Ana içeriğe atla

pan caucasian youth orchestra 2022

pan caucasian youth orchestra

en sevdiğim orkestralardan pan caucasian youth orchestra.. pan kafkas gençlik orkestrası... 2019 yılında hayran kalmıştım, araya mendebur cavit (hala daha gerçek adını yazınca, sağına soluna koca koca notlar düşüyorlar! olur da o zorunlu kılınan sıvılara laf ederim filan!) girince ara verdik mecburen.. yani dünya ara verdi, ben değil... düşünebiliyor musunuz? çinde yarasa çorbası içtiler diye, dünya mola verdi:))... hala bu hikayeye inananlar var ya, ne diyim:)).. neyse...

2019 yılında yapmış olduğum paylaşımı da mutlaka okuyun derim... konserler ve eserler muhteşemdi...

bu sene yeniden muhteşem bir dönüş yaptı pan caucasian youth orchestra.. laf aramızda; 2021 yılında dönüş yapmışsa eğer, ben bilmiyorum, takip edemedim ama inceleyeceğim ve geçen sene de festivalde yerini aldıysa, bizden katılan genç sanatçılarımızı da bu paylaşıma ilave edeceğim... 2021 yılı da es geçildi diye biliyorum ama sadece bu orkestra açısından.. tsinandali festivali hiç ara vermeden yapıldı bir şekilde... bu festivali de çok severim, katılmak nasip olmadı ama umarım seneye bu festivale gitmeyi çok istiyorum... zaten bende gürcistan hayranlığı had safhada, böylesine harika bir coğrafyada bu festival izlenir diye düşünüyorum...

chavchavadze palace

gürcistan'ın önde gelen şarap üretim bölgesi kakheti'nin tam olarak kalbinde yer alan tsinandali, ilk gürcü şarabının da doğum yeri... bunun yanında; birçok ilkin de yeriymiş... gürcistan'daki ilk piyanoya da ev sahipliği yapmış tsinandali... dekoratif bahçesi de gürcistan'daki ilk avrupa tarzı bahçeymiş...

bu sene 2-11 eylül tarihleri ​​arasında düzenleniyor tsinandali klasik müzik festivali.. yani dün başladı ve şu anda tüm hızıyla devam ediyor... en tepedeki fotoğraf da açılış konserinden... o harika fotonun çekildiği mekan da yukarıda paylaştığım chavchavadze palace'ın avlusu... aslında tsinandali malikanesi olarak geçiyor ve malikanenin sahibi; şair, çevirmen, asker, hayırsever ve gürcü romantizminin babası olarak geçen alexander chavchavadze... chavchavadze; gürcü şarap yapımının bin yıllık pratiğine modern yöntemler getirmiş ve aynı zamanda ipek, buğday ve ayçiçeği üreten ilk gürcüymüş...

70 farklı çeşitten oluşan 16 bin şişelik şarap koleksiyonu yanında; bahçesinde 1500 den fazla bitki türüne de ev sahipliği yapan bu malikane; alexander lermontov, alexander dumas ve alexander puşkin gibi ünlü isimleri de ağırlamış... ne muhabbet dönmüştür valla.. kendi adının yanında, ünlü misafirlerin tümünün adı da alexander:)).. neyse, gayet iyi giderken, sulandırmayayım...

ermenistan, azerbaycan, gürcistan, kazakistan, türkiye ve ukrayna'dan toplam 80'den fazla genç müzisyeni bir araya getiren pan-kafkas gençlik orkestrası; aralarında ciddi sorunlar yaşanan ülkelerin genç sanatçılarını bir araya getirmesi açısından çok önemli... haftalarca birlikte ders alıp provalar yapan ve bir çok konseri birlikte veren bu genç sanatçılar, umarım devlet yönetenlere de iyi bir örnek olur...

pan caucasian youth orchestra; 2022 yılında da bir çok genç sanatçımızı kabul etti bünyesine... bu tip paylaşımların en çok korku ve tedirginlikle yazdığım kısmına geldi sıra.. kalkıp bir şekilde bir ismi atlarım diye defalarca kontrol ediyorum.. aşağıda verdim bu isimleri... her birini kutluyorum çünkü ciddi bir seçme aşaması var bu orkestranın...

keman: selinsu düz ve çağatay seçkin

viyola: sedat şen 

viyolonsel: ezgi yağmur bilgin ve lale efendiev

kontrbas: hande kazdal ve atakan altun

obua: serra özer

fagot: aleyna açıkel ve alp çivici

korno: ceren çelik ve mustafa kaplan

bas trombon: ali bekler

arp: berfin saysel

vurmalı: ilke demli ve doğa berk oktay

başarılı çalışmalarını takip ettiğim sanatçılarımız büyük kısmı ama yeni tanıdığım sanatçılarımız da yok değil... şimdilik bu paylaşımı hiç olmazsa haber niteliğinde tamamlayayım, elimden geldiğince kendileri hakkında da kısa da olsa bilgi vermek isterim... yani bu kısım biraz gelişecek ilk fırsatta çünkü bu yıl adını her yerde gördüğüm çok aktif isimler de var, bu orkestrada 2019 yılında bulunan isimler de...

pan caucasian youth orchestra, 2 eylülde açılış konserini şef oksana lyniv yönetiminde verdi... piyanist mao fujita'ya da eşlik ettiler... bu festivali gerçekten çok önemsiyorum, her sene çok iyi sanatçılar katılıyor ve orkestra da dünyaca ünlü şeflerle çalışıp, dünya sanatçılarına eşlik ediyor... çok büyük tecrübe... seçmeler yapıldıktan sonra, orkestra oldukça uzun bir ders ve prova aşamasından geçiyor ve eğitim veren sanatçılar da kalbur üstü... bu tip organizasyonlar tam bir okul ve orkestra üyeleri için aynı zamanda ömür boyu unutulmayacak anılar anlamına geliyor... şef oksana lyniv mesela çok önemli bir isim... beyrut'ta şeflik yapan ilk kadın olmasının yanı sıra, bologna operasının da müzik direktörü... diyeceksiniz şimdi "e ne var bunda!" bir italyan operasında böyle bir pozisyonda bulunan ilk kadın! iyi mi!...

piyanist seong-jin cho ve kemancılar renaud capuçon, vilde frang ve lisa batiashvili gibi önemli solistlere de eşlik edecek olan pan caucasian youth orchestra; bölgenin dört bir yanından genç müzisyenleri bir araya getirerek, anlayışı ve diyaloğu ve belki de en önemlisi başkalarını dinleme ve uyumlu bir grup olarak performans gösterme becerisini teşvik ediyor...

tsinandali festivali'nin kurucuları arasında; george ramishvili (ipek yolu grubu yönetim kurulu başkanı), martin engstroem (ünlü verbier festivalinin kurucusu) ve avi shoshani (verbier festivali'nin kurucusu ve israil genel sekreteri) yer alıyor... festival; sponsorlarının çok güçlü olmasıyla da dikkat çekiyor... ipek yolu grubu, bu festivalin belkemiği ve belki bu paylaşımda konuyu derinlemesine incelemenin bir anlamı yok ama aslında çok fazla ciddi jeopolitik bir konu... çin'in avrupa ile entegrasyonu açısından büyük öneme sahip bulunan bir kuşak bir yol projesinin bizlere getirdiği ilk kazanımlar... kişisel olarak önemli bulduğum bir proje çünkü amerikayı sinirden küplere bindiren en can alıcı konu bu ve bugün yaşanan her şey bu ipek yolunun canlandırılmasından kaynaklanıyor, bu da bilinsin... çinden londraya giden bu yol, amerika için yaşanabilecek en büyük tehlike ve avrupayı doğudan koparıp, iyice kendi saflarında tutmak için çıkarıldı bugünkü savaş... nasıl da başarılı oldu? koskoca avrupa korkudan amerikanın nasıl da kollarına attı kendisini?... ingiltere nasıl apar topar avrupayı terk etti? amerika afganistandan nasıl apar topar çıktı? çıkıp nereye gitti? avrupaya tabii... hiç bir şeye bulaşmadığını iddia eden finlandiya ve isveç nasıl da natocu oldular?... abd nasıl işgal etti resmen yunanistan'ı?... küreselciler amerikadan çine nasıl geçiverdiler?... bunlar ülkemizde hiç gündemde değil.. halkın gündeminde değil daha doğrusu... ama olmalı... özellikle de dünyadan habersiz olduklarından kesinlikle artık emin olduğum, hala daha kaynamayan tencere üzerinden siyaset yapmaya çalışan o muhalefet bunları artık öğrenip, gündemine almalı diye düşünüyorum... güvendiğiniz ve gözünüzde büyüttüğünüz o amerika ve avrupa çöküyor kardeş... anlayın bi zahmet artık... bundan sonra asya ve avrasya var, biz de oradayız... korsan da olsa, araya sıkıştırayım dedim...

bu senenin konserleri paylaşılınca, ben de ekleyeceğim buraya ama şimdilik sadece festivali oldukça iyi tanıtan aşağıdaki videoyu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim... önceki yıllar hakkında da detaylı bilgi var...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada