Ana içeriğe atla

ses işlemciler

Bir çok konuda Türkçe karşılığı tam olarak bulmak oldukça zor... sinyal işlemci de denebilir... sinyal işlemciler audio işlemci (audio processors) olarak da bilinirler... sinyal işlemciler de analog ve dijital olarak ikiye ayrılırlar ve dijital işlemciler günümüzde oldukça iyi bilinen bir konudur... bir çok cihazda DSP olarak karşımıza çıkarlar... DSP, ingilizce Digital Signal Processor dan gelmektedir ve plug-in olarak bilgisayarlarda sıklıkla kullanılmaya başlanmışlardır... örneğin winamp için üretilmiş bir çok DSP plug-in mevcuttur...

Bazı önemli efektler ve cihazlar aşağıda verilmiştir... ingilizce olarak verilmiştir çünkü cihazların üzerinde bu ingilizce ifadeler yer almaktadır...

Eşitleyici (equalizing)

Yani bildiğimiz ekolayzır... ekolayzır sesin belli bir frekans aralığının seviyesini yükseltir yada azaltır... bir başka deyişle tınısı üzerinde değişimler yapar... en çok bilinen, hatta müzik ile, sesle alakası olmayan kişilerin bile bir şekilde bildiği, kullandığı processor dur... cep telefonlarına kadar girmiştir... ekolayzır ile bir takım dip sesleri ve gürültüleri temizlemek mümkündür ancak çok yüksek kalitede bir ekolayzır bile bazen yetersiz kalabilir...

EQ tipleri: Shelving, Grafik, Parametrik, Yarı parametrik...

shelving: seçilen belli bir frekansın altındaki yada üstündeki frekans aralığını artırır yada azaltır... bir çok cihazdaki bas-tiz ayarlarının çalışma mantığı budur...

grafik: frekans noktaları sabittir, kullanıcı sadece bu sabit olan frekans noktaları ile oynayabilir... profesyonel cihazlarda 31 adet frekans noktası bulunur... yani her kanal için 31 adet kontrol bulunmaktadır... stereo cihazlarda bu kontrol noktaları 2 x 31 olarak ifade edilir... bu cihazlar özellikle konserlerde kullanılmaktadırlar...

parametrik: desibel, frekans ve bandwidth (Q) olmak üzere 3 kontrol bulunmaktadır...

yarı parametrik: dB ve frekans kontrolleri vardır ancak bandwidth değeri sabittir...

Filtreler

Filtreler, bazı frekanslara hiç dokunmadan sadece bazı frekansları filtre ederler... 5 farklı filtre vardır:

high-pass: alt frekansları filtre eder
low-pass: üst frekansları filtre eder
band-pass: belli bir aralığı değil, o aralık dışındaki frekansları filtreler
band-stop: belli aralıktaki frekansları filtreler
notch: filtre edilen aralık çok küçüktür

her filtrenin bir "cut-off" kesme frekansı bulunur... cut-off sinyalin 3dB azaldığı noktadır... sinyalin cut-off noktasından itibaren bir oktavda kaç dB azaldığı da "slope" olarak tanımlanır...

bu tanımların ingilizce olarak bilinmeleri zorunludur çünkü tüm cihaz ve yazılımlarda bu terimler kullanılmaktadır...

bazen high pass yerine low cut, low pass yerine de high cut terimleri kullanılmaktadır...


Ekolayzer (EQ) ve filtre kullanırken freknas dağılımlarının iyi bilinmesi önemlidir... frekans aralıları şöyle verilebilir:

sub bass: 16-60 Hz.
bass: 60-250 Hz.
low-mid: 250 Hz. - 2 kHz.
high-mid: 2-4 kHz.
definition (presence): 4-6 kHz.
high: 6-20 kHz.

EQ ve filtre kullanımı uzman ve deneyimli bir kulak ister... ama bu 2 işlem çok karmaşık ve profesyonel seviyede olmasa bile "kulak" ile bir ölçüye kadar yapılabilir... özellikle müzik dinlerken EQ ayarlarının isteğe ve zevke göre yapılması yada daha basiti bas-tiz ayarının yapılması gibi... ama profesyonel anlamda bu işlemlerin yapılması yine deneyim işidir...

Kompresör

Girişteki (input) seviye farklılıklarını azaltarak çıkış (output) seviyesini dengeli bir hale getirir... belirlenen bir seviye üzerine çıkan sinyalleri belirlenen oranda azaltarak (gain reduction) çıkışı dengeler... Kompresörler EQ ile birlikte en çok kullanılan cihazlardır...

Kompresör üzerindeki parametreler:

Threshold (eşik): kompresörün devreye girdiği sinyal seviyesidir... örneğin eşik değeri -10 dB ise, -10 dB altında kompresör devreye girmez...

Ratio (oran): eşik değeri nden sonra kompresör devreye girdiğinde çıkış sinyalinin giriş sinyaline göre ne oranda değişeceğidir... örneğin bu oran 2:1 ise, eşik değeri üzerindeki her 2 dB artışa karşılık çıkışta 1 dB artış olacağı anlaşılır...

Attack time: eşik seviyesi aşıldığında kompresörün ne kadar zaman sonra devreye gireceğini belirtir...

Release time: eşik seviyesinin altına inildiğinde kompresörün ne kadar süre sonra devreden çıkacağını beliritir...

Knee: eşik seviyesinde kompresörün nasıl hareket edeceğini belirtir... soft (yumuşak) ve hard (sert) olarak 2 ye ayrılır... soft geçiş eşik seviyesinin hemen altında başlar ve seviye arttıkça kompresyon da artar... hard da ise kompresör ani bir şekilde devreye girer... soft da kompresöre geçiş oldukça yumuşak olur...

Auto: bazı kompresörlerde bulunur... atak ve release kontrolleri cihaz tarafından otomatik yapılır... profesyonel kullanımlarda tercih edilmez ama amatör kullanımda önemlidir...

Link: kompersörün 2 kanalını birbirine bağlayak birlikte çalışmasını sağlar... örneğin stereo bir ses dosyasında eğer sağ ve sol kanallarda dengesizlik varsa kompresör sadece bir kanala etki yaptığı taktirde dengesizlik artacaktır... bu gibi durumlarda link kullanılır...

Multiband kompresör

Sinyali frekans aralıklarına böler ve her aralıkta ayrı ayrı çalışır...

Limiter

Sinyalde aniden oluşan yüksek noktaları kesmek için kullanılır... bu noktalar peak olarak adlandırılır... kompresör ile tamamen aynıdır ancak sadece bu peak noktalarını temizlemek için kullanılır...

Expander

Kompresörün tam tersi olarak çalışır... kelime anlamı genişleticidir... sinyalin eşik altında kalan seviyelerini azaltarak dinamik alanı (dynamic range) genişletir... özellikle dip gürültüsünün azaltılmasında kullanılır...

Gate

Noise gate olarak da adlandırılır... yani gürültü kapısı da denebilir... gate belirlenen eşik değeri üzerindeki sinyalleri hiç bir işlem yapmadan geçirir ve out a aktarır ancak eşik değerinin altına düşüldüğünde bu kapı kapanır... özellikle yansıma yada reverb gibi istenilenden daha fazla uzayan seslerin sonlarının otomatik olarak kapatılması amacıyla kullanılır...

Reverb

Reverberation, yani yansıma, yankılanma yada aksetmedir... örneğin küçük bir odada piyano çaldığınızda duyacağınız ses farklıdır, büyük bir hangarda piyano çaldığınızda duyacağınız ses farklıdır... benzer şekilde küçük konser salonu ve büyük konser salonu yada açık hava farklıdır...

Konu aslında zamandır... bir nota basıldığında mekana göre önce sesin kendisi duyulur, daha sonra ilk yansımalar ve sonrasında da sesin mekandaki yansımalarının birleşimi yani reverb duyulur... sesin mekandaki zamana bağlı davranışıdır...

Tabii burada bahsedilen reverb dijital reverb dür...

reverb üzerinde bulunan parametreler:

Pre-delay: ses kaynağından gelen ses ile ilk yansımalar arasındaki zamandır... mekanın büyüklüğü ve genişliği hakkında fikir verir...

Reverb time: sesin ne kadar uzayacağını belirtir...

Hi-cut & low-cut: üst ve alt sınırları belirtir...

Room size: yani oda büyüklüğü, mekanın büyüklüğünü ifade eder...

Density/Diffusion: % olarak ifade edilir ve efektin koyuluğunu yada yoğunluğunu belirtir...

Dry/Wet: efektli ve efektsiz sinyaller arasındaki dengeyi ifade eder... dry efektsiz, wet yoğun efektlidir...

Delay

Bir sesin belli bir süre gecikme ile 1 defa tekrarıdır...

Delay time: orijinal sinyalle gecikmeli gelen sinyal arasındaki zamandır...

Feedback: delay ünitesinin çıkışının tekrar girişe alınması ile elde edilen tekrardır...

Dry/Wet: efektli ve efektsiz sinyaller arasındaki dengeyi ifade eder... dry efektsiz, wet yoğun efektlidir...

Phasing & Flanging

Alt seviyelerde gecikmelerden kaynaklanan faz çakışmaları sonucunda, bazı frekans seviyeleri artar, bazıları ise düşer... gecikmelerin zaman aralıklarında değişimler yapılarak phasing ve flanging efektleri yaratılabilir...

Chorus:

Sinyaller arasında küçük pitch değişimleri ile chorus efekti elde edilir... büyük bir koronun üyeleri arasındaki küçük pitch farklılıklarına benzediği için bu isim verilmiştir... gitarcılar tarafından çok kullanılan bir efekttir...

Time kompresör & Time expansör

Ses dosyasının süresinin uzatılması yada kısaltılmasını ifade eder...

Pitch Shift:

Ses perdesinin değiştirilmesini ifade eder...

Auto-Pan

Sesin sağ ve sol kanallar arasında belirlenen şekilde gezdirilmesidir... sinyalin hangi yön doğrultusunda gideceği belirlenebilir... bunun yanında sesin sağa yada sola ne kadar yatırılacağı % olarak belirlenebilir... sinyalin sağ ve sol kanallar arasında hangi hızda gidip geleceği de kontrol edilebilir...

Yorumlar

  1. Sony Vegas Pro 8 video editöründeki ses fx'lerinin fonksiyonlarını bir türlü çözememiştim. Programın diliyle neredeyse özdeş bir şekilde örtüşen çalışmanız ile bana çok yardımcı oldunuz. Teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Profil seçimini anlıyamadım. Ancak Adı/ULR'yi (Benim mail.adresimi ifade ettiğini düşünerek)seçtim. İnşallah mailim ulaşır.
    Av.Yakup PEKEL

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim... bu işlemciler temel dsp fx fonksiyonları, o yüzden dil olarak tam uyuşmuştur... faydalı olmasına çok sevindim, çünkü ben de çok fazla zorluk çekmiştim... o yüzden bu kısmı açmıştım zaten:)video editöründe bu temel fx ler dışında fonksiyon olmayacağını düşünüyorum ama bilmediğim için bir şey diyemem... eğer çift oscilator varsa işiniz daha da zor... onu da bir ara koymayı düşünüyorum buraya ama vakit lazım tabii...

    YanıtlaSil
  3. Çok teşekkürler ben de çok yararlandım, sağolun. Bir de şu bahsettiğiniz çift oscilator durumunu açarmısınız? bende de benzer bir program var ve zannedersem sizin bahsettiğiniz durum orada var. şöyle izah edeyim, her efektte bir başka efekt de ekleyebiliyorsunuz gibi bir şey ama bir türlü çözemedim. Sonuç alamıyorum istediğim gibi. Şimdiden teşekkürler ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …