Ana içeriğe atla

dünya sahnelerinde genç müzisyenler

"çıkmıyor arkadaş bizden üstün yetenek filan!" diye dertlenip dururken, ne olduysa artık bilemiyorum, son yıllarda bizim gençler ve çocuklar ardı ardına adlarını duyurmaya başladılar... şimdi de ben yetişemez oldum!... derdim değişti bir anda anlayacağınız... bu sefer de burada bahsedemediğim yetenekli bir çocuk kalmasın istiyorum ama o kadar çoklar ki! :)... onların dert etmeyeceklerinden eminim ama benim içim el vermiyor... fırsat buldukça yazıyorum artık sırayla gecikmeli de olsa...

"istediğin kadar ben milliyetçi değilim, sanatın milliyeti yoktur, sanat evrenseldir, tüm dünya çocukları ve sanat hepimizindir vs vs vs..." de!... öyle olmuyor işte... üstün yetenekli bir çocuk müzisyenimiz çıkıp da, ülkemize derecelerle döndüğünde apayrı bir mutluluk oluyor... çıkmadığı dönemlerde de sinirden deliriyordum, onu da belirteyim... tabii kesinlikle önemli olan dereceler almak değil sadece... her hangi bir gencin müzikle ilgilenmesi bile yeterli benim için... tabii bu konuda eğitim alıyor olması, önemli konserlerde sahne alması, ustalık sınıflarına ve dünyadaki önemli okullara kabul edilmesi vs vs vs... bunların her biri büyük başarılar, sadece ödül almak değil kesinlikle... ama yarışmalardan ödüllerle derecelerle dönmek de önemli ve o sayede daha kolay haberdar oluyoruz gençlerden...

eskiye oranla çok daha fazla yetenekli çocuğa ulaşılabiliyor ve oldukça iyi bir eğitimden geçirilerek dünyaya adlarını duyurmaları sağlanabiliyor artık... bu çok sevindirici... benim bulabildiğim bir kaç sebebi var bu çok olumlu gelişmenin... öncelikle şu çok önemli: internet ve sosyal medya kullanımı hem çocuklar için hem de aileler için dışa açılan önemli bir kapı oldu... dünyada neler oluyor, neler bitiyor takibi çok kolay artık... fransız bir keman dehası çocuk youtube dan izlenince milyon kez, bizim çocuklarımız ve aileleri de anladılar kıymetini sosyal paylaşımın ve internetin... daha da önemlisi, ailelerin bilinç düzeyi arttı... çok daha önemlisi, üniversiteler ve konservatuvarlar çok iyi öğretmenlere sahipler... eskiden çok kızardım konservatuvarların bakış açılarına çünkü üstün yetenekli çocuklara gereken önemi vermezlerdi... meğer ben buradan kızarken, onlar yol kat etmeye çoktan başlamışlar ama ben ne bileyim...

bu kısmı ayrı yazayım istedim, belki de hepsinden daha da önemlisi şu: kişi ve kurumlar artık yetenekli çocuklara eskiye oranla çok daha fazla önem veriyorlar!... bence en önemli eksiğimiz bu idi ülke olarak, artık bu eksikliğimiz de çeşitli oluşumlar ve organizasyonlarca önemli ölçüde kapatılmaya çalışılıyor ancak henüz yeterli de değil... atılan bu adımlar içerisinde iş sanatın "parlayan yıldızlar" konserleri önemli mesela... bunun yanında, "istanbul müzik festivali genç solistini arıyor" etkinliği de 4. yada 5. yaşını kutluyor bildiğim kadarıyla... tabii "doğuş çocuk senfoni orkestrası" ve varsa eğer diğer benzeri benim haberdar olmadığım orkestralar da oldukça önemli bu konuda...

en büyük sıkıntımız ise sponsorluk!... bu çocuklar ve gençlerin bekledikleri belki de tek şey ellerinden tutulması... benim yaptığım gibi, seslerini duyurmak yada tanıtmak önemli değil o kadar... önemli olan belki de tek şey, iyi bir enstrümanlarının olması ve etkinliklere katılabilmeleri...

dünya sahnelerinde genç müzisyenler

dünya sahnelerinde genç müzisyenler
dünya sahnelerinde genç müzisyenler projesine tam olarak benim anladığım anlamda sponsorluk diyemeyeceğim ama ülkemiz açısından çok ama çok önemli bir proje... bir zamanların harika çocukları olan güher ve süher pekinel kardeşlerin, günümüz çocuklarına katkı sağladıkları bir proje...

şu anda sayfalarında görünen burslu öğrenciler için tıklayınız...

pekinel kardeşlerin yaptıkları katkı özetle şöyle; konservatuvarlarda okumakta olan öğrencileri gözlemleyip, inceliyorlar ve seçmeler sonucunda başarılı buldukları öğrencilerin dünyadaki en iyi müzik okullarında eğitim almalarını ve türkiyeyi önemli yarışmalarda temsil etmelerini sağlıyorlar... çok önemli bir açığı kapatıp, çok da önemli bir eksikliği gideriyorlar...

ülkemizde hasan ali yücel tarafından çıkarılan ve teorik olarak 1948-1998 yılları arasında bazı çocukların yurt dışında eğitim almalarını sağlayan harika çocuk yasasının benzerini pekinel kardeşler kendi imkanları ve bulabildikleri imkanlar çerçevesinde kendileri yeniden hayata geçirmiş oluyorlar... kendi imkanları çerçevesinde deyince, aklınıza sınırlı imkanlar gelmesin!... büyük ihtimalle kendi destekleri harika çocuk sayısı, devletin koskoca 50 yılda desteklediği çocuk sayısından daha fazladır ve bu sadece 5-6 yılda gerçekleşmiştir!... bunun altını kalınca çizmek lazım!...

tabii dünya sahnelerinde genç müzisyenler projesi dediğimizde, maddi kaynak gündeme geliyor!... bu büyük projenin arkasında kim var?... tüpraş var...
projemizin çıkış noktasını türkiye’nin uluslararası platformlardaki varlığını sürdürmek ve güçlendirmek, genç yeteneklerimizin bizi dünyada temsil etmesini sağlamak oluşturuyordu. projemizin meyvelerini toplamaya başladığımız ve daha çok desteğe ihtiyaç duyduğumuz beşinci yılımızda yönetim kurulu başkanı ömer m. koç’un önderliğinde tüpraş’la buluşmamız ve projemizin tüpraş tarafından sahiplenilmesi baş koyduğumuz yolumuzda emin adımlarla ilerlememizi sağlıyor. güher & süher pekinel
başarılı ve üstün yetenekli gençlerimiz için oldukça önemli bir fırsat bu proje... çünkü burada da bir çok genç yeteneğimizi tanıtırken defalarca bahsettim, bu gençlerin enstrüman sorunu var!... kiminin arpı yok, kiminin kemanı, flütü... kendi imkanları ile kampanya yapanlar da var... orkestra şefliği okumak için kendi olanaklarıyla para toplamaya çalışanlar var... bu o kadar zor bir durum ki onlar için!... düşünsenize; üstün yeteneklisiniz! dünya sahnelerinde ayakta alkışlanıyorsunuz! bir gidişte 2 birinciliği alıp getiriyorsunuz! ama enstrümanınız yok! ve geleceğiniz için, bu ülke için, internette kampanya yapıyorsunuz!... bir etkinliğe katılacaksınız ama maddi olarak mümkün değil!... ve benim en çok da içimi kıyan konu şu: yahu bu pırıl pırıl gençleri biz ülke olarak bu durumlara neden sokuyoruz!... kolay mı herkesin önüne çıkıp da "bana para verin" diyebilmek!... internetteki o kampanyalara yapılan bazı yorumları bir görseniz!... çok fazla onur kırıcı bence... ama ben böyle yazdım diye sakın o gençler bundan utanmasınlar!... utanması gereken, kaç milyonsak şimdi bilmiyorum, o kadar milyon insan!...

ben şimdilik dünya sahnelerindeki tüm genç müzisyenlerimizi ayrı ayrı paylaşamayacağım çünkü zamanım yetmiyor!... yetse keşke de her birini ayrı ayrı hemen paylaşsam... şimdilik bir kısmını daha önce paylaştığım bu değerli gençleri en azından isim olarak paylaşayım...

veriko tchumburidze (keman)
dorukhan doruk (çello)
yunus tuncalı (piyano)
can çakmur (piyano)
doğa altınok (keman)
görkem çiçek (çello)
elvin hoxha (keman)
kıvanç tire (keman)
cem esen (piyano)
ege banaz (klarinet)
yağızcan keskin (klarinet)
duygu eliz erkut (balerin)

burslu öğrencilerin konser kayıtlarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz...

Young Musicians on World Stages
tevitöl güher & süher pekinel müzik bölümü
tevitöl güher & süher pekinel müzik bölümü
güher ve süher pekinel kardeşlerin yetenekli gençlere desteği bu kadar mı? tabii ki değil... türk eğitim vakfı inanç türkeş özel lisesi bünyesinde oldukça iyi bir müzik bölümünün kurulmasına da katkıları çok büyük ve okulun müzik bölümü de kendi adlarını taşıyor... onların sadece adlarının orada olması bile fazlasıyla önemliyken, bu bölüme katkıları da gelecek açısından çok umut verici... burada asıl önemli olan konu ise şu; bu lisede her açıdan üstün yetenekli ve üstün zekalı öğrencilere eğitim veriliyor ve bu öğrenciler geleceğin önderleri ve liderleri olacaklar... aldıkları eğitimde kendilerine müzik eğitimi de veriliyor ki geleceğin önderleri müzik ve sanatla iç içe olsunlar!...
1990 yılında ünlü girişimci ve iş adamı Sezai Türkeş, eşi İnanç Türkeş’in adını yaşatacak, maddi olanakları sınırlı özel yetenekli çocukların eğitileceği bir okul açmak için bir vakıf kurdu. Bu amaç doğrultusunda, Vakıf 1993 yılında 416 dönümlük arazi üstünde üç yüz öğrencinin yatılı eğitim göreceği Özel İnanç Lisesini açtı. Türk Eğitim Vakfı 10 Temmuz 2002’de okulu devraldı. Şu anda okul, Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi (TEVITOL) adi altında eğitimine devam etmektedir.


levitöl müzik bölümü de çok büyük başarılara imza atmış!... bu bölümün başarı hikayelerine imza atan genç yeteneklerin bazıları da aşağıda...

egemen kesikli
cengiz cemaloğlu
cem gültekin
mehmet tolga akan
hayriye büşra solak
alperen türkol
ışın ekin parlar

güher & süher pekinel kardeşlerin müziğe, genç yeteneklere ve eğitime katkıları bu kadar da değil!...

anadoluda müzik eğitimini iyileştirme projesi

carl orff u klasik müzikle birazcık bile haşır neşir olan herkes carmina burana ile mutlaka tanır... ancak carl orff aslında "carl orff yaklaşımı" yada "orff-schulwerk yöntemi" olarak da bilinen müzik eğitim yöntemi ile büyük önem taşımaktadır... carl orff ve d. günther, bu yöntemi önce bavyerada uyguladılar ve daha sonra tüm dünyaya yayıldı... bu yöntemde çocuklar dans, ritm, müzik, tiyatro ve jimnastik eğitimini doğaçlama olarak almaktadırlar...
“Çocuklar müziği duyduklarında kendiliklerinden hareket ediyorlar; resim çizerken şarkı mırıldandıklarını, zıplarken şarkı söylediklerini ve kendi kendilerine şarkı yoluyla hikâyeler anlattıklarını görebiliyorsunuz (...) Orff- Schulwerk hem grup içinde kişinin yaratıcılığını hem de iletişimini geliştirir, sanatların ortak noktalarını ve farklarını denemelerine olanak tanır.”
bu şekilde açıklıyor pekinel kardeşler orff-schulwerk metodunu ve bu yöntemin levitöl müzik bölümünde uygulanması için çok çabaladılar... bu yöntemin yerleşmesi için türkiyenin her yerinden öncelikle müzik öğretmenlerini bu konuda hedef kitle olarak seçmişler... ancak milli eğitim bakanlığına dertlerini anlatamamışlar zannedersem... şu andaki mevcut durumu tam olarak bilmiyorum ama nejat f. eczacıbaşı vakfı desteği alınmış 2015 yılında ve "dans eden notalar" projesiyle 60 öğretmene eğitim verilerek, 2000 anaokulu öğrencisine ulaşılması planlanıyormuş... umarım gerçekleşmiştir...

ben bu paylaşımda adı geçen herkesi, özellikle gençleri ve daha da özellikle güher ve süher pekinel kardeşleri kutluyorum... ve aşağıda öğrencilerinin videolarını paylaşarak bitirmek istiyorum... hepsi de ayrı ayrı harikalar...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

tarık kaan, ilyun ve mina'dan başarı haberi

şu yukarıda gördüğünüz üç genç piyanistimiz; tarık kaan alkan, mina urgun ve ilyun bürkev, ispanya al hambra'da düzenlenen 9. uluslararası maria herrero piyano yarışmasına gittiler ve güzel derecelerle döndüler...

ilyun bürkev ve tarık kaan alkan, kendi kategorilerinde birinci olurlarken, mina urgun da kategorisinde üçüncü olmayı başardı... her üç genç yeteneğimiz de mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde öğrenimlerine devam ediyorlar... mina urgun ise henüz yarı zamanlı olarak piyano eğitimi alıyor olmasına rağmen bu büyük başarıyı elde etti... her üç genç piyanistimizi, öğrenim gördükleri yüz aklarımızdan biri olan okullarını, öğretmenlerini ve ailelerini ayrı ayrı kutluyorum... mina'yı ise apayrı ve özel olarak kutluyorum...

üç gencimizi de maalesef daha önce paylaşma fırsatı bulamamıştım... tarık kaan alkan'ı önceki başarılarından dolayı tanıyorum ve bu sayfada defalarca hakkında güzel haberler verdim... bir paylaşımı buradan okuyabilirsiniz... kısaca da olsa…

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

light in babylon

dinlediğimde hayran kaldığım, uzun süredir paylaşmak istediğim ancak bir türlü beceremediğim bir grup light in babylon... itiraf edeyim, ön plana çıkan 2 konu var light in babylonda, şarkı söyleyen kız ve müziğin rengi... düşündüm bir an "nedir müziğin rengi" diye! tabii yok öyle bir şey ama hadi tarzı diyelim; özetle yaptıkları müzik... kişi olarak ön plana çıkan ise bence vokalist kız, yani adını bin bir zahmetle öğrendiğim michal elia kamal... israilli oluyor kendisi ama iran orijinliymiş... hemen belirteyim, vokal ön plana çıkıyor derken kesinlikle gruptaki diğer müzisyenleri bir kenara atıyor değilim!... çok başarılılar ancak michal elia kamal şarkı söylerken apayrı bir dünyaya gidiyor sanki... sesi çok iyi ve çok severek şarkı söylediği apaçık belli... izlerken kendisinin söylediği parçayı resmen yaşadığını görüyorsunuz...

santur çalan ise türk... metehan çiftçi... michal elia kamal ve julian demarque (fransız, gitarist) gezgin müzisyenler olarak 2009 yılında istanbul…