Ana içeriğe atla

kayıt & miks

Farklı sesler farklı zamanlarda farklı kanallara kaydedilir ve kayıt, önceki kayıt dinlenirken eş zamanlı kayıt (overdubbing) ve miks olmak üzere başlıca 3 aşamadan oluşur...

Kayıtta ilk işlem temel enstrümanların kaydıdır. Bunlar gelellikle davul, bas ve diğer ritm aletleridir... daha sonra overdubbing işlemi gelir ki, temel kaydın üzerine her müzisyen ayrı bir kanaldan kendine ait bölümleri çalar ve kaydeder... overdubbing çok önemli avantajlar sağlar, örneğin bir müzisyen kendi kanalından kayıt yaparken diğer müzisyenleri ilgilendiren herhangi bir konu olmaz ve herhangi bir hatada en başa dönme gibi bir şey ortadan kalkar...

Bir diğer önemli nokta ise, aynı kanalda sadece hatalı bölümlerin yeniden kaydedilebilmesidir... yani bir müzisyen herhangi bir bölümde hata yaparsa, kendisi önceki ve sonraki kısımları yeniden çalmak zorunda değildir... bu hatalı kısmın başlangıcına Punch-in, sonuna ise Punch-out denmektedir... Müzisyen punch in kısmına kadar tüm kanalları ve kendi kanalını diler, punch-in anında diğer kanalları işitir ve kendisi yeni kaydına geçer, bu aşamada kendi hatalı kısmını duymaz... punch-out noktasına kadar yeni kayda devam eder ve sonrasında yine kendine ve diğer müzisyenlere ait tüm kanalları işitmeye devam eder...

Dijital sistemlerde karşılaşılmasa da analog sistemlerde kanal sayısı önemli bir sorudur... bant üzerinde kanallarda kayıt yapıldıkça kanal sayısı yetersiz kalmaya başlar ve bir kaç hatasız kanal mikslenip tek bir kanala alınır... bu işleme "Bouncing" adı verilir... örneğin 6-7 davul ve ritm kanalındaki kayıtlar mikslenip tek bir kanala alınabilir...

Editing

Temel editing işlemleri artık çok iyi bildiğimiz cut, copy, paste, delete vs dir... ama bu tip işlemler bilgisayar temelli edit işleminde bu kadar basittir... neredeyse 1990 lı yılların sonuna kadar stüdyolarda bu tip işlemler kayıt yapılan bantlarda gerçekleştirilirdi!!! ... dijital sistemlerin çıkmasından önceki dönemlerde analog kayıtlarda editing işlemi bantlar kesilerek yapılmakta idi... dijital sistemler gelişmeye başladığında bu bantlar bilgisayara kopyalanıp kesme işlemi bilgisayarda yapılmaya başlandı... günümüzde ise bütün işlemler bilgisayar ortamında yapılmaktadır... dijital sistemlerde edit işlemi bölge bölge yapılır ve sistem önce seçilen bölgeyi kopyalar hafızasına alır, istediğiniz değişiklikleri ve oynaları yaparsınız ve işlemi hatasız tamamladığınızdan emin olduğunuzda son halini saklarsınız... "save" işlemi yapmadan önce eğer sorunu halledemediğinizi düşünürseniz "undo" ile tekrar ilk haline dönebilirsiniz... bunun yanında zaten yapılan kaydı orijinal haliyle mutlaka saklamanız gerekir ve çok büyük bir avantajdır... analog kayıtlarda bu işlem bile yapılamıyordu çünkü orijinal bant kopyalandığında kaydın kalitesi düşüyordu!!!

Miks

yapılan çalışmadaki tüm elemanların bir araya getirilip ürünün son halinin elde edildiği aşamadır... Miks işlemi tam anlamıyla uzmanlık isteyen bir iştir... kayıt mükemmel olabilir ama miks aşamasında bu mükemmel kayıt kalite kaybına uğrayabilir... yada mükemmel olmayan bir kayıt miksleme aşamasında daha iyi bir duruma getirilebilir... önüne gelenin yapabileceği bir iş değildir!!!

Miksi yapan kişi örneğin 5 enstrümandan yada sesten birini tamamen silip atabilir yada arada bir denge oluşturmaya çalışabilir... gitarın volümünü yükseltebilir yada düşürebilir mesela yada çok ön planda olan bir enstrümanı geri plana atabilir...

Miks işlemi esnasında enstrümanlar ve sesler bellirli bir dengeye oturtulurlar... örneğin müziğin türüne göre solist varsa solist ön plana çıkarılır... rock müzikte mesela zaman zaman davul zaman zaman da bas yada keyboard yada elektro gitar ön plana çıkar... dans müziklerinde ritm vuruşları ön planda tutulurken diğer sesler geri planda kalabilir yada istenmeyen sesler kayıttan tamamen çıkarılabilir...

Denge yanında frekans dağılımı da önemlidir... equaliser kullanımı çok önemlidir...

Pan ayarları diğer bir önemli konudur... stereo sistemlerde sağ ve sol hoparlör ile ikisinin belirli bir dengede oluşturduğu orta sesler vardır... miks aşamasında bu dengeler de sağlanır...

frekans ve pan dengesi yanında diğer bir nokta efektlerdir... efektler ve süreleri çok iyi gendelenmelidir... equaliser yanında reverb, delay süreleri de iyi dengelenmelidir... bunun yanında kompresör ve limiter gibi değerler de dengelenebilir...

Mastering

Mixi yapılmış bir kayıdın son dinleyici için son haline getirilmesi olarak tanımlanabilir... optimum müzikal performans için parçaların optimize edilmesi işlemidir... Bunun yanında aynı stüdyoda kaydedilmiş olsalar bile albümlerdeki parçaların ses ve efekt seviye ve durumları albümdeki diğer parçalardan farklı olabilir mastering yapanlar bunları kulağa hoş gelecek şekilde yeniden edit ederler ve hepsi aynı seviyesine ulaşır. Parçalar albümün genel konseptine uygun hale getirilir... masteringde albümdeki her parça için ayrı ayrı işlem yapılmaz, bu miks esnasında yapılan iştir... mastering işleminde albümün tamamında bütünlük sağlanır. Bu sebeple miksin maksimum pik noktası -3,-4 db gibi olmalıdır ki mühendisin mastering işlemlerini yaparken yeterli alanı bulunsun...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

çağla karaali

çağla karaali çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?... konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onların okulları bu çocuk

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ev stüdyosu ortamı

müzik stüdyosu izolasyonu stüdyo ortamına ev içinde oda deniyor:)... yani evin içinde bir yerler... yine işin büyüklüğüne göre maliyet çok değişecek... mesela siz çalışırken çok gürültü olacak mı? ... keyboard kullanacaksanız sesini az açarsınız... yada kulaklık kullanırsınız... monitör kabin en iyisidir ama mecburen gerekebilir çoğu zaman kulaklık... o zaman, kulaklığın çok iyi olması şart... eletro gitar çalacaksanız gürültüye engel olmak çok zor ama teknoloji gelişti iyice amfi yerine direk olarak bir çok keyboarda yada audio/midi arabirimine gitarı girebiliyorsunuz... kulaklıkla elektro gitar çalmanız da mümkün... davul çalacaksanız::)))... işiniz zor tabii... o zaman yalıtım yapacaksınız odaya çünkü daha ilk gün eve polis gelecektir... tabii davul makinesi, ritm makinesi, eskiden ritm box denen zımbırtılardan kullanacaksanız yada dijital davul seti kullanacaksanız iş basit... "çok iyi" bir kulaklık işinizi görecektir... ama "adam gibi" bildiğin davul (

EmiSunshine

EmiSunshine tam adı emilie sunshine hamilton ama EmiSunshine adını kullanıyor... ben ilk izlediğimde, kendisinin bu kadar genç olduğunu anlamamıştım!... 25 civarı diye düşünmüştüm yaşını ama 2004 doğumlu çıktı... 14 yaşında henüz ama ben tarzına ve sanatçı ruhuna resmen hayran kaldım... çok küçük yaşlarda çekilmiş videoları var, o yaşlarda bile giyimi, aksesuarları, sahnede duruşu, yüz ifadeleri, vücut dili, fotoğraflarda verdiği pozlar vs vs vs, her yönden yaratıcı ve sanatçı bir yapıya sahip... şimdi bu yazdıklarım daha çok moda dergisine uygun ve magazinsel oldu ama sadece bu sebeplerle bu sayfada paylaşmam mümkün değil kendisini... çok daha fazlasına sahip emilie... Emilie Sunshine Hamilton tam bir yetenek bombası emisunshine... çok iyi şarkı söylüyor, sesi çok iyi, tarzı çok iyi ve sesini oldukça iyi kullanıyor... bir çok enstrümanı iyi seviyede çalıyor yani multienstrümantalist... ve kendine ait eserleri var... anlayacağınız söz yazıyor, beste yapıyor... bu kadar da d

zaman içinde gitar

klasik gitar bildiğimiz gitar işte üstteki... tarih ne kadar gerilere gidiyorsa, gitar da neredeyse o kadar gidiyor gerilere... benim ilk rastladığım bilgi sümerlere, hititlere kadar gidiyor... bir de mitolojide gitar benzeri şeyler var... mitoloji denen şey tam olarak ne vakte düşüyor var mı bilen?... işte o zamanlara kadar gidiyor bu iş... çok eskilere yani... kafamın basmadığı zamanlar... ne varsa anadoluda ve mezopotamyada var gerçekten... bu sümerlere hayranım... bildiğim kadarıyla mö 3500-4000 li yıllar gibi... hititler de öyle... gerçi ben mö 1400 lere kadar bulabildim gitarın orijinini... aşağıdaki resimlerin ilki berlinde, ikincisi ise istanbulda bulunuyor şu anda... hititlerde gitar hititlerde gitar benim bulabildiğim, gitara benzeyen en eski müzik aletleri yukarıdakiler... ama çoğu tarihçi ve müzikolog daha da eskilere götürüyor gitarı ama bence artık o kadarı da abartı oluyor çünkü gitara pek de benzemiyorlar... örneğin aşağıdaki de gitarın atası olarak kabul

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

zahit bizi tan eyleme, şaraba eyle ihtiram...

konumuz "zahit" ama zahit hakkında yazabilmek için önce uzunca bir zaman ayırıp, kitap karıştırıp, mürekkep yalamak gerekiyormuş gerçekten... ilk anladığım o oldu... hemen belirteyim; zahit daha yaygın kullanılıyor ama doğrusu "zahid" ... aslında konu; " dinlediklerim " ancak "ben şu zahit adlı eseri çok severek dinliyorum, alın bu da videosu vs vs vs" denip de geçilecek bir eser değil... zaten zahit bizi tan eyleme deyişini bilmeyen ve sevmeyen yoktur... kıyıda köşede kalmış bir şeyi keşfetmiş olamayacağımdan ötürü, asıl amaç tabii ki farklı... neredeyse ilkokul yıllarından beri hayranlıkla dinlediğim "bu zahit de neymiş yahu" diye anca meraklandım zannedersem... çoğu zaman bu esere kısaca zahit denir geçilir... eğer sadece interneti kurcalarsanız ve bu kurcalamanız sadece öylesine gerçekleşirse, aslında birbirinin devamı yada tamamlayıcısı denebilecek zahitler ile karşılaşırsınız... kafanız da karışır biraz... zaten gördüğüm kada