Ana içeriğe atla

müziğin diliyle


trt nin 5 kıtada yayın yapan haber ve kültür kanalı trt türk de yayınlanan müzik programı oluyor bu müziğin diliyle... programın adı zaten çok güzel ve konsepti de adına yaraşır şekilde çok iyi düşünülmüş... uzun uzun konuşmalarla vakit öldürülmeyen (en sinir olduğum şeydir müzik programında car car konuşulması), konuk sanatçılar hakkında kısaca bilgi verilip, ara ara sohbet edilen ve başından sonuna kadar müzik ile dolu, sadece müziğin konuştuğu bir program...

ben uzun süre bu programın farkına varamadım bir türlü çünkü hiç televizyon seyretmeyen biriyim... daha doğrusu, programın sadece bazı bölümlerini, sanatçılar bazında ve sadece videolarından izlemiş olduğum için olsa gerek; programın özünü çok geç fark edebildim... o kadar ilgisiz ve aptalım ki, ben zeki çağlar namlıyı bu programın konuğu zannetmiştim, onun hakkında yazarken:)...

bu program; özellikle benim gibi doğaçlama hastaları için tam bir biçilmiş kaftan... "gerçek müzik doğaçlamadır" diyenler için gerçek bir huzur ortamı yaratıyor müziğin diliyle... zeki çağlar namlı nın sunuculuğunu yaptığı programda; davet edilen konuklar, hem kendi enstrümanları ile eserlerinden örnekler veriyorlar hem de değişik konularda hazırlanmış görüntüleri izleyerek doğaçlama yapıyorlar... o kadar iyi düşünülmüş ki gerçekten... benzeri programlar var mı dünyada bilmiyorum ama müzik açısından çok güzel bir yaklaşım... yıllar önce benzeri bir yaklaşımı tuluyhan uğurlu nun "kutsal kitaptan ayetler" konserinde görmüştüm, daha sonra 2 ayrı albüm olarak çıkmıştı... ama müziğin diliyle programının süreklilik arz etmesi ve her programda farklı ülkelerden, çok iyi müzisyenlerin programa davet ediliyor olmaları çok güzel... bazı müzisyenlerin doğaçlamada ne kadar iyi olduklarını görmek ve o anı, onların diliyle yaşamak bile çok keyifli...



müzik, aslında hep yaşamı anlattı... peki, müziği hiç görebildiniz mi?

müziğin diliyle programının sayfasında böyle ifade etmişler... müziği hiç görebildiniz mi? demişler... müzik hep yaşamı anlattı gerçekten... her şey yaşamın içinde ve yaşamın ta kendisi... müzik zaten yaşamın ta kendisi... ama "müziği görmek" bana biraz tuhaf geldi... yada ben anlayamadım... ben müziği görmeyi hiç düşünmemiştim, daha doğrusu görme ihtiyacı duymadım hiç herhalde... müzik gibi bir şeyi ben zaten "hiç bir şey görmemek için yada hiç bir şey görmeden sadece hissedebilmek için" dinliyorum... hatta dinlemek de yetmiyor... nasıl tarif edebileceğimi bilemedim... sanki böyle içimden akıp geçmeyince ben dinleyemiyorum o müziği... buna görmek eklenince bana ters geldi... müziği görmek deyince ben ters algılıyorum... müzik dinletilen ressamın yaptığı doğaçlama resim gibi... yahu neden takıldım ki bu kadar ayrıntıya şimdi ben... harika bir program işte... ne derlerse desinler... üstelik ben kavrayamamışımdır işin özünü... zeki çağlar namlının bir çok videosunun bu programdan alınmış olduğunu görünce, "yahu bu adamı bu programa sürekli neden davet ediyorlar ki!" diyebilecek kadar şeyim sonuçta ben:)...

yok ben hakikaten ruh hastasıyım:)... manyak mıyım neyim:)... müziği görmek beni çok rahatsız etti:)... sanki müzik tahtından indirildi gibi hissettim... duymak, görmeye yenilmiş gibi hissettim...

programın teması çok hoş... müzisyen, gördüğünü notlara aktarıyor... gördüğünü bize enstrümanıyla ve ruhuyla tercüme ediyor... onun gözünden duyuyorsunuz resmi... ben galiba şuna takıldım kaldım; mesela programda o görüntüleri ben görmesem ve tahminde bulunabilsem... sanatçı şu anda "mevsimleri tasvir ediyor" diyebilsem mesela... üstüne üstlük, bir de tuttursam ne izleyip, neyi tasvir ettiğini o anda, tadından yenmez...

ben zırvalamaya başladım... derdimi de anlatamadım büyük ihtimalle...

özetle; bu program duyduğum ve bildiğim en iyi müzik programı... gerçek bir müzik programı... sunucusu mükemmel... teması mükemmel... yaklaşımı mükemmel... çağrılan sanatçılar da mükemmel... (mükemmel kelimesine karşı biri olarak, ne kadar çok mükemmel yazmışım!... bu lafı sevmem çünkü mükemmel bulduğunuz şeyin yaratıcısını zora sokar, zaten mükemmelse neden çabalasın ki!)... anladığım ve bulabildiğim kadarıyla; programın sunuculuğu yanında, yapımcılığını ve prodüktörlüğünü de yapıyor zeki çağlar namlı... umarım tv dilinde her ikisi de aynı anlama gelmiyordur, hiç anlamam bu işlerden... müziğin diliyle programının gerçekleşmesinde emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum böyle bir program yaptıkları için...

programın tüm eski bölümlerine trt türk youtube adresinden ulaşmak mümkün ama programın trt-türk sayfasından da tüm videolara ulaşabilir; benim gibi kafanıza estikçe, dinlenmek için, dalıp gitmek için yada ustalık izlemek için, keyifle ve huzurla defalarca izleyebilirsiniz...

ben hem çok beğendiğim ilginç bir müzisyen olması sebebiyle, hem de "ben küçük bir müzisyenim, büyük fikirlerim yok" diyebildiği için dhaffer youssef in konuk olduğu bölümü aşağıda paylaşmak istiyorum... ama siz programı mutlaka sürekli takip edin; verdiğim linklerden de eski programların tamamını mutlaka izleyin... yani isterseniz tabii... biraz emir verir gibi oldu:)...

müziğin diliyle; 15. bölüm... konuk: dhaffer youssef



bu program, trt nin uydudan yayın yapmayan ulusal kanallarından birinde de tekrar edilmeli bence... yaz aylarında da olabilir... en uygun bir şekil yada zamanda da olabilir... mümkünse...

Yorumlar

  1. Duymuştum bu programı ama bulamıyorum ben bir türlü:( trt nin bu kanalını. Sayenizde hiç olmasza videolarına ulaştım. Çok beğendim gerçekten çok güzelmiş.. Teşekkür ederim, ben hiç bilmediğim dünya müzisyenlerini izledim videolarda, program çok güzel. Birde Zeki Çağlaryı çok beğendim, hakkında sayfasını buldum, videolarınıda izledim ama mp3 lerini bulamıyorum yardımcı olurmusunuz.. teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar:)... teşekkür ederim... trt türk uydudan ve bildiğim kadarıyla digitürk, teledünya vb gibi kanallardan izlenebiliyor... evet, harika bir program... zeki çağlar namlı da harika... ama mp3 konusu olmadı şimdi gülperi hanım:)... albümlerini satın alsak?...

      Sil
    2. 14 yaşındayım öğrenciyim benim yaşadığım yerde bu albümler satılmıyor.

      Sil
  2. Öğrenciyim ben ve alamam Çünkü yaşadığım şehirde yok bu sanatçılar. Cd lerin satıldığı yerler yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cevapsız bırakmışım gibi olmasın, zeki çağlar namlıyı ne kadar çok sevdiğini bilse, eminim sana özel konser bile verirdi:)... mp3 e çevirip, gönderdim, iyi dinlemeler...

      Sil
  3. Albümleri yok ki zaten piyasada! Tükenmiş yeniden basılıp dağıtılacakmış D&R dan öyle diyorlar.

    YanıtlaSil
  4. Teşeküe ederim:=) Bana kızmasın Çağlar bey çünkü gerçekten ben onun çoook seviyorum ve bizim burda yok onun CD si hiç. Sevdiğim müziklerin hiç birisi satılmıyor:=( Korsan olmasın diyrlar ama ben yazayım buraya duysunlar büyük şehirler dışında kimsenin cdsine paramızı vererk bile olsa ulaşamıyourz biz:( Busayfada yazan hiç kimse satılmıyor hiç bir yerde.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…