Ana içeriğe atla

gülşah erol

gülşah erol
bir süredir şöyle cazlı, doğaçlamalı, klasikli, rock lı ve özellikle kendi başına çok önemli işler çıkaran bizden birini yazma fırsatım olmadı -ki benim için büyük keyiftir- ve birden bire "paylaş oğlum bi şeyler, şöyle keyifli filan olsun" dedi bir ses ve uzun süredir hakkında bir şeyler yazmak istediğim gülşah erol geldi aklıma...

"uzun süredir yazmak istediysen, neden yazmadın be?" denmiştir şimdi büyük ihtimalle, şundan yazmadım: bazı müzisyenler azcık hiperaktif oluyorlar, kafada derleyip, toplamak biraz zaman alıyor... bi bakıyorsun, falanca ile birlikte çalmış, bi bakıyorsun bu sefer filanca ile doğaçlama yapmış, kah bir albümde, kah başka bir performansta... klasikçi mi? rocker mı? cazcı mı? anlayamıyorsun:)... 2 videosunu izliyorsun, aralarında alaka yok:)... hiç ummadığın bir konserde yada filmde bakıyorsun ki adı geçiyor!... ne zaman nerede çıkacağı belli olmayan müzisyenlerdir bunlar... gülşah erol da onlardan biri... insan paylaşırken biraz da korkuyor hata olmasın, önemli bir şeyler eksik kalmasın diye diğer yandan... bazen "acaba 2 gülşah erol var da, ben birini mi yazıyorum ki!" yada "ya birinin fotoğrafının altına öbürünü yazmayayım sakın!" bile diyor insan... zor iş blog yazmak... öyle kolay filan değil...

gülmeyin, bach bile 2 tane olduktan sonra!... google a sebastian bach yazın bakalım, kim çıkıyor!...

gevezeliği bırakıp, gelelim gülşah erola... viyolonsel sanatçısı... biz viyolonsel derdik, şimdilerde çello daha fazla kullanılmaya başlandı... ben de bu blogta kategoriler tutsun diye çello der oldum... öne çıkan sanatçılığı enstrümanist olması ama yorumculuğu yanında besteciliği de oldukça ön planda ve benim için en önemlisi doğaçlama yönünün de ağır basıyor olması... daha doğrusu, benim dikkatimi çekişi doğaçlama sebebiyle oldu... tabii genç yetenek olması da benim için oldukça önemli... ama asıl sebep nedir derseniz, yukarıdaki fotoğraf derim!... bir viyolonsel sanatçısının arkasında marshall amfi görmüşsem ben, onun peşini bırakmam:)...

1984 doğumlu bir sanatçı ve 9 yaşında viyolonsel ve piyano eğitimine başlamış anadolu üniversitesi devlet konservatuvarında... oldukça uzun bir özgeçmişe sahip gülşah erol ve ben bu blogda uzun uzun kendi sayfalarında olan konuları tekrarlamaktan pek hoşlanmıyorum... en iyisi resmi sayfasının bağlantısını vereyim, bütün bilgilere oradan ulaşın... tabii şöyle bir sorun var, aslında sorun değil ama kendi adına bir resmi sayfa değil, cargo sayfası ve ileride belki değişebilir, bilmiyorum...

http://cargocollective.com/gulsaherol

tabii topu sayfasına atıp da "gidin, hazır yazılmışı var" deyip de kestirmeden gitmeyeceğim çünkü öyle çalışmaları ve projeleri var ki bahsetmeden geçmek mümkün değil... ama önce benim çok hoşuma giden bir videosunu paylaşayım... once there was a king... birds ensemble çalışmasındaki 3 harika parçadan biri... tytus majerski filmi... anladığım kadarıyla kısa filmin orijinal müziğinin kime ait olduğu bilinmiyor ve gülşah erol tarafından çok iyi bir şekilde yorumlanmış... gülşah erola eşlik eden müzisyenler ise; barış ertürk (saksafon), azad samad kamali (piyano), feryin kaya (bas) ve berke can özcan (vurmalı)...

müzik çok güzel, yorum da öyle... defalarca üst üste dinletiyor kendisini... filmdeki versiyon ile dijital albümdeki versiyon da oldukça farklı ve her ikisi de apayrı güzellikteler... yukarıda bahsettiğim zorluklardan biri de bu idi işte... bu tip çalışkan müzisyenlerin çalışmalarını eksiksiz yakalayıp takip etmek gerçekten oldukça zor...

http://gulsaherol.bandcamp.com/album/birds-ensemble

yukarıdaki linkten albüme ulaşıp, satın alabilirsiniz... dilerseniz hediye olarak da gönderebilirsiniz...



gülşah erol; halihazırda, ben bu yazıyı yazıp, sağ salim paylaşıncaya kadar yeni eklemeler olmazsa, anadolu senfoni orkestrasında viyolonsel sanatçısı... bunun yanında, mutrib ve yekpare ile de çalışmalarını sürdürüyor...

mutrib... tarab kökünden gelen bir kelime... çalgıcı, şarkıcı anlamına geliyor... tabii bizi ilgilendiren, alternatif rock grubumuz mutrib... ne yalan söyleyeyim, tanımıyordum ve gülşah erol sayesinde tanımış oldum... ayrıca mutlaka paylaşmak istediğim bir grup ama şimdilik tek bir video paylaşıp, sonraya bırakayım... ama en azından isimleri vereyim; gülşah erol, çağrı erdem, alp çoksoyluer ve zafer tunç resuloğlu... mutribde vokalleri yapıyor gülşah erol, onu da unutmadan belirteyim...

mutrib - palyaço



ben korhan futacının paylaşımını yazarken çok yorgun düşmüştüm, gülşah erol da o kadar yoracak gibi:)... zaten taranta babuda da var kendisi!... arkadaş 1 adet grubun olsun, onu yazalım geçelim... ne bu yahu! daha dans, tiyatro ve film olayına gireceğiz!... başka sanatçılarla çalışmalarından bahsedeceğiz ve kendi çalışmalarına değineceğiz!... yukarıda yekpare dedik,  o öyle duruyor!... :) çok seviyorum böyle sanatçıları ama işin gerçeği...

neyse, mutrib dedik... aşağıdaki röportaj çok güzel, okuyun...

fırlatıp atmak istediğimiz bir şeyler var...

yekpare... çok farklı bir proje... çok güzel çalışmaları var... yekpareyi de yakından tanımıyordum... çok beğendim gerçekten bu grubu da... aşağıdaki müzik harika... ney ile çellonun elektronik dansı...



yekpare için aşağıdaki bağlantıyı tıklayın...

yekpare

gülşah erol çello çalıyor yekparede... diğer müzisyenler ise; burak malçok, serkan alkan ve oray yay...

gülşah erol ve dahil olduğu tüm projeler çizginin oldukça üstünde... gülşah erol için bir ara özet geçmek gerekirse; besteci, yorumcu, vokalist, çelist, film müziği, canlı performans, doğaçlama, aavandard caz, klasik, elektronik, alternatif rock, enstrümantal, post ve pop rock demek gerekiyor ve ben kendi bakış açıma göre; progresif müzik sınırları içine dahil ediyorum rahatlıkla...

bu arada; güncellemelerle ilgili bir sorun da söz konusu... benim güncel çalışmalar olarak bahsettiğim bazı çalışmalar sayfasında eski projeler olarak geçiyor... bence eskisi yenisi pek de önemli değil ama buradan tüm projelerine ulaşabilirsiniz gülşah erolun...

yine belirteyim; resmi sayfa olarak geçen bu sayfa cargo ağına bağlı bir sayfa ve yeterli bilgi mevcut ancak gelecekte değişebilir ve kendi adı ile bir sayfa açılabilir...

birlikte çalışmalar yaptığı ve çalışmalarına katıldığı yerli ve yabancı onlarca müzisyen de var... o isimlere de sayfasından ulaşabilirsiniz... benim burada her birinden detaylı olarak bahsetmem ne yazık ki mümkün değil...

gülşah erolun ilk çalışmaları ve başarıları doğal olarak klasik tarzda... belirtmekte yarar gördüğüm önemli bir konu ise; 2007 yılında mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarında lisans üstü çalışmasına başlaması ve 2009 yılında çalışmasını tamamlamış olması...

film müziği, tiyatro ve dans müziği alanlarında da önemli çalışmalara katılmıştır... 2011 yılında erhan arık a ait türk-ermeni sorunlarını anlatan belgeselin müziklerini hem bestelemiş hem de yorumlamıştır... bunun yanında; atlıkarınca ve gişe memuru filmlerinin müziklerinde katkısı oldukça önemlidir ve atlıkarınca en iyi müzik dalında ödül almış bir filmdir... son olarak da madımak carinanın günlüğü ve sarmaşık filmlerinin müziklerinde katkı sağlamıştır...

bir çok albümde de katkısı oldukça önemli gülşah erolun... gevende, on your horizon, christian eldefors, ahmet kenan bilgiç, yekpare, kafabindünya, melis danişmend, şirin soysal ve yasemin mori albümlerinde yer aldığı isimlerden bazıları...

solo çalışmalarına ve diğer eski ve yeni tüm projelerine aşağıdaki linkten hızlıca ulaşabilirsiniz...

projeler

tanıdıkça daha da derinleşen genç bir sanatçı gülşah erol ve benim burada bahsedemediğim o kadar çok çalışması ve katkısı var ki!... çok çalışkan sanatçılarımızdan ve gelecekte çok farklı ve çok başarılı "daha önce yapılmamış, denenmemiş" bir çok çalışmaya ve başarıya imza atacağından da eminim ben...

düzenli olarak blog paylaşımları da yapan bir sanatçı...

çok beğendiğim bir paylaşım daha yapıp bitireceğim ama ben eminim ki kısa bir süre içinde çok önemli bir şeyi atlamış olduğumu fark edip, ekleyeceğim buraya:)...

gülşah erol & giray gürkal - the monk who goes to the light



çok iyi:)...


Yorumlar

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok memnun oldum korhan bey, değer verip de yorum yazdığınız için... ancak bir noktada affınıza sığınarak açıklık getirmek zorundayım; ben yazıda üstüne basa basa "bilgi sahibi olduğum bir grup" demişim, çok müthiş bir grup olduğunuzu defalarca belirtmişim... "ıslak köpek bilgi sahibi olduğum bir grup ama ben de bir şeyler yazamayacağım" dememin sebebi de şudur: ben bu blogda resmi bilgilerle teyit edemediğim hiç bir şeyi yazmıyorum çünkü ciddi hatalara sebep olabilirim...

      ıslak köpek hakkında bilgi sahibi olmadığımı da nereden çıkardınız.. benim gayet iyi bildiğim bir gruptur.. ben ülkemize özgü asıl davranış olan "teyit etmeden ve resmi kaynaklara dayanmadan sallama yöntemini" uygulamayan biriyim ki siz de biraz haksızlık yapmışsınız bana..

      bazen espriler de katarak yazıyor olmam asla bilgisizce yazıyor olmam olarak düşünülmesin..

      korhan bey; yine sizin gibi büyük müzisyene yakıştıramadığım bir cümleniz daha olmuş... magazinvari yazılar yazan biri değilim ben!... her kelimemi yazarken 50 kere okurum, o yazıyı garantiye almadan da asla yayınlamam... ben gülşah erol bahsetti diye bilgi sahibi olmadığım halde ıslak köpeği yazıp, fırça kaymış değilim...

      siz lütfen yazıyı bir kez daha okur musunuz?...

      Sil
    2. ben "bilmediğim konuyu, grubu ve kişiyi asla yazmam"... yazıyorsam, emin olun ki tahmininizin çok üzerinde bilgi sahibiyimdir... ıslak köpek hakkında yazmıyorum dememin sebebi, herhangi bir şekilde sahip olduğum bilgiyi teyit edemiyor olmamdır...

      ıslak köpek sizin grubunuz değildir sadece, ıslak köpek "bizim" grubumuzdur!... siz de bir şekilde ıslak köpek hakkında gerekli her türlü bilgiyi gelecek kuşaklara aktarırsanız ben çok mutlu olurum...

      diğer bir konu; bu yazı gülşah erol ile ilgili... ıslak köpek ile ilgili değil... gülşah hanım çalıştığı projeleri ve grupları çok da haklı olarak belirtmiş... sadece 10 dakika bile sizinle çalmış olabilir... kendisi ıslak köpek gibi harika bir grupla ve sizlerle birlikte çalmışsa, kendisi de bunu gururla ifade ediyorsa, sizin de kendisini sizinle çalmaya çok uygun bulduğunuz anlamına geliyor... gülşah erolun sizinle kısa yada uzun (farketmez bence) çalışmış olması buraya gelip de belirtmenizi gerektirecek bir konu mu?

      ıslak köpek muhteşem bir grup, gülşah erol da muhteşem bir sanatçı...

      sizin gibi bir müzisyene ve ıslak köpek gibi bir gruba fırça kaymak benim haddime değil kesinlikle... ben müzik ve müzisyen aşığı bir insanım... ama bu blogdaki diğer paylaşımlara dikkat etmeden, bu yazıyı da dikkatlice okuma inceliğini göstermeden, üstelik benim çok değer vererek hakkında yazı yazdığım bir sanatçı için "o bizimle çalıyorum demiş ama vs vs vs"şeklinde oldukça garip bir tutum sergilemiş olmanızı ciddi biçimde yadırgadım... ayıp karşıladım...

      gülşah erolun sizinle çalışmış olması sizi gururlandırmalı idi...

      bu sayfa çok basit bir kişisel blog... bu blogda dikkat ederseniz reklam da yok... bu blogdan ben para kazanmıyorum, üstüne para harcıyorum... sadece keyif aldığım için yaptığım bir uğraşı... magazin gazetesi dedikodu yazarı muamelesi yapmış olmanızı da yadırgadım...

      ben siz değerli müzisyenlerin onlarca yıllık emeklerinin çok daha sağlam bir şekilde geleceğe taşınması için hiç de üzerime vazife olmadığı halde o sorumluluğu içimde hissederek, buradan diyorum ki: "aman sayın sanatçılar, geleceğin gençleri de sizi bilsinler"... ama cahil ve üzerine ukala oluyorum :) "bana bilgi sahibi olmadan fikir sahibi ukala" diyen yeter ki sizin gibi çok iyi bir müzisyen olsun:)... ben çok memnun oldum sizin gelip yazmanıza... ukala demeniz bile çok sevindirdi beni gerçekten:)...

      şanssızlığınız şu: burası gazete sayfası olsaydı, işiniz bir bakıma kolaydı ama burası "sadece benim görüşlerimin ve beğenilerimin objektifçe ve doğru biçimde yazılmakta olduğu bir blog"... ve ben inatla tekrar yazıyorum: ne yapıp edip, ıslak köpeği 80 yıl sonra da bilinecek biçimde geleceğe taşıyın... taşımazsanız da sizin bileceğiniz iş...

      son olarak bir kez daha şunu belirtmek istiyorum; gülşah erol sizinle kısa süre çalışmış da olabilir, o sizinle, siz de onunla çalışarak çok iyi yapmışsınız, keşke devam etseymişsiniz...

      saygılar, teşekkürler...

      Sil
    3. Korhan Erel tarafından yapılan yorumu görünce dayanamadım yazıyorum. Umarım silinmez. Korhan Bey, yapılan eleştiriyi yerinde bir eleştiri olarak kabul etmişsiniz ama sonrasında da bir sürü şey sıralamaşsınız. Zafer Bey çok yerinde cevaplar vermiş ama yazdıklarınız gerçekten yakışıksız bir saldırı olmuş. Üstü kapalı olarak Gülşah hanıma bile laf etmişsiniz ki o konuda bir şeyler yazarsam eğer sizin için ağır olabilir. Bu sitenin sahibi Zafer Bey, bize yıllarca forumlarda Islak Köpek de dahil olmak üzere çok faydalı bilgiler vermiş biridir. Siz zannedersem birinin gazı ile gelmişsiniz buraya ve yazıyı bile okumadan sayıp döküp gitmişsiniz. Zaten sizin gibi kişiler bir yandan her şeyi ve herkesi eleştirler ama eleştirdikleri her türlü şeyi de yapmaktan kendilerin alıkoyamazlar. Zafer Bey zaten Islak Köpek i eleştirmemiş ki. Yaptığınız yanlışı yüzünüxe vurmuş, Siz de kabul etmişsiniz.

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. sayın korhan erel, tekrar çok teşekkür ederim bilgilendirmeniz için... benim için sizin direk olarak gelip buraya yazmanız önemli... ben "benim yüzümden" burada üstelik çok severek hakkında paylaşım yaptığım bir müzisyene herhangi bir şekilde laf edilmesine tahammül edemiyorum... işte tam da bu sebeple "güvenemediğim" bilgileri buraya asla yazmıyorum... çünkü biri gelip, laf edebilir… önce şunu net biçimde bir kez daha yazayım: gülşah erol "ben ıslak köpeğin elemanıyım demiyor ki!"... yahu sayın korhan erel, gülşah erol "ıslak köpekle de çalışmış olduğunu belirtiyor"... nasıl anlatayım size daha da açık bunu... bir sanatçının biyografisidir bu!... cv sidir… referanslarıdır, emeğidir şudur budur… neden size bu derece ters geldi anlamadım!... yazıda "gülşah erol ıslak köpeğin bir elemanıdır" diye bir ifade yok... kaldı ki, wiki de öyle yazıyor… gülşah erol da "ben ıslak köpeğin elemanıyım" demiyor... birlikte çalıştığı ve proje yaptığı isimleri yazdım sadece... bunda anlaşılmayacak ne var ki... falanca sanatçı telvin ile çalışmış desem, erkan oğur gelip de bana "ne diyosun yahu sen o falanca kişi telvin üyesi değil ki, nasıl söyler bunu" mu diyecek?... şimdi bu yazıdan ıslak köpek ile ilgili her şeyi sileceğim çünkü bu blog 2004 yılından beri var ama hiç böyle bir sorun yaşamadım ben 11 yılda... korhan bey; geçen sene de bu sayfadaki ıslak köpek paylaşımını silmek zorunda kalmıştım!...

    YanıtlaSil
  6. ıslak köpek hakkında bilgi sahibi olmamam konusuna gelince; ben 40 küsur yıldır tuvalette bile rock dinleyen, her türlü bilgiyi arşivleyen ama deep purple, pink floyd yada led zeppelin ve queen gibi grupların bile elemanlarını aklında tutmayan biriyim… neden öyle derseniz, bilmiyorum… benim için müzik önemli, gerisi biraz teferruat zannedersem… roger waters ve david gilmour haricinde pink floyd elemanı yazmak için gidip bir yerlere bakan biriyim… ıslak köpek dendiğinde de ben aklımı zorlaya zorlaya 2 isim zar zor çıkarabilirim şu anda bile… kimi adamların saat kaçta tuvalete gittiğini bile bilir ama o sound u kavrayamaz… ben aslında “e ne olacak, bilmiyorum” deyip de geçen biriyim hiç de utanmadan ama konu o değil… konu aslında sadece ve sadece “gülşah erol”… bu paylaşım sadece gülşah erol hakkında… ıslak köpek kısmını da çıkardım mı olacak bitecek… diğer konu da “tam olarak benim kızdığım, sizin de alındığınız konu!”… ben timur selçuk paylaşımı yaparken, babasının adını bile!!!, gidip kontrol etmeden yazmayan biriyim!... çünkü ortalık “attila ilhan” değil de “atilla ilhan” yazanlarla dolu!... münir yerine minür diyenler de cabası… ben böyleyim yapacak bir şey yok… ıslak köpek hakkında “resmi elden çıkmış” bilgi olmayınca, ister istemez böyle oluyor… ne demek istediğimi anlatabilmişimdir inşallah...
    ıslak köpek ve iç dinamiklerini bilemem ve beni de pek ilgilendirmiyor… anladığım kadarıyla çok çaba sarfetmişsiniz ve geride kalmış… ıslak köpeğin geleceğe taşınmasını ben çok isterim ama onu da ben bilemem… bu sayfada “sadece ülkemizden” bir çok isme çok kızmışlığım vardır… açık açık çekinmeden, üstüne basa basa kızıyorum… yüzlerce isim bugün artık bilinmiyor… üzüntü verici bence…
    bu sayfa “çok basit, kişisel bir blog” benim işim de bu değil… bu sayfa, sadece bir hobi… zannedersem bir açığı kapattı biraz nasıl olduysa, iyi durumda bir sayfa oldu!... ben de şaşırdım… ama ben “çok basit, alelade bir dinleyici ve müzik hastası biriyim” ben röportaj yapabilecek biri değilim:)… keşke o boyutlarda imkanım ve zamanım olsa… belki emekli olduktan sonra… yani burası, sabah işe giden, akşam dönen, fırsat buldukça bir şeyler paylaşmaya çalışan, alelade birinin sayfası… basit bir blog… okul değil, kitap değil, dergi yada ansiklopedi değil :)
    çok teşekkür ederim, saygılar, sevgiler… :)

    YanıtlaSil
  7. Çok lüzumsuz yorumlar, tartışma olmuş. Bi başkasına ait yazının altında bu gibi gereksiz laflara ne gerek var. Korhan erel, gurubunuzla ilgili paylaşım olsa ve o konuda bir şey söyleseniz anlayacaz. Gelmişiniz bir de burada reklam yapıyosunuz. Islakköpek onu yapmış bunu yapmış. Buraya bu kadar zaman harcayacağına gidip sayfa açsan olay bitecek. Silin şu yazıları ya yazıyı yazdığın adama ayıp bu yorumlar. Zafer kardeşim, sende boşver be, kim ne yaparsa yapsın. Sayfaları olsa, bilgi olsa ne olur olmasa ne olur. Gelecek nesillerinn ıslak köpeği bilmesi unutmasımı kaldı Allah aşkına. Bilmeyecekleri ıslak Köpek olsun..Geçmişlerinden haberleri olmayacak ıslak köpekmiş nemli köpekmiş kuru köpekmiş omu yani derdin beya

    YanıtlaSil
  8. Gülşah Erol'u da daha önce hiç duymadığım bir isim. Bir çok müzisyen gibi O'nu da burada tanıdım. Çok beğendim Gülşah kardeşim çalışmalarını. Ben de yıllarımı verdim bu işe. Harikasınız siz gençler bümbüt gümbürsünüz. Bazı tarzlar bana uzak ama Zafer kardeşimin defalarca yazmış olduğu gibi çok çalışkan müzisyenlersiniz siz. Biz eskiler anca rotayı doğrultmayı belki becerebildik zaman yetmedi bize, siz götüreceksiniz artık. Klasikten jaaza bu bayrak artık sizde. Kutlarım seni güzel kardeşim. Buradan başka yerlerdede izledim dinledim, alınma ama bazı şeyler bana ters ama bazı çalışmalar tam da gelecek vaad ediyor. Sağolun sizler.

    YanıtlaSil
  9. Ben tartışmadan geri çekiliyorum. Yazdığım her şeyi sildim. Siz de silin ki cevaplarınız havada kalmasın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va