beren zehra güllü, meriç demircioğlu ve hamit erdem özpolat - palladio

beren zehra güllü, meriç demircioğlu ve hamit erdem özpolat

bir kaç yıldır dikkatimi çekiyordu gaziantepli genç piyanistler.. bir antep fırtınası esiyor son yıllarda.. sebebini sonradan anlamıştım, renata öğretmenmiş meğer... renata popovych çavdar... her zaman demişimdir; türkiyede kişiler önemlidir çok... bir kişi her şeyi değiştirebilir çünkü bizim sistem böyle... mesela çoğu ülkede kişiler önemli değildir pek... bir şeyler işliyordur, kişiler görevlerini yaparlar... bizde öyle değil... bizde biri çıkar gelir, bir şeyleri işletirse işletir... artık iyi mi işler, kötü mü? şansınıza...

gaziantep'ten de ardı ardına bir çok genç sanatçı çıktı karşıma son yıllarda... bursa da öyle mesela... orada da konservatuvara ek olarak, bir de elena çekiç var... ben tanıdıklarımı yazıyorum sadece, umarım her yerde varlardır... özetle; kişiler gerçekten çok önemli...

yanlış da anlaşılmasın; ülkenin her yerinde, her şehrinde çok yetenekli çocuklar ve gençler var, bir çok şehirden bir çok genç sanatçı tanıyorum, bu sayfada da çok paylaştım ama çok büyük kısmı falanca konservatuvarın pişmanca ana sanat dalından gençler olarak tanınıyorlar... yani her yerde renata öğretmen yok maalesef...

fotoğrafları özellikle kendim hazırladım... piyano, bildiğiniz üzere devasa boyutlarda... sanatçılarımız ise çok minikler ama sonuçta üçünü birden oturtunca piyanonun başına, biraz sıkış tepiş oluyor... hatta iyi organize olamazsanız, itiş kakış da olabilir... mesai çıkışı banliyö treni misali... kişi başına 29, el başına 14 tuş düşüyor bu çalışmada...

beren zehra güllü, meriç demircioğlu ve hamit erdem özpolat

renata popovych çavdar öğretmenin yaklaşık on yıllık emekleri sonucunda bir çok genç piyanist kazandık ve görünen o ki kazanmaya da devam edeceğiz... 9 yaşındaki hamit erdem özpolat ve meriç demircioğlu ile 11 yaşındaki beren zehra güllü de yetenekleri keşfedilen ve değerlendirilen genç sanatçılarımız grubunda yer alıyorlar... keşfedilemeyen, keşfedilseler bile yetenekleri işlenemeyen kim bilir kaç çocuk var?... her çocuğun mutlaka en az bir adet üstün yeteneği olduğu gerçeğinden hareket edersek, durum genel anlamda oldukça vahim denebilir... iş işten geçtikten sonra "aaaa ben çok iyi resim yapıyormuşum yahu" diyen milyonlarca insan kaynıyor ortalık... "hiç bir yaş geç değildir" gibi avuntular da -istisnaları olmakla birlikte- hikaye... inanmayın... ağaç yaşken eğilir...

en azından; yaşınız kemale erince, üç kişi bir piyanonun başına oturamazsınız, oturabilmeyi başarsanız bile, emin olun kavga edersiniz... "o tuşa ben basacaktım, terbiyesizlik yapma, kırarım o parmağını" diye birbirinize girersiniz... ihtiyarlar öyle maalesef... 4 kişi en fazla okey masasına sığarız biz, o da mecburiyetten...

neyse; olağan laf sokmamı da yaptıktan sonra, devam edeyim ben... beren zehra güllü, meriç demircioğlu ve hamit erdem özpolat; oturmuşlar onat kutlar tiyatro salonundaki grand piyanonun başına ve çok büyük bir konsantrasyon, ciddiyet ve özveri ile seslendirmişler jenkins - zakharov’un mysterium campanorum "palladio" adlı 6 el için yazılmış piyano eserini... oldukça zor ve üstesinden gelinmesi kolay olmayan bir eser ancak üstesinden fazlasıyla gelmişler... üstelik o kadar çok içine girmişler ki bu eserin, resmen yaşamışlar... helal olsun...

eser aslında karl jenkins'in ünlü palladiosu ama pavel zakharov tarafından 6 el piyano için uyarlanmış... 1995 yılında yazılmış olan yaylılar için bir kompozisyon ve ilk bölümü tanınıyor... toplamda 20 dakikalık bir concerto grosso olan bu eser adını ünlü rönesans mimarı andrea palladio'dan alıyor... pavel zakharov adında tanınmış bir basketbolcunun da olması sebebiyle, bu rus müzisyenin çalışmalarına ulaşmak biraz zor.. çocuklar ve gençler için piyano uyarlamaları yapıyor zakharov ve 2016 yılında da mysterium campanorum'u 6 el için uyarlamış... aşağıda dinlediğiniz anda zaten anlayacaksınız eseri ama her yerde karşımıza çıkan bu eserin kime ait olduğunu muhtemelen şimdiye kadar pek merak etmediniz...

projeleri baştan sona çok titiz ve özenerek gerçekleştirilmiş... çok güzel bir klip çekmişler ve gerek onat kutlar salonunda piyano başındaki canlı çakimde, gerekse antep'in ünlü bey mahallesindeki çekimlerde detaylara da çok özen göstermişler... yani sadece "hadi üç kişi, altı el bir piyano eseri seslendirelim de, instagrama koyalım" olayı değil bu çalışma...

ben doğal olarak instagramda gördüm ve hemen paylaştım... burada da paylaşmak istedim çünkü artık ağırlıklı olarak bu tip çalışmaları paylaşmayı tercih ediyorum ve diyorum ki; böyle çalışmalar yapın bir araya gelerek... yada konserler verin, paylaşayım... maalesef çok fazla yarışma odaklı bir hal aldı ortalık... çocukların yarıştırılmalarına ve sanatta yarışmalara ciddi biçimde karşı olmama rağmen, tabii ki onlar da olacaktır bir yandan ve ben de paylaşacağım mecburen de olsa ama kişisel olarak hiç bir zaman ısınamadım "yarışma" denen şeye.. onu da mutlaka belirtiyorum sürekli...

buyrun, hamit erdem özpolat, beren zehra güllü ve meriç demircioğlu  tarafından seslendirilip, canlı kaydedilen ve dış görüntülerle de süslenen mysterium campanorum "palladio" adlı p. zakharov ve k. jenkins eserini izleyin ve hem gururlanın bu üç minik sanatçımızla hem de hayran kalın...

Yorum Gönder

0 Yorumlar