Ana içeriğe atla

cecilia bartoli

opera
cecilia bartoli
bu yazıyı yazmıştım ancak paylaşmak için bir kaç gün 4 haziran tarihini bekleyeyim istedim çünkü 4 haziran cecilia bartoli'nin doğum günü... bu olağanüstü sese benden minik bir hediye bari olsun... bana operayı sevdiren sembollerden biri çünkü... caruso, va pensiero, je crois entendre encore ve cecilia bartoli... buon compleanno a cecilia:)...🌻

ben hakkında bu derece uç eleştiriler yapılan başka bir sanatçı tanımadım... kendisini muhteşem bulanlar çoğunlukta olmakla birlite, hiç beğenmeyenler ve hatta yerden yere vuranlar da yok değil... normalde muhteşem sanatçılar vardır ve bir kaç istisna dışında, neredeyse bütün dünya bu muhteşemlik konusunda hemfikirdir... ama ben bu paylaşımı hazırlamak için sağı solu kurcaladığımda, "dünyada kim neler diyor hakkında acaba" diye merak edip de okuduğumda çok şaşırdım... ben zannediyorum ki, herkes aynen benim gibi düşünüyor ve cecilia bartoli bütün dünyaca muhteşem ötesi kabul ediliyor... valla ben kendisini dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sopranolardan biri olarak görüyorum... daha doğrusu mezzosoprano... hatta ben muhtemelen iyisidir diyordum çünkü en iyisine karar verebilecek teknik yeterlikte değilim kesinlikle...

böyle yazıyorum diye sakın üzerinde çok tartışılan bir isim zannetmeyin... tartışmasız en büyük mezzosopranolardan kendisi... beni şaşırtan sadece çok ciddi ve çirkinleşebilen eleştirilerin de olması... onun konumundaki hiç bir dünya sanatçısına o eleştiriler yapılamaz kolay kolay... çok büyük ihtimalle, kendisinin o elit yaşama biraz ters davranışlarının olması sebebiyle, "bağzı çevreler" ona ısınamadılar!...

kendisi tam bir italyan kadını... bir dergide fotoğrafını görerek tanımışmıştım kendisiyle ve o anda kim olduğunu bilmiyordum... kim bu italyan yahu? artist mi? şarkıcı mı? diye alttaki yazıyı okumuştum... meğer türkiyeye geliyormuş ve konser biletleri astronomikmiş, millet nasıl gidecekmiş vs vs vs yazıyor... orada görmüştüm adını ilk kez... "yıldız operacının konserine gitmek cep yakıyor"
tadında bir başlığı vardı haberin... sanki turfanda ayşe kadın fasülyeden bahsediyor!... arkadaş, zaten arenada değil ki o konser!... zaten "o konsere gitmek zorunda olan" şahsiyetlerden sana yer kalmaz ki!... zaten cebini yakmasa da gidemezsin ki!... neyse artık...

ben en iyisi zaten hayranı olduğum, kendimce dünyanın en iyisi olarak kabul ettiğim cecilia bartolinin dün akşam birden karşıma çıkan olağanüstülüğünü paylaşayım... o olağanüstülüğü gözümüze sokmak için hazırlanmış ve eseri bile yarım alan bir video... son qual nave...


bu videoyu izlerken, "yahu ben neden yazmıyorum bu olağanüstü insanı" dedim ve yazıyorum... normalde pek yazmam zaten herkesçe tanınan sanatçıları... kendi dahil herkesi şaşırtan ve güldüren bu hallere bir çok videosunda tanık olabilirsiniz... o videolar sayesinde tanıdım iyice zaten kendisini... hayatı normal bir insan gibi yaşayan, kasım kasım kasılmayan, zorla nazik, kibar, ince ve asil olacağım diye kendini sıkmayan, germeyen bildiğimiz bir insan cecilia bartoli... insanüstü ulaşılmaz bir varlık görüntüsüne bürünmeyen, sağda solda her an görebileceğimiz bir italyan kadını...

mezzosoprano
cecilia bartoli
kendisini ben en son yukarıdaki hali ile görmüştüm bir opera sayfasında... sakalları koyuvermiş:) çünkü handel'in ariodante'sini oynuyordu geçen sene... hala sahneleniyor mu bilmiyorum...

italyanın yetiştirdiği en iyi seslerden biri olarak kabul ediliyor cecilia bartoli... diğeri de kesin pavarottidir... roma doğumlu, günümüzün en popüler opera sanatçılarından biri... ses kıvraklığı ile tanınıyor ve teknik olarak anlayıp anlatabilmem mümkün değil ama, ne demekse, bugün kullanılmayan, eski bir teknikle sesini kullandığı gibi bir ifadeyi yabancı otoritelerin kritiklerinde çok okudum... size ne arkadaş, sesini kullansın da nasıl kullanırsa kullansın... ben sanatçı olsaydım, yapılan eleştirilere böyle cevap verirdim:)... belki o da öyle cevap veriyordur bilmiyorum... "sana ne arkadaş, gel sen yeni teknikle çıkar da görelim bu sesi" diyebilecek bir karakteri var gibi ve ben bu sebeple işte çok seviyorum kendisini...

sesi olağanüstü güzel ve gırtlağı olağanüstü kıvrak, hareketli ve hızlı... mezzo soprano ve soprano özellikte bir sesi olması sebebiyle, her iki role de uygun olduğu için, bir çok farklı karakteri oynayabiliyor ve sesleri kıvrak bir şekilde kullanabildiği için koloratur soprano olarak da ünlenmiş durumda...



8 yaşındayken, tosca operasında çoban çocuk rolü ile çıkmış ilk defa sahneye... anne ve babası da profesyonel şarkıcı oldukları için, ilk derslerini onlardan almış... romada, santa cecilia konservatuvarında eğitim görmüş... seville berberinde rosina yı canlandırarak dikkatleri üzerine çekmeye başlamış, 20 yaşından önce adından söz ettirmeyi başaran nadir operacılardanmış... herbert von karajan tarafından salzburg festivaline davet edilmiş ve bach'ın b minör ayin müziğini yorumlamış... fransa televizyonunca hazırlanan maria callas anma programına da davet edilmiş ve bir diğer ünlü orkestra şefi daniel barenboim'in de dikkatini çekmiş... mozart rolleri üzeine çalışmış, don giovanni, cosi fan tutte derken zaten kısa sürede ünü dünyaya yayılmış...

ben uzun uzun biyografini yazmam buraya, bulun bir yerlerden okuyun... ama önemli noktalara değinmeden de olmaz tabii... olabilecek en önemli nokta daha en başta olmuş zaten, daha ne olsun:)... herbert von karajan ile başlamış resmen... yani sevil berberini saymazsak öyle... aslında saymazsak demek de saçma çünkü rosinayı canlandırdığı rolden sonra çekmiş karajan'ın dikkatini... aman işte allah elinden tutmuş, yürü yaaa kulum demiş diyoruz biz buna:)... her yerde böyle yazıyor, bir rolle bu kadar da mı dikkat çekilir arkadaş:)...

kariyerinin tepelerine çıkmaya başladığı dönemde, "sesinin mikrofonla gizlice yükseltildiği" dedikodusu yayılmış ama hem ispatlanamamış hem de opera yönetimi ciddi biçimde yalanlamış... valla bakın ben diyorum size, cecilia yı pek tutmuyor bu opera camiası çünkü sesi çok güçlü ve çok güzel, üstelik tekniği de çok sağlam... yani durdurulamayacak kadar sağlam bir operacı ve bu sebeple o camia köstek olmak için elinden geleni yapmış... neler neler okudum, ne dedikodular... alkol alamazsa söyleyemiyormuş, sesini gizli mikrofonlarla güçlendiriyorlarmış, sesi kalınmış ve bu sebeple erken dönem eserlerinden başka eserlerde başarılı olamıyormuş, çok şişmanlamış, onu zorla bir yerlere getirmeye çalışan lobiler varmış falan filan... dünya da türkiyeden farklı değil, çok daha berbat... yahu kadın çıkıyor sahneye, örneği çok az bulunur şekilde söylüyor, seyirciyi koltuğa çiviliyor geçiyor... hiç sevmem zaten şu kritik, eleştiri vs yapanları...



angela rolündeki üstün başarısı ve performansı sebebiyle, kül kedisi olarak anılıyor cecilia...

mozart ve rossini uzmanı cecilia bartoli... ama gluck, vivaldi, haydn, salieri, handel eserlerinde de çok iyi performans sergiledi...

1995 yılında fransa kültür bakanlığı tarafından kendisine ordre des arts et des lettres nişanı verildi...

1999 yılında, antonio vivaldinin  tanınmayan eserlerini gün ışığına çıkardı... bu eserlerden oluşan albüm büyük başarı elde etti ve bir çok ödül getirdi kendisine... bunun yanında, gluck tarafından kastratolar için yazılmış aryaları da topladı ve albüm olarak çıkardı... bu albüm zirvelerde dolaştı dünya listelerinde...

2002 yılında en iyi klasik vokal performansı dalında grammy ödülünü aldı... bu ilk grammy ödülü idi... bunun yanında, aynı yıl çıkardığı mozart arias albümüyle de mozartın erken dönem tanınmayan bazı eserlerinin de tanınmasını sağladı...

bir çok albümü zirvelerde dolandı hep tüm dünyada ama 2007 yılında çıkan maria albümü billboard listelerinde en tepeye oturdu...

2007-2008 yıllarını tamamen 19. yüzyıl eserlerine adadı



2012 yılında salzburg whitsun festivalinin sanat direktörlüğüne getirildi... bu çok önemli göreve getirilen ilk kadın kendisi ve 2021 yılına kadar da kendisiyle sözleşme imzalanmış... bu tarihe kadar almış olduğu grammy ödüllerini 5 e tamamladı... üstüne bir de gramophone ve karajan ödüllerini ekledi... yukarıda bir yerlerde belirttiğim gibi, fransadan şövalyelik (chevalier ordre des arts et des lettres france) kazandı ve monacodan da commander of the order of cultural merit monaco nişanını kazandı... cecilia gibi sanatçılar için bazı ödüller artık çok kanıksanırlar ama onlar da dünyanın en büyük ödülleridir... echo klassik gibi... 15 e yakın echo klassik ödülü var ki, 1 tanesi bile olağanüstüdür... ve artık yazmaya gerek kalmayan bir çok ödül...

2016 yılında yeni kurulan les musiciens du prince monaco projesinin sanat yönetmenliğine getirildi...

tüm detaylar için aşağıdaki resmi web sayfasını iyice bir inceleyin derim...

https://ceciliabartolionline.com/



bir çok eleştirmen, onun sesini tarif etmek için "sanki gırtlağında bir çok kuş var" ifadesini kullanıyormuş... dünyada albümleri 10 milyondan fazla satan bir operacıdan bahsediyoruz kolay değil... opera sanatında en zirvedekiler sınıfına adını yazdırdı ve kariyerini resmen onun üstüne inşa etti cecilla bartoli... nadir bir durum... herbert von karajan ile kariyerine başladığı söylenebilir... klasik müzikte ve opera-balede "yıldız" lar vardır ve sayıları çok çok azdır... kısa sürede onlardan biri olmayı başarmış bir sanatçı... pek dikkate değer olmasalar da, teknik anlamda aldığı eleştiriler olmakla birlikte, opera dinleyicisinin gönlünde taht kurduğu kesin tıpkı pavarotti gibi... ikisi de birer italyan markası olmayı başardılar... bunun yanında, cecilia bartoli, hiç gün yüzüne çıkmamış, tanınmayan eserleri de bulup tanıtmış bir sanatçıdır... en ilginci de okulu bitirdikten sonra hiç bir kariyer planı yapmamış... sesinin sahip olduğu olağanüstülük ve tekniği zaten ortada ama bence yıldız bir opera sanatçısı olmasının asıl sebebi sempatik olması ve kasıntı olmaması... dikkat edin, tüm yıldız klasik müzikçiler, seyirciye yakın duran, samimi sanatçılardır...

cecilia bartoli ve sol gabetta
cecilia bartoli, bir diğer yıldız ile, viyolonselin yıldızı sol gabetta ile bir araya geldi ve dolce duello albümünü çıkardılar birlikte... dünya ile aynı zamanda mı çıktı hatırlamıyorum ama bu albüm geçtiğimiz şubat ayında çıktı yani 25 şubat 2018 tarihinde... dolce duello, tatlı düello anlamına geliyor ve 18. yüzyılın o meşhur düetlerinden esinlenilmiş... aslında dolce duello albümü bir sonuç yada birlikte çıkılan yolun vardığı nokta denebilir... bu çalışmada barok eserleri seslendiriyorlar birlikte ve kendilerine sol gabettanın kardeşi andres gabetta tarafından yönetilen capella gabetta topluluğu eşlik ediyor... albüm; vivaldi, handel, gabrielli, albinoni, boccherini, porpora ve caldaranın eserlerinden oluşuyor... porpora ve caldaranın eserleri de ilk kez kaydedilmiş bu albümde ve bu eserlerin de tanınmaları sağlanmış... mesela aşağıdaki caldara eseri fortuna e speranza onlardan biri...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…