Ana içeriğe atla

melek uzunoğlu

piyano, piyanist
melek uzunoğlu
gerçekten şu anda bu kadar minik mi melek uzunoğlu bilmiyorum, bu fotosunu da zar zor buldum, umarım eski değildir... hakkında da maalesef hiç bilgim yok... adını ilk defa duydum ama kendisi almanya'da düzenlenen piano competition for the youth in europe yarışmasında, kendi yaş kategorsinde ikinci olmayı başardı... böylelikle ben de tanımış oldum meleği... mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı piyano bölümü'nde gülden gökşen ile devam ediyor piyano çalışmalarına...

genç piyanistimiz melek uzunoğlu hakkındaki paylaşım sadece yukarıdaki kadardı ve diğer tüm gençlerimizin başarılarını kısa kısa paylaşmaya çalıştığım gençlerin başarıları devam ediyor başlığı altında idi...

yukarıda yazdığım kısmı "şimdilik hakkındaki bilgim oldukça sınırlı, bu kadar minik bir piyanist hakkında daha ne bilgi olabilir ki... elde ettiği başarı zaten boyunu aşmış"  diyerek bitirip, paylaşmıştım ancak sadece bir kaç dakika sonra bir başka önemli yarışmadan da derece aldığını fark ettim!...

adamın ağzına laf böyle tıkılır işte:))... büyük lokma ye, büyük laf etme demişler, gerçekten öyle... "daha çok küçükmüş, zaten yazılabilecek ne olabilirmiş!!"...

kel alaka olmakla birlikte; yapmam ve bitirmem gereken başka işlerimin bolca olmasına ve aslında başımı kaşıyacak vaktim olmamasına rağmen, paylaşımı yine açtım ve o başarısını da ekledim... işler bekler ama blog beklemez:)...

yukarıda verdiğim almanya başarısı zaten çok yeni ama daha da yenisi varmış, ikinci eklediğim başarısı da şu: boğaziçi sanat akademisi tarafından düzenlenen 1. uluslararası piyano yarışmasında da üçüncü olmayı başarmış melek uzunoğlu...

ekleme/22 temmuz... aşağıda bir yerlerde hiç videosuna ulaşamadığımı ve kendisini hiç izlemeden, dinlemeden bu paylaşımı yaptığımı yazmıştım ancak yukarıda bahsettiğim boğaziçi sanat yarışmasında kendisine üçüncülüğü getiren performansına ulaştım, hemen paylaşıyorum... en sona da bir diğer performansını ilave ettim... evet, gerçekten çok iyi seslendirmiş eserleri... bu arada; bir derecesini daha öğrendim melek uzunoğlunun, burada yazdıklarımdan önceki derecelerinden biri:)) bakalım daha kaç tane çıkacak:)... 3. uluslararası hisar okulları piyano yarışmasında da ikinci olmuş... bu arada şunu da belirteyim, bu sene tüm yarışmalar online olarak, video üzerinden yapıldı...



bu bilgiyi de ekleyip, çıktıktan sonra, kendi işlerime dönecektim ki; meğer meleğin açıklanan ama henüz paylaşılmayan yepyeni bir derecesi daha varmış:)))... arkadaş, zaten yukarıdakiler 3 günlük! daha yenisi ne yani:))... neyse, varmış sonuçta, yapacak bir şey yok...

o bağlantısını verdiğim paylaşıma yine gittim... o başarısını da ekledim... alıştım artık, zor olmuyor:))... gerçi her defasında cümleleri değiştirmek zorunda kalıyorsunuz, neyse işte oluyor bir şekilde... o yepyeni başarısı da şu: azerbaycan'da düzenlenen uluslararası art planet yarışmasında da ikinci olmuş melek... tahminimce bir kaç saat önce açıklanmış...

neyse; kapattım burayı, işime başlamak için instagramı da kapatacaktım ki; gözlerime inanamadım... daha da yepyeni, en yeni, o anda açıklanan dumanı üzerinde, çiçeği burnunda bir derecesi daha çıktı!... yani bu iş böyle giderse; gelecekteki başarılarını, derecelerini de yazacağım, az kaldı:))))...

tamam, ettik bi densizlik, "minik zaten" filan demiş bulunduk ama adamın ağzına laf tıkılır da, bu kadar da tıkılmaz ki:))... herkesin paylaşımı 10-15 dk sürerken, melek uzunoğlu'nun paylaşımı resmen 1.5 saat sürdü:))...

bu arada; unutmadan en yepyeni derecesini de yazayım: rusya'da düzenlenen uluslararası ca ave musica yarışmasında da üçüncü olmuş melek...

başka katıldığı yarışma yokmuş şimdilik, dolayısıyla yeni bir derece gelmesi gibi bir tehlike de yok:))... bunun garantisini aldıktan sonra, hakkındaki paylaşımı buraya taşıdım... genç piyanistimiz melek uzunoğlu; hem elde ettiği bu başarıları nedeniyle, hem de minicik yaşına rağmen benim ettiğim büyük lafı ağzıma defalarca tıkmayı başardığı için, kendisine özel bu paylaşımı fazlasıyla hak etti... hem sinirlerimi bozdu, hem de çok güldürdü... ve tabii ki melek ve onun gibi çocukların varlığı çok da mutlu etti...

bu arada; biraz bilgi sahibi de oldum kendisi hakkında... yedi yaşına yeni girmiş melek ve yaklaşık bir buçuk senedir piyano çalışıyormuş... aslında şu anda 6 yaşında demek daha doğru... bir buçuk yıllık piyano eğitiminin önemli bir bölümü maalesef covid mendeburu yüzünden online olarak devam etmiş ama uzaktan eğitim sürecinde bile çalışma ciddiyetini ve azmini hiç bozmamış... üstelik tüm bu bahsettiğim başarılarını da bu süreçte elde etmiş...

mimar sinan üniversitesinde gülden gökşen hoca ile piyano çalışmalarına devam ediyor ama yarı zamanlı mı? yoksa haftanın belli saatlerinde ders alarak mı devam ediyor bilmiyorum... mimar sinan'ın sistemini bilmiyorum yani... umarım ileride konservatuvarlı ve mimar sinanlı olarak devam eder ve piyanoyu hiç bir zaman bırakmaz, biz de kendisini dünya sahnelerinde görürüz...

yedinci yaşına çok kısa bir süre önce girmiş ve bu yarışmalara katıldığında 6 yaşındaymış... yarıştığı kategoriler ise 6-8 yaş... yarışmalar uluslararası ve 8 yaşındaki rakipleri ile de yarışmış... şunu hemen vurgulamak gerekiyor, o yaşlarda 1 ayın bile önemi çok büyük... yani 6 yaş ile 6 buçuk yaş arasında bile çok ciddi fark oluyor... dolayısıyla şunu söylemek mümkün: yaşı küçük olmasa, bu dereceler birincilik olacaktı... 8 yaşına geldiğinde göreceğiz bunu...

katıldığı yarışmaların hepsini bilmiyorum ama örneğin ikinci olmayı başardığı piano competition for the youth in europe yarışması öyle alelade bir yarışma değil, oldukça ciddi bir yarışma... boğaziçi sanat akademisi tarafından düzenlenen 1. uluslararası piyano yarışması da oldukça ciddi ve zorlu bir yarışma idi... yarışmalardan pek hoşlanmayan biriyim ama bu yarışmaların da motive edici ve önemli olduğu söyleniyor... umarım bu yarışmalar ve sonuçlar melek uzunoğlu'nu bol bol motive etmiştir...

ilk defa böyle bir paylaşım yapıyorum çünkü melek uzunoğlu'nu henüz hiç dinlemedim... derece aldığı yarışmalar, aldığı dereceler, yaşının küçük olması, sadece bir buçuk senedir piyano çalıyor olması ve eğitim sezonları da düşünüldüğünde; aslında bu sürenin önemli kısmının da covid tarafından heba edilmiş olması vs vs yi de eklediğimde, ben şundan eminim: melek uzunoğlu çok iyi bir piyanist olacak... yukarıda görülmüş olduğu şekilde, artık dinlemiş bulunuyoruz ve evet çok iyi bir piyanist olacak...

pardon, yukarıda ilk defa böyle bir paylaşım yapıyorum dedim ama bu ikinci... şimdi aklıma geldi; beste gürkey hakkında ilk yazdıklarım da sadece 2 paragraf yazı idi ve onun da hakkında hiç bilgim yoktu... çok iyi bir müzisyen olacak demiştim, aradan 6 yıl geçti ve verdiğim bağlantıdan okuyun derim beste'nin ulaştığı konumu...

bunu ayrı yazayım; sadece melek için değil, her çocuk için... çok iyi bir piyanist olacak dedim ya yukarıda! işte o doğru bir ifade değil... hatta çok yanlış bir ifade... bu ifadeyi özellikle ailelerin kullanmaları hiç doğru değil... melek; canı neyi isterse, neyi severse, kendisine neyi uygun bulursa, onu olsun... ama piyanist olmaya karar verirse, çok iyi bir piyanist olacağından eminim...

bu paylaşımı; elde etmiş olduğu başarıları yanında, kendisi beni gerçekten çok güldürdüğü ve mutlu ettiği için ayrıca yapmak istedim... artık yeni başarılarla, güzel konserlerle ilaveler yaptırtmak da meleğe ve öğretmenine kalsın diyerek, bir diğer yarışma videosu ile şimdilik bitireyim... tabii kendisini, ailesini ve öğretmeni gülden gökşen'i bol bol kutlayarak...

Yorumlar

  1. Yorumumu silmişsiniz yanlışlıkla, bilgi verdiğiniz için teşekkürler ederim. Galiba şöyle bir şey demiştim dün gece: Ay yerim ben bu meleği :D Bu yaşta bu kadar büyük başarılar almış, aman nazar değmesin, maaşallah diyelim, Siz bu paylaşıma mavi bir bocuk iliştirin ;D // Şimdi de videolarını eklemişsiniz, daha da bi bayıldım yahu ::))=)) Yerim ben meleğin o ince ve kibar selamını :D eteğini toplaıp oturuşunu :DD Bayıldım yaaa :DXXX

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler yeniden yorum yazdığınız için, güzel sözleriniz için de teşekkürler ayrıca... burada "bu yorum yönetici tarafından silindi" yazınca, öylece kalıyor ve bazen aileler de okuyorlar ve doğal olarak onlar için sıkıcı oluyor... "ne yazıyordu da yönetici sildi acaba" diye:)... evet, selamı olağanüstü:))...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

mehmet özkanoğlu

mehmet özkanoğlu bir süredir paylaşmak istediğim bir gitarist mehmet özkanoğlu... ilk kez 1 yıl kadar önce facebook da bir paylaşımda dinlemiştim... hem de öyle bir paylaşımdı ki, bir şiir için fon müziği olarak kullanılmıştı... klasik gitarla çalınan parça ise, dost çevirmiş yüzünü adlı türkü idi... aşık veysel in... şiirle pek alakası olmayan biri olarak o video yu defalarca izlemiştim sırf parçayı dinlemek için... bence çok çok iyi bir yorum idi ama kimdi çalan??... düşünsenize! ne pis bir durum!... bir türk gitarist (yabancı da olabilirdi, bereket değilmiş) böyle gitar çalıyor ve ben tanımıyorum ve arayıp, bulmam lazım kim olduğunu!... bakmayın şimdi yukarıda parçanın adını yazdığıma, ilk dinlediğimde türkünün adını da kime ait olduğunu da bilmiyordum, sadece türküyü biliyordum... işin kötüsü, çoğu türkü de kimseye ait olmuyor ki! anonim olabiliyor, bir yada bir kaç derleyeni olabiliyor... google ın hiç bir işe yaramadığı da oluyor, onu keşfettim... bu parçayı bu kadar etkileyi

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

dünya piyanistler günü

gülsin onay daha önce hiç duymamıştım, az önce denk geliş karşıma çıktı... 6 aralık günü dünya piyanistler günüymüş... 2011 yılından beri... hikayesi de ilginç... usta piyanistimiz gülsin onay , 2011 yılında, 6 aralık günü "herkesin bir günü var, piyanistlerin neden özel bir günü yok" demiş ve 6 aralık gününü dünya piyanistler günü olarak ilan etmiş... biraz inceleyince, "şaka yollu ortaya attığım fikrimin marmarisli gazeteci ata sevgi tarafından haber yapılması üzerine bu denli ciddiye alınıp, benimseneceğini ve hatırlanacağını bilmiyordum doğrusu" dediğini de okudum... şaka yollu da olsa, ortaya atılan bu görüş benimsenmiş ve dünyaya da duyurulmuş anladığım kadarıyla ama dünyaca da benimsenmiş mi acaba diye biraz kurcalayınca, karşıma bu sefer de 8 kasım çıktı world pianist day olarak... bir de sayfa açmışlar... şöyle bir şey ... neden 8 kasım olduğunu anlamadım, daha doğrusu anlamak için uğraşmadım ama 8 kasımda farklı ülkelerden kutlayanları filan pay

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır...  keyboardlar & piyanolar  başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz... benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...

çingene müziği

çingene müziğine geçmeden önce; aşağıdaki paylaşımlara göz atabilirsiniz... gelem, gelem... çingeneler... dünyada bilindiği üzere, bir "dünya müziği" kavramı mevcut... world music denen!... kimi de her nedense hiç de sevmediğim bir şekilde "etnik" müzik diyor... aslında o kadar mide bulandırıcı bir tanımlama ki özellikle bu etnik müzik lafı!... etnik aslında yerel yada dar bir alana özgün gibi bir anlama sahip ama güncel ve yaygın kullanımı folklorik olmanın çok ötesine geçti, ırkçılığa kadar vardı resmen!... "ötekinin müziği" oluverdi resmen... web sayfaları kapatıldı, ötekinin müziğini dinleyenler kara listelere bile alındı... o yüzden ben zaten etnik lafını hiç benimseyemedim... dünya müziği lafı da çok saçma çünkü bu sefer insan "dünya dışı bir müzik mi var acaba" gibi bir arayışa giriyor... ne yani şimdi mesela madonna uranüs müziği mi yapıyor!... Robert E. Brown - dünya müziği mutfağı /  http://www.wesleyan.edu/ evet, madonna da