Ana içeriğe atla

sezin ege kabaklı

piyano
sezin ege kabaklı

yaklaşık üç yıldır tanıdığım ve takip etmeye çalıştığım, çok başarılı, adını sık sık duyuran genç bir piyanist sezin ege kabaklı... bende tuhaf bir durum var, durum mu diyeyim ne diyeyim bilmiyorum, birini ilk dinlediğimde "ileride adını çok duyarız" gibi bir hisse kapılmışsam, ileride adını çok duyuyoruz... ben ne otoriteyim, ne de bırakın otorite olmayı, bu işten anlayabilecek biri bile değilim ama öyle yani ne bileyim... hissiyat diyelim... biraz daha havalara girersem, konservatuvar sınavlarının tamamını ben yapayım merkezi sistem, siz yorulmayın bile demeye başlayabilirim...

unuttum gerçekten nerede izlediğimi, sezin ege kabaklı'nın verdiği bir konserde seslendirdiği tek bir videosunu izlerken; "bir kaç sene sonra parlayan yıldızlar konser serisinde izleriz kesin" diye aklımdan geçirmiştim... şimdi youtube kanalını incelerken, o videoyu yine gördüm, aklıma geldi, o sebeple yazdım bunları... chopin'in valsini bitirir bitirmez hızlıca selam verip kaçmasına da gülmüştüm... ben olsam, chopin çalmışım orada, uzun uzun selamlardım seyirciyi tadını çıkara çıkara...

evet, kendi reklamıma döndü iş, farkındayım ama olsun o kadar... demek ben bu işten anlıyorum ve sezin ege kabaklı da çok iyi bir piyanist... özetle bu... çok kısa bir süre sonra viyana'da düzenlenen klavier und kammerensemble wettbewerb "edelweiss" yarışmasında elde ettiği üçüncülük haberi gelmişti kendisinden... şimdi araştırdım, 2017 yılındaymış elde ettiği bu başarı... aynı yıl 4. uluslararası genç yetenekler yarışmasından da üçüncülük ile dönmüştü sezin...

ben bazen böyle gevezeliğe dalıyorum, hakkında paylaşım yaptığım sanatçıya ayıp oluyor gerçekten... bu durumlarda harika bir video bütün ayıbı örtebiliyor özellikle muhteşem bir eser ve seslendirme olunca aşağıdaki gibi... çoğu zaman en son videoları tercih ediyorum paylaşım yaparken, son videosuna bakayım dedim, karşıma bach'ın çift piyano için yazdığı konçertosunun ilk bölümü çıktı... tabii bu eser aslında obua ve keman içindi diye hatırlıyorum, mutlaka bulup dinleyin... eski bir dostumu görmüş gibi oldum çünkü bach'ın bu harika eserini sadece güher ve süher pekinel kardeşlerden dinlemiştim... hala daha sadece onlardan dinliyorum çünkü itiraf edeyim, ben içine caz kaçan örnek varsa, klasiğini tercih etmiyorum... çok kibarca ifade ettim zannederim:)... take bach albümünde jacques loussier düzenlemesiyle... bu albüm, aynı zamanda klasik müziğin o derin hissini bozmadan yapılan nadir düzenlemelere iyi bir örnektir... klasik müzik düzenlemeleri çoğu zaman eseri bozar atar... bu videoda diğer piyanistin kim olduğu bilgisine ulaşamadım maalesef ama çok iyi bir performans olmuş... orijinal halini de ilk kez kendilerinden dinlemiş oldum, gerçekten aynı tadı verdi...


olur da okursa kendisi, beni affetsin çünkü sezin ege kabaklı yazması her seferinde, benim "tembellik insanı geliştirir" ilkeme zarar vermeye başladı... sezin demişim yukarıda... aklıma güher süher pekinel kardeşler hakkında okuduğum bir makale geldi, bulamadım şimdi, orada da yazı gayet efendi bir şekilde giderken, ortalardan itibaren, önce pekineller'e, sonra da GSP şekline dönmüştü isimleri:)...

7 yaşındayken, mersin üniversitesi devlet konservatuvarı’nda şimdiki öğretmeni ayan kömür ile başlamış piyano eğitimine sezin... yukarıda ilk başarılarını yazmıştım, sonrasında hatırladığım kadarıyla 15. villahermosa impulsando jovenes talentos artisticos yarışmasında da üçüncülük derecesine layık görülmüştü...

geçtiğimiz yıl anton rubinstein piyano yarışması’nda en iyi berkovich yorumu ödülünün sahibi olan sezin ege kabaklı, şef patrick soulliot yönetimindeki eskişehir senfoni orkestrası eşliğinde j. s. bach'ın re minör piyano konçertosu’nun birinci bölümünü çok büyük bir başarıyla seslendirerek dikkatleri çekmişti...


2017 yılı nisan ayında denizli hakkı dereköylü güzel sanatlar lisesi'nde düzenlenen piyano festivalinde onur konuğu olarak sahne alan sezin ege kabaklı, 2019 yılında da gülsin onay’ın dünya piyanistler günü nedeniyle mersin’de düzenlediği konserde de yer aldı...

iş sanat tarafından milli reasüransta her sene geleneksel olarak düzenlenen parlayan yıldızlar konser serisinde de geçtiğimiz aralık ayında konserini başarıyla verdi sezin ve beni haklı çıkardı... geçtiğimiz sezonun konser vermeye hak kazanan isimlerini vermiştim, heyecanla tüm konserleri bekliyorduk ama covid nedeniyle galiba mart ayından sonra durdu bu konserler ve sonrasını da takip edemedim işin gerçeği... ilgili her paylaşımda mutlaka belirtiyorum, bu konser serisi aslında çok zorlu bir yarışmadır ve yarışmaların da en güzelidir... yine her seferinde üstüne basa basa ifade ediyorum, ille de yarışma olacaksa, tam olarak böyle olsun... olağanüstü bir etkinlik gerçekten ve bu konser serisinde konser vermeye hak kazanabilmek, bence çok büyük bir başarı...

şimdiye kadar, gökhan aybulus, zeynep üçbaşaran, emre elivar ve sergio gallo gibi önemli ustalarla da çalışmalar yapan sezin ege kabaklı, alkanova online müzik yarışmasında da büyük ödülün sahibi olmuş... bu başarısını da yeni öğrendim...

uzun süredir hakkında mutlaka paylaşım yapmak istediğim çok başarılı bir piyanistimiz sezin ege kabaklı... takip edebildiğim kadarıyla, çok sağlam ve emin adımlarla ilerleyen ve sürekli kendisini geliştirmeyi başaran bir genç yetenek ve kesinlikle eminim ki, adını önemli başarılarla sürekli duyacağız... başarı lafını da sevmeyen biriyim... başarıya aşırı odaklanan insanlar olduk çünkü... ben başarı derken öyle pek yarışmaları filan kast etmem, tabii onlar da önemlidir ve o başarılar da gelecek ama kendisini yurt içinde ve yurt dışında vereceği önemli konserlerde sürekli alkışlayacağımızdan eminim...

gevezelikten paylaşımda parça arttırmışım... iyi de oldu, buraya franz liszt'in sonetto del petrarca'sını da ilave etme şansım doğdu... no 5 olanıymış... gerçi ben bu videoyu bi başka yazıda zaten paylaşmıştım ama burada iyi gider liszt...



hakkında bilgim bu kadar... şimdilik bitireyim artık şöyle yine harika bir yorumla... yukarıda bahsetmiştim, anton rubinstein piyano yarışması’nda en iyi berkovich yorumu ödülünü almıştı geçen sene sezin... ünlü paganini temasını çok iyi yorumlamış gerçekten... benim en çok üzerinde durduğum konu da bu yorumlama işi zaten... adı üstünde; yorumlama... bazen önüne nota konmuş makine izlenimi veren yorumcular oluyor ve nedense çok da tutuluyorlar... kalbur üstü, isim yapmış çoğu solist bana öyle geliyor... klasik müzikte bence oldukça sınırlı kalıyor bu yorumlama işi ama bazı yorumcular bu işi kendilerini tam da kıvamında işin içine katarak yapmayı çok iyi becerebiliyorlar tıpkı sezin ege kabaklı gibi... ben de burada özellikle o sanatçıları paylaştım ve bundan sonra da yine onları paylaşmaya devam edeceğim... kısa bir süre içinde buraya eklemeler yapacağımı düşünerek, şimdilik sizi kendisinin berkovich yorumu ile baş başa bırakayım...

bu arada; bitiremedim bir türlü ama bu eser seçimlerini kendisi mi yapıyor, merak ettim... yani nasıl oluyor bu işler bilmiyorum... öğretmen mi belirliyor? yoksa mesela sezin "öğretmenim, ben şu eseri seslendirmek istiyorum" mu diyor? bilmiyorum ama ben bu paylaşımı yaparken, kendisini çok daha iyi tanıdım diyebilirim... iyi ki yapmışım... rus etkisi var sanki sezinde ama şimdi yarım yamalak bilgimle ukalalık da yapmayayım... vasat bir dinleyici konumundan öte bir yorum olur, gülünç duruma düşerim... ama düşersem düşeyim yani:)... eser seçimleri çok iyi ve sanki rusyada eğitim almış gibi... eser seçimi iyi derken; burası benim saham ve dayatmalı blog ya burası, kendime göre yazıyorum işte sonuçta... neler dinliyor çok merak ettim... ilk defa merak ettim böyle bir şeyi... bir türlü bitiremeyince, yukarıya kendisini çok güzel yansıtan bir performans daha ekleme fırsatım oldu, çok da iyi oldu...

Yorumlar

  1. Sezin Ege, ülkemizde de çok iyi eğitim verildiğinin, bu işin en iyi şekilde bu ülkede de yapılabildiğinin en güzel kanıtlarından biri. Başka kanıtları da var. Yurt dışında eğitim alan ve almakta olan bir çok piyanist ile aynı çizgide, bir çoğundan da ileri. Öğretmenini ve kendisini yürekten kutluyorum. Size de çok teşekkür etmek istiyorum çünkü paylaşımlarınızı takip ediyorum ve gençler arasında hiç bir ayrım yapmadan, müziğe ruhunu vermeye kararlı bütün çocuklarımızı aynı şekilde kucaklıyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ricam olacak, adımı silerseniz çok memnun olurum.

      Sil
    2. çok teşekkür ederim katkınız için... maalesef adınızı silemiyorum, öyle bir yetkim yok sayfa sahibi olmama rağmen ama zaten soyadınızı yazmamışsınız ki:)... yani kim olduğunuz zaten anlaşılabilir değil... üstelik çok da önemli bir şey yazmışsınız... evet, çok başarılı bir konservatuvar eğitimi var... dışarıdan en doğrusunu bilemem ama tüm ülkenin eğitim sistemine şöyle objektif bir gözle bakarsak, konservatuvar eğitimimiz sahip olduğumuz en iyi eğitim alanı olduğunu görmemek mümkün değil... tabii gençler yurt dışı eğitime gitmesinler anlamına da gelmemeli bu... ben yurt dışı eğitimin, eğitim açısından yurt içi eğitimden çok farklı olmadığını düşünüyorum ve görüyorum aslında ama yurt dışına çıkmanın sağladığı önemli yararlar da var... aslında bu konuda da yazmak istediğim görüşlerim var ve yazayım bari... sadece şunu emin olarak yazıyorum şimdilik: iyi bir sanatçı olmak için yurt dışında okumak gerekmiyor... zaten sanatçı olma yolunda eğitimin rolü ve katkı oranı bile tartışılabilir... onlar sanatçı doğuyorlar ve sanatçı oluyorlar... eğitim sadece işlerini kolaylaştırıp, hızlandırıyor... tam da bu sebeple zaten ben genç sanatçılar arasında fark görmüyorum... ayrım yapmak ise zaten ahlaki değil... tekrar teşekkürler isabetli düşünce ve katkınız için...

      Sil
  2. Zafer Bey, ben yazılarınıza abone oldum ancak mailime gelmiyor bu yazılar. Şİmdi yorumlar yapıldığını gördüm ve okuyayım dedim. Çok başarılı pırışl pırıl çocuklarımızı sizden öğreniyoruz. Bu çocuğumuzu Andante dergisinden de atnıyorum, Eskişehir konserlerini de izlemiştim, bir çok pırıl pırıl Atatürk genci üç yıl konser verdiler. O kadar emin ki bu kzımız kendisinden. Saheneye çıkışı, duruşu, hatasız seslendirişi ve yorumuyla. Bir de minicik bir kemancı kızımız vardı, sarışın ve çok ciddi. Çok dikkat çekici idiler. Hepsini kutluyorum ben, sanatı hiç bırakmasınlar. Onlar bizim her şeyimiz. Sanatçılar bir bakıma kendilerini yakarlar bu uğurda ama onların yolu da bu. Öpüyorum hepsini ve Ege kızımızı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim katkınız ve güzel yorumlarınız için... abone olduğunuz için de teşekkür ederim... mailinize gelmiyor olmasının sebebi, ilk abone olduğunuzda maili nize gelen mesajı onaylayıp, aktive etmemiş olmanızdır... tekrar abone olup, gelen mesajı onaylamanız gerekiyor...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da