Ana içeriğe atla

lara melda

lara melda
yıllar önce başladığım ama bitir(e)mediğim bir paylaşım... 16-17 yaşlarında idi lara melda ben bu yazıyı yazmaya başladığımda... eskiden doğum günlerine denk getirmeye çalışırdım yazıları nedense, bu yazının da asıl tarihi 16 aralık 2011 idi... çok az bilgi vardı o zamanlar hakkında... daha doğrusu, yazılıp çizilenler çok sınırlı idi... dolayısıyla, benim paylaşımım da tek bir paragraf olarak kalmış yıllarca... geçen hafta youtube bana videosunu önerdi de bereket, aradan geçen 7 senede ne kadar çok şeyin olup bittiğini farkettim ve o eski paylaşımımı uzatmaya ve güncellemeye karar verdim... bu 7 sene içinde lara melda dünya çapında bir piyanist olmuş... çok sevindim kısa sürede bu derece büyük adımlarla ilerlemiş olmasına... ama diğer yandan da çok üzüldüm çünkü dünyanın bir yerinde gencecik bir müzisyenimiz bu kadar uzun bir yolu kısacık sayılabilecek bir zamanda kat etmiş ama -kendi adıma söyleyeyim- ben kendisini hiç takip etmemişim... her ne kadar sürekli "müziğin milliyeti şusu busu olmaz, olmamalı, müzik ve müzisyen evrenseldir" desek de, pratikte öyle olmuyor işte...

ne olmuştu 2010 yılında da ben lara meldayı apar topar kısacık da olsa paylaşmıştım?... aynı gün bütün gazetelerde haberi çıkmıştı birden bire... bbc genç müzisyenler yarışmasında birinci olmuştu... zaten bizim medyanın ilgilenmesi için birinci olmuş olmanız gerekir... hele hele bu birincilikte bbc gibi bir kurum da varsa, ajanslar geçer haberi hemen ve medyamız aslında neyin ne olduğuna bakmadan haber yapar... kendilerinden de bir şeyler eklemezler... kimdir bu genç piyanist? o noktaya nasıl gelmiştir? ne yer ne içer? zorda mı darda mı?... ne hissediyor? kimse düşünmez, bilmez... bu haber dolandı her yerde, o kadar... ben bir daha hiç bir yerde, hiç bir şekilde adının güzide medyamıza konu olduğunu duymadım, görmedim... türkiyeye geldi, konserler verdi, o bile pek haber olmadı... oldu da, öylesine işte...

16 yaşındaki lara melda 16 aralık 2010 tarihinde, yani doğum gününde bildiğim kadarıyla türkiyedeki ilk resitalini verdi ve schumann, bach, liszt ve ginastera'dan eserler seslendirdi... nerede verdi? derseniz, inanın hatırlamıyorum... sadece bu notu düşmüşüm... sonrasında antalya piyano festivalinde ve boğaziçi üniversitesi albert long hall de sahne aldı... albert long hall'de bir konser daha hatırlıyorum ben ama emin değilim; merve kocabeyler (arp) ve dorukhan doruk (viyolonsel) ile birlikte idi... oda orkestrası konserleri de veriyor kendisi gerek piyano ile, gerekse viyola ile ama tam da hatırlayamadım... 4 haziran 2011 tarihinde de aya irini kilisesinde bir konser verdi borusan filarmoni ile... 5 aralık 2013 tarihinde de zorlu psm de sahneye çıktı ve chopin, debussy, liszt ve poulenc çaldı...bunlar benim bildiklerim, fazlası varsa eğer, ben takip edemedim... ülkemizdeki konserleri çoğunlukla 2010 yılındaki bbc birinciliği sonrasında ve 2-3 yıl içinde gerçekleşti diye biliyorum...



lara melda konusunda hıncal uluç'un hakkını yiyemem... hıncal uluç bahsetti bir kaç kere... hatta "dünya duyacak bu ismi, ben de bu ülkede ondan ilk söz edenlerden biri olmakla gurur duyacağım" demişti, şimdi lara'nın resmi web sayfasına girince karşıma hıncal uluç'a ait o söz çıktı, bana sanki sitemmiş gibi geldi... sitem değildir ama ben öyle hissettim... demek ki lara meldanın o ifadelere ihtiyacı varmış, o sözler ona destek olmuş yada hıncal uluç'un o sahiplenmesi kendisini motive etmiş vs vs vs... yada ülkemizden sadece o ifadeler ve o sahiplenme çıkmış... kendi ülkesinden gelen bu sözler belki de onu çok sevindirmişti... bilmiyorum... bu arada, ben unutmadan lara melda'nın çok beğendiğim resmi web sayfasını paylaşayım... türk bayrğına basınca, hıncal uluç'un sözleri çıkacak kocaman kocaman:)...

https://www.laramelda.co.uk/

16 yaşındaki lara melda, şef vasily petrenko yönetimindeki bbc ulusal orkestrası eşliğinde seslendirdiği saint-saëns'ın 2 numaralı piyano konçertosu ile uluslararası bbc genç müzisyenler yarışmasında birinci oldu... 2010 yılında geliyor bu büyük başarı... haber bu idi... bu olağanüstü başarıyı getiren o harika performans da aşağıda... nasıl bir yetenek, teknik ve motivasyon bu böyle... ben bu performansta lara meldanın kendisini de aştığını düşünüyorum... yaşının bilmem kaç katı yıl sahne tozu yutmuş bir piyano virtüözü var bu performansta...



bu eser teknik anlamda çok zor ve şef vasily petrenkoya göre lara melda çok büyük bir risk almış bu eseri seçerken... risk almazsan, asla büyük adımlar atamazsın... bunu kanıtlamış lara... videonun 23:21 den itibaren izleyeceğiniz alkış ve spikerin söylediklerine dikkat etmenizi isterim... bu riski alıp, bu eseri seçmeseydi, bu finali yaşayamazdı... alkış sonrasındaki röportajı da izlemeyi unutmayın... özetle, bu videonun tamamını defalarca izleyin derim... ve o lara meldanın çocuk ile genç kız arasında bir yerlerde olduğunu da unutmayın:)... çalarken hiç çocukmuş gibi gözükmemesi ve izleyenleri koltuklarına çivilemesi bizi yanıltmamalı...

lara melda ömeroğlu
lara melda, sahnelerde tercih ettiği isim... asıl adı lara melda ömeroğlu... ülkemizde ille de bu ömeroğlu soyadı vurgulanıyor ama kendisi bu şeklini tercih etmiyor... her yere eklemeyin ömeroğlunu... bir türk ailenin londrada doğan kızları oluyor lara... yukarıda da belirttiğim gibi, 16 aralık 1993 doğumlu... ablası melis ömeroğlu ise yukarıdaki videoda seyirciler arasında sık sık gösterilen bayan... kardeşi ile durur duyuyor ve kazanacağından da emin bakıyor sürekli... çünkü lara meldanın zannedersem en büyük destekçisi melis... melis ömeroğlu da çok iyi bir piyanist ve lara nın etkilendiği en önemli isimlerin başında geliyor... bir bakıma lara'yı dünyaya kazandıran isim de diyebiliriz... ben melis ömeroğlunun da piyanist olduğunu ne yazık ki yeni öğrendim... ilk fırsatımda kendisini de keşfetmem lazım...

6 yaşında başlamış piyanoya ve viyolaya lara melda... her ikisi ile de konserler vermiş... ilk piyano derslerini emily jeffrey'den almış... francis holland school'da eğitimine başlamış, 2008-2011 yılları arasında the purcell school for young musicians (purcell genç müzisyenler okulu) da eğitim almış... daha sonra royal college of music'de devam etmiş eğitimine... bu okulda sadece cumartesi günleri, teori, piyano, viyola dersleri alıyor ve oda müziği, orkestra çalışmaları yapıyormuş ancak kazandığı yarışmalarla dikkatleri üzerine çekmiş ve bir yandan da purcell schoolda burslu olarak eğitim almaya başlamış... 2011 yılında purcell'den mezun olup, royal collage of music senior da burslu olarak eğitimine devam etmiş... 2010 yılında bbc genç müzisyenler yarışmasına katılıp, finalist olan piyanistlerin içinde, evinde konser piyanosu olmayan tek yarışmacıymış lara... purcell school kendisine prova yapması için konser piyanosu tedarik etmiş...

eğitimi esnasında kazandığı burslar çok dikkat çekici lara melda'nın... the friends of purcell school bursu kazandı... chopin society tarafından düzenlenen konserlerinde sergilediği üstün başarısı sebebiyle purcell school, eğitimine wall trust scholar statüsünde devam etmesine karar verdi... wall trust bursu benim bildiğim kadarıyla, olağanüstü yetenekli ve başarılı öğrencilere verilen bir burs... 2012 yılındaysa, kraliçe elizabeth bursunu kazanarak royal college of music'de çalışmalarına başladı ve 2016 yılında birincilikle mezun oldu...

sadece 2 sene önce mezun olan, kariyerinin neredeyse günümüze kadar geçen kısmında öğrenci olan bir genç usta lara melda farkındaysanız ve daha ben başarılarından sadece birini yazabildim... araya bir güzellik daha sıkıştırıp, öyle devam edeyim çünkü öğrenciliği başından sonuna kadar büyük başarılarla dolu... valla hayran kaldığım için yine eski sayılabilecek bir bbc performansı paylaşacağım... rachmaninoff bu sefer... yıl 2012...



öğrenciliği ile birlikte yürüyen kariyeri yukarıda da değindiğim gibi çok önemli kilometre taşlarıyla dolu... son bir yıl içindeki çalışmalarına ulaşamadım ama 2017 yılı ortalarına kadar attığı adımları aşağıya kendi sayfasından bir alıntı ile ekleyeyim, birinci ağızdan olsun...
lara, katıldığı pek çok yarışmadan ödül ve derecelerle döndü. lara, 2004'te; west london pianoforte festival "entsrüman dalında birincilik, 2005'te; francis hollands fanny davies junior prize, 2006'da; ealing music festivals woodward trophy. 2007'de; 'jaques samuels junior intercollegiate piyano yarışması birinciliği. 2008'de: purcell school konçerto yarışması birinciliği. ayrıca 2009'da uluslararası franz liszt piyano yarışması finalisti oldu...
londra'da yaşayan ünlü türk piyanisti lara melda, başarılarıyla londra'da sınır tanımadı, kadir has üniversitesi tarafından 'umut veren genç sanatçı' ödülüne de layık görüldü ve elele-avon kadın ödüller'inde halk ve jüriye tarafından güzel sanatlar bölümünde ‘yılın kadını’ seçildi...
uluslararası alanda da üne kavuşan lara melda, kirill karabits ile birlikte kuzey senfoni, britten sinfonia, bbc konser orkestrası, leeds senfoni, watford filarmoni, maidstone, aylesbury, kuzey sinfonia, royal tunbridge wells ve worthing senfoni orkestrası gibi ingiltere'nin en önemli orkestralarıyla konçerto performansları sergiledi. 2011 yılında grieg piano koncertosunu yorumlamak üzere, istanbul müzik festivali'nin aya irini'de açılışını yapmak üzere ilk turkiye davetini alan lara melda, istanbul resitalleri, antalya piyano festivali, boğaziçi universitesinde vde yurt dışında ise isviçre, gstaad'da 'les sommets musicaux' festivalinde, basarili konserler verdi...
ingiltere’de sıkça kendi atöyle dersleri veren lara melda mozart'ın k466 koncertosunu, nicholas collon yönetimindeki aurora orkestrasıyla kings place londra'da, grant llewellyn yönetimindekide bbc national orchestra of wales ile cardiff'de yorumlayan lara'nın konseri bbc radio 3'den canlı yayınlandı. lara leeds senfoni, watford filarmoni, maidstone, aylesbury, royal tunbridge wells ve worthing senfoni orkestralarıyla birlikte calışmış, londra'da cadogan hall, wigmore hall, purcell room, barbican, st james’ piccadilly, the arts club dover street, westminster cathedral, steinway hall, st. john's smith square ve kings place gibi prestijli salonlarda, londra dısında ise birmingham, suffolk, sydenham, ware, newbury, bungay, maidstone, watford, worthing, tunbridge wells, cardiff, cumbria, cambridge, ealing, shaldon, moor park, bedford, sands, exeter ve leeds gibi sehirlerde başarılı performanslar sergiledi. sadece ingiltere sınırlarında değil, uluslararası başarı ve ün kazanan piyanist gstaad (isviçre), berlin (almanya), hamburg (almanya), mecklenburg-vorpommern (almanya), eygalieres (fransa), paris (fransa), auckland (yeni zelanda), wellington (yeni zelanda), guernsey (kanal adaları) gibi şehirlerde konser turnerleri yapmıştır...
genc müzisyen en son wigmore hall'da ve kings place'de verdiği başarılı resitallerde ayakta alkıslanarak defalarca sahneye çağrıldı...


ailesi ingiltereye yerleştikten 1 sene sonra dünyaya gelmiş lara... anne ve ablasıyla birbirlerine destek olarak yaşamlarını sürdürmüşler... türkiye konserlerine de anne ve ablasıyla gelmişti... annesinin adı da ayşegül idi galiba... ne biçim blogçuyum ben yahu:) yazdığım hiç bir şeyden emin değilim, üstelik gidip bi araştırayım da demiyorum:)... laf aramızda, yazıların buraları da zaten okunmuyor... daha doğrusu yazıların hiç bir yeri artık okunmuyor zaten... okuyan da kalmadı artık... neyse...

yine tam hatırlamıyorum ama:) bir ingiliz gazetesi lara melda için "geleceğin idil biret'i" gibi bir ifade kullanmıştı... bu yorum kendisini çok memnun etmiş ama ben kişisel olarak bu tip ifadeleri seven biri değilim... ne demek geleceğin idil bireti? geleceğin fazıl sayı? 21. yüzyılın mozartı? vs vs vs... yahu o lara melda... bugünün, geçmişin ve geleceğin lara meldası... herkes kendi adıyla yaşar, herkes kendisini yansıtır... lara melda, müzikle, zaman zaman viyola ile, çoğu zaman da piyanoyla yansıtıyor kendisini ve çok da olağanüstü bir motivasyonla yansıtıyor... piyanoyla bütünleşiyor resmen ve çaldığı eseri yaşıyor... eğitiminin en başlarından itibaren üstelik...

tabii ki doğal bir yeteneğe sahip ama ben hiç bir zaman bu yeteneğin gücüne pek de inanmadım... çok fazla çalıştığından kesinlikle eminim... eğer şu anda klasik piyanistten değil de bir rock gitaristinden bahsediyor olsaydım, çok kolaydı... "bu çocuk tuvalete bile gitarla girmiş" deriz biz:)... ama lara melda için bunu yazmam mümkün değil... bu gençler gece gündüz piyanoya, kemana, çelloya, arpa yapışık bir şekilde yaşıyorlar, elleri parmakları, balerin iseler ayakları nasır tutuyor çalışmaktan ve sonra birileri çıkıyor, "zaten yetenekli bu" diyor!... geleceğin idil bireti diyor!... değil arkadaş, geleceğin lara meldası...

6 yaşındayken gittiği bale derslerinde piyanonun sesini duydukça baleye odaklanamayacak kadar aşık piyanoya...iki öğretmenini birbirinden ayıramıyor... emily jeffrey ve ian jones... çok farklı açılardan şekillendirmişler larayı... arcadi volodos, sergei rachmaninov ve martha argerich gibi isimler başta olmak üzere, bir çok piyanistten etkilenmiş çünkü her piyanistin aynı müziği kendince yorumladığına ve kendilerini ifade ettiklerine inanıyor... lara geleceğin martha argerich i olmak istiyor...

2011 yılında yazdığım 1 paragraflık paylaşımı biraz geliştirip güncellemeye çalıştım... bazı bildiklerimi tam da hatırlayamadım, hatırlayamadıklarımı internetten aradım, bulamadım filan derken, şimdilik bu kadar oldu... yukarıda belirttiğim gibi, yada belki de belirtmedim, lara kariyerinin daha çok başında... bu kadar başarıya rağmen öyle... bu hızlıca ilerleyen kariyeri belki onu biraz zorlamıştır ama daha yapacağı çok şey var... kişiliği başarılarla değişmeyen ama sürekli olgunlaşan bie sanatçı lara melda... son bir güzellikle bitireyim artık... yine eski bir kayıtta takılı kaldım... dinliyorum, paylaşayım bunu dediğim hep eski kayıt çıkıyor... kendisine ait bir youtube kanalı olmadığı için böyle belki de...

Yorumlar

Çok Okunanlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…