ayça yasa

piyanist
ayça yasa
tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosyal medya paylaşımlarına baktınız mı, neredeyse kardeşiniz gibi tanıyabiliyorsunuz... çok da zor değil aslında...

bu aralar 20 yaşında ayça yasa... benal tanrısever müzik okulunda sandra saul ile piyanoya adım atmış 11 yaşındayken... şimdi de pınar ceylan yılmaz ile devam ediyor çalışmalarına... özellikle son yıllarda iyice alışmıştık 4-6 yaşlarında enstrüman eğitimine başlanmasına, o yüzden tuhaf gelebilir ama sonuçta öğretmenlerinin yaklaşımı, ailesinin desteği ve özellikle kendi gayretleriyle o açığı fazlasıyla kapamış zaten ayça... piyanoyla tanıştıktan 5 ay sonra enka okullarında sahneye çıkıp konser vermiş... 1 sene içinde de viyana'daki bösendorfer piyano fabrikasında ilk uluslararası konser deneyimini yaşamış... 2013 yılında; moskova üstün yetenekliler müzik okulu'nda vasiliy yermakov ile ve ingiltere juilliard school'da benal tanrısever ile masterclass çalışmalarına katılmış... sadece 1 sene içinde, bu çok önemli ustalık sınıflarına kabul edilebilmek, öyle kolay değil, onu iyice bir vurgulayıp, bir videosunu paylaşayım... elegie hastası olduğum için, rachmaninoff'a torpil geçiyorum... op.3 no.1 miş, o kısmını anlamıyorum ben...



piyanoya geç başladığı için, hiç konservatuvar eğitimi alma fırsatı olmamış ayça yasa'nın... 11 yaşından itibaren özel müzik kursu eğitimi ile devam etmiş ayça kendi çabalarıyla... bazen yeterli gelmemiş ve yoğun dersler almış... lise bitene kadar, bu şekilde geliştirmiş kendisini... lise sonrasını da az sonra yazarım:)... heyecanlı olsun biraz...

bu blogta genç yetenekleri paylaşmaya başladığım ilk yıllarda, yani kabaca 10 sene kadar önce, yaşı küçük olduğu için konservatuvara kabul edilmeyen gençleri yazıp, sağa sola laf ediyordum çünkü o zamanlar konservatuvarların bakış açıları öyle idi... büyük ihtimalle mecburen öyle idi çünkü kolay da değil 4 yaşındaki çocuğa eğitim vermek ve o değişimi kısa sürede gerçekleştirmek... apayrı bir pedagojik uzmanlık gerektiriyor tahminimce... şimdi de "kardeşim sen geç kalmışsın, 5 sene önce gelecektin" deniyor anladığım kadarıyla... öncelikle şunu belirteyim; müzik eğitimimiz açısından bakıldığında, bu çok ama çok önemli bir gelişme çünkü ülkemizde bu derece olumlu yönde değişim gösteren başka bir alan yok... çocukların küçük yaşta başlamaları gerekiyor müzik eğitimine ve bugün bu konuda diğer ülkelerle aramızdaki farkı kapadık ama bunun bir orta yolunun da bulunması lazım gibi... yani 10 yaşında müziğe başlayacak gence de kapılar kapalı olmamalı... iş tamamen tersine döndü... eskiden de "5 yaşında müziğe başlayacak çocuğa kapılar kapalı olmamalı" yazmışlığım çoktur... eskileri kurcalarsanız, görürsünüz... bu isimlerden biri çağla karaalidir, mutlaka okumanızı öneririm...

ben yine kendi görüşlerimi empoze etmeye devam edeyim... unutmayın, adı bile dayatmalı bu bloğun... bu aralar "konservatuvarlı" ve "konservatuvarsız" tartışmaları yapılıyor... o kadar sıkıcı, gereksiz ve tehlikeli ki bu tartışma ve bilgiden yoksun fikir beyanları!... konservatuvara gidenin de, gitmeyenin de kafasını karıştırıyorlar sürekli... buraya uzun uzun yazmıştım bu konuyu ama ayça'ya saygısızlık olacağı için sildim... özetle şu kadarını yazayım; konservatuvarlı yada konservatuvar eğitimsiz o kadar çok başarılı genç sanatçı örneği var ki sadece bu blogta bile, bence her genç kendine en doğru yolu buluyor ve aynı çizgiye bir şekilde ulaşıyor... ayça yasa da çok başarılı ve geleceği çok parlak bir müzisyen ve çok da güzel bir örnek bu konuda...

gitara çok geç başlayan, hiç bir eğitimi olmadan, gitar tarihine adını bir ekol olarak yazdırtmayı başaran, gitar alanındaki en önemli kilometre taşlarından biri olan mark knopfler'ı hatırlatıp; bir video daha paylaşayım hemen... beethoven'ın 2 numaralı sonatı... tüm bölümler...



bence önemli olmamakla birlikte, konservatuar geçmişinin olmaması ve bir yandan da lise derslerinin ağır olması sebebiyle, doğal olarak sıkıntılar yaşamış ayça... kolay değil tabii, o açığı kendiniz kapatmak durumunda kalıyorsunuz... kapatmış zaten kendisi... tabii kendisine sormak lazım kolay mı zor mu:)... ben yazıp geçiyorum, kolay oluyor:)... lise sonrasında, iki yılını, lisans eğitimini konservatuvarda almak için kendini geliştirme yolunda değerlendirmiş ve londradaki trinity laban müzik ve dans konservatuarı'ndan kabul almış... bu yıl eylül ayından itibaren o okulda devam edecek lisans eğitimine... yani tüm çabalarının meyvesini nihayet almış ve artık bir konservatuvarlı o da... kutlarım kendisini kat ettiği bu yoldan dolayı çünkü gerekli olan tüm teorik açığı kendisi kapatmış!... helal olsun... tabii sanat dostu ailesini ve öğretmenlerini de kesinlikle kutlamak gerekir... bir tek alt kat komşularını ve etiler sarı konaklar site yönetimini kutlayamayacağım çünkü piyano sesini gürültü olarak kabul etmişler...

yukarıda sadece 2013 yılına kadar yaptığı çalışmaları yazıp bırakmışım... utandım şimdi bu kadar laf edip de yaptığı çalışmalardan hiç bahsetmemiş olduğum için... bereket, yazdığı kadar konuşmayan biriyim... 2014 yılında borusan sanat'ta konser vermiş ayça yasa... aynı yıl, pınar ceylan yılmaz ile çalışmaya başlamış ve ingiliz kraliyet müzik okulları birleşik kurulu (ABRSM)'nin 8 aşamalı sınavlarını yüksek başarı ile geçerek, DipABRSM'ye girme hakkı kazanmış... enka lisesinde okurken, international baccalaurate'ten de mezun olmuş ve müzik yüksek seviye modülünden dersler almış... okuyanlara da örnek olması için, bağlantıları da paylaşıyorum ki, eğitim aşamasında değerlendirilebilecek seçenekler hakkında bilgi alabilsinler...

2016 ve 2017 yaz aylarında; ingenium academy winchester college'da simon callaghan, hiro takenouchi ve richard sisson ile ustalık sınıflarına katılmış, 2018 yılı yazında ise; salzburg mozarteum üniversitesi’nin yaz akademisine kabul edilmiş ve andreas fröhlich ile çalışmış...

ayça yasa, aynı zamanda oldukça iyi bir vokalist... londradaki college of music sınavlarında da başarılı olarak müzikal tiyatro sertifikaları da almış, bunun yanında; cambride school of visual and performing arts’da da şan ve piyano çalışmış... 2017 yılında, harbiye açık hava sahnesinde sertab erener ile de sahne almış... tek başıma adlı şarkıyı birlikte seslendirmişler ve o şarkının klibinde de yer almış... londradaki royal holloway üniversitesinde burslu olarak lisans eğitimine başlamış ancak yukarıda da değindiğim gibi, eylül ayından itibaren, trinity'de devam edecek eğitimine...

eylül 2018 ile şubat 2019 arasında lozan konservatuarı’ndan prof. jean françois antoniolli ve prof. pascal godart ile de çalışan ayça yasa; gülsin onay, metin ülkü ve ibrahim yazıcı gibi isimlerin de ustalık sınıflarına katılmış... 2019 yaz aylarını da oldukça iyi bir şekilde değerlendirecek ayça ve temmuz ayında ispanya madrid'de edna golandsky ile, ağustos ayında ise gümüşlük akademide gülsin onay ile çalışmalar yapacak...

ayça yasa
londra royal college of music’de, judith kleinman ile de alexander tekniği çalışmalarına devam ediyormuş... bu teknik, zaman içinde farkına varılmadan edinilen hatalı vücut hareketlerinin engellenmesine ve düzeltilmesine dayalı bir teknik ve bir çok rahatsızlığın önlenmesi ve tedavisi açısından çok önemli... örneğin duruş hataları gibi, özellikle müzisyenler için ciddi sorunlara sebep olabilecek sorunların düzeltilmesi bu teknikle mümkün olabiliyor... avustralyalı aktör frederick matthias alexander tarafından geliştirilmiş olan bu teknik, ülkemizde yaygın olarak pek bilinmiyor ancak dünyadaki bir çok konservatuvarda öğretiliyormuş...

yaz yaz bitmeyen bir çok eğitim çalışmasına katılmış ayça... şimdi yazmazsam çatlarım:), yahu arkadaş, şimdi ayça yasa konservatuvar eğitimi almamış mı oluyor:)... 9 sene önce konservatuvarlı olsaydı, ben şimdi kısaca okulunu, öğretmenlerini yazıp geçecektim ama bilmem kaç paragraf yazı yazdırttı ayça bana:)... ve ben bu yazıyı yazmaya başladığımda konservatuvarda okumamış olduğunu da bilmiyordum... videolarını izledim ve mutlaka paylaşmalıyım dedim... iyi ki de demişim çünkü çok farklı ve güzel bir örnek çıktı karşıma... müziğe gönül vermiş, ayça gibi enstrümanına aşık bir çok genç için belki de motivasyon olur onun adım adım izlediği yol...

ayça yasa, hayal dünyasında yaşayan bir genç yetenek gibi geldi bana... "bırak saçma sapan hayalleri de, test çöz" diyen bir toplum için, yazdığım bu cümle tuhaf kaçıyor ama dünyaya en çok faydası dokunan insanlar ya hayalperesttirler yada tembel:)... hayal dünyasında yaşamak, ülkemizde çok kötü algılanır... tembel olmadığından eminim çünkü hiç konservatuvar eğitimi almadan, sadece yetenekle bu aşamaya gelebilmek, tembellik yaparak pek mümkün görünmüyor... aksine aşırı bir çalışma ve gayret gerekiyor... ayça yasa'nın hayali yada hayallerinden biri; iyi bir konser piyanisti olmak... hedef gibi görünüyor ama bu bence bir hayaldir... hayallerine ulaşmak için, adım adım bütün hedeflerini gerçekleştiriyor... aldığı orta okul ve lise eğitimine paralel olarak, bu hayalini gerçekleştirmek için, eğitim açığını adım adım kapatmayı başardı ve en sonunda trinity laban konservatuvarında üniversite lisans eğitimi almaya hak kazandı... tahminimce konservatuvarda okumak da hayali idi, yani o ortamı da yaşamak...

çok yönlü ve aynı anda bir çok işe girişecek bir yapıya sahip... "yapamam"cı değil, "olacak"çı... benim hiperaktif müzisyen dediğim türden... fotoğrafa da çok meraklı ve oldukça iyi bir fotoğrafçı... hem vokal hem de piyanoda önü çok açık... piyanoyu bırakması mümkün değil ama üzerine farklı çalışmalar koyması mümkün... ben caza yönelebileceğini düşünüyorum... müzikallere de... daha bir çok şey mümkün... besteler de bekliyorum, dans ve oyunculuk da... hepsini yapmasın, yazması zor oluyor...

bu paylaşımda, ağırlıklı olarak eğitim çalışmalarından, ustalık sınıflarından bahsettim ama ayça hakkında ileride yapacağım paylaşımlarda, daha çok konserlerinden ve yapacağı farklı çalışmalarından bahsedeceğimi düşünüyorum... ayça yasanın sadece tek bir büyük hayalinin olması mümkün değil, diğerlerini öğreneceğiz artık ilerleyen yıllarda...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çağla karaali

EmiSunshine

çocuğa gitar nasıl alınır?

umut sağlam'dan birincilik

gamze erengönül

zahit

naz irem türkmen

arya'dan güzel haberler

gnossienne

bade daştan