Ana içeriğe atla

piyanist elif ışıl karakaş

piyano, piyanist

elif ışıl karakaş

oldukça uzun bir süredir takip ettiğim ama bir türlü kendisinden bahsedemediğim genç piyanistimiz elif ışıl karakaş, radyobir üzerinden program yapıyor, bir kaç haftadır takip etmeye çalışıyorum ama itiraf edeyim, iki programı da dinleyemedim henüz işlerimden dolayı... üstelik ilk iki konuğu da resmen zirve isimlerimizdi ve çok merak ediyorum... tam da benim aradığım güzel sebeplerden biri oldu bu radyo programı, bu sayede en az iki yıldır ertelediğim bu paylaşımı da yapmam için beni gayrete getirdi...

her cumartesi günü saat 14:00 den itibaren, radyobir üzerinden 1 saat boyunca keyifle dinleyebilirsiniz klasik nota programını... aykut gürel ve ahmet güvenç ustaları da konuk etti programına... takip etmenizi öneririm...

elif ışıl karataş'ı amerika'da üst üste elde ettiği başarılar, aldığı dereceler ve konserleri sayesinde tanıma fırsatım olmuştu... 2017 ağustos ayında amerika'nın en büyük okul orkestrasına kabul edilen elif ışıl karakaş, burada lise eğitimine başladı... okulu adına 14 ekim 2017 tarihinde katıldığı okullar arası klasik müzik yarışması'nda üçüncü oldu... 2017 ve 2018 yıllarında, iki yıl üst üste texas eyalet piyano yarışmasına katılarak 3 kategoride de birinci olmayı başaran elif ışıl karakaş, ardından 2019 ocak ayında ilk etabı houston üniversitesi konservatuvarında yapılan ve sadece 10 öğrencinin finale kaldığı yarışmada üstün performans sergiledi ve finalde üçüncülük ödülünün sahibi oldu... aynı yılın nisan ayında düzenlenen dr. fred and wanda pauling piyano yarışmasında ikinci olan elif, ekim ayında eyalet piyano yarışmasında üçüncülük ödülünün de sahibi oldu...

amerika'da bir çok konsere de çıktı bu süreçte, biraz eski olmakla birlikte, oldukça başarılı bir performansını paylaşayım lafı uzatmadan...

prokofiev sonata in d minor op.14 no. 2 1st mov.


özel yetenekli öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını sağlamak ve sahip oldukları kapasitelerini geliştirerek üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla özel eğitim vermekte olan antalya bilim ve sanat merkezi (bilsem) tarafından keşfedilen ve orada piyano eğitimi alan elif ışıl karataş, antalya büyükşehir belediyesinin destekleriyle amerika'da düzenlenen carmen clavier klasik piyano yarışmasına katılmış ve sonrasında da yukarıda bahsettiğim önemli başarıları ardı ardına gelmiş...

amerika'da elde ettiği başarı; kendisine sadece teksas eyalet senfoni orkestrasıyla konser verme şansını yaratmamış, aynı zamanda burslu eğitim hakkı da kazanmış ve şu anda öğrenimine orada devam ediyor...

ilk öğretmenler çok önemlidir... elif ışıl'ı ilk keşfedip, yönlendiren de anaokulu öğretmeni olmuş... adına ulaşabileseydim, yazmayı isterdim mutlaka... 2010 yılında akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarında gökçe göktepe ile yarı zamanlı konservatuvar eğitimine başlamış ve 2011 yılından itibaren ülkemizde bir çok konserde de sahne almış... mehmet akif ersoy üniversitesinin düzenlediği uluslararası genç yetenekler müzik festivali, akdeniz üniversitesi 23 nisan çocuk şenliği, istanbul pera piyano festivali, uluslararası çocuk zirvesinin açılış konseri, atso güzel sanatlar lisesi piyano dinletisi, trt radyo günleri konser programı, antalya piyano festivalinde genç yetenekler piyano konseri, akdeniz üniversitesi 4.bilim ve sanat şenliği açılış konseri, burdur mehmet akif ersoy üniversitesi uluslararası klasik müzik festivali, eğirdir klasik müzik festivali açılış konseri gibi etkinlikler, ülkemizde verdiği önemli konserlerden bazıları...

piyano, piyanist

elif ışıl karakaş

2017 yılı mayıs ayında ise; tübitak için hazırladığı ''türk beşlileri'nin müziğimizdeki yeri'' konulu 4006 bilim fuarları destekleme projesi kapsamında; necil kazım akses, hasan ferit alnar, ulvi cemal erkin, cemal reşit rey ve ahmet adnan saygun'un eserlerini yorumladığı solo konserler de verdi ki ben bunu ayrıca belirtmek istedim çünkü oldukça önemli ve farklı bir çalışma...

başarılı gençlerin çalışmalarını işte bu sebeple yazıyorum... hakkında bir çok haber var zaten yapılmış, medyada takip etmek zor da değil... ama gençlerin deneyebilecekleri, üstesinden rahatlıkla gelebilecekleri bir çok farklı çalışma da var ve onları da örnek olması amacıyla mutlaka paylaşıyorum... mesela en tepede bahsettiğim radyo programı gibi... yada bu proje gibi... günümüzde o kadar çok olanak var ki artık... bunları değerlendirmek lazım diye düşünüyorum...

antalya devlet senfoni orkestrası eşliğinde de sahneye çıkmıştı elif ışıl karataş, yukarıda bahsetmiştim... şef nesrin bayramoğulları yönetimindeki orkestra eşliğinde, mozart'ın 21 numaralı piyano konçertosunu seslendirmişti...



ben yukarıda son yıllarda amerikada elde ettiği başarıları yazmıştım ancak kendisinin yarışmalardaki başarıları neredeyse eğitim almaya başladığı ilk yıllara kadar gidiyor... 2012 yılında bulgaristan'ın dobriç ve albena şehirlerinde düzenlenen uluslararası hopes, talents, masters klasik piyano yarışmasında ikinci olmayı başaran elif ışıl karakaş; 2013 yılında 10. horowitz competition'a okulu tarafından gönderilmiş... 2015 yılında paris skryabin konservatuvarı tarafından düzenlenen 15. uluslararası piyano yarışmasında da üçüncülük ödülünün sahibi olmuş...

elif ışıl karakaş, 2013 ve 2016 yılları arasında trt çocuk korosu türk sanat müziği korosunda iki yıl korist olarak, iki yıl da korrepetitör olarak yer almış... sansev istanbul uluslararası çoksesli korolar yarışmasında en uyumlu koro seçilen okul korosuna en genç korrepetitör olarak eşlik etmiş...

şimdiye kadar tamara poddubnaya, özgür aydın, andreas staier, barış büyükyıldırım, khatia buniatishvili, gergely boganyi, werner bartschi, andrea lucchesini, hüseyin sermet, freddy kempf, gülsin onay, ufuk dördüncü ve bahar dördüncü, joseph rackers, michael mizrahi ve diego ribera caetano gibi önemli isimlerin ustalık sınıfı çalışmalarına katılmış olan elif ışıl karakaş; şiir ve resim alanında ödülleri, satranç, yüzme ve optimist sporlarında da dereceleri olan, benim ultra aktif olarak tanımladığım çok başarılı bir isim... sosyal projelerde de sürekli görüyoruz kendisini... amerika'nın en büyük onkoloji hastanelerinden birinde hasta çocuklara ve yakınlarına moral konserleri veriyor, her hafta iki saatini şehir kütüphanesinde geçirerek, çocuklar için sosyal çalışmalar da yapıyor...

hepsini toplasanız, on yıl önce müzik eğitimine başlamış olan genç bir sanatçı için oldukça hızlı bir tempo, gerçekten yazarken en çok zorlandığım isimlerden biri oldu elif ışıl karakaş... çok fazla şey sığdırmış bu sürece ve kim bilir benim yazmadığım daha neler var... sürekli kendisinden yeni haberler gelecektir mutlaka, ben de haberdar oldukça eklerim buraya... şimdilik bu kadar diyeyim ve bach'ın 2 numaralı piyano konçertosunun ilk bölümü ile bırakayım sizi...

Yorumlar

  1. Süper. Elif'imizin başarı haberlerini bekliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim yorumunuz için... yakınısınız anladığım kadarıyla, zaten hayatının her anı başarı ile dolu. fazlası da gelecektir...

      Sil
    2. Akrabalık anlamında değil ama sanasal açıdan her anını bilen, izleyen bir sanatsever hatta aile dostu bile denebilir. Müziğe başladığı zamanlardan beri izlediğim bir yeteneğimiz Elif.

      Sil
  2. Cok guzel bir yazi olmus. ellerinize saglik. Sanatcimiza da basarilar diliyoruz.

    YanıtlaSil
  3. Gurur verici. Tesekkurler yazana da yazilana da

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da