Ana içeriğe atla

paris aspen arın


bir kaç ay önce facebookun önerdiği bir sayfa idi paris aspen arının sayfası... nasıl yapıyor facebook bunu bilmiyorum ama bir şekilde yapıyor... giyim kuşam hastalarına moda sayfalarını, boğazına düşkünlere yemek sayfalarını önerdiği gibi; bana hem yemek sayfalarını, hem kellik giderici sayfaları, hem de müzik sayfalarını itina ile tam da arzu ettiğim kıvamda önerebiliyor... ben düşünceleri bile okumaya başladığından şüphelenmeye başladım artık bu teknolojinin...

konu dışına çıktım, daha doğrusu konuya giremeden çıktım yine her zamanki gibi ama oldu artık, hemen girelim konuya... konuya girmeye de gerek yok gibi aslında, yukarıdaki şirin mi şirin genç hanımefendinin fotoğrafı fazlasıyla yetiyor... piyano sevgisi gözlerinden okunuyor... zaten sevmese 2,5 yaşında başlamazdı piyanoyla haşır neşir olmaya... ben önce parisin ailesini kutluyorum bizlere genç bir yetenek kazandırdıkları ve bilinçli hareket ettikleri için... 2,5 yaşındayken haftada 15 dakika ile başlamış piyano yolculuğuna... ben buradan bir kez daha bizim konservatuvar öğretmenlerine seslenmek istiyorum; bakın canlı örnekleri mevcut bol bol... müziğe, piyanoya, kemana, fagota yada bilimum enstrümanlara başlama yaşı gibi bir saplantıyı bırakın artık rica ediyorum... bu sayfada bir çok defalar yazdım aynı şeyi çünkü bu konuda sorun yaşayan çok fazla... 7 yaşından önce şuna başlanmaz, 9 yaşından önce buna başlanmaz dediğiniz için, ülkemizde sanata başlamayı becerebilme sorunu yaşanıyor resmen... çocuk bir şeye hevesleniyor ama başlayamıyor... bence ilk ultrason çekiminden sonra başlanabilir müziğe ama neyse artık... bir diğer sözüm de ailelere... bakın haftada 15 dakika!... çocuğun başına zebani gibi dikilip saatlerce dın dın yapmayın... bırakın, dilediği şekilde, dilediği kadar dın dın yapan o olsun... siz olmayın...

ekleme/ paris aspen arın hakkında daha sonra yapılan bir paylaşıma da mutlaka göz atın... barış ve müzik elçisi paris aspen

paris aspen arın

paris aspen arın amerika doğumlu ve eğitimine de orada devam ediyor... çok şanslı bence çünkü çoğu zaman ülkemizde değeri bilinemeyen yetenekleri zaten amerikan üniversiteleri ve kolejleri ilk fırsatta bursla alıp, götürüyorlar... parisin ailesiyle birlikte orada olması bu açıdan çok önemli bence...

anton diabelli - rondo from sonatina op. 168 no 1



ne demiştik?... facebook önermişti, ben hemen ilgilenememiştim ama unutmadım da tabii... ilk fırsatımda kimmiş bu paris dedim ve hala daha başlayamadım yazmaya:)...

çok sevdiğim 2 isme birden sahip paris aspen... saçma gelebilir ama ben isimlere çok önem veren biriyim... konservatuvar 5. seviye öğrencisi olmanın yanında, bas gitar devi steve bailey ve deep purple ın 2. kuşak gitar üstadı steve morse gibi bir çok tanınmış müzisyeni de yetiştirmiş olan miami üniversitesine bağlı phillip and patricia frost school of music de de yaz aylarında eğitim alıyor...

öğretmeni brigham young üniversitesinden dr. irene peery-fox... pratik ve alıştırma partnerliğini de yine irene peery-fox un öğrencisi olan jonathan keith yapıyor... ireene peery-fox özellikle genç yeteneklerin eğitimi konusunda oldukça tecrübeli bir piyano hocası... jonathan keith de tıpkı paris aspen arın gibi çok küçük yaşlarda kendisinden eğitim alarak başlamış ve şu anda oldukça önemli bir pozisyonda her iki hocasının da linklerini verdim, inceleyebilirsiniz... irene peery-fox un sistemiyle eğitim veren özel bir akademisi de mevcut: peery academy...

2,5 yaşında piyanoyla oynamaya başlayan paris, 4,5 yaşından beri bu isimlerle birlikte çalışıyor... şu anda 10 yaşında ve üniversitenin en küçük öğrencisi!...

sonatina g major ludwig van beethoven



harika:)... paris şu anda new york carnegie hall konseri için mozartın 8 numaralı piyano konçertosu üzerinde harıl harıl çalışmaktaymış... müthiş bir deneyim... daha ne olsun... piyanoya başlama yaşına girer girmez carnegie hall de konser:)... her şeyi amerikadan filan alırız ama nedense bu sistemi alamayız bir türlü...

paris aspen arın a ait facebook sayfasını beğenip, youtube sayfasında da videolarının tamamını izleyebilirsiniz... ben burada kendisini rahat hissettiği videolarını paylaştım çünkü böyle ortamlarda yetenek tam olarak sergilenebiliyor... frost school konserine çıkarken seyirciyi selamlayışına ise özellikle bayıldım ve defalarca izledim:)...

bir önceki jackie evancho paylaşımımda da özellikle belirtmiştim, konserlerini ve canlı performanslarını izleyince unutabiliyoruz ama bu yetenekli genç sanatçılar aslında çocuklar (kızıyorlar ama öyle)... bunu asla unutmamak gerekiyor... paris de çeşit çeşit ayıcıklarıyla ve köpekcikleriyle oynayan bir çocuk... piyanonun başına oturduğu zaman değişiveriyor, büyüyor birden...

2,5 yaşında başladığı piyano serüveni 10 yaşına kadar tam gaz devam etmiş... ben parisin geleceğinde büyük başarılar görüyorum... falcı bacı tarzında oldu biraz ama öyle:)... ben özellikle genç yetenekler hakkında yazdığım bu yazılara yılda 1-2 defa eklemelerde bulunuyorum... paris aspen de üstün yetenekli genç bir virtüöz... ben bu yazının da önümüzdeki aylarda eklemeler alacağından adım gibi eminim... 3-5 yıl içinde de kendisinin çok farklı ve büyük çalışmalara atacağı imzaları yazacağımızdan da eminim... o zaman medya ve sosyal paylaşım ortamları da ilgi gösterip, devreye girer zaten...

benim öngörüm (umudum) paris aspenin zorlu eğitim süreci sonrasında kabına ve kalıplara sığmayacağı ve caza yöneleceği yönünde... izleyip, göreceğiz:)...

Yorumlar

  1. Sen ne şeker şeysin Aspencim böyle:=). Çok beğendim bayıldım ve çok sevdim seni. Yolun açık olsun harika çalıyorsun:=)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada