Ana içeriğe atla

ukuleleye değen kadın eller


önceki paylaşımımda ukulele hakkında kısaca genel bilgi vermiştim... şuradan okuyabilirsiniz; zıplayan pire ukulele biraz geri planda kalmış olmasına rağmen, 100 yıldan uzun bir süredir sürekli kullanılan bir enstrümandır ve çok ünlü rock, blues ve caz gruplarınca ve bir çok ünlü müzisyence kullanılmış ve kullanılmaktadır...

enstrümanlar söz konusu olunca; nedense çok ciddi bir cinsiyet ayrımcılığına gidiyorum:)... mesela gitar, piyano ve keman gibi bazı ana enstrümanlarda "unisex" bir yaklaşımım olmakla birlikte, bir çok enstrüman, çalan erkek yada dişi olunca daha anlamlı geliyor nedense... mesela; bağlama, ney, davul ve zurna erkeklerce çalınmalıdır... viyolonsel (çello) ise kadınlarca çalınınca anlamlı ve hoş geliyor... biraz kadınlara torpil oldu bu örnekler ama daha fazla örnek veremiyorum çünkü çok çok iyi zıt örnekler mevcut!... yani şimdi kemençeyi de ben kadınlara yakıştırıyorum ne yalan söyleyeyim ama derya türkan gibi bir usta orada aslanlar gibi duruyor... istisnalar benim de kaidemi bozamıyorlar ne diyeyim şimdi... derya türkan üstad okursa, gülsün geçsin ama bu enstrümanlarda cinsiyet ayrımcılığı bende had safhada bir sorun:)... çayı ince belli bardak dışında hiç bir kaptan içemeyen biri olduğum için, ben bu konuda iflah olmaz bir ruh hastalığımın olduğunu da peşinen kabul ediyorum...

konu ukulele olunca da ben çalan kadın olmalı illa ki diyorum... algı yanılsaması denebilir çünkü ukulele havaii çalgısı ve havaii denince akla hanımefendiler geliyor... gitardan bir kaç boy küçük olma yanında pek bir farkı yok gibi ama estetik açıdan bakıldığında, ukulele ve kadın birbirini tamamlıyor... neyse; ben fazla pot kırmadan ve üzüntüye sebep olmadan ukuleleye değen kadın ellerden bahsedeyim...

şimdilik tanıdığım sadece üç kadın ukulele ustası mevcut ama karşıma çıkan farklı isimleri de mutlaka eklerim buraya... öyle böyle değiller... resmen felaketler...

Taimane Gardner & Brittni Paiva
taimane gardner ve brittni paiva... her ikisi de bugün hawaii müziğinin en önemli ukulele sanatçıları olarak kabul ediliyorlar ve yukarıda yazdığım felaketler tanımlaması öylesine söylenmiş değil... kişilik olarak birbirilerinden oldukça farklılar... sahne duruşları, şovları filan yanıltmasın... her ikisi de çok başarılı virtüözler ve ülkelerini bütün dünyaya başarıyla tanıtıyorlar... bu arada; evet, hawaii amerika birleşik devletlerinin bir eyaleti ve bu isimler aslında amerikalı ama hawaii bir çok açıdan oldukça farklı bir yapıya sahip... ülke demek yanlış, kültür demem gerekiyordu...

neyse; çok laf salatası yapıyorum, farkındayım... hemen brittni paivadan iyi bir örnek paylaşayım...



brittni bir çok ödülün sahibi olan usta bir ukulele sanatçısı... 4 yaşında piyano ile başlamış, bateri, bas gitar, gitar derken; 11 yaşında ukulelede karar kılmış ve bence çok da iyi yapmış... 26 yaşında ve şimdiye kadar 5 albüm çıkarmış... 2015 de 6. geliyor... geleneksel müziğin dışına çıkıp, çok farklı türlerde insanları mutlu etmek istiyormuş... brittni çok fazla sahne şovuna girmiyor, sadece çalıyor... loop tekniğini uygulayarak, kendi müziğini çoğu zaman tek başına yapıyor... birazdan taimane garderi izleyince brittniyi geri planda zannedebilirsiniz ancak şunu kesinlikle yazabiliyorum, özgün müzikal açıdan brittni çok farklı... gelecekte kendi profesyonel stüdyosunu kurup, ukulele sanatçılarının albümlerine prodüktörlük yapmayı planlıyor...

Brittni Paiva - Europa (Santana)



taimane gardner da hawaiili bir ukulele sanatçısı... sahne açısından ve şov yönünden oldukça ön planda ve popüler... tabii popüler olmasında fiziğini de kullanıyor... taimane de 5 yaşında başlamış ukulele ile haşır neşir olmaya... waikiki street band ile bol bol çalmış ve tabii hawaii sahillerinde ve plajlarında...  efsane şarkıcı don ho tarafından keşfedilmiş ve onun şovlarında yer almaya başlamış taimane... tabii gittikçe adı tüm dünyaya yayılmaya başlamış... parmakları oldukça iyi, çok hızlı ve enstrümana çok hakim... bach da çalıyor, led zeppelin de... repertuvarı çok geniş... klasikten rock a; flamencodan film müziklerine kadar... hem çalıp, hem dans etmesi sebebiyle oldukça göz dolduran sahne performanslarına sahip...

Mission Impossible, James Bond, Tico Tico Medley



bir forumda taimanenin performanslarından birini paylaşmışlar; altında bir çok kişi "bu kadın çalmıyor ki, dans ediyor ve çalıyor gibi yapıyor" yazmış:)... işin gerçeği, dikkat ettim, gerçekten öyle bir izlenim de vermiyor değil ama valla öyle bir çalıyor ki o kadar hareketin arasında, dumanlar çıkartıyor:)...



hadi 2 ukulele kraliçesini bir arada da paylaşayım dedim ve buldum... gerçi araya bir tane böcek de karışmış, kalei gamiao ama erkek o, onu sallıyoruz:)... laf aramızda çok iyiyiymiş kalei gamiao da!... ama başlığı zar zor buldum değiştiremem artık...

Kalei Gamiao, Brittni Paiva and Taimane



ukuleleye değen bir diğer kadın eli ise sarah maisel e ait... birmingham doğumlu, hawaiili değil ve tarzı tamamen farklı... 6 yaşında kemanla başlamış ve bir çok orkestrada çalışmış... 10 yıl klasik müzik eğitimi almış... 3 yıl da piyano çalışmış... müzik eğitimine ara verip, diğer aşkı olan tiyatroya yönelmiş... kaliforniya üniversitesi tiyatro bölümünde çalışmış... iyi eğitimli bir hanım anlayacağınız...


ukuleleye geçişi ise oldukça yeni sayılır... 2006 yılında bir ukulele grubunu izleyince çok ilginç ve eğlendirici gelmiş... 2009 yılında ilk albümüne başlamış ve 201 yılında çıkmış albüm... adı have uke will travel... daha sonra 2 albümü daha çıkmış...

sarah maisel "ukulele cazının kraliçesi" olarak tanınıyor... özellikle 2013 yılındaki çıkışından sonra, bir çok otoritenin dikkatini çekmeyi başarmış... dünyanın bir çok yerinde çok farklı ve önemli festivallerde hem performanslarını sergiliyor hem de ukulele öğretiyor...

sarah maiselle ilgili seçtiğim videolar konser yada stüdyo çalışması değiller... craig chee ile birlikte çaldıkları; -ve büyük ihtimalle keyif için çaldıkları- videolar... benim "öylesine" yapılan şeyler her zaman daha çok hoşuma gitmiştir çünkü doğaldırlar...



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.