Ana içeriğe atla

enver izmaylov

enver izmaylov

Enver Ismailov, Enver Izmaylov, Енвер Измайлов, Енвер Ізмайлов, Э.Измайлов, Энвер Измайлов

ben; bilen bilir, paradigmalarımız konusuna kafayı takmış biriyimdir... ve hep de derim; paradigmalar konusu da dahil olmak üzere, bir çok konuda en çok kendini eleştiren biriyimdir... neden böyle başladım bu konuya?... ne yalan söyleyeyim, ilk gördüğüm kravatlı fotoğrafı bana bir gitar virtüözünden çok, bir devlet memurunu anımsatmıştı... "az kalsın" hiç dinlemeden geçecektim!... tamamen algı hatası... demek ki gerçekten çok büyük yanlışlar içindeyiz çoğu zaman ve bu paradigmalarımız yüzünden kim bilir neler neler kaçırıyoruz ve ne muhteşem şeyleri es geçip, bir kalemde siliyoruz...

aşağıdaki videoyu dikkatle izlerseniz, kesinlikle tanınması gereken çok önemli bir gitar virtüözü olduğu konusunda eminim bana katılacaksınız... bir taşla iki kuş olsun, sarı gelin paylaşayım...


stanley jordan ile çok yakınlar bence "tapping" konusunda... tapping, parmak uçlarıyla tellere vurarak çalma tekniğidir ve hammer olarak da geçer bazen... bizde, özellikle bağlamada "şelpe" olarak bilinen tekniktir... bu tapping tekniğinin van halen tarafından geliştirildiği söylenir sık sık ama yanlış bilgidir... tamam, van halen (eddie van halen) bir gitar dehasıdır ancak bu tekniğin kökleri 1950 lere kadar gidiyor... jimmie webster mesela... ama iki elle birlikte bu tekniğe renk katan iki usta var! stanley jordan ve enver izmaylov... bir de caz gitarcısı ve luthier emmett chapman aynı tekniği kullananlardan... benim bulabildiğim kaynaklara göre; bu tekniği tek elle ilk defa geliştiren müzisyen jimmie webster... rock müziğinde ilk kullanan eddie van halen... bu tekniği hem sağ, hem sol elle geliştirerek, gitara piyano etkisi katanlar ise stanley jordan, enver izmaylov ve emmett chapman... bir rivayete göre; çift el tapping tekniğini bu üç isim birbirlerinden habersiz olarak ayrı ayrı geliştirmişler... enver izmaylov un bu isimler arasında adının haklı olarak geçiyor olması çok önemli... bu isimler; çok saplı gitar kullanma yada 2 gitarı aynı anda çalma konusunda da ön plandalar ve tanınıyorlar...

enver izmaylov'un resmi sayfası ve videolarına ulaşabileceğiniz diğer sayfalarını aşağıda veriyorum... gerekli her türlü bilgiye ve videoya bu sayfalardan ulaşabilirsiniz... tabii siz farkında değilsiniz, ben fırsat buldukça bu paylaşımları gözden geçirip, yeniliyorum... aşağıda resmi sayfasını vermiştim ama sayfası artık yok...

çok yaratıcı ve deneysel bir müzisyen enver izmaylov... pink floyd'dan the wall da paylaşayım... tek başına neredeyse pink floyd etkisine sahip:)...


enver izmaylov; 1955 özbekistan doğumlu... daha doğrusu; ailesi stalin tarafından 1944 yılında, bir gece içinde kırım'dan doğu sscb'ye sürülen tatar bir aile... bu sürgün sonrasında özbekistanda doğmuş mecburen... uzun süre de ukraynada yaşayan bir kırımlı müzisyen aslında... ukraynalı müzisyen diye geçer bazı yerlerde, değildir... kırım türklerine vatana dönüş izni verilince, ilk iş olarak memleketine dönmüştür ve orada yaşamaktadır...

sanıldığı gibi alaylı değil, okulludur ve aslında fagot müzisyenidir kendisi ancak hiç ciddi biçimde fagot çaldı mı? bilmiyorum... 15 yaşında başlamış gitar çalmaya ve kısa sürede iyice ilerlemiş bu işte... çalarken zaten anlaşılıyor müziği ve gitarı ne kadar çok sevdiği... diğer sürgün ailelerin çocukları gibi, enver izmaylov da lise sonrasında inşaatlarda ve şantiyelerde çalışmak zorunda kalmış ve bu süreçte duyduğu sesler de doğal olarak çekiç, kazma vb seslermiş!... bu çekiç sesleri mi kendisini tellere vurarak çalmaya itti bilinmez ama bence bilinç altı etkisi bile olabilir... tapping ve hammer aynı/benzer teknikler çünkü... 14 yaşındayken amcası kendisine 7 telli bir gitar getirmiş ve sonrasında olan olmuş...

gitar aşkı bu gitarla başlayan enver izmaylov, önce oldukça zengin sovyet kültürüne dalmış, sonrasında da rusya, ukrayna ve avrupa'da yoğun olarak gezip, doğu avrupa'daki çeşitli kültürler arası projelere katılmış... birinci avrupa uluslararası gitarist yarışması'nda birincilik ödülünün de sahibi olmuş bu arada... 1995 yılında da ukraynalı müzik eleştirmenleri tarafından yılın müzisyeni seçilmiş...

müziği aslında oldukça karışık... bir o kadar da güzel ve özgün... izmaylov'un müziğinde, caz temelinde kırım, tatar, türk, özbek, hint ve balkan halk müziği ile klasik müziğin özgün bir karışımı var... bu sebeple özellikle batıda çok ilgi çekiyor... alışılmışın dışında bir yapıya sahip müziği, folklorik ezgilerle süslendiği için...

1973 yılında fagot eğitimi aldığı fergana müzik okulundan mezun olmuş, 1990 yılında da tashkent üniversitesinde folk müzik orkestrası şefliği eğitimini tamamlamış... 1990 yılı sonrasında avrupaya açılmış ve john mc laughlin, john scofield ve stanley jordan gibi çok önemli isimlerle de çalışmış...

stanley jordan'dan daha önce tapping tekniğini geliştirmiş olduğu kesinlikle biliniyor ve kabul ediliyor ancak stanley jordan'dan jazz tapping eğitimi de almış ayrıca çünkü cazda kullanımı oldukça farklı bu tekniğin... stanley jordan'ın öğrencisi diye geçiyor bazı yerlerde, evet öğrencisi olmuş ama sadece caz tekniğini ondan öğrenmiş...

çok beğendim ve çok sevdim ben enver izmaylovu... çok usta bu işte gerçekten... ustalığını çizgi üstünde sergilediği videolarından birini paylaşmak yerine, ben bobby mcferrin ile birlikte seslendirdiği ve benim hastası olduğum caravan ı paylaşmayı tercih ediyorum...



enver izmaylov'un bugüne kadar birlikte müzik yaptığı gruplar; black sea trio, enver izmailov trio, the black sea orchestra ve cато... resmi sayfası kaldırıldığı için, sağdan soldan toplama bilgiyle yazıyorum, unuttuğum noktalar olabilir ama şimdiye kadar benim bildiğim kadarıyla çıkan albümleri şöyle:

burhan öçal & enver izmailov - black sea - kara deniz
the eastern legend
at a ferghana bazaar
dancing over the moon
enver izmailov & geoff warren - dancing over the moon
ултрамарин ultramarin
theodosii spassov, anatoly vapirov, stoyan yankoulov, enver izmailov - ултрамарин
with my best wishes!
harvest moon album art
enver izmailov, geoff warren - harvest moon ‎(cd)
around the black sea
river of time
meganom
шторм
шёлковый путь
storm
silk road

kendisine ait bu albümler dışında yaptığı bir çok çalışma ve katıldığı bir çok albüm de var... bu arada, bazı albümleri burada vermem biraz saçma oldu ama ne yapayım:)...

burhan öçal ile çıkardığı ilk albüm karadeniz çok güzel bir albüm... her iki ülkede toplam 4 farklı versiyonu çıkmıştı 1992 ve 1999 yıllarında yanlış bilmiyorsam ve yine yanlış hatırlamıyorsam, ada müzik geçtiğimiz yıl (2018) yeniden satışa sundu bu albümü... bu albümden harika bir parça, özümüz bir...


enver izmaylov'dan george harrison ve john lennon'a "return"

return, silk road albümünden ve orijinal hali aşağıda... bu albümü de mutlaka baştan sona dinleyin derim... daha doğrusu enver izmaylov'u usulüne uygun bir şekilde iyice bir dinleyin, özümseyin de derim...


orijinal halini değil de aşağıdaki halini severim aslında... ruslan bolatov ile seslendirdiği bu parçayı, izmaylov george harrison ve john lennon'a ithaf etmiş...

öyle bir parça ki bu return, şekilden şekile sokabilirsiniz, dilediğiniz gibi oynayıp, saatlerce üzerinde gezinebilirsiniz... ama bence enver izmaylov da dahil olmak üzere, şu parçayı klavyesiz ve hak ettiği şekilde değerlendiren de çıkmamış... eğriye eğri, doğruya doğru... bu parça bir derya arkadaş... nimet bu nimet:)... bu tip eserlerin kralı ise kara topraktır, onun da suyunu çıkardılar... şunu klavye vs kullanmadan, akustik ve her türlü enstrümanla adam gibi çalsanıza!... bu eserde gidilip de klavye mi kullanılır?... bi insan kendi eserie bu kötülüğü nasıl ve neden yapar ki?...

birden sinirlendim:))... niye kızdırıyorsunuz beni yahu:)... internette bulabildiğim bir değişik hali de aşağıda... o da çift klavye... rustem yanmyshbash ve paul sherman çalmışlar... kendilerine diyecek bir şeyim yok çünkü bu arkadaşlar da klavyeciler sonuçta ve bu parçanın kıymetini anlayıp değerlendirmişler... orijinal halinden iyi yine de... videoyu izlemeyip, çift gitarmış gibi dinleyin, iyi gidiyor:)... bi paylaşım yaptım, laf etmediğim kalmadı:)... kadın olsam, özel günümde sanacak millet...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada