Ana içeriğe atla

duo carmesi

duo carmesi (fotoğraf: fatma gültekin)
uzunca bir süre önce, belki iki üç sene önce, sadece isimlerini duymuştum duo carmesi olarak; ilgi çekici ve zarif gelmişti bu isim... şimdi anlıyorum ki, zaten o zamanlarda çok genç bir piyano ikilisiymiş duo carmesi... yanlış hatırlamıyorsam, unicef yararına bir resital idi ve eğitim için verilen bir destek konseri idi... eğitime destek zaten başlı başına üzerinde durulması gereken bir konu ama tabii bir "libertango" hastası olarak, benim en çok dikkatimi çeken konu, duo carmesinin bu resitalde astor piazzolanın "iki piyano için tangolar" ını çalmış olmaları idi... duo carmesi ye ait libertango yorumunu da yukarıda bağlantısını verdiğim paylaşımdan izleyebilirsiniz...

carmesi, aynı zamanda benim en çok sevdiğim renklerden biridir... çok detayına girmeyeyim, aslında oldukça derin de bir konudur ama crimson desem yeter... ingilizcesi crimson olan rengin ispanyolcasıdır carmesi ve coccoidea familyasına ait kermes bilmem ne türü bir böcüden elde edilen pigmenttir... önemli bir pigmenttir ve hatta son yıllarda bazı içeceklerin içinde böcek var şeklinde kafalara dert edilmiş bir gıda boyasıdır:)... anladınız?... işte o muhteşem güzellikteki renktir carmesi...

2012 yılında kurulmuş oldukça genç bir piyano ikilisi duo carmesi... bilkent üniversitesi, sahne sanatları fakültesi, piyano bölümünden mezun olan nurlan bağırov ve çiğdem çilesiz tarafından kurulmuş...

yurt içinde ve uluslararası organizasyonlarda konserler veren çok başarılı bir piyano ikilisi duo carmesi ve daha önce belirttiğim gibi, benim dikkatimi çekmiş olmalarının ilk sebebi astor piazzolanın iki piyano için tangolar adlı çalışmasını seslendirmiş olmaları ancak bu paylaşımı yapmamın sebebi tabii ki bu değil... çok dikkat çekici bir ikili duo carmesi ve piyano açısından bence çok önemliler...

bilkent üniversitesi öğretim görevlisi şair ahmet özerin patika dergisinde kendileriyle yaptığı "gençliğinin baharında iki seçkin piyanist" başlığı ile yayınlanan söyleşi ve facebook sayfalarında paylaştıkları bilgiler haricinde elimde fazlaca bilgi olmamasına rağmen, özellikle söyleşideki ifadelerden anladığım kadarıyla, yakın gelecekte çok fazla ön plana çıkacak gibiler... hatta ben şu anda bunları yazarken çıkmış da olabilirler...

duo carmesi/facebook

piazzola beşlisinin piyanisti pablo ziegler tarafından düzenlenmiş ve iki piyanoya uyarlanmış olan eserlerin notalarını direk olarak kaynağından yani pablo zieglerden getirtmişler ve çalmışlar... en beğendiklerimden birini hemen paylaşayım... fuga y misterio... libertangodan sonra en çok hoşuma giden piazzola bestesi... tabii uyarlama pablo ziegler e ait...


parmaklardan akan sesler
onlar incecik parmaklarını piyanonun tuşlarına değdirirken, bedenlerine yayılan rüzgar da birden dolduruyor yelkenlerini... bir piyanonun iki yanına konmuş birer kelebek de tanımlayabilirsiniz onları, birer taze karanfil de... biraz öncesinde kuliste o insanı havalandıran loş ışıkların altında hızla atan bir yüreğin sesine takılarak düşsel yolculuklara çıkan iki genç kız, boş salonların ürpertici sessizliğinden yüzlerce gözün üstlerinde dikildiği bir ortama ulaşırken, bir büyük sessizliğin içinde, kendi seslerini aramanın yarışındadır artık... her şey konser öncesinin o iki saatinde gizlidir... umut, sevinç, coşku, heyecan, gerilim iç içedir... kurulu bir yay gibidir insan... bu iki genç piyanist, biraz sonra salonu dolduran dinleyicilerin alkışlarıyla kendilerini bekleyen piyanoyla dansa hazırlanmaktadırlar... sonrası seslerin vadisinde kır çiçekleri toplamanın yarışıdır... birbirini tamamlayan, bakışlarla yolculuk eden, dinleyicilere yeni dünyalar sunarken yeniden yaratılan ve alkışlara tutunarak nice düşün ardına takılan... çiğdem ile nurlanın yaşamını dolduran bu sanat ateşidir işte... bu ateşin hiç sönmemesini diliyorum...
böyle anlatmış ahmet özer duo carmesiyi patikadaki söyleşiden önce... yahu ne kadar güzel anlatmış ahmet özer... ben neden böyle ifadelerle yazamıyorum!... bir benim cümlelere bakın, bir de ahmet özerin cümlelerine... neyse, ben de böyle yaratılmışım işte:)... dönelim konumuza...

nurlan bağırov
nurlan bağırov; azerbeycan gence doğumlu... anne piyano sanatçısı ve öğretmeni olunca, doğal olarak annesi azade bağırovdan almış ilk derslerini... bilkent üniversitesi, müzik ve sahne sanatları fakültesi, hazırlık ilk öğretim okuluna burslu olarak kabul edilmiş ve prof. namık sultanovun öğrencisi olmuş... okuduğu fakültenin orta okul ve lise kapsamında düzenlediği uluslararası chopin yarışmasında, en iyi chopin yorumcusu dalında ikinci olmuş... tabii bu noktada şunun mutlaka belirtilmesi lazım, birincilik ödülü kimseye verilmemiş... daha sonra zarema safarova ve emre şen in öğrencisi olmuş... ilk, orta, lise, lisans derken; yüksek şeref derecesi ile yüksek lisansını da tamamlamış... engenye mogilevsky, michael roll, segei markarov, oxana yablonskaya, karl andreas kolly, emre elivar ve mehmet okonşar gibi isimlerin ustalık sınıflarına katılmış... yamaha tarafından düzenlenen birmingham uluslararası piyano akademisine burslu olarak seçilmiş, peter donohoe, robert markham gibi dünyanın önde gelen pedagogları ile çalışma fırsatı bulmuş ve bu önemli organizasyonda resital de vermiş... şu anda mezun olduğu fakültenin opera-şan bölümü öğrencilerine piyano dersi vermekte olan nurlan bağırov, aynı fakülteye bağlı erken müzik eğitimi biriminde de piyano dersleri vermektedir... bunun yanı sıra; ankarada bulunan, piyanist emre şenin kurduğu chopin müzik evinde de piyano eğitmenliği yapmaktadır...


çiğdem çilesiz
çiğdem çilesiz; ankara doğumlu... müzik eğitimine aran müzik merkezinde, elif ve bedii aran ile başlamış... bilkent üniversitesi, müzik ve sahne sanatları fakültesi, hazırlık ilk öğretim okuluna burslu olarak kabul edilmiş ve prof. namık sultanovun öğrencisi olmuş... nuran taşpınar ile çalışmalarına devam etmiş ve okulun lisesinden birincilikle mezun olmuş... lise sonrasında, yine aynı fakültenin lisans aşamasına devam etmeye hak kazanmış ve prof. ersin onayın sınıfından yüksek şeref derecesiyle mezun olduktan sonra başkent üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü, performans piyano bölümünden de yüksek şeref derecesi ile mezun olmuş... mezuniyet sonrasında çok önemli çalışmalara imza atmış çiğdem çilesiz... özetlemeye çalışayım; chopin müzik evi, bilkent üniversitesi erken müzik birimi, ankara üniversitesi devlet konservatuvarında öğretim görevlisi olarak eğitim vermiş, şu anda mezun olduğu fakültede öğretim görevlisi olarak piyano dersleri veriyor... adıyaman üniversitesi devlet konservatuvarının kuruluş aşamasında araştırma görevlisi olarak görev yapmış ve özellikle sahne sanatları bölümü koro ana sanat dalının ve sosyal bilimler enstitüsü sahne sanatları anabilim dalının öğrenci kabul etmesinde önemli katkılarda bulunmuştur...

nurlan bağırovun annesi azade bağırov da bilkent üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmakta olan bir sanatçı ve büyük ihtimalle kızı üzerinde emeği büyüktür... düzenlemesi azade bağırova ait bir por una cabeza paylaşayım da anneye armağan olsun:)...

C.Gardel (arr.Azade Bağırov) | Por una Cabeza | Duo Carmesí



bayılıyorum por una cabezaya...

bir de rachmaninov paylaşayım da azcık da klasik olsun diyordum ki; siz en iyisi diğer videolarını gidip aşağıdaki youtube adresinden kendiniz dilediğiniz şekilde dinleyin çünkü ben yine bir azade bağırov düzenlemesine taktım kafayı, sene de kalmaz... çok severim çünkü bu parçayı...

youtube/çiğdem çilesiz

T.Kuliyev | Sene de Kalmaz (arr.Azade Bağırov) | Duo Carmesí



nurlan bağırov; daha önce de belirttiğim gibi, müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, anne piyanist, baba ise keman sanatçısı... doğal olarak destekleri oldukça büyük ve kendi deyimiyle, belki de aile desteği olmasaydı bugünkü konumuna ulaşamayabilirdi... bence ailesine olan minnet duygusunu ifade etmek için böyle söylüyor ve tabii ailenin katkısı yadsınamaz ancak sadece aile ile de olmuyor bu iş... çiğdem çilesiz ise müzisyen bir ailenin çocuğu değil ancak onu keşfeden de kreşteki müzik öğretmeni olmuş ve ilk derslerini aslında kreş öğretmeninden almış... sonrasında elif ve bedii aran devreye girmiş... her iki aileyi de kutluyorum desteklerinden ötürü ama özellikle çilesiz ailesini ve o kreş öğretmenini biraz daha fazla kutluyorum... ülkemiz koşullarında anne ve baba çilesizler ve kreş öğretmeni aslında o kadar önemliler ki!... buradaki bir çok paylaşımımda ailelerin önemine her defasında mutlaka değiniyorum, şimdi de ayrıca üzerinde durmadan geçemedim...

sanatın yaşamıma katkısı ölçülemeyecek derecede... evrene farklı gözle baktığımı düşünüyorum... müzisyenim ama diğer sanat dallarına bakış açım da farklı... daha derin düşünebiliyorum, daha derin hissedebiliyorum... belki de başkalarının fark edemeyeceği en ince ayrıntıları görebiliyorum yani duygularımı çok yoğun yaşıyorum, bu da bana büyük haz veriyor ancak derin duygular bazen insana acı çektirebiliyor, her şeyi derin yaşamak ve hissetmek! -nurlan bağırov...

nurlan bağırov un bu ifadesi bence çok önemli!... sanatçıyı anlayabilmek ve tepkilerini değerlendirebilmek çok önemli ve ülkemizde bu eksiklik her zaman ciddi sorunlara da sebep olmuştur... piyanosunun başına oturan sanatçının o ahşap ve metal tel yığınını "piyano" ya dönüştürmesi için sahip olması gereken bakış açısı, doğal olarak insan yığınını da "toplum" a dönüştürmek için çabalıyor ve toplum eğer o bakış açısını kabullenirse anlamlı bir kalabalığa dönüşüyor ama ya kabul edemezse!... sanatçı, o insan yığını tarafından kovulabiliyor bile!... kolay değil!?...

...rahatsız edici seslere ve gürültü olarak nitelendirebileceğim şeylere tahammülüm yok diyebilirim... hatta sessizliği dinlemek de beni çok mutlu eder... mersinde gezdiğim astım mağarasında sessizliği yakaladım, tamamen çıt çıkmayan bir yerdi, bir taşa oturup sessizliği dinlemek muazzamdı benim için... -çiğdem çilesiz...

böyle diyor çiğdem çilesiz... bu sessizlikten duyulan haz aslında bizim sessizlikten duyduğumuz hazdan çok daha farklı bence... mesela dağın tepesine çıkıp da sessizliği dinleriz ve hoşumuza gider ya! bu bence o durumdan farklı... bu ifadeleri okuyunca aklıma erkan oğur geldi!... yine bir müzisyenden benzeri ifadeleri duymak, bana erkan oğurun "ulaşılabilecek en mükemmel müzik, sessizliktir" bakışını hatırlattı... aslında erkan oğur da çiğdem çilesiz de benim yazdığım gibi ifade etmemişler ama ben böyle anlıyorum:)... çiğdem çilesiz de müzikte mükemmeli arıyor gibi yorumluyorum... nedense düşünce okumaya kalktım ama öyle bir sonuca vardım... bir müzisyenin "çok sesli" müzik ile ilgili bir soruya "ben sessizlikten derin haz aldım" demesi başka nasıl açıklanır:)...

ben tangolara fazla dalan biriyim ama sonuçta duo carmesi, klasik ustası bir piyano ikilisi... bonus olarak bir video daha paylaşayım...

Rachmaninov | Suite for Two Pianos No.1 Op.5 "Les Larmes"



uzunca bir süredir hakkında yazmak istediğim bir piyano ikilisi idi duo carmesi ve işin gerçeği bir süre ertelemiş olmamın sebebi; üzerinde çalıştıkları bir albüm olduğu konusunda duyum almış olmam idi... albüm çıkınca paylaşırım düşüncesiyle aklımın bir köşesinde duruyorlardı ancak şu anda farklı bir albüm projeleri var mı bilmiyorum ama benim aldığım duyum zannedersem yanlış idi... uzun lafın kısası; ben bir albüm bekliyorum:)... bir nevi dinleyici baskısı ve sonuçta blog benim olduğu için, dilediğimi isteme şansını da kendime rahatlıkla veriyorum ve performans ustalarından en kısa sürede canlı dvd de bekliyorum...

Yorumlar

  1. Çiğdem ve Nurlan hanımları iki defa canlı izleme fırsatım oldu, muhteşem konserlerdi gerçekten. Çok samimi ve cana yakınlar, aynı zamanda seyirci ile iletişimleri çok güzeldi. Ben hayran kalmıştım. Bitmesin dediğim konserlerdi gerçekten. Albümleri var mı? yada çıkacak mı? Çok az bilgi vermişsiniz ama yine de bu sanatçılarımızı özellikle haberdar olmayan kişilere tanıtıyor olmanız çok taktir edilecek bir şey, Carmesiyi de sayfanızda görmek beni gerçekten çok memnun etti, teşekkür ederim:=)

    YanıtlaSil
  2. katkınız için çok teşekkür ederim sevin hanım... yazıda da belirttiğim gibi, henüz çok az bilgi sahibiyim, resmi kaynaklar dışındaki kaynaklardan bilgi paylaşmak bazen çok yanlış olabiliyor... ve belki de ilk defa paylaşım tam bitmeden yayınladım... ben bilgi sahibi oldukça sürekli yazılara eklentiler yapıyorum ve duo carmesi konusunda da daha çok eklenti yapacağımı düşünüyorum çünkü zaten müzisyenlikleri çok iyi, üstüne üstlük bana ilerleyen yıllarda sürekli yeni arayışlarla yeni başarılara imza atacaklar gibi geliyor... bazı müzisyenler öyle oluyorlar, 3-5 ayda bir yeni yeni projelerle ortaya çıkıyorlar, bence carmesi de öyle olacak ve daha çok bahsedeceğiz gibi:)... işe yeni adımlarla başlamışlar baksanıza... umarım yanılmam... tekrar teşekkür ederim katkınız için...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…