Ana içeriğe atla

deniz gür

pianist deniz irem gur
piyanist deniz gür
başarılı genç piyanistlerimizden deniz gür'ü özellikle son yıllarda verdiği önemli konserler sayesinde tanıma fırsatı buldum... amerika new york doğumlu olan deniz gür, kaç yaşında döndü türkiye'ye bilmiyorum ama piyano eğitimine 10 yaşındayken hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuvarı’nda başlamış... öznur orbay ile çalışmalarını sürdüren deniz gür, 2012 yılında liseyi üstün başarı ile tamamlamış... okul tarihinin en yüksek not ortalamalarından birine sahip olarak, birincilikle mezun olmuş... bu detayı atlamamak gerekiyor çünkü konservatuvar öğrenimi, öyle önüne gelenin takdir ve teşekkür aldığı normal bir öğrenim değil...

liseyi tamamladıktan sonra, viyana'da roland batik ile çalışmaya başlamış ve inci altınok-hæusler'den de dersler almış... üniversite lisans eğitimini de viyana'daki ünlü universitat für musik und darstellende kunst wien'de (viyana müzik ve sahne sanatları üniversitesi) tamamlayan deniz gür, bu okulda jan jiracek von arnim ile sürdürmüş çalışmalarını ve sonrasında jasminca stancul ile de çalışmış...

çok laf etmişim, arada biraz eski olmakla birlikte, çok başarılı bir performansını paylaşayım hemen... f. chopin, ballade op.23 no.1... viyana'da kaydedilmiş 2016 yılında...



2017 yılından beri dr. nejat eczacıbaşı vakfından aldığı müzik bursu ile eğitimine devam ediyor ve mezun olduğu aynı okulda jan jiracek von arnim danışmanlığında yüksek lisans (master) eğitimini sürdürüyor... 2016 yılında viyana'da joseph windisch foundation bursunu da kazanmıştı...

master çalışmalarını tamamlamış da olabilir, bilmiyorum ama aynı zamanda "eski müzik" üzerine yan dal çalışmalarını da sürdürüyordu... eski müzik ile kastedilenin ne olduğunu maalesef öğrenemedim, çalışma konusunu da bilmiyorum... tabii klavsen eğitimine de devam ediyormuş bir yandan... anlayacağınız oldukça yoğun bir tempo içerisinde tahminimce ve bu yoğunluk içerisinde, konser programlarını aksatmamış olması da çok önemli...

eğitim hayatı boyunca; jean-bernard pommier, boris berman, alexander madzar, gülsin onay, ferhan ve ferzan önder kardeşler, arnulf von arnim, giselle brodsky, mischa dacic gibi bir çok önemli piyanistin ustalık sınıflarına da katılan deniz gür'ün elde ettiği bir çok başarısı ve çok önemli konserlerine geçmeden önce, şef sunay muratov yönetimindeki hacettepe üniversitesi senfoni orkestrası eşliğinde seslendirdiği bir performansını daha paylaşayım... beethoven op. 58, 4 numaralı piyano konçertosu, 1. bölüm... şimdiden yazayım, son video da aynı konçertonun 2. ve 3. bölümleri olacak...



ülkemizde birçok kez sahne alan deniz gür; avusturya, fransa, ispanya, fas ve slovakya gibi birçok ülkede de konserler verdi bugüne kadar... benim bildiğim kadarıyla, bu konserler içinde kariyeri açısından en önemlisi 2015 yılında verdiği dünyanın en ünlü konser salonlarından biri olan wiener musikverein'de gerçekleşen konseridir... kayıtlarına ulaşamadığım bu konserlerde elde ettiği büyük başarılar, kendisine yukarıda bahsettiğim joseph windisch foundation ve eczacıbaşı vakfı burslarını da getirmiştir...

uluslararası pera piyano yarışmasında ve uluslararası adnan saygun yarışmasında üçünlüğü kazanan deniz gür, pera yarışmasında en iyi türk eseri yorumcusu ve saygun yarışmasında da seyirci ödüllerinin de sahibi olmayı başardı... ankara'da düzenlenen ulusal piyano yarışmasında ikinciliği ve verda arman ödülünü kazanan deniz gür, fas'ın başkenti rabatta düzenlenen international princess lalla meryem piano competition'da da birinciliği elde etti...

2018 yılında bir çok ülkeyi kapsayan avrupa konserleri dizisini gerçekleştiren deniz gür; bu turne kapsamında; kapadokya bezirhane, viyana ve fransa'da konserler verdi... fransa'da 20-21 mayıs tarihlerinde belfort'da düzenlenen festival international de musique universitaire à belfort müzik festivali kapsamında saint-christophe katedralinde konserler verdi... bu festivalin resmi cd sinde de deniz gür'ün fotoğrafı kullanılmış... onu da bulmuşken ekleyeyim istedim...

festival international de musique universitaire à belfort
2019 yılında, mart ayında viyanada ve londrada konserler veren deniz gür, nisan ayında da hacettepe üniversitesinde bir konser verdi... viyanadaki konserde de ahmed adnan saygun'un horon adlı eserini seslendirdi... londradaki konseri ise st martin-in-the-fields kilisesinde idi ki bu kilisenin de oldukça etkileyici bir atmosfere sahip olduğu ve önemli bir konser salonu olduğu söyleniyor...

yukarıda bahsettiğim konserleri dışında, son üç yıl içerisinde ülkemizde de çok güzel ve başarılı konserlere de imza attı ve dikkatleri üzerine çekmeyi başardı deniz gür... son konseri, bu yıl 5 şubatta yeldeğirmeni sanat merkezinde verdiği konserdi... ben kayıtlarının bir kısmını izleme fırsatı buldum ama maalesef burada paylaşamıyorum çünkü youtube'da henüz paylaşılmamış... paylaşıldığı taktirde, ben de mutlaka buraya eklerim...

o konserdeki eser seçimlerine ve kendisinin performansına hayran kaldım... özellikle 19. yüzyılda istanbulda yaşamış olan polonyalı besteci irma herzmainska tarafından piyano için düzenlenmiş olan köçekçe ve azizie sirto eserlerine bayıldım... hem çok iyi seslendirmiş olması, hem de bu eserleri günümüze taşıyıp, repertuvarına alması çok önemli... orijinalde komalı eserler oldukları için piyano için düzenlenmeleri ve seslendirilmeleri oldukça zor eserler... bu iki eser, irma herzmainska de slupno tarafından bestelenmiş olan türk makam müziği koleksiyonu op 1-10 eserleri içinde yer alıyor ve besteci istanbulda yaşadığı süre içerisinde hem makamsal müzik üzerinde hem de anonim eserler üzerinde çalışmalar yapmış... bu bilgileri de deniz gür'ün yaptığı paylaşımlardan aldım, besteciyi de bizlere tanıtmış oldu çünkü internette en ufak bir bilgiye bile ulaşamadığım ilk isim oldu bu polonyalı besteci... muhtemelen adı kiril alfabesi ile yazıldığı için hiç bir bilgiye ulaşamadım...

burada bir keman sanatçımız ile birlikte seslendirdikleri faure eseri apres un reve paylaşmıştım ancak video kaldırılmış... şu anda paylaşabileceğim yeni tarihli başka videosuna da ulaşamadığım için, ben de silmek zorunda kaldım videoyu...

deniz gür, yeldeğirmeni sanat merkezinde verdiği konserinde bir başka ilke daha imza attı ve antonine jory’nin bosphorus serenade isimli eserini de seslendirdi... hem besteci hem de bu eser şimdiye kadar pek tanınma fırsatı bulamamış olması açısından çok önemli ve ülkemizdeki ilk seslendirişi de deniz gür tarafından gerçekleştirilmiş oldu... antonine jory de bu eserini istanbul'dan ilham alarak bestelemiş...

benim hakkında bildiklerim bu kadar... kesinlikle fazlası vardır ve ben ulaşamamışımdır, öğrendikçe ilave ederim... buraya yazdıklarımın dışında bildiğim ve yazacak uygun bir yer bulamadığım tek şey, iyi bir futbolcu olduğu ve gençler birliği alt yapısından yetiştiği... aslında pazar günü yeşil sahalardan çıkıp, çarşamba günü musikverein'de sahneye çıkmak da iyi bir fikir olabilirmiş...

yukarıda da biraz fazlaca üzerinde durduğum gibi, deniz gür'ün türk bestecilere ve az tanınan besteci ve eserlere önem veren, onları sahnelere taşıyan genç bir sanatçı olması benim açımdan çok önemli... bunun dışında, çok başarılı ve dikkat çekici bir piyanist... dünya sahnelerinde adını sık sık duyuracak kesinlikle ve tahminimce akademik çalışmaları da bırakmayacak bir kişiliğe sahip... hakkında yeni bilgilere ve gelişmelere ulaştıkça eklemek üzere, şimdilik beethoven'in piyano konçertosunun 2. ve 3. bölümleri ile tamamlayayım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.