Ana içeriğe atla

çağdaş üstüntaş

chadas ustuntas
çağdaş üstüntaş - chadas ustuntas
yıllar öncesinin, belki de 10 yıl öncesinin "ordu gitar festivali" sayesinde adını duyduğum bir isimdi çağdaş üstüntaş... kendisi de ordulu zaten ve hatta şu ordunun yukarı yukarı akan dillere destan derelerinin bir türküsü var ya? işte o türküyü derleyip, gün yüzüne çıkaran ziya özova nın da torunudur kendisi... orduda kemancı ziya olarak bilinirmiş ve çok da ünlüymüş orduda kemancı ziya... dededen müzisyen yani çağdaş üstüntaş...

fotoğrafta dikkat çeken en azından 2 şey var; birincisi, gitarın sapı birazcık kalın gibi... yetmemiş, 5 tel daha eklemiş, o da az gelmiş, bir de minik bir sap daha eklemiş:)... tamam, daha fazla telli gitarlar da var ama aynen böylesini ben ilk defa görüyorum, öğrendikçe yazarım artık az sabır... ikinci dikkat çeken şey ise, çağdaş üstüntaşın bir diğer adının daha olması... gitara sap eklediği yetmezmiş gibi, yeni bir ad daha eklemiş ve aslında bu adı ile tanınıyor kendisi... chadas ustuntas... anlaşılacağı üzere, uluslararası arenada kendi adı ciddi bir sorun teşkil ediyor ve kendisi de bu şekilde bir çözüm bulmuş... adının a harfi haricindeki bütün harfleri sadece türkçede kullanılan harfler! bu da gerçekten ciddi bir sorun... üstelik kendisi brezilyada yaşayan bir ordulu... bir yabancının çağdaş üstüntaş yazısını okuyabilmesi için, en az 40 devenin dereden atlatılması gerekir, bilirim...

tiyatro sanatçısı anne ve babaya sahip, ailede sanat had safhada mevcut... önce gitar çalmaya başlıyor çağdaş üstüntaş ve sonrasında bilkent üniversitesinde 5 yıl öğrenim görüyor ve tabii tam zamanlı burs ile... ama bırakıyor okulu birden bire ve basıp gidiyor brezilyaya... dünyayı tanımak ve gezmek istiyormuş hep, o yüzden...

bir çoğumuz gibi, ailesinin aldığı casio org ile başlamış müziğe, sonrasında da gitar almışlar ve müziğe ilgisi iyice çıkmış açığa ama kendisi "müziğe ne zaman başladınız?" sorusuna "her an yeniden başlıyorum" gibi felsefik ve biraz da mütevazı bir yanıt veriyor...

kendisine sanatçı diyen ve müzikle uğraşan şahsiyetler; müziğe birden başlıyorlar ve ilk klipleriyle ünlü olup, sahnelerin tozunu atıyorlar... gerçek sanatçı olan müzisyenler ise; bol bol sahne tozu yutsalar bile "eh işte öğreniyoruz sürekli bir şeyler, her an müziğe yeniden başlayan bir öğrenci gibiyiz" gibi şeyler söylüyorlar... buradan da anlaşılacağı üzere; gerçek bir sanatçı, büyük bir müzisyen oluyor çağdaş üstüntaş...

etkilendiği müzisyen sayısı oldukça fazlaymış ancak bu kadar etkilenmenin üzerine, kendi tarzını yaratabilen müzisyenlerin başarılı olabildiklerini kısa sürede keşfetmiş... okulun gitar bölümüne öğrenci alınmayacağı için eğitimine viyola ile başlamış ve sonrasında gitara geçmiş... gezerek ve yaşayarak öğrenmenin daha yararlı ve etkin olduğunu düşünerek bırakmış eğitimi...

eğitimini viyola yada gitar üzerine almış olmasının aslında pek de bir anlamı yok çünkü tam bir multienstrümantalist kendisi... ben bir çok videosunu izledim, her türlü enstrümanı çalarken gördüm ve kendisi hakkında paylaşım yapıyor olmamın en güçlü sebebi de bu...

çağdaş üstüntaşı oldukça iyi anlatabilecek bir video paylaşayım bu arada çünkü çok fazla laf ettim...



multi enstrümantalist olması yanında; besteci, aranjör... ve tabii ki klasik ve caz gitar ustası... ve yukarıdaki canlı performansdan da anlaşılabileceği üzere, astronom... astronomluk durumu eğitime mi bağlı yoksa amatörce mi bilmiyorum ancak çocukluğundan itibaren evrene ve yapısına karşı çok büyük bir merakı varmış... hatta bu merakın müziğine de yansıdığı net... eğitimi filan bırakıp, özgürlüğe yelken açmasında ve müzikal geleceğini kendi kendine bağımlı olmadan belirlemesinde bile bu tutkulu merakın yattığını düşünüyorum...

çağdaş üstündağ gibi müzisyenlerde doğaçlama da ön planda oluyor genelde... o da var mı acaba derken hemen yakaladım... 8 telli gitar ile doğaçlama...

Improvise for 8-strings guitar by Chadas Ustuntas



istanbulu mesken edinmiş olan arjantinli gitar ustası ricardo moyano ile tanışıyor ve onun da destekleriyle, gidiyor arjantine ve guitarras del mundo gibi dünyanın en önemli gitar festivallerinden biri olarak kabul edilen bir festivalde ülkemizi en iyi şekilde temsil ediyor...

arada bir çok şeyi atlıyorum, lafı da uzatmayayım, hakkında yazı yazdığım müzisyenlerin resmi sayfaları olmayınca, iş uzuyor ama önemli konuları da atlayamıyorum... latin kültürünü seviyor, ve arjantin, brezilya filan derken; brezilyaya yerleşiyor... sokaklarda çalıyor, para kazanıyor, değişik müzisyenlerle tanışıyor... tabii tanışmak demek, büyümek ve gelişmek demek... tiyatro ve sinema için müzikler yapıyor ve tabii kendisine ait iki de albüm çıkarıyor orada...
Müziğim ile dünyayı dolaşmak dünyayı müzik ile sarmak. Canlı ve de cansız varlıklar ile müzik aracılığıyla iletişim kurmak. Söz ile söylenemeyeni müzik ile anlatmak. Ruhun dilidir müzik. Sahnede olmak cennette ve göklerde olmak gibidir. Bu duyguyu çok seviyorum. Dünyanın müziğimi dinleyebilmesi dostların ve insanların beni müziğim ile hatırlaması gezegenimizin her köşesine gitmek ve oradaki insanların içini müzik ile doldurmak paha biçilmez duygu...
böyle diyor bir röportajında... bereket bu röportajı geç de olsa buldum:)... hemen adresini vereyim, tamamını okuyun çünkü en çok bilgi kendi ağzından burada var... röportajı yapan ayşe ayten...

Türkiye'nin Brezilya'daki Müzik dahisi

gitar dışında; viyolonsel, saksafon, klarnet, piyano, bateri ve perküsyon da kullanıyor performanslarında ve kayıtlarında... bence bunlar oldukça iyi çaldıkları... diğer aletleri de ustalıkla kullandığından eminim... tabii elektronik cihazları da büyük ustalıkla kullanıyor...

yukarıda canlı performansını paylaştığım cosmophonia albümünün tamamını paylaşmış çağdaş üstüntaş... ben de burada paylaşayım istedim... oldukça kaliteli bir albüm çalışması... en ince detayına kadar tamamen kendisine ait ve tüm enstrümanlar da kendisi tarafından çalınmış...



antalyada yapılan uluslararası gitar beste yarışmasında birincilik elde etmiş... bestelerinden birini izmir yaşar üniversitesi öğrencilerinden ceren baran çalmış... beste güzel, ceren baran da harika çalmış... çok başarılı bir gitarcı ceren baran da...

ilginç ve çok meraklı bir kişiliğe sahip çağdaş üstüntaş... müzik dehası olarak kabul ediliyor, müzik çalışmaları oldukça yoğun ve müzik dışında arkeoloji, tarih, astronomi, astrofizik gibi konularla da ciddi boyutta ilgileniyor... iki teleskopa sahip ve sürekli gözlemler yapıyor... bu keşfedici ve yeniliklere ve öğrenmeye açık kişiliğinin müziğine de ciddi biçimde yansıdığını düşünüyorum...

çağdaş üstüntaş ve çalışmaları konusunda detaylı bilgi alabileceğiniz bulabildiğim adresleri aşağıda paylaşıyorum...

youtube/chadas ustuntas

facebook/chadas ustuntas

soundcloud/chadas ustuntas

ve o meşhur 11 telli den drama köprüsü düzenlemesini de paylaşıp, bitireyim artık...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada