Ana içeriğe atla

ilyas seçkin

ilyas seçkin - kötülüğün döngüsü
son paylaşımlarımda usta çocuklardan, genç yeteneklerden bahsetmiştim ve ülkemizden üstün yetenekli çocuklar çıkmadığı için yada ben bir türlü ulaşamadığım için; ailelere, devlete şuna buna çok kızmıştım... hala çok kızıyorum ama nihayet denk geliş karşıma çıktı... opera sanatçısı ilyas seçkin... ailelere ve sağa sola ettiğim lafların hiç birini geri almıyorum... birazdan ilyas seçkin'in babasının sözlerini de aktaracağım zaten... aileler destek oldukları sürece hiç sorun yok... benim asıl yakınmam ülke genelindeki aile yapısı... daha asıl yakınmam ise; bu gençlerin üzerinde yeterince durulmaması, tanıtılmamaları, gençlere ve ailelere destek olunmaması... ilyas seçkin macaristanda düzenlenen armel opera festivalinde ödül almasa, kimsenin ilgileneceği, destek olacağı, sponsorluk yapacağı filan yok... ilyas gidiyor, opera festivalinde ödül alan ilk çocuk operacı oluyor, medya o zaman ilgileniyor!... kardeşim öncesinde ilgilensenize!...

hemen şunu belirteyim; böyle yazıyorum diye illa da ülkemizden birileri çıksın da göğsümüz kabarsın mantığı da yürütmüyorum... benim için sanatta ve edebiyatta ülke yada millet gibi kavramların hiç bir önemi yoktur... hele hele çocukların zaten milliyeti filan yoktur... benim bütün derdim; bir çok ülkede el üstünde tutulan, sponsorluk kapmak için yarışılan büyük yeteneklere ülkemizde zerre kadar destek olunmaması... desteği bırakın, köstek olunması... gençler ve ilgili aileler resmen seslerini duyurmak için çırpınıyorlar ama nafile... bütün derdim bu...

2011 yılında italyanın napoli kentinde düzenlenen napoliten şarkı yarışmasında da 5. olarak ilk uluslararası ödülünü almış ilyas seçkin... yarışmada guaglione isimli parçayı italyanca söyleyen ilyas seçkin, dünya beşincisi olması yanında jüri özel ödülüne de sahip olmuş... il pulcinella d’oro şarkı yarışması dünya çocukları arasındaki kardeşliğin geliştirilmesi amacını güdüyor ve alanında oldukça önemli bir yarışma...



süreyya opera sahnesinde, geçen sene istanbul devlet opera ve balesi ilk kez bir modern opera eserini sahnelemişti... benjamin britten in o ünlü operası kötülüğün döngüsü... konusu; çocuklara yönelik şiddet ve istismar... oyun çok ünlü ve dikkat çekici... bir çok ülkede sergileniyor ve şimdiye kadar sadece türkiyede miles karakterini esere uygun olarak bir çocuk oynadı... diğer ülkelerde hep genç erkek yada kadın operacılar canlandırmış bu karakteri... ülkemizde ise ilyas seçkin bu karakteri canlandırmış ve çok da başarılı olmuş...

11 yaşında, 4 dil biliyor... 6 yaşında angelika akbar ile müziğe başlamış... istanbul devlet senfoni orkestrası çocuk korosunda da çalışıyor... yusuf ile züleyha ve öldüren aşk oyunlarında da rol almış ama asıl çıkışını kötülüğün döngüsünde yapmış... opera eğitimi olmadığı halde...

ilyas seçkin böyle önemli bir yarışmada ödül alan ilk çocuk operacı olarak tarihe geçmiş durumda... ailesi çok istekli... kendisi çok istekli... sadece biraz desteğe ve ilgiye ihtiyaçları var(dır) gibi geliyor bana... devlet opera ve bale ve senfoni orkestralarının da ilgiye ve desteğe ihtiyaçları olduğunu da hesaba katarsak, ilyasın ve ailesinin işi biraz zor gibi görünüyor...

ama yakında yurt dışından birileri ilgilenir ve ilyası alıp götürürler... sonra biz "italyadaki yada rusyadaki yada artık neresi olursa, dünyaca ünlü türk operacı ilyas seçkin ile hava atmaya kalkarız onun başarı haberleri geldikçe!"

başarılı olsun da nerede nasıl olursa olsun... bu benim düşüncem ama babası da çok güzel laflar etmiş:
Çok uzun zamandır uluslararasında iş yapan bir kişi olarak, çok dilli, çok kültürlü Türk vatandaşlarının çok fazla olmadığını görmenin rahatsızlığını duydum hep. Hep istedim ki, öyle bir çocuk yetiştireyim ki, çok dil konuşsun, çok kültürlü olsun ama kendi benliğinden hiçbirşey kaybetmesin ve hep ülkesini her yerde savunabilsin. Müzik bir dünya dili aslında. Herkesin konuştuğu ve anlaşabildiği... İlyas konuştuğu yabancı dillerin haricinde müzik dilini de çok iyi konuşuyor. Biz ailesi olarak onu hep destekledik, her türlü çalışmadan geri kalmaması için çok çaba sarfettik. Şimdi karşımızda, dünyanın her yerinde bir Türk olarak ülkesini temsil edebilecek; bilgili, kültürlü bir birey görüyorum. Üstelik bu yaşında uluslararası bazda kimsenin kolay kolay alamayacağı bir ödüle de kavuşmuş bir çocuk. İlyas gibi çocukların sayısını arttırmamız lazım.
ekleme/

ilyas seçkin - what a wonderfull world
cemal reşit rey konser salonu/mayıs 2012



ekleme/

ilyas seçkinin ödül aldığı oyunun tamamını paylaşmıştım aslında ama daha sonra kaldırılmıştı video... oyun ile ilgili tüm videolar o dönemde engellenmişti... daha sonra farklı kişilerce bölüm bölüm paylaşımlar yapıldı... ben ulaşabildiğim videoları burada paylaşacağım...

neler çektim şurada ilyas seçkin videosu bulunsun diye:)... umarım aşağıdaki de engellenmez...

Yorumlar

  1. İlyas seçkin için,
    İlginiz ve yorumlarınız için çok teşekkür ederım...Ellerınıze sağlık.....

    YanıtlaSil
  2. ben de size teşekkür ederim... çok büyük başarı kazanmış ilyas seçkin... ben elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum... eğer yakınıysanız sizi de kutlarım... kendisi hakkında bilgi sahibiyseniz, eklenmesini yada çıkarılmasını istediğiniz konuları iletebilirsiniz...

    YanıtlaSil
  3. Zafer Bey,
    Yazınız ve genc muzisyenlere verdıgınız muhtesem destek ıcın sızlere cok tesekkur ederim. Sizinle karşılaşabılmeyi ve sizi tanimayi cok isterim. Umarim bir imkanini bulurum. Sizleri bundan sonraki calismalarim hakkinda bilgilendirecegim. Muzik benim icin cok onemli ve o benim hayatimin her doneminde olacak. Size sevgi ve saygilarimi yolluyorum. I
    iLYAS SECKIn

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok gururlandım, iyi ki varsın İlyas.. Çok büyük başarılar bunlar gerçekten, kutlarım seni.

      Sil
  4. asıl ben teşekkür ederim, yorum yapmanız beni çok memnun etti... gurur duyuyorum sizlerle ve gurur duyan, çok beğenen, destek olmaya çalışan ve en önemlisi sizlerden büyük başarılar bekleyen önemli bir kitle var... işiniz kolay değil... müziği bu kadar seven ve bağlı olan yetenekli birinin kopması zaten mümkün değil... üstelik başarınız sadece müzik de değil... oyunu izledim, çok beğendim, ilk fırsatımda canlı da izleyeceğim... ben de karşılaşmaktan ve tanışmaktan onur duyarım... evet durmak yok, müziğe her zaman devam:)... ben gelecekte sizden çok bahsedileceğinden eminim... sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  5. Muhteşem bir başarı gerçekten kutluyorum İlyas kardeşim seni, kutluyorum ve öpüyorum yanaklarından. Acele etme sakın, yavaş yavaş yüksel tamam mı? Bunu hiç unutma.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o