Ana içeriğe atla

erdal yapıcı

bir çok paylaşımımda olduğu gibi, yine denk geliş karşıma çıkan bir müzisyen erdal yapıcı... ve yine kendisi hakkında bilgim yok denecek kadar az... gerçi ben zaten pek biyografi filan gibi şeylerle uğraşmıyorum yani yaptığı müzik dışında hiç bir sanatçının hayatının geri kalan kısmı beni pek ilgilendirmiyor... tabii erkan oğur gibi aynı zamanda bir filozof yada timur selçuk gibi bir devrimci olmadıkları sürece...

oğur sazı
erdal yapıcı
"oğur sazı" hakkında bir şeyler kurcalıyordum, doğal olarak erkan oğur geliyor öncelikle ama erkan oğur ile birlikte erdal yapıcı da çıkıyor karşınıza... hemen videolarını izledim ve çok beğendim çalışını ve tarzını erdal yapıcının... kimmiş bu genç sanatçı dediğimde de resmen duvara tosladım... hiç bir bilgiye ulaşamadım hakkında... çoğu zaman resmi web sayfası olmasa bile, bir kaç konuda bilgi edinmeyi becerirdim ama bu sefer resmen duvar...

sadece facebook sayfasını bulabildim... bir çok videosuna bu sayfadan ulaşabilirsiniz... gerçekten çok güzel çalışmaları var... youtube sayfasından da izleyebilirsiniz...

facebook/erdal yapıcı

youtube/erdal yapıcı

benim niyetim aslında oğur sazı hakkında bir şeyler yazmaktı ama oğur sazı konusunda karşıma erdal yapıcıyı çıkarıyorsa google, demek ki bu konuda çok önemli bir müzisyen bu genç arkadaş dedim ve erdal yapıcı başlığı altında kısaca oğur sazı hakkında da bilgi vermeye çalışayım diye düşündüm... erkan oğur hakkında daha önce pek de haddim olmadan karalamıştım bir şeyler zaten... o paylaşımlara da aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz...

renkten renge erkan oğur & fuad

oğur sazı, adından anlaşılacağı üzere, üstad erkan oğur tarafından icad edilmiş gitarımsı bir bağlama... orijinali 6 telli olan bu enstrüman aslında bir bağlama olmasına rağmen, teller tek tek ve gitardaki gibi yerleştirilmiş... mızrapsız çalınıyor... çalınış tarzı tıpkı gitar gibi elle yani arpej şeklinde... oğur sazının ben daha önce 2 farklı tipini daha görmüştüm, onlar da erkan oğur tarafından yapılmışlardı, galiba biri 9 telli idi, 10 telli olmadığından eminim... diğeri de tıpkı 12 telli akustik gibi idi yani çift sıra, 6 tel oluyor...

erdal yapıcının çaldığı ise 10 telli... teller tek tek... bu tipini daha önce ben görmemiştim... erkan oğur çoğu zaman 6 tek sıra telli olan tipini çalıyor, en çok rastladığım o... bu 10 telli olanı erdal yapıcı geliştirmiş olabilir ama bilmiyorum... erdal yapıcı geliştirmiş olabilir dememin sebebi ise; kendisinin itü türk müziği konservatuvarı mezunu olması... dedim ama sazı yapan hacı akpınar mış... cem saz evi... neyse, ben öğrendikçe eklerim buraya:)...

hemen erdal yapıcıdan on telli oğur sazı videosu paylaşayım... kaytağı çıktı denk geliş, bayıldığım bir türküdür...



erdal yapıcı da, oğur sazı da, türkü de harika...

şimdi salakça bir ukalalık olacak ama yazmadan da duramadım; çocukluğumdan beri ben bu oğur sazının hayalini kurmuşumdur... ben bağlamaya pek ısınabilmiş biri değilim ama sesi de hoşuma gider... yani sesini sevmeme rağmen, çalma kısmına pek ısınabilmiş değilimdir... hep derdim, şunun sesi bağlama kalsa da tipi ve çalması biraz değişse diye:)...

konuya döneyim ben hemen... erdal yapıcı ustalığı hemen göze çarpan bir müzisyen... hemen bir ukalalık daha patlatayım hazır ısınmışken; ben usta olmayan kişiyi burada asla paylaşmam... oğur sazını yazardım, 1-2 de erkan oğur videosu koyardım, geçerdim normalde ama bu genç usta kesinlikle es geçilebilecek biri değil...

az önce belirttiğim gibi, erdal yapıcı çok iyi bir okuldan mezun... yani zaten mektepli... müziğin batısını, doğusunu filan çok iyi bildiği kesin... ben hiç anlamam teknikten, teoriden... ben eğer biraz anlıyorsam bu işlerden, bu genç müzisyen bu işi çok seviyor... benim anlayabildiğim kısmı sadece o bu konuda... çok seviyor müziği, bağlamayı, gitarı, oğur sazını, perdesiz gitarı...

müzisyen erdal yapıcı aynı zamanda psikolojik danışman ve rehber öğretmenlik de yapıyor... trt sanatçılığı da cabası... bir önemli cabası daha var; çift taraflı gitarın da mucidi... bilmiş bilmiş yazıyorum ama çift taraflı gitarı da şimdi öğrendim:)... bazen böyle oluyor; pek bilgi sahibi olmadan "yahu yazarım 2 satır, sonra eklerim, şimdilik en azından videolarını paylaşayım" diyorum; şu anda olduğu gibi iş gittikçe derinleşiyor:)... en son yanlış hatırlamıyorsam, zeki çağlar namlı hakkında 2 satır yazayım derken apayrı bir dünyaya açılmıştım... şimdi de öyle olacak zannedersem...

çok yönlü ve işini çok severek yapan insanlar böyle oluyorlar... az önce çalgı yapımı konusunda büyük ihtimalle bilgilidir demiştim, çalgı tasarımcısı çıktı erdal yapıcı...

benim gibi blogçuyu asla bulamazsınız... yazarken öğreniyorum daha ne olsun... şu anda çok şaşırmış durumdayım ama!... michael angelonun çift saplı gitarını biliriz tabii gitar manyağı olarak... ilk defa jimi page de gördüğüm çift gövdeli gitarı da biliyoruz doğal olarak... 3 lüsünü de gördüm steve vaide idi galiba... bir komedyenin 6 lısı da vardı:)... erkan oğurda da var hastası olduğum çift gövdeli gitar, biri perdeli, diğeri perdesiz... ama ben bir tarafı perdeli, diğer tarafı perdesiz gitarı ilk defa görüyorum:)))... var mı yahu böyle bir şey, adam gitarı çeviriyor, arkası perdesiz gitar:)...

iyi ki oğur sazı derken karşıma çıkınca "hımmm iyi müzisyen bu erdal yapıcı, paylaşmak gerek" demişim... şu anda "ben ne beceriksiz bir blogçuyum yahu" diyorum:)... ama benim baştan beri sloganım bellidir: "yazarken öğreniyorum"...

hemen paylaşayım şu çift taraflı gitarı... parça özgür babacanın "piraye" si... aslında nazım hikmetin bu piraye... parçanın tamamının linki aşağıda ama ben sadece erdal yapıcının perdesiz solosunu paylaşacağım... videonun hemen başına çok dikkat edin... BU VİDEO KALDIRILMIŞ... ÜSTELİK BAHSETTİĞİM ÇİFT TARAFLI GİTAR DA SIRRA KADEM BASMIŞ... BÖYLE KALSIN BURASI DA...



bence çok hoş, ilginç ve harika bir buluş... kutluyorum erdal yapıcıyı... böyle ustalara ve müzisyenlere gerçekten çok ihtiyacımız var bizim... ve gerçekten tanıdıkça mutlu oluyorum bu genç yetenekleri...

tek merak ettiğim, bir tarafı çalarken, arka taraftaki diğer gitar sorun çıkarmıyor mu? yani hiç dokunmamak gerekiyor... üstünüze de değmeyecek gitarın diğer yanı... sol baş parmak da arkadaki tellere değmeyecek... bir taraf çalınırken, arka kısımda baş parmakla olaya dahil olmak da mümkün... baş parmakla müziğin bas alt yapısını da çalabilirsiniz... hımmm iyi bir şey...:)...

kendisiyle birlikte çalışmalar yapmış olsunlar yada olmasınlar; bu genç arkadaşların erkan oğurun "yeniden" açtığı yoldan ilerlediklerini düşünüyorum... ben dahil, hepimiz (yada çoğumuz diyeyim) burnumuzun dibindeki (de değil, aslında içimizdeki) çoğu zenginliği uzun süredir (100-200 yıl kadar yada daha uzun) bir kenara itmişiz... resmen yok saymışız, yabancı hayranı olmuşuz, en iyi ihtimalle bize aktarılmamış... benim anladığım kadarıyla; erkan oğur yıllar önce eski sayfaları yeniden açtı... gençlerin ilgisini çekecek tarzda açtı... perdesiz, ebow, bağlama, oğur sazı, kopuz vs vs derken gençler bayıldılar bu işe... telvinle yüzyıllar öncesini caz yaptı, blues yaptı, fusion takıldı... haklarını yemeyelim; çok etkili olmasa da, başta moğollar olmak üzere, anadolu pop denen akım kıyısından biraz dolanmıştı klasik kemençeyle, yaylı tamburla...

ama tekrar edeyim; erkan oğur açtı bu sayfayı ve şimdi erdal yapıcı gibi gençler o sayfayı doldurmaya çabalıyorlar...

oğur sazı diye başladım ama nerelere geldik... oğur sazını ayrıca yazarım artık... erdal yapıcı hakkında bilgiye ulaştıkça da eklerim buraya... ben bütün videolarını izleyeyim; bakalım hangisini beğenip, paylaşacağım aşağıda...

uğur önür ve erdal yapıcıdan al fadimem... bayıldığım nadir türkülerden biridir... kabak kemane de ilginç atraksiyonlar yapmış... bu türküler bende sigara içme isteği uyandırıyor nedense...

geçmişe yoğun özlem!... BİR ÇOK VİDEO  KALDIRILMIŞ... ESKİDEN YERLERİNE YENİ VİDEOLAR BULUP, METİNLERİ DE DEĞİŞTİRİRDİM FALAN FİLAN...




Yorumlar

  1. Emekli bir halk müziği sanatçısıyım ve benim çalıştığım son dönemler bizim için tam bir tükenmişlik zamanları idi ne yalan söyleyeyim. Bir kenara atılmış hissdiyorduk ve çok dar bir yapı içinde idik. Yaşı orta grubu aşmış kişilerin radyoda dinledikleri bir müzik idi halk müziğimiz. Şimdi bu gençleri gördükçe çok mutlu oluyorum. İlk Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı yanlış hatırlamıyorsam 1976 yılında açılmıştı ve çok kısa sürede büyük atılımlar beklemiştik ama olmamıştı. Çok uzun sürdü meyvelerini almak. Şimdi çok genç ve batı tarzlarına da açık, onları da iyi bilen, müziği de iyi bilen gençler çok arttılar. Benim kuşağım gördüğüm kadarıyla bu gençlere pek eğilmiyorlar, belki yetersiz bile buluyorlardır bir şey diyemem ama ben kendi adıma şunu buraya yazmak zorundayım, iyi ki var bu gençler. Erdal Yapıcı Beyi ve Sinan Cem Beyi bu sayfadan okudum. Çok memnun oldum. Çağlar ile daha önce tanışmıştık. Benim sizden ve sizin gibi müzik üzerine yazan gönül dostlarından çok önemli bir ricam olacak. Lütfen bu genç kardeşlerimizi yalnız bırakmayın. Batı müziğinin gençlerce dinlenmesi de gayet normal ama Halk Müziğimize bugün can suyu vermeye çalışan, bu sanatkarlarımıza çok ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Saygı ve Sevgilerimle teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. güzel yorum ve katkılarınız için çok teşekkür ederim, çok memnun oldum... saygı ve hürmetlerimi sunuyorum...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…