Ana içeriğe atla

roland va7

roland va 7 var... va 76 sı da var... aslında ben çok az kullandım, abimin vardı... çok da bilgim yok ama internette türkçe va7 bilgisi arayan o kadar çok kişi var ki, kim olduklarını da görebilsem iyi olacak ama teknoloji o kadar gelişmediği için, sadece birilerinin roland va7 hakkında bilgiye ihtiyaçları olduğunu görebiliyorum... benim sayfada da sadece 1-2 cümle va7 lafı geçiyor, google efendi 1-2 cümle için bile sürekli beni buluyorsa, demek ki bu konuda bilgiye ihtiyaç var... diyerek, millet geliyor, bari eli boş göndermeyelim dedim...

roland va7 ve 76
cihazımız bu resimdeki oluyor... kıçı görünen, va 7 gördüğünüz üzere, paneli görünen ise 76 tuşlusu yani va76... "bildiğim kadarıyla", aralarında teknik açıdan çok az fark var... hatta tuş sayısı haricinde hiç fark olmama olasılığı da çok yüksek...

doğal olarak, artık üretilmeyen, eski bir alet ve şu anda va7 hakkında bilgi arayanlar da büyük ihtimalle 2. el piyasasından aldılar yada almayı düşünüyorlar...

müzisyen hastalığıdır, bir cihaz görürsünüz, duyarsınız yada alacaksınızdır ama her kafadan bir ses çıkar, biri iyi der, biri kötü der... haftalarca aylarca içiniz içinizi yer... "acaba alsam mı, almasam mı" dersiniz... vazgeçebilirsiniz yada alıp eve kurarsınız... bu sefer de "acaba neresinden ne yapılıyor bu zımbırtının" diye uzun süre bilgi ararsınız...

benim görüşlerime inanın! çünkü ben bu cihaza sahip değilim... bunu yazmamın sebebi; herkes kendi kullandığı cihazı göklere çıkarır, kullanmadığını da yerin dibine batırır!...

ben sadece bir süre ıcığını cıcığını kurcalamış, bir süre çalmış ama sahip olmamış biri olarak tamamen tarafsız bir gözle diyorum ki:

"eğer koşullarınız bu cihazı almayı gerektiriyorsa, yani emkanlarınız ölçüsünde, bu sınıf yani arranger sınıfı bir cihaz almanız gerekiyorsa... evinizde zevkle müzik çalmaksa amacınız... ev stüdyonuzda arranger gerekiyorsa... hatta profesyonel bir stüdyonuzda arranger kullanacaksanız... sağlam, kaliteli iyi bir arrager alacağım diyorsanız... haklı nedenleriniz varsa... bu cihazı alın ve yıllarca kullanın... derim..."

"eğer, canlı müzik yapıyorsanız, düğün gibi... satın almayabilirsiniz... zor cihaz çünkü"

roland va-7 kendi sınıfında oldukça aşmış, iyi bir cihazdır ve kullanımı çok da kolay değildir... canlı çalacaksanız eğer; korg pa sınıfı cihazlar bugün de piyasada çok tutuluyorlar... aralarındaki fark, roland va7 nin canlı performans (konser değil) için daha zor bir alet olması sadece... kalite açısından "bence" korg pa 80 den çok çok daha iyi ama canlı kullanımı çok daha zor...

ben roland va 7 yi çok beğendim... çok sağlam, kaliteli ve arranger olmanın ötesine geçebilmiş bir cihaz... şimdi çok daha iyileri tabii ki var ama dediğim gibi, 2. el alınacaksa ve stüdyoda yada konserde kullanılacaksa, çok çok iyi bir cihaz... uygun fiyata temizinden bulduğunuz anda alın mutlaka...

bu arada şunu da belirteyim; roland va 7 yi barlarda ve bazı canlı performanslarda çok rahat kullanan ve çok memnun olan bir çok profesyonel de mevcut... kesinlikle kötülemiyorum... ben mesela canlı ortamda çalacak olsam, her şeye rağmen roland va7 ve 76 yı tercih ederim...

roland va7 hakkında nette çoğu zaman olumsuz yazılar okursunuz!... türkiyede pek tutulmadı!... tutulmama sebebi ise yukarıda yazdıklarım... bu cihaza aklı başında olan hiç kimse "kötü diyemez"... çünkü bu cihaz oldukça iyi ve sınıfının üzerinde... bu sebeple, ülkemizdeki canlı piyasa tarafından tutulmadı pek...

tutulmamasının sebebi: kullanmayı beceremediler ve pek de bizim müziğimize uymadı!... bu cihazım genel kullanımı aşağıdaki gibidir...



roland va 7 gibi cihazlar artık doğal olarak eski teknoloji ama ilk çıktığında süper bir çağ atlama idi resmen... çok büyük sükse yapmıştı ama teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki! resmen 2 sene içinde süksesi kalmadı...

ben bu cihazı kesinlikle öneriyorum...

en başta; ses kalitesi ve hoparlör çıkış gücü çok iyi ve yüksek... çok kaliteli... bu kadar yüksek ses kalitesini bildiğim kadarıyla sadece yamaha tyros sınıfında bulursunuz ki; o cihazın fiyatına bakın, dudağınız uçuklasın... hoparlörlü cihazlar içinde bildiğim kadarıyla hala daha iyisi yapılmadı...

aranger özelliği yani üzerindeki ritmler de çok kaliteli... çok değişik varyasyonlar yaratabiliyor cihaz ve siz de yaratabiliyorsunuz... o açıdan da mükemmel... bu kadar kaliteli müzik altyapısı oluşturabileceğiniz "eski cihaz"
yok... iddialıyım...

bu arada belirteyim; bu va7 de piyasaya ilk çıktığında dudak uçuklatan bir fiyata sahip idi...

davul sesleri oldukça iyi... 5 oktav... yetmezse, va76 alacaksınız ana neden yetmesin ki?

61 tuşlu arranger klavye... 128 polifonik sesli gm2/gs uyumlu... dokunmatik ekranlı... ilk dokunmatik ekranlı alettir kendileri... dedik ya çok sükseli idi... sezgilidir... sizi sezer...

roland variphrase özelliği bu cihazda kullandı... yani vokal sample yapabiliyorsunuz... ve sample ları düzenleyebiliyorsunuz... vokal yönden çok önemli bir cihazdır hala daha... vokal için elatik ses motoru vardır... 128 temel müzik stili var... orkestrasyon ve morphing yapabiliyorsunuz...

favori ses bankası var... beğendiğiniz her şeyi tek tuşla çağırabilirsiniz...

sanal band var... yani müzik stilini dilerseniz 2-3 enstrümana indirgiyorsunuz... big band a kadar gidiyor... çok zengin... 128 stil az gelebilir ama, binlere kadar çıkabiliyor...

2 ve 16 track olmak üzere sequencer a sahip! bu cihaz aslında iyi bir workstation!...

birleşik aftertouch özelliği var...

el hareketiyle uzaktan kumanda etme özelliği olan d beam teknolojisi de ilk bu cihazda kullanılmıştır...

eski olduğu için zip disketle geliyor... her şey o zip diskette var... üstüne üstlük yanlış hatırlamıyorsam, dünyaca ünlü 1000 adet hazır müzik ile geliyor... o müzikleri de kurcalayabiliyorsunuz...

özetle; sadece düğün işi için pek uygun değil ama düğün işi için de kullananlar varmış... o konudan hiç anlamam ben... onun dışında her açıdan mükemmel ve yıllardır hiç değiştirmeden bu cihazı kullanan bir çok profesyonel var...

aşağıdaki abimiz, va7 yi davul seti olarak kullanıyor... sol eliyle sinek kovalar gibi saçma sapan hareketler yapmasının sebebi ise, elle uzaktan kontrol özelliği d beam oluyor...


Yorumlar

  1. Roland V7 veya V76 serileri kesinlikle batı stillerini icra etmek için özellikle ihtimam gösterilerek imal edilmiştir. Amerikan Alman Italyan Fransız melodilerini tango, vals, chacha, Swing, Bossa Nova gibi stillerle icra eden profesyonel pianistler için imal edilmiştir. Bu enstrümanları kullanan profesyoneller, Midi File v.s. çok az kullanirlar. Yaratmış oldugu sound film müzikleri için idealdir..Hotel Lobbybar, Dinersmusic, ve dans eden toplumlara hitap eder.. Majeste'nin yüce kılıcı..Excalibur gibi azametli ve asaletli orkestrason icraasını realize eder..Piano sesleri Steinway Sons gibi asaletlidir..kemanlar ise number one bir numaradır! Bu enstrümanı alan batı toplumunu muhakkak dans ettirir! Kesinlikle oryantal stil için degildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim... tam da belirttiğiniz sebeplerle, bu harika cihaz ülkemizde hiç tutulmadı...

      Sil
  2. abi keşke va76 bulabilsem vallah alırdım yemin ederim rolandın tadı her zaman başkadır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, gerçekten roland bu konuda çok ileride bence de... nadir de olsa, bulunabiliyor 76 tuşlusu ama türkiyede tahminimce sayısı çok azdır ve sahip olan da elinden çıkarmak istemez doğal olarak...

      Sil
  3. abi roland Va 7 icin turk sesleri ve ritmleri nereden bula bilirim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. abi roland Va 7 icin turk sesleri ve ritmleri nereden bula bilirim ?
      sizde varsa bana mail atmanizi rica ederim. anar9272@gmail.com
      Turk kardeslere Azerbaycandan selamlar.

      Sil
    2. azeri kardeşlere de bol selam:)... yardımcı olabilmeyi çok isterdim ama maalesef elimde yok... teknoloji çok hızlı değişiyor, bu cihaz zip disketli, hala daha kullanılıyor mu? bilmiyorum... ben uzunca bir süre bu işlerden çok uzak kaldım ama konuyla ilgili kişilerin yazıştığı ve paylaşımlarda bulunduğu forumlar yada facebook grupları vardı... o ortamlardan belki ulaşabilirsiniz... eğer bulursam, mutlaka yazarım size...

      Sil

Yorum Gönder

Ayın Çok Okunanları

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

son yıllarda eserleri ile adını sıkça duymaya başladığımız aslıhan keçebaşoğlu ile ilgili olarak öncelikle ufak bir hatırlatmada bulunmam gerekiyor, sonra bu kısmı silip atacağım okuluna başladığında... 

hem sibelius akademisine finlandiya dışından başvuran 25 aday içinden ön eleme ile seçilen 7 kişiden biri olmayı hem de o 7 kişi içinden sıyrılıp, okula kabul edilen 2 kişiden biri olmayı başardı aslıhan keçebaşoğlu... özetle bu önemli okulda yüksek lisans yapacak ancak 7 temmuz tarihine kadar acil olarak 2500 euro desteğe ihtiyacı var... sonrasında da oturma izni ve yaşamsal giderleri için de önemli bir desteğe ihtiyacı olacak doğal olarak... ilgilenenler için adresini vereyim hemen... 

aslihankecebasoglu yazacaksınız... sonrası bildiğin…

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

idil ve ela'dan başarı haberi

yine bir gülden gökşen hoca klasiği... iki öğrenci, 2 birincilik... idil atlıer ve ela demirkaya; the muse müzik yarışmasına katılıp, birinci olmuşlardı ama ben ertelemiştim bu paylaşımı çünkü ödül olarak yunanistanda konser vereceklerdi haziran sonunda...

temmuz ayına girdik ya, "konser verilmiş mi? bi bakayım" dedim, verilmiş tabii... ben de paylaşayım artık dedim...

the muse, internet üzerinden video paylaşımına dayalı bir yarışma ve videonuzu yarışmaya göndererek katılım sağlıyorsunuz... değerlendirme sonucunda alınan puanlara göre dereceler veriliyor ve her kategorinin birincilerine konser verme imkanı sağlanıyor... bütün dünyaya açık bir yarışma ve neredeyse tüm enstrümanlara ek olarak vokal yanında, oda orkestrası, geleneksel enstrüman ve amatör kategorileri de mevcut...

ela ve idil, birinci oldukları için konser verme hakkı kazandılar ve 29 haziran günü saat 19:00 da atina'nın en büyük salonu olan megaron konser salonunda sahne aldılar... yapılan yorumlarda, büy…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka...

içinde gürültü eksik olmayan bir evde dünyaya gelmiş cem esen de... yani anne de baba da müzisyen... komşuların sevmediği türden evler sanatçı evleri... "vayyy sen müziğe n…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

can çakmur

çok dikkat çeken, çok başarılı bir genç piyanist can çakmur... hakkında bir şeyler yazmak için hep ileri bir zamana ertelediğim isimlerden biri kendisi ama fırsat buldukça ertelediğim bu gençleri de yazmaya çalışıyorum... can çakmur, bir çok genç yeteneğimize oranla daha fazla tanınma fırsatı yakalamış olan bir isim... tabii bu tanınırlığın sebebi, elde ettiği büyük başarılar sonuçta ve dolayısıyla medyada daha fazla yer aldı... türkiyede ilgili medyanın bile ilgisini çekebilmek için bir kaç deveye birkaç hendek atlatmanız gerekiyor... zaten ondan sonra da medyaya ihtiyacınız kalmıyor:)...

can çakmur hakkında detaylı bilgi alabilmeniz için öncelikle resmi sayfasının adresini paylaşayım... çok iyi hazırlanmış güzel bir sayfaya sahip can çakmur... fırsat buldukça araya sıkıştırıyorum, her genç yeteneğimizin mutlaka böyle bir sayfası olmalı diye düşünüyorum... umarım bir çokları gibi sayfasına kilidi vurup da facebook, instagram vb gibi pek işe yaramayan ortamlara geçmez...

www.cancakmur.…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

gelem gelem (djelem djelem)...

"öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti"

"gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum...

çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz

çingeneler

çingene müziği

tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği için marş olarak kabul edilmiş 197…

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …