alan yeni para basma alanı haline geliyor... yani bakir ormanlarımız gibi talana açılıyor... sonrası malum, az önce dediğim gibi, iş ırkçılığa kadar gidiyor...

sanat sanattır... müzik müziktir... yeri, yurdu, yapanı, dinleyeni, enlemi, boylamı yada saat dilimi filan da yoktur bu işin... yeryüzünde herhangi biri müzik yapar, herhangi biri de dinler; budur müzik aslında... dünyanın herhangi bir yerinde yapılan herhangi bir tür müzik aslında evrenseldir ancak müzik endüstrisinin emir ve empoze ettiğinin haricindeki müziklere "dünya" yada "etnik" gibi sıfatlar eklendi ve endüstri için ayrı bir kazanç kapısı haline geldi bu yeni oluşum... folklorik motifler yamultularak empoze edilebilir biçime sokulup piyasaya sürüldüler... açıklamak bile zor bu dünya müziği kavramını...

gerçek anlamda dünya müziği denebilecek müzik, çingene müziğidir aslında... yeri yurdu ve coğrafyası olmayan çingeneler, coğrafyası dünya olan müziği yapmaktadırlar...


çingene kültürü ve dolayısıyla çingene müziği, tıpkı şu yukarıdaki karavan gibidir... nasıl bu resme baktığımızda, en ince ayrıntısına kadar çingene koktuğunu anında anlıyorsak; çingene kokan müziği de hemen anlayabiliyoruz... hem de dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım... ait olduğumuz kültür ve coğrafya neresi olursa olsun, beynimiz anında ayırt edebiliyor çingene kokan müziği...

çingene müziğini ayırt etmek çok kolay... ancak öncelikle bir ayrımı iyi yapmak lazım, bu noktada iki farklı stil göze çarpıyor... biraz karışık ama bir noktada bu 2 farklı stil eninde sonunda birleşiyor... genelde "roman" ifadesi tüm dünya çingenelerinin müziğini ifade ederken, "gypsy" olarak ifade edilen müzik daha çok doğu avrupa ve balkan müziğini çağrıştırıyor... tersi yaklaşımlar bile mevcut bu konuda ama genelde bu şekilde önemli bir ayrım var... mesela ispanyol çingenelerinin müziği ile balkan müziği arasındaki ayrım bu konuda örnek gösterilebilir... her ikisinin de çingene kültüründen çıktığını anlıyoruz ama renk farkı söz konusu... buradaki ayrımda; müzikte ve dansta saf çingene kültürünün yada çingene kültürüne ek olarak, ülke kültürünün karışım oranları çok önemli...

tabii aynı zamanda, çingene motiflerinin diğer müzik türlerine girişimi de söz konusu ve zaman içinde çok hoş karışımlar da ortaya çıkmış... stéphane grappelli ile django reinhardt ın birlikte kurduğu "quintette du hot club de france" grubu gibi... daha bir çok örnek var ama hangi birini vereyim...



ben şu sanatçı çingenedir, anası babası filan çingenedir vb gibi bir yaklaşımı sevmediğim için, çingene sanatçılardan değil, çingene müziğinden bahsediyorum sadece... müziği yapan çingene olmayabilir ama müzik çingene tarzında olabilir... farklı ülkelerin etkileri yada hangi ülkede hangi sanatçı varmış gibi bir ayrım da beni aşar ve gereksiz... önemli olan sadece tarz ve kültürel renklilik...

mesela flamenko... güney ispanyada yaşayan endülüs halkının müziğidir... çingene etkisi özellikle danslarda ve biraz da müzikte hissedilirken, aslında çoğu kişiye direk olarak çingene kültürünü getiren flamenkoda arap etkisi çok yüksektir... dansta ise çingene etkisi... latin etkisi yok mu? o da var... flamenko dünyanın 3 önemli kültürünü bir arada yaşayan ispanyol endülüs halkının folklorik müziğidir... mesela, bir de flamenkoyla karıştırılan sevillanas tarzı vardır ki, seville halkının flamenkodan etkilenmiş etkilenmiş apayrı folklorik bir tarzdır ve kesinlikle flamenko değildir...

romanya folklorik müziği "lăutari" (sanki lavtaya benziyor) ise; romanyadaki bir sınıf çingene müzisyenin yaptığı ayrı bir müzik tarzıdır... lăutari yapan gruplara da taraf adı verilmektedir...

lăutari

bir diğer romanya folklorik müziği ise "manele" dir... klasik manelede türk etkisi çok yüksektir ve klasik enstrümanlarla çalınmaktadır... modern manelede ise, türk etkisi yanında, yunan ve arap etkisi de göze çarpmakta ve modern elektronik enstrümanlarla çalınmaktadır...

türk çingene müziği ise diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha zengindir çünkü anadolu bir çok kültürün kesişme noktasıdır... arap etkisi oldukça ön plandadır... bunun yanında gazel müziğe girmiştir... ve tabii fasıl... türk göbek dansı yada oryantal dans olarak bilinen dans da çok karakteristiktir... genel çingene müziğinde kullanılan enstrümanlara ilaveler de söz konusudur; kanun ve darbuka gibi...

çingene tarzında kullanılan enstrümanlar da neredeyse bütün dünyada aynıdır... sadece bir kaç yerel enstrüman girebilmiştir bu tarza... kullanılan enstrümanlar yukarıdaki fotoğrafta görülen; keman, çello, kontrbas, akordiyon, klarinet ve fotoğrafta olmayan ama en önemlileri olan gitar ve vurmalılar dışına pek çıkmaz... zaman zaman farklı üflemeli çalgılar yanında santur, pan flüt, kanun ve değişik vurmalılar mutlaka kullanılmaktadır... çingene müziğinde kullanılan enstrümanların çok büyük bölümü, "evrensel" çalgılardır... yani dünyada en yaygın kullanılan müzik aletleridirler...

çingene müziğindeki en ayırıcı özellik ise müziğin çalınış tarzı ve özellikle coğrafyadan kaynaklanan süslemelerdir... benim müzik bilgim bu konuda bilgi vermeye yeter kapasitede olmadığı için bu konuyu uzun uzun açmam mümkün değil... bir yerlerden çevirip, yazılacak bir konu da değil...

çalınış tarzı deyince aklıma geliveren, en önemli konu olmasına rağmen unuttuğum bir çingene müziği olan çigan a değinmeden olur mu!... ispanya, romanya, türkiye dedik ama macaristanı unuttuk... romen etkisi olmakla birlikte, aslında macar çingenelerinin başta viyana klasik müziği olmak üzere, hafif türk ve balkan etkisi de alarak yaptıkları müziktir çigan müziği... vokalli olanı da vardır, vokalsiz olanı da... vokalle yapılan çigan müziğinde tarz rapsodidir... çigan müziği tüm dünyaya kendini kabul ettirebilmiş olan en önemli tarzlardan biridir... flamenko gibi...

çigan müziğinde esas keman üzerine kuruludur ve çoğu zaman gitar ve akordiyon eşlik eder... çigan müziği, çingenelerin "biz müziğin en ustasıyız" dedikleri müziktir... tüm maharetler bir bir sergilenir çigan müziğinde... özellikle baş aktör olan keman, yüksek ustalık ister... çok zengin süslemeler vardır... ve en önemlisi doğaçlama ön plandadır... tam karakteristik çingene tarzıdır çigan... ağır bölümler biter aniden ve parça resmen uçar... sonra yeniden sükunet gelir... bu tarz tüm çingene müziklerinde var... melankoliden bir anda sıyrılıp, coşma ile dünyaya mesaj verilir:

"istediğiniz kadar üzün, çok da umurumuzda sanki; alın size şakka da şakkaaaa:)"... derler sürekli...

çigan müziği, diğer çingene müziklerinden çok farklı bir yapıya sahip... bu müzik, özellikle hiç bir eğitimden geçmemiş, nota filan bilmeyen çok usta müzisyenlerce yapılıyor... eskiden gelen yetenek ve bilgi birikiminin torunlara aktarılmasıyla işliyor her şey... zerre kadar teorik müzik bilgisine sahip olmayan macar çingeneleri bugün yüksek virtüöziteleri ile okumuşlara resmen parmak ısırtmaktadırlar...

brahms ve lizst çigan müziğini klasik müziğe çok iyi adapte etmişlerdir ve bugün macar müzisyenler de onların müziklerine mutlaka yer vermektedirler... tam macar çingene müziği örneği olmasa da, o müzikten etkilenerek yapılan brahms ın 5 nolu macar dansını paylaşayım... kemancı da ünlü roby lakatos...



biz çigan müziği diyoruz... aslında macar çingene müziğidir... en iyi temsilcilerinden biri de budapeşte çingene senfoni orkestrasıdır...

Budapest Gypsy Symphony Orchestra

macaristanın en ünlü çigan solisti sandor jaroka nın 1985 yılında ölümü sebebiyle, tüm çingene müzisyenler cenazeye gelip, tören sonrasında birlikte çalmaya başlamışlardır... sandor jaroka anısına yapılan bu doğaçlama mini konser, macar çingene senfoni orkestrasının da temelini atmış... macar müziğinin devleri, örneğin yukarıdaki videoda çalan lakatos gibi dünya devleri bu orkestrada çalmaktadırlar... türkiye dahil, neredeyse tüm ülkelerde konser verdiler...

bu orkestranın en önemli özelliği ise; nota kullanmıyor olması...

bu yazı bu kadar kısa olamaz ama benden bu kadar... belki şimdilik... çünkü dünyanın en yetenekli müzisyenlerince, dünyanın her yerinde, yüzlerce yıldı yapılan müzik için apayrı bir site açmak lazım... ben ayrı ayrı değinmeden, bir kaç ufak örnek vermeye ve kısaca bildiğim kadarıyla yazmaya çalıştım...

çingene demek; çok yetenekli insan demektir... ben çingene diyorum ama kendileri galiba roman ı tercih ediyorlar... roman zaten insan demek... çingeneler dünyanın her yerinde üstün müzik ve dans yetenekleriyle göze çarpıyorlar... yaptıkları müziğin önemli bir bölümü bugün evrensel ölçülerde önem taşıyor... bir kısmı ise yöresel ezgiler... etnik yada dünya müziği denen kısmı aslında bu yöresel kısmı sadece... geri kalan önemli kısmı ise zaten dünyaya mal oldu artık...

müziğin yeri yurdu, yaşı, başı, kökeni, etnisitesi, ırkı, şusu busu olmaz... yoktur... biri müzik yapar, o müzik dünyanındır... hatta dinleyen varsa plütondan da dinlenebilir...

müziğin yeri yurdu, kimliği bence yoktur ama bir de gerçek var ki; müzik çingenedir...


Öne Çıkan Yayın

orta çağdan günümüze hurdy gurdy