Ana içeriğe atla

hameran

benim için "doğru düzgün insan" demek olan hameran, kalem oynatmak demek oluyor... yazmak... ama içi boş bir yazma işlemi değil... aynı zamanda kalem oynatan, yazan, yazıcı... biraz daha anlam katmaya çalışırsam, kızacak kendisi biliyorum bu yazma işlemini printer a kadar götürmemek gerekir günümüz gençliğinin daha iyi kavraması için... hameran ı anlayacak kesim anlar zaten... çok derin yazan, kalem oynatan ifadesini ben sözleriyle yol gösteren, savaşan şeklinde anlamak istiyorum... kısaca, özet bilgi verilebilecek bir müzisyen değil hameran... o yüzden sayfasına gidip, kendiniz anlayacaksınız...

hameran

hameran, hip hop, rap ve hardcore rap demektir... gizemlidir, kendisinden bahsetmez... paylaşmaya çalıştığım kişi hakkında biyografi isterseniz eğer; yok!... kendisine göre, çocuk işçi... aslan, tutsak yada ölü... dediğim gibi kendiniz keşfedeceksiniz... keşfederken sakın ama sakın hoşunuza gitmeyen 1-2 kelime sebebiyle vazgeçmeyin! en başta yazdım, doğru düzgün kalem oynatan kişidir... yada vazgeçin, kendisinin pek umursayacağını zannetmiyorum ama ben umursarım çünkü takıntılarımız sebebiyle çoğu zaman bir çok şeyi es geçe geçe kolay ve değersiz olan ne varsa başımıza taç yaptık... en önemli konu, anlamaya çalışmaktır... tek gözünü kapatanın megastar olduğu, piramid figürü yapanın eurovisionda birinci seçildiği günümüzde, anlamaya çalışmak da kolay değil aslında...

hameran tabii ki müzisyen... söyleyeceği çok şey olan bir müzisyen... söylediği ve söyleyeceği her şeye sıkı sıkıya bağlı, ben buyum, değişemem, doğru bence budur, ölsem de budur ve arkasındayım diyen bir müzisyen... çok uzun süredir yazma planlarım içinde olan ama kolaya kaçıp da "alın işte bu hameran, gidin dinleyin..." demek istemediğim biri olduğu için bugüneymiş kısmet...

bir de şu var tabii; hameran gibi müzisyenler "aman gazetede 2 fotoğrafım daha çıksın, 2 blogda benden bahsedilsin yada gece kulübünde falancayla görüneyim vs vs vs" diyen popçu misali, her şeyiyle ortada olan kişiler değiller!... özetle, biyografisi olmayan bir müzisyen hakkında bildiklerinizi ulu orta yazamazsınız...

benim kendisini tanımam, yıllar önce başka bir isim altında gerçekleşti... müzik türü ayrımı yapmayan, kaliteli ve emek harcanarak yapılan her müziğe önem veren ancak öncesinde hiç hip hop, rap vs dinlememiş biri olan bana bu türleri dinletebilen ilk ve tek müzisyendir kendisi... şimdi ise "hameran" ve kendi açısından bakarsak, daha zoru seçmiş... ben şundan eminim, piyasaya yönelik müzik yapma yolunu seçseydi eğer, şu anda ben daha basit ve anlaşılır şeyler yazıyor olacaktım... benim için de kendisi için de kolay olacaktı ama dedim ya az önce, hameranın  anlatmak istediği budur! yani yeni albümü liberta dır ve o yüzden kendisi şu anda libertadır...

liberta albümünü buradan indirebilirsiniz...

liberta; özgürlük ama benim anladığım daha farklı bir anlam oldu! sadece özgürlük değil, liberta bir taştır, hameran taşı atan...

liberta albümü, tam bir dayanışma ürünü... amatör bir çalışma! amatör kelimesi nedense ülkemizde olumsuz bir algılamaya sebep oluyor ama amatör demek aslında "herhangi bir kaygısı olmayan, büyük bir emek harcanarak yapılan, para kazanma amacı güdülmeyen" gibi anlamlar ifade eder... en doğru ve net yaklaşım ise; "para kazanmak için yapılmayan" ifadesidir çünkü zıttı olan profesyonel ifadesinin tek anlamı meslek icra ederek, para kazanmaktır... profesyonel olmak; iyi olmak değil, para kazanmaktır...

benim kesinlikle inandığım, arkasında inatla durduğum konuların başında gelir amatörlük ve amatör ruh... ve kesinlikle iddia ediyorum ki; "amatör ruhla ortaya konan eserlerin tamamı, adına profesyonel denen çalışmaların tamamından çok daha fazla emek harcanarak yapılır ve çok daha kalitelidirler" ... hameran ın yeni albümü liberta da o çalışmalardan biridir...

liberta albümünü hakkını vererek anlayabilmek, günümüz dünyasında çok da kolay değil... en başta, bu müzik türünü çok iyi kavramış olmak gerekir... bunu teknik anlamda yazıyorum... hip hop, rap ve türevlerinin felsefesini ve teknik alt yapısını bilmek gerekir... en azından, sample, sampling, mix, feat, loop vs vs vs nedir inceleyin, öğrenin eğer bilmiyorsanız... aksi taktirde çok kolaydır "lan bu çalıntı" gibi tepkiler vermeniz... gerçi rodrigonun gitar konçertosunu da araklayabilecek kadar ilginç kişilik de çıkabilir mi? bilmiyorum ama emin de değilim yani türkiyede çıkabilir:)... neden alt yapı olarak aranjuez seçilmiş? eğer bunu bilmiyorsanız, dinlemeden önce onu da öğrenin mesela... bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissetmemin sebebi, benim gibi kültür dışı kişilerin bu konuda zorlanıyor olmaları... ben de zorluk çekmiştim...

ayrıca yine belirteyim, ben hip hop, rap, hardcore dinleyicisi değilim ama ben hameran dinleyicisiyim!... bu türlerde yazacağım ilk, son ve dolayısıyla da tek paylaşım bu olacaktır (büyük ihtimalle)...:)...

hameran, liberta ve hameranın libertası günümüz koşullarında sadece objektif dinleyicilerin dinleyebileceği bir albüm!!! çok net ve açık yazıyorum, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de "karşı çıkmak, muhalif olmak, hak aramak, ezilenin ve zayıfın yanında olmak" anlamsız; "doğru budur, birlik olalım, hak arayalım" diyen kişi ötekidir!... hakkını arayan üniversite öğrencisini "anarşikler" olarak tanımlayan ülkemiz insanı için durum gerçekten kolay değil... hameran ötekidir! hameranı alıp bir yere koyup, kategorize edip dışlamak günümüzde çok kolaydır ama "bu adam ne diyor? haklı olabilir mi acaba!" rahatlığı yaşanırsa, "evet, hameran haklı" diyebilirsiniz... objektif değilseniz, kesinlikle dinlemeyin... hameran, bilin ki günün birinde sizin de yanınızda olacaktır...

hameran hakkında net olarak şunu söyleyebilirim; hameran doğal olarak zencinin yanında! aksi düşünülemez... ama kesinlikle emin olun ki, ezilen beyaz adam olsaydı, hameran beyazın yanında olurdu... hameran bana ne zenciden diyemeyen biri... benim kişisel olarak en çok önem verdiğim objektifliği hameranda bulabilirsiniz ama bulmak isterseniz!

bu blog gibi bloglarda hep "dinleyin" denir ama ben sanırım ilk ve son defa "dinlemeyin" diyeceğim... müziğin türü hakkında yeterli bilginiz yoksa, objektif değilseniz, pirinçle taşı birbirinden ayırma yeteneğiniz yoksa ve çok kolay sinirleniyorsanız, hameranı ve liberta yı dinlemeyin!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da