Ana içeriğe atla

eren başbuğlu dream theater

eren başbuğ & richard chycki, jordan rudess, john petrucci

hiç sevmem ingilizce başlık vb gibi şeyleri ama bu sefer öyle olacak çünkü konu "dream theater" ve "eren başbuğ"... kendisi hakkında bu üçüncü gururlu paylaşımım...

progresif eren ve eren başbuğ başlıklı paylaşımları da okuyabilirsiniz... storm corrosion da var tabii bir de...

dream theater ı da, eren başbuğ u da ilgilisi bilir... ilgilisi için ise; bu iki isim de çok büyük anlamlar ifade eder... ağzına kadar virtüöz dolu olan bu progresif rock (belki de metal, anlamam öyle şeylerden, sadece dinlerim) grubu ile birlikte çekilen yukarıdaki fotoğrafında eren başbuğ un adını yazarken gerçekten hem çok heyecanlandım, hem de büyük gurur duydum...

galiba geçen ilkbahar aylarından birinde duymuştum eren başbuğun dream theater albümünde yer alacağını... işin gerçeği şaşırmamıştım hiç çünkü bekliyordum böyle bir olayı ama normalde çok şaşırılacak bir durum bu... öyle kolay bir şey değil  dream theater ve benzeri kalbur üstü gruplarla çalışmak... ama ben bekliyordum ve çok daha fazlasını da bekliyorum zaten... hem dream theater ile, hem solo olarak, hem de başka bir takım büyük isimlerle birlikte daha çok işler çıkaracak eren başbuğ... her sene buraya bir şeyler yazacağımdan da eminim ve yazı başlıklarını da kendisinden isteyeceğim bundan sonra...

"like a dream" çünkü gerçekten sanki bir rüya... çoğu zaman çok abartılı bulunur böyle ifadeler ve hatta ben abartılı bulurum ama gerçekten öyle... devler liginin en tepesinde bulunan bir rock grubundan kabul görmek öyle her baba yiğidin harcı değildir... dediğim gibi, ben "sanki bir rüya" gibi ifadeleri abartılı bulmuşumdur hep ama eren başbuğun durumunu şöyle ifade edeyim; barcelona da top koşturup, messinin çok yakın arkadaşı olmak yada microsoft un kare asında yer alıp, bill gates in kankası olmak gibi bir şey...

30 yıla yakın bir süredir müzik yapan dream theater, berklee den arkadaş olan john myung, john petrucci ve mike portnoy tarafından kurulmuş ve gruba daha sonra kevin moore da katılmış... james labrie ve jordan rudess in de katılımlarıyla grup tam yerine oturmuş... hemen belirteyim, jordan rudess öncesinde derek sherinian vardı ve kevin moore un yerine geçmişti... derek sherinian ı da çok beğenirdim ben, o yüzden atlamak istemedim... ama dream theater ın uzun soluklu ve başarılı kadrosu; labrie, petrucci, myung, rudess ve portnoy dur... bir kaç yıl önce mike portnoy un yerine bir başka mike geçti; mike mangini... her iki mike da birer davul ustasıdır...

dream theater

çok aktif bir grup dream theater... tüm elemanları büyük usta... ve her birinin ayrı ayrı çok önemli çalışmaları da mevcut... john petrucci; steve vai ve joe satriani ile birlite g3 te çalmış ve tokyo albümünde yer almıştır... jordan rudess; gruba dahil olmadan önce, petrucci ve portnoy ile birlikte liquid tension experiment adı altında albümler çıkarmıştır... portnoy davulun tanrısı olarak bilinmektedir...

ben grubun daimi basçısı myung a apayrı bir sempati duyuyorum, "cool" diyorlar... sessiz, sakin, abartısız, işini çok iyi yapan, gruba bakınca sanki geride kalmaya çalışan "ağır abi"... myung; dünyanın en iyi 3-5 bas gitarcısından biridir... şov yapmaz... sadece çalar!... çok iyi çalar...

dream theater daha önce yazdığım gibi, berklee nin iyi bir özeti gibi... her bir elemanı kendi alanında "en iyilerden (ilah?)" kabul edilen bu grup, dünya rock tarihine damga vurmuş sayılı gruplardan biridir... çok önemli bir kilometre taşıdır... rock tarihinde açılabilecek 6-7 ana başlıktan biridir... eren başbuğun bu grupla bağı bir kaç yıl önce başladı... o konuda ilk paragrafta verdiğim paylaşımlara bakabilirsiniz...

üstün yeteneği ve amaçları doğrultusunda gösterdiği gayret ve çalışmaları sonucunda jordan rudess in ve dream theater ın dikkatini kısa sürede ve ciddi biçimde çekti... doğru düzgün çalışmayana, çabalamayana, gerçekten iyi olmayana asla zerre kadar prim vermezler... asla elinden tutmazlar... hatta  bırakın destek olmayı şunu bunu, gözünün yaşına bakmazlar... bizim ülkemize has bir durumdur o "elinden tutma" ve benzeri gibi şeyler... yok öyle bir şey...

eren başbuğ yaptığı önceki çalışmalarıyla kendini gösterdi ve "bu işi yapsa yapsa en iyi eren yapar" dediler ve grubun kendi adını taşıyan albümünde orkestral düzenleme ve yönetme işini "dream theater ruhunu" en az kendileri kadar iyi bilen eren başbuğ a güvenerek verdiler... durum budur...

"eren başbuğ çok hızlı yükseliyor" yada "kısa sürede çok yukarılara çıktı" gibi yorumlar okuyorum sağda solda... ben bu tip yorumlara katılmıyorum... erenin yeteneğini, çabalarını, çalışmalarını ve zaten yıllar önce başarmış olduklarını göz önüne alınca, bence eren başbuğ tam da olması gereken noktada... ne eksik ne de fazla... çünkü eren başbuğ zaten daha çocuk denecek yaşta çok zoru fazlasıyla başardı... hatta bence ilk başarıları şimdikinden çok daha önemli idi... yakın zamanda eren çok daha büyük başarılarla karşımıza çıkacak çünkü daha yeni başlıyor... hatta eren başbuğ henüz başlamadı bile!...

bana "bir rüya gibi" şeklinde başlık yazdırtacak kadar büyük bir başarı erenin bu albümde 2 ana parçanın orkestral düzenlemelerini gerçekleştirmiş olması... ama eren başbuğ için bu bir başlangıç... zirveyi defalarca görmüş bir dream theatre ın önemli albümlerinden birinde düzenleme yapma işi eren başbuğ için "başlamaya adım atma"...

dream theater albüm (2013)

yeni çıkmış bir albümün parçalarını burada paylaşayım mı yoksa buna ben alet olmayayım mı diye çok düşündüm... doğru olmayacağı için günahı bulup dinleyene ait artık:)... false awakening suite ve illumination theory adlı parçalarda eren başbuğun orkestrasyonu olduğunu düşünüyorum... 24 eylülde çıkan bu albümü dinlemeden yazmak istemedim... gerçi ben eren başbuğ u yazıyorum ama yine de dinlemeden yazmak doğru değil... dinledim ve çok beğendim... albümün sınırlı basımı, plağı, cd si ve dijitali mevcut...

www.dreamtheater.net linkinden albümün resmi tanıtım single ını dinleyebilirsiniz...

özellikle 22 dakikalık illumination theory nin yanlış hatırlamıyorsam 8:43 anından itibaren başlayan yaylı grubu çok çok iyi... soundcloud da yorum almak için yüklenen parçayı dinlerken dream theater için sürekli yapılan yorumlar 8:43 den itibaren birden değişiyor... dikkatimi çeken yorumlar "muhteşem! bu parça hep böyle olmalıydı..."... "rahmaninov!"... "bu bölümü 33. dinleyişim"... "meditasyon!"... albümün aldığı övgülere ek olarak, düzenlemelerin çektiği dikkat çok önemli...

illumination theory bence de sadece senfonik olsa çok iyi olacaktı... yada 2 versiyonu da olabilirdi albümde ama parça 22 dakika olunca mümkün değil tabii... "eren başbuğ bu parçanın mümkünse ayrı bir 20-30 dakikalık senfonik düzenlemesini yapsa" gibi bir şey geçti aklımdan ilk dinlediğimde...

false awekining suite ise bence dream theater albümleri içinde en iyi açılış parçası... the enemy inside ı ben pek beğenmedim... the looking glass da kendime geldim... petrucci ısınmış bu parçada:)... her parçayı yazamayacağım... zaten kişiye göre değişir... ben albüm yeni diye video ve mp3 koymadım ama 1 aylık albümün seksen tane cover ını buldum! youtube da!... bu ne hız!... orijinali firmaca doğal olarak engellenmiş ama nasıl olduysa cover ları çoktan çıkmış... dream theater farkı ve sevgisi bu olmalı... büyük ihtimalle cover ları daha önce çıktı parçaların...

atlamadan, hakkını yemeden yazayım; ben portnoyu çok severdim ama bu yeni mike da çok iyi... mike mangini zaten yeri belli bir davulcudur ve bu albümde çok dikkat çekici çalmış... gerçi ben anlamam davul, bateri vb işinden...

konu eren başbuğ aslında ama albümü de anlatmaya başladım... alın, dinleyin, grubun en iyi albümü diyemiyorum kendimce ama albüm standart ve çok iyi bir dream theatre albümü... zaten bu gruptan vasat iş çıkmaz... her zaman iyidir...

eren başbuğun bu başarısı çok büyük ve çok önemli... çok büyük bir adım... böyle bir grubun, bu önemli görev için eren başbuğa güvenmiş olması çok önemli... albümün kitapçığını okurken o ismi orada görmek çok önemli... bence müzik açısından gerçek bir rüya... rüyanın gerçekleşmiş hali...


eren başbuğ stüdyoda

çok başarılı müzisyenlerimiz var... çok güzel çalışmalar ve örnekler var... eren başbuğun bu başarısını benim rüya olarak ifade etmemin sebebi "başarı" dan çok farklı... sadece başarı değil... eren başbuğ adının albümde geçiyor olması, böyle bir albümün açılış ve kapanış parçalarındaki çok büyük katkısı başarının ötesinde "referans"... dünya çapında çok başarılı çalışmalar yapmak ayrı, devler ligine adını yazdırabilmek ayrı... anlatmak istediğim şu; "çok iyi cazcı olabilirsiniz ama bu başarı ancak montreux caz festivaline çağrılırsanız katmerlenir"... ben deep purple, queen, jethro tull, santana, eric clapton, pink floyd, metallica, guns n roses, scorpions gibi gruplarda da ülkemizden isimler görmeyi hep çok arzu etmişimdir... dream theater gibi gruplara alt grup olabilmek bile çok büyük başarıyken; eren başbuğ, gözlerimin aradığı bu eksikliği gidermiş oldu... benim açımdan bakınca; nasuhi ertegün, ahmet ertegün, arif mardin gibi isimlere eren başbuğ da eklenmiş oldu... çünkü ben eren başbuğun başarısını o kefeye koyuyorum... müzikal anlamda başarı derseniz?... eren başbuğ zaten çok başarılı idi...

EKLEME/15 NİSAN 2014

eren başbuğ & dream theater - boston opera house / Photo by Dave Green



neredeyse 20 gün oldu, hatta geçti; bu paylaşımın sonucunu bir türlü ekleyemedim... az önce bir şey vesile oldu ve nihayet ekliyorum... bu yazının sonuç kısmı geçen ayın 25. günü gerçekleşti ve 25 mart 2014 gecesi boston house of blues konser salonunda gerçekleşti... eren başbuğun yönetimindeki berklee orkestra/korosu dream theatre a eşlik etti... çekimler ve kayıtlar yapıldı... dvd olarak yayınlanacak bu konser... detayları okulu berklee nin haber sayfasından alabilirsiniz...

Student Eren Başbuğ conducts at Dream Theater's Boston Opera House concert

ekleme/25 Ekim 2014

ben biraz geciktim ama işte boston opera house...

Preorder your copy at http://smarturl.it/dreamtheater



çok gurur verici... bu paylaşımın sonucu demiştim az önce... bence "like a "dream": eren başbuğ" bu muhteşem konserle tamamlandı ama ben inanıyorum ki; eren başbuğun dream theater ile ilişkisi yeni başlıyor... yani biten sadece bu yazı, macera yeni başlıyor... eren başbuğ & dream theater'ı birlikte daha çok yazacağız gibi...

Yorumlar

  1. Çok büyüksün Eren. Yaptıklarını ve başarılarını yakınen takip ediyorum. Beni çok mutlu ediyorsun.

    YanıtlaSil
  2. İrem Dengin26 Ekim 2014 20:27

    Bloğunuz kapalıydı uzun süredir, baktım açılmış. Yazılarınızı okumak bana çok keyif veriyor en çokta gençlerden ve çocuklardan basettiğiniz yazılarınız. Eren Başbuğ ise hiç tarzım olmayan dinlemediğim bir tarzda müzik yapıyor olmasına rağmen çok taktir ettiğim biri ve sayfanızdaki yazılardan haberim oldu. Çocuklarım kendisine hayran resmen ve bende onlarla birlikte dreem teater dinliyorum sırf Eren Başbuğu çok sevdiğim için. Bu çocukların kıymetini bilmiyoruz ama el üstünde tutuluyorlar dünyada. Erenciğim, eğer okuyorsan şunu bil ki tarzını dinlemeyen ve hatta sevmeyen biri olarak ben bile sırf seni çok sevdiğim için senin müziğini dinliyorum hergün:)

    YanıtlaSil
  3. Demet Demirsoy2 Kasım 2014 12:29

    Mükemmel bir haber bu mükemmelsin Eren. Hakkında çok daha fazla şey duymak istiyoruz. Seni çok seviyoruz. İyiki varsın ve harika işlerle göğsümüzü kabartıyorsun.

    YanıtlaSil
  4. Erencim seni çooooook seviyorum harikasın ve muhteşem başarılara imza attın seninle gurur duyuyorum.. Yazıda önemli bir nokta üztüne basa basa vurgulanmış ve gerçekten çok hoşuma gitti, artık devler ligindesin ve çok gençsin eren. Böyle bir grubun orkestra çalışmalarını ve düzenlemelerini yapmak ve onlarla aynı sahneyi paylaşmak gurur verici seni çok seviyorum. Başarılarının devam etmesini istiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Muhteşem ötesi bir başarı, kutluyorum Ereni. Bu gençleri lütfen daha fazla yazın, isimleri herkes tarafından çokça duyulsun.

    YanıtlaSil
  6. Ivory konserleri devam edeck. Mutlaka katılın izleyin

    YanıtlaSil
  7. Kristin ALDO27 Ekim 2015 14:51

    Muhteşem bir başarı, kutluyorum Ereni bu başarılarından dolayı. Yolu açık olsun..

    YanıtlaSil
  8. GÖKÇE YILDIRIM17 Nisan 2016 14:17

    aDINI çok duyuyordum ama ilk defa okudum Eren Hakkında bir yazı. Çok sevindirici haberler bunlar. Eren kutluyorum seni ve İzmirdede görmek istiyorum en kısa zamanda.

    YanıtlaSil
  9. GÖKÇE YILDIRIM17 Nisan 2016 14:20

    Yukarıda Aydınlık gaztesinde seksenlerin ruhunu yakalayabiliriz demişler ama ne varmış bu 80li yıllarda ve ruhunda anlamadım. Yakalayacaklarsa altışları ve yetmişleri yakalasınlar. Lazım değil 80 ruhu ve ne işe yarar? kimin işine yaramış 80 ruıhu?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da