Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

yamaha tyros

http://music-tyros.com/
bence gelmiş geçmiş en iyi arranger... tabii önce cebinize 8-10 bin lirayı koymanız gerekiyor bu sebeple... sub bas ve 2 monitöre ek olarak orijinal sehpasını da alırsanız fiyatı da kendisi gibi güzel oluyor... ama değer...

arranger ama tüm workstation özelliklerine sahip... isterseniz evde kendi başınıza tüm kayıt işlemlerini de yapabiliyorsunuz... dilerseniz sadece zevk için dilediğiniz parçayı çalabiliyorsunuz... eşlik (accompanying) özelliği mükemmel ve başka hiç bir arranger da bu derece mükemmel eşlik özelliği yok bildiğim kadarıyla...

gerek eşlikteki, gerekse solo olarak (upper ve lower) çaldığınız tüm enstrümanların bütün özellikleri ve tüm nüansları en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş... herhangi bir enstrümanı orijinalinden ayırdedebilmek neredeyse mümkün değil... tabii iyi biri çaldığı sürece!... bütün enstrümanların çalınış esnasında çıkan tüm sesleri, örneğin gitar telinin perdeye çarpması yada saksafondan çıkan tükürük sesi gibi, duymak mümkün!... e…

gitar

stephanie clair - inspiration

ağlamaya başlıyor gitar kırılıyor tan kadehleri ağlamaya başlıyor gitar boş onu susturmak elde değil onu susturmak tekdüze bir ağlama su nasıl ağlarsa rüzgâr nasıl yağan karda elde değil onu susturmak ağlıyor uzak şeyler uğruna beyaz kamelyalar özleyen sıcak güneyde kumlar hedefsiz ok ağlaması sabahsız akşam ve ilk ölen kuş dalda ah gitar ah kötü yaralanmış yürek beş kılıçla
federico garcia lorca çev: sait maden
ingilizce guitar fransızca guitare almanca gitarre ispanyolca guitarra italyanca chitarra hatta antik yunanda bile kithara ama portekizce violão...
çoğu dilde bizim gitar a benzer kelimeler kullanılıyor gitar için... kökenini nereden almıştır bu kelime bilmiyorum, öğrenirsem yazarım tabii buraya ama çok sihirli bir kelime bu gitar...

belki ön yargılıyım ama sanki nasıl meyve deyince elma, sebze deyince de domates biber patlıcan geliyorsa akla, müzik aleti denince de sanki hemen gitar akla geliyormuş gibi geliyor bana... sanki herkes gitar sesine bay…

emily bear

30 ağustos 2001 doğumlu... emily bear... günümüzün üstün yetenekli harika çocuklarından biri... piyanonun dahi çocuğu olarak kabul ediliyor... besteci, düzenlemeci, yorumcu, performans sanatçısı...

galiba şu anda 7 yaşında filan... üstün yetenekli... çocuk... piyanist... dahi... kendi eserleri var... mozartı seviyor... mozartla kıyaslanıyor... 3 yaşında filan bu işe başlamış... babaannesi keşfetmiş... konserlere çıkıyor... en ağır parçaları çalıyor... beyaz sarayın desteği altında...

hiç kimse aman konsere, tv ye çıkmasın psikolojisi bozulur demiyor... korumaya kalkan filan da yok... çünkü amerikalı bu çocuk... biz yetenekli çocukların kendilerini gösterebildikleri tek programı "psikolojileri bozulur" yalanıyla yayından kaldırıp, yerine evlilik yada yemek programları koyalım daha bakalım... diğer yandan da tecavüz edelim küçücük çocuklara, mahkeme affetsin... neyse...

tüm yeteneğini sergilediği albümü diversity... kendine cazcı, klasikçi filan diyen bizim müzik baronları sa…

karsu dönmez

90 doğumlu... amsterdam da yaşıyor... profesyonel eğitim almamış olduğu söyleniyor ama çok başarılı... ciddi biçimde dikkatleri üzerine çektikten sonra amsterdam konservatuarında eğitime başladı... şu anda eğitimi devam ediyor olmalı... kolay kolay konser verilemeyecek bir mekan olan carnegie hall de 2 kere konser verebilen bir geç yetenek... multitalent olarak tabir edilenlerden yani... piyano çalıp vokal yapıyor... hollandanın norah jones u olarak tanınıyor... devlet kanallarından birinde sürekli bir programı var...

bu gibi başarılar için ilk ve değişmez şart, yetenek... sonrasında eğitim geliyor... ama bence en önemlisi aile desteği... ve keşfedilme şansı... yetenek şart ama o yeteneği keşfedebilecek kapasitede aile daha şart... daha da önemlisi yeteneğinizi hafife almayacak kapasitede aile şart... karsunun babası otomobil satın almak için biriktirdiği parayı hiç tereddütsüz piyano almak için kullanabilen birisi olmasaydı karsu olmazdı... tercihlerini doğru kullanabilecek kapasite…

reverbnation

müzik ile az da olsa ilgilenenler bilir, myspace de sayfa sahibi olmak ve müzik paylaşmak yakın zamana kadar prestijli bir şey idi... o kadar atlanmaması gereken bir ayrıntı idi ki, dünya devleri bile resmi myspace sayfası sahibidirler bu yüzden... pink floyd, satriani, vai, şu, bu, ve ben tabii ki::)))... neyse, şımarıklıkta da aşırıya kaçmamakta yarar var...

neyse konu reverbnation... daha doğrusu önce myspace...

myspace bir süredir nedense müzik sayfası olmaktan çıktı ve daha çok evlilik ve arkadaşlık sitesine döndü... para hırsı işte... yakında müzik kısmını da kaldırıp semt semt arkadaş bulmaya da başlayacaklar neredeyse...

reverbnation ise hızla yükselen yeni yıldız... şimdilik doğru düzgün bir müzisyen paylaşım sitesine benzemekte... eğer tıngırdattığınız bir şeyler varsa bi ilgilenin derim...

reverbnation a gider
google a filan reverbnation nedir yazıp buraya gelenler olmuş... bari bir şeyler yazayım da elleri boş dönmesinler dedim... şimdi bu reverbnation ı 2 ye bölersek reve…

dr. kathleen l. nichols

yıllar önce keşfettiğim biri... keşfettiğim derken, keşfedip de insanlığa kazandırmış değilim, bir şeyler araken bulmuştum... çok faydasını gördüm kendisinin... ilgimi çeken ne varsa koyuyorum buraya paylaşmak için... pittsburg state üniveristesinde ingiliz dili ve kültürü profesörü... senin ne alakan olabilir ki böyle biriyle dersiniz şimdi... şöyle bir alakam olmuştu: caz...

caz ile ilgili bir şeyler bulup okuyayım diye dolanırken karşıma çıkmıştı... sayfasının güzelliği dikkatimi çekmişti... hemen linkini vereyim, gidip bir bakın... link şu:

http://arcadiasystems.org/academia/nichols.html

sayfayı gördüğünüz anda, hiç bir şey okumadan, ilk düşündüğünüz şey "hımmm kadın buranın sahibi" olmuştur kesinlikle... bir şeye kadın eli değdiği anında anlaşılıyor... sayfanın görüntüsü zaten başlı başına harika... neyse, konu sayfanın görüntüsü değil, içeriği tabii... sayfaya ilk bakıldığında görülen şey, dr nichols ün ingilizce öğretmeni olduğu... bereket sayfanın görüntüsü "inc…

child in time

10 dakika 18 saniyelik deep purple parçası... in rock, 1970 model bir şaheser... tıpkı 70 model şevrole şevel... Ritchie Blackmore, Ian Gillan, Roger Glover, Jon Lord ve Ian Paice ortak yapımı... scream vokal i ve gitar solosu ile ünlüdür... bana göre dünyanın en iyi gitar solosudur... ama hiç bir listede 1 numara değil... gillan artık bu parçayı söyleyemiyor diyenler olmasına rağmen gözümle görüp kulağımla duydum ki, hala daha söylüyor ve sanırım 60 yaşında filandır... parça ağır ağır başlar... ilk dinleyen bacaklarını uzatıp arkasına yaslanır... hızlanmaz! sadece kopar bir anda... "noluyo yaw, başka parçamı karışmış buna kayıtta hata mı var..." diye düşünürken onun parçanın aynı olan en sonu ile en başı arasını bölen gitar solosu olduğunu anlarsınız... nasıl dinleyeceğinize karar veremezsiniz... arkaya yaslanmış ve bacaklar uzatılmış olarak mı yoksa headbang yaparak mı dinlenir ki bu diye düşünürsünüz... bunu düşünürken solonun yarısı gider... parçayı başa alıp bir daha d…