Ana içeriğe atla

gülşah erol

gülşah erol
bir süredir şöyle cazlı, doğaçlamalı, klasikli, rock lı ve özellikle kendi başına çok önemli işler çıkaran bizden birini yazma fırsatım olmadı -ki benim için büyük keyiftir- ve birden bire "paylaş oğlum bi şeyler, şöyle keyifli filan olsun" dedi bir ses ve uzun süredir hakkında bir şeyler yazmak istediğim gülşah erol geldi aklıma...

"uzun süredir yazmak istediysen, neden yazmadın be?" denmiştir şimdi büyük ihtimalle, şundan yazmadım: bazı müzisyenler azcık hiperaktif oluyorlar, kafada derleyip, toplamak biraz zaman alıyor... bi bakıyorsun, falanca ile birlikte çalmış, bi bakıyorsun bu sefer filanca ile doğaçlama yapmış, kah bir albümde, kah başka bir performansta... klasikçi mi? rocker mı? cazcı mı? anlayamıyorsun:)... 2 videosunu izliyorsun, aralarında alaka yok:)... hiç ummadığın bir konserde yada filmde bakıyorsun ki adı geçiyor!... ne zaman nerede çıkacağı belli olmayan müzisyenlerdir bunlar... gülşah erol da onlardan biri... insan paylaşırken biraz da korkuyor hata olmasın, önemli bir şeyler eksik kalmasın diye diğer yandan... bazen "acaba 2 gülşah erol var da, ben birini mi yazıyorum ki!" yada "ya birinin fotoğrafının altına öbürünü yazmayayım sakın!" bile diyor insan... zor iş blog yazmak... öyle kolay filan değil...

gülmeyin, bach bile 2 tane olduktan sonra!... google a sebastian bach yazın bakalım, kim çıkıyor!...

gevezeliği bırakıp, gelelim gülşah erola... viyolonsel sanatçısı... biz viyolonsel derdik, şimdilerde çello daha fazla kullanılmaya başlandı... ben de bu blogta kategoriler tutsun diye çello der oldum... öne çıkan sanatçılığı enstrümanist olması ama yorumculuğu yanında besteciliği de oldukça ön planda ve benim için en önemlisi doğaçlama yönünün de ağır basıyor olması... daha doğrusu, benim dikkatimi çekişi doğaçlama sebebiyle oldu... tabii genç yetenek olması da benim için oldukça önemli... ama asıl sebep nedir derseniz, yukarıdaki fotoğraf derim!... bir viyolonsel sanatçısının arkasında marshall amfi görmüşsem ben, onun peşini bırakmam:)...

1984 doğumlu bir sanatçı ve 9 yaşında viyolonsel ve piyano eğitimine başlamış anadolu üniversitesi devlet konservatuvarında... oldukça uzun bir özgeçmişe sahip gülşah erol ve ben bu blogda uzun uzun kendi sayfalarında olan konuları tekrarlamaktan pek hoşlanmıyorum... en iyisi resmi sayfasının bağlantısını vereyim, bütün bilgilere oradan ulaşın... tabii şöyle bir sorun var, aslında sorun değil ama kendi adına bir resmi sayfa değil, cargo sayfası ve ileride belki değişebilir, bilmiyorum...

http://cargocollective.com/gulsaherol

tabii topu sayfasına atıp da "gidin, hazır yazılmışı var" deyip de kestirmeden gitmeyeceğim çünkü öyle çalışmaları ve projeleri var ki bahsetmeden geçmek mümkün değil... ama önce benim çok hoşuma giden bir videosunu paylaşayım... once there was a king... birds ensemble çalışmasındaki 3 harika parçadan biri... tytus majerski filmi... anladığım kadarıyla kısa filmin orijinal müziğinin kime ait olduğu bilinmiyor ve gülşah erol tarafından çok iyi bir şekilde yorumlanmış... gülşah erola eşlik eden müzisyenler ise; barış ertürk (saksafon), azad samad kamali (piyano), feryin kaya (bas) ve berke can özcan (vurmalı)...

müzik çok güzel, yorum da öyle... defalarca üst üste dinletiyor kendisini... filmdeki versiyon ile dijital albümdeki versiyon da oldukça farklı ve her ikisi de apayrı güzellikteler... yukarıda bahsettiğim zorluklardan biri de bu idi işte... bu tip çalışkan müzisyenlerin çalışmalarını eksiksiz yakalayıp takip etmek gerçekten oldukça zor...

http://gulsaherol.bandcamp.com/album/birds-ensemble

yukarıdaki linkten albüme ulaşıp, satın alabilirsiniz... dilerseniz hediye olarak da gönderebilirsiniz...



gülşah erol; halihazırda, ben bu yazıyı yazıp, sağ salim paylaşıncaya kadar yeni eklemeler olmazsa, anadolu senfoni orkestrasında viyolonsel sanatçısı... bunun yanında, mutrib ve yekpare ile de çalışmalarını sürdürüyor...

mutrib... tarab kökünden gelen bir kelime... çalgıcı, şarkıcı anlamına geliyor... tabii bizi ilgilendiren, alternatif rock grubumuz mutrib... ne yalan söyleyeyim, tanımıyordum ve gülşah erol sayesinde tanımış oldum... ayrıca mutlaka paylaşmak istediğim bir grup ama şimdilik tek bir video paylaşıp, sonraya bırakayım... ama en azından isimleri vereyim; gülşah erol, çağrı erdem, alp çoksoyluer ve zafer tunç resuloğlu... mutribde vokalleri yapıyor gülşah erol, onu da unutmadan belirteyim...

mutrib - palyaço



ben korhan futacının paylaşımını yazarken çok yorgun düşmüştüm, gülşah erol da o kadar yoracak gibi:)... zaten taranta babuda da var kendisi!... arkadaş 1 adet grubun olsun, onu yazalım geçelim... ne bu yahu! daha dans, tiyatro ve film olayına gireceğiz!... başka sanatçılarla çalışmalarından bahsedeceğiz ve kendi çalışmalarına değineceğiz!... yukarıda yekpare dedik,  o öyle duruyor!... :) çok seviyorum böyle sanatçıları ama işin gerçeği...

neyse, mutrib dedik... aşağıdaki röportaj çok güzel, okuyun...

fırlatıp atmak istediğimiz bir şeyler var...

yekpare... çok farklı bir proje... çok güzel çalışmaları var... yekpareyi de yakından tanımıyordum... çok beğendim gerçekten bu grubu da... aşağıdaki müzik harika... ney ile çellonun elektronik dansı...



yekpare için aşağıdaki bağlantıyı tıklayın...

yekpare

gülşah erol çello çalıyor yekparede... diğer müzisyenler ise; burak malçok, serkan alkan ve oray yay...

gülşah erol ve dahil olduğu tüm projeler çizginin oldukça üstünde... gülşah erol için bir ara özet geçmek gerekirse; besteci, yorumcu, vokalist, çelist, film müziği, canlı performans, doğaçlama, aavandard caz, klasik, elektronik, alternatif rock, enstrümantal, post ve pop rock demek gerekiyor ve ben kendi bakış açıma göre; progresif müzik sınırları içine dahil ediyorum rahatlıkla...

bu arada; güncellemelerle ilgili bir sorun da söz konusu... benim güncel çalışmalar olarak bahsettiğim bazı çalışmalar sayfasında eski projeler olarak geçiyor... bence eskisi yenisi pek de önemli değil ama buradan tüm projelerine ulaşabilirsiniz gülşah erolun...

yine belirteyim; resmi sayfa olarak geçen bu sayfa cargo ağına bağlı bir sayfa ve yeterli bilgi mevcut ancak gelecekte değişebilir ve kendi adı ile bir sayfa açılabilir...

birlikte çalışmalar yaptığı ve çalışmalarına katıldığı yerli ve yabancı onlarca müzisyen de var... o isimlere de sayfasından ulaşabilirsiniz... benim burada her birinden detaylı olarak bahsetmem ne yazık ki mümkün değil...

gülşah erolun ilk çalışmaları ve başarıları doğal olarak klasik tarzda... belirtmekte yarar gördüğüm önemli bir konu ise; 2007 yılında mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarında lisans üstü çalışmasına başlaması ve 2009 yılında çalışmasını tamamlamış olması...

film müziği, tiyatro ve dans müziği alanlarında da önemli çalışmalara katılmıştır... 2011 yılında erhan arık a ait türk-ermeni sorunlarını anlatan belgeselin müziklerini hem bestelemiş hem de yorumlamıştır... bunun yanında; atlıkarınca ve gişe memuru filmlerinin müziklerinde katkısı oldukça önemlidir ve atlıkarınca en iyi müzik dalında ödül almış bir filmdir... son olarak da madımak carinanın günlüğü ve sarmaşık filmlerinin müziklerinde katkı sağlamıştır...

bir çok albümde de katkısı oldukça önemli gülşah erolun... gevende, on your horizon, christian eldefors, ahmet kenan bilgiç, yekpare, kafabindünya, melis danişmend, şirin soysal ve yasemin mori albümlerinde yer aldığı isimlerden bazıları...

solo çalışmalarına ve diğer eski ve yeni tüm projelerine aşağıdaki linkten hızlıca ulaşabilirsiniz...

projeler

tanıdıkça daha da derinleşen genç bir sanatçı gülşah erol ve benim burada bahsedemediğim o kadar çok çalışması ve katkısı var ki!... çok çalışkan sanatçılarımızdan ve gelecekte çok farklı ve çok başarılı "daha önce yapılmamış, denenmemiş" bir çok çalışmaya ve başarıya imza atacağından da eminim ben...

düzenli olarak blog paylaşımları da yapan bir sanatçı...

çok beğendiğim bir paylaşım daha yapıp bitireceğim ama ben eminim ki kısa bir süre içinde çok önemli bir şeyi atlamış olduğumu fark edip, ekleyeceğim buraya:)...

gülşah erol & giray gürkal - the monk who goes to the light



çok iyi:)...


Yorumlar

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok memnun oldum korhan bey, değer verip de yorum yazdığınız için... ancak bir noktada affınıza sığınarak açıklık getirmek zorundayım; ben yazıda üstüne basa basa "bilgi sahibi olduğum bir grup" demişim, çok müthiş bir grup olduğunuzu defalarca belirtmişim... "ıslak köpek bilgi sahibi olduğum bir grup ama ben de bir şeyler yazamayacağım" dememin sebebi de şudur: ben bu blogda resmi bilgilerle teyit edemediğim hiç bir şeyi yazmıyorum çünkü ciddi hatalara sebep olabilirim...

      ıslak köpek hakkında bilgi sahibi olmadığımı da nereden çıkardınız.. benim gayet iyi bildiğim bir gruptur.. ben ülkemize özgü asıl davranış olan "teyit etmeden ve resmi kaynaklara dayanmadan sallama yöntemini" uygulamayan biriyim ki siz de biraz haksızlık yapmışsınız bana..

      bazen espriler de katarak yazıyor olmam asla bilgisizce yazıyor olmam olarak düşünülmesin..

      korhan bey; yine sizin gibi büyük müzisyene yakıştıramadığım bir cümleniz daha olmuş... magazinvari yazılar yazan biri değilim ben!... her kelimemi yazarken 50 kere okurum, o yazıyı garantiye almadan da asla yayınlamam... ben gülşah erol bahsetti diye bilgi sahibi olmadığım halde ıslak köpeği yazıp, fırça kaymış değilim...

      siz lütfen yazıyı bir kez daha okur musunuz?...

      Sil
    2. ben "bilmediğim konuyu, grubu ve kişiyi asla yazmam"... yazıyorsam, emin olun ki tahmininizin çok üzerinde bilgi sahibiyimdir... ıslak köpek hakkında yazmıyorum dememin sebebi, herhangi bir şekilde sahip olduğum bilgiyi teyit edemiyor olmamdır...

      ıslak köpek sizin grubunuz değildir sadece, ıslak köpek "bizim" grubumuzdur!... siz de bir şekilde ıslak köpek hakkında gerekli her türlü bilgiyi gelecek kuşaklara aktarırsanız ben çok mutlu olurum...

      diğer bir konu; bu yazı gülşah erol ile ilgili... ıslak köpek ile ilgili değil... gülşah hanım çalıştığı projeleri ve grupları çok da haklı olarak belirtmiş... sadece 10 dakika bile sizinle çalmış olabilir... kendisi ıslak köpek gibi harika bir grupla ve sizlerle birlikte çalmışsa, kendisi de bunu gururla ifade ediyorsa, sizin de kendisini sizinle çalmaya çok uygun bulduğunuz anlamına geliyor... gülşah erolun sizinle kısa yada uzun (farketmez bence) çalışmış olması buraya gelip de belirtmenizi gerektirecek bir konu mu?

      ıslak köpek muhteşem bir grup, gülşah erol da muhteşem bir sanatçı...

      sizin gibi bir müzisyene ve ıslak köpek gibi bir gruba fırça kaymak benim haddime değil kesinlikle... ben müzik ve müzisyen aşığı bir insanım... ama bu blogdaki diğer paylaşımlara dikkat etmeden, bu yazıyı da dikkatlice okuma inceliğini göstermeden, üstelik benim çok değer vererek hakkında yazı yazdığım bir sanatçı için "o bizimle çalıyorum demiş ama vs vs vs"şeklinde oldukça garip bir tutum sergilemiş olmanızı ciddi biçimde yadırgadım... ayıp karşıladım...

      gülşah erolun sizinle çalışmış olması sizi gururlandırmalı idi...

      bu sayfa çok basit bir kişisel blog... bu blogda dikkat ederseniz reklam da yok... bu blogdan ben para kazanmıyorum, üstüne para harcıyorum... sadece keyif aldığım için yaptığım bir uğraşı... magazin gazetesi dedikodu yazarı muamelesi yapmış olmanızı da yadırgadım...

      ben siz değerli müzisyenlerin onlarca yıllık emeklerinin çok daha sağlam bir şekilde geleceğe taşınması için hiç de üzerime vazife olmadığı halde o sorumluluğu içimde hissederek, buradan diyorum ki: "aman sayın sanatçılar, geleceğin gençleri de sizi bilsinler"... ama cahil ve üzerine ukala oluyorum :) "bana bilgi sahibi olmadan fikir sahibi ukala" diyen yeter ki sizin gibi çok iyi bir müzisyen olsun:)... ben çok memnun oldum sizin gelip yazmanıza... ukala demeniz bile çok sevindirdi beni gerçekten:)...

      şanssızlığınız şu: burası gazete sayfası olsaydı, işiniz bir bakıma kolaydı ama burası "sadece benim görüşlerimin ve beğenilerimin objektifçe ve doğru biçimde yazılmakta olduğu bir blog"... ve ben inatla tekrar yazıyorum: ne yapıp edip, ıslak köpeği 80 yıl sonra da bilinecek biçimde geleceğe taşıyın... taşımazsanız da sizin bileceğiniz iş...

      son olarak bir kez daha şunu belirtmek istiyorum; gülşah erol sizinle kısa süre çalışmış da olabilir, o sizinle, siz de onunla çalışarak çok iyi yapmışsınız, keşke devam etseymişsiniz...

      saygılar, teşekkürler...

      Sil
    3. Korhan Erel tarafından yapılan yorumu görünce dayanamadım yazıyorum. Umarım silinmez. Korhan Bey, yapılan eleştiriyi yerinde bir eleştiri olarak kabul etmişsiniz ama sonrasında da bir sürü şey sıralamaşsınız. Zafer Bey çok yerinde cevaplar vermiş ama yazdıklarınız gerçekten yakışıksız bir saldırı olmuş. Üstü kapalı olarak Gülşah hanıma bile laf etmişsiniz ki o konuda bir şeyler yazarsam eğer sizin için ağır olabilir. Bu sitenin sahibi Zafer Bey, bize yıllarca forumlarda Islak Köpek de dahil olmak üzere çok faydalı bilgiler vermiş biridir. Siz zannedersem birinin gazı ile gelmişsiniz buraya ve yazıyı bile okumadan sayıp döküp gitmişsiniz. Zaten sizin gibi kişiler bir yandan her şeyi ve herkesi eleştirler ama eleştirdikleri her türlü şeyi de yapmaktan kendilerin alıkoyamazlar. Zafer Bey zaten Islak Köpek i eleştirmemiş ki. Yaptığınız yanlışı yüzünüxe vurmuş, Siz de kabul etmişsiniz.

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. sayın korhan erel, tekrar çok teşekkür ederim bilgilendirmeniz için... benim için sizin direk olarak gelip buraya yazmanız önemli... ben "benim yüzümden" burada üstelik çok severek hakkında paylaşım yaptığım bir müzisyene herhangi bir şekilde laf edilmesine tahammül edemiyorum... işte tam da bu sebeple "güvenemediğim" bilgileri buraya asla yazmıyorum... çünkü biri gelip, laf edebilir… önce şunu net biçimde bir kez daha yazayım: gülşah erol "ben ıslak köpeğin elemanıyım demiyor ki!"... yahu sayın korhan erel, gülşah erol "ıslak köpekle de çalışmış olduğunu belirtiyor"... nasıl anlatayım size daha da açık bunu... bir sanatçının biyografisidir bu!... cv sidir… referanslarıdır, emeğidir şudur budur… neden size bu derece ters geldi anlamadım!... yazıda "gülşah erol ıslak köpeğin bir elemanıdır" diye bir ifade yok... kaldı ki, wiki de öyle yazıyor… gülşah erol da "ben ıslak köpeğin elemanıyım" demiyor... birlikte çalıştığı ve proje yaptığı isimleri yazdım sadece... bunda anlaşılmayacak ne var ki... falanca sanatçı telvin ile çalışmış desem, erkan oğur gelip de bana "ne diyosun yahu sen o falanca kişi telvin üyesi değil ki, nasıl söyler bunu" mu diyecek?... şimdi bu yazıdan ıslak köpek ile ilgili her şeyi sileceğim çünkü bu blog 2004 yılından beri var ama hiç böyle bir sorun yaşamadım ben 11 yılda... korhan bey; geçen sene de bu sayfadaki ıslak köpek paylaşımını silmek zorunda kalmıştım!...

    YanıtlaSil
  6. ıslak köpek hakkında bilgi sahibi olmamam konusuna gelince; ben 40 küsur yıldır tuvalette bile rock dinleyen, her türlü bilgiyi arşivleyen ama deep purple, pink floyd yada led zeppelin ve queen gibi grupların bile elemanlarını aklında tutmayan biriyim… neden öyle derseniz, bilmiyorum… benim için müzik önemli, gerisi biraz teferruat zannedersem… roger waters ve david gilmour haricinde pink floyd elemanı yazmak için gidip bir yerlere bakan biriyim… ıslak köpek dendiğinde de ben aklımı zorlaya zorlaya 2 isim zar zor çıkarabilirim şu anda bile… kimi adamların saat kaçta tuvalete gittiğini bile bilir ama o sound u kavrayamaz… ben aslında “e ne olacak, bilmiyorum” deyip de geçen biriyim hiç de utanmadan ama konu o değil… konu aslında sadece ve sadece “gülşah erol”… bu paylaşım sadece gülşah erol hakkında… ıslak köpek kısmını da çıkardım mı olacak bitecek… diğer konu da “tam olarak benim kızdığım, sizin de alındığınız konu!”… ben timur selçuk paylaşımı yaparken, babasının adını bile!!!, gidip kontrol etmeden yazmayan biriyim!... çünkü ortalık “attila ilhan” değil de “atilla ilhan” yazanlarla dolu!... münir yerine minür diyenler de cabası… ben böyleyim yapacak bir şey yok… ıslak köpek hakkında “resmi elden çıkmış” bilgi olmayınca, ister istemez böyle oluyor… ne demek istediğimi anlatabilmişimdir inşallah...
    ıslak köpek ve iç dinamiklerini bilemem ve beni de pek ilgilendirmiyor… anladığım kadarıyla çok çaba sarfetmişsiniz ve geride kalmış… ıslak köpeğin geleceğe taşınmasını ben çok isterim ama onu da ben bilemem… bu sayfada “sadece ülkemizden” bir çok isme çok kızmışlığım vardır… açık açık çekinmeden, üstüne basa basa kızıyorum… yüzlerce isim bugün artık bilinmiyor… üzüntü verici bence…
    bu sayfa “çok basit, kişisel bir blog” benim işim de bu değil… bu sayfa, sadece bir hobi… zannedersem bir açığı kapattı biraz nasıl olduysa, iyi durumda bir sayfa oldu!... ben de şaşırdım… ama ben “çok basit, alelade bir dinleyici ve müzik hastası biriyim” ben röportaj yapabilecek biri değilim:)… keşke o boyutlarda imkanım ve zamanım olsa… belki emekli olduktan sonra… yani burası, sabah işe giden, akşam dönen, fırsat buldukça bir şeyler paylaşmaya çalışan, alelade birinin sayfası… basit bir blog… okul değil, kitap değil, dergi yada ansiklopedi değil :)
    çok teşekkür ederim, saygılar, sevgiler… :)

    YanıtlaSil
  7. Çok lüzumsuz yorumlar, tartışma olmuş. Bi başkasına ait yazının altında bu gibi gereksiz laflara ne gerek var. Korhan erel, gurubunuzla ilgili paylaşım olsa ve o konuda bir şey söyleseniz anlayacaz. Gelmişiniz bir de burada reklam yapıyosunuz. Islakköpek onu yapmış bunu yapmış. Buraya bu kadar zaman harcayacağına gidip sayfa açsan olay bitecek. Silin şu yazıları ya yazıyı yazdığın adama ayıp bu yorumlar. Zafer kardeşim, sende boşver be, kim ne yaparsa yapsın. Sayfaları olsa, bilgi olsa ne olur olmasa ne olur. Gelecek nesillerinn ıslak köpeği bilmesi unutmasımı kaldı Allah aşkına. Bilmeyecekleri ıslak Köpek olsun..Geçmişlerinden haberleri olmayacak ıslak köpekmiş nemli köpekmiş kuru köpekmiş omu yani derdin beya

    YanıtlaSil
  8. Gülşah Erol'u da daha önce hiç duymadığım bir isim. Bir çok müzisyen gibi O'nu da burada tanıdım. Çok beğendim Gülşah kardeşim çalışmalarını. Ben de yıllarımı verdim bu işe. Harikasınız siz gençler bümbüt gümbürsünüz. Bazı tarzlar bana uzak ama Zafer kardeşimin defalarca yazmış olduğu gibi çok çalışkan müzisyenlersiniz siz. Biz eskiler anca rotayı doğrultmayı belki becerebildik zaman yetmedi bize, siz götüreceksiniz artık. Klasikten jaaza bu bayrak artık sizde. Kutlarım seni güzel kardeşim. Buradan başka yerlerdede izledim dinledim, alınma ama bazı şeyler bana ters ama bazı çalışmalar tam da gelecek vaad ediyor. Sağolun sizler.

    YanıtlaSil
  9. Ben tartışmadan geri çekiliyorum. Yazdığım her şeyi sildim. Siz de silin ki cevaplarınız havada kalmasın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…