Haftanın Videosu

önceki videolar için playlist oklarıyla ilerleyiniz...

senfoni no:4

charles ives
bir zamanlar hastalıktı bende tuhaf müzikleri arar bulur ve dinlerdim... aslında yapılacak iş değil çünkü keçiboynuzu yemek gibi bir şey... bir gıdım bal için resmen odun yiyorsun:)... ne manyakça işler toplamıştım... bitmeyen senfoniler ve kanonlar, kaktüslerle yapılan müzikler, intihar ettirenler, zeka kokan, matematik kokan parçalar, kan donduran eserler, karanlık klasik müzik eserleri vs vs vs... bir kısmı bu sayfada da var, arayıp bulabilirsiniz...

"dünyanın en zeki müziği"diye bir şey olur mu yahu? olur tabii o da var... interneti kurcalayın, aklınıza gelebilecek her türlü saçma bulduğunuz konuda müzik yapılmış vakti zamanında...

"dünyanın en manyak klasik müzik eseri" diye taratmıştım bir zamanlar ve karşıma ilk çıkan da charles ives in 4. senfonisi olmuştu... tabii böyle saçma bir tarama yapınca, bir sürü saçma sapan, gerçekten manyakça çalışma çıkıyor, onları sallıyorsunuz bir kenara ve sadece sanatsal açıdan ve müzikal anlamda kaliteli olanları incelediğinizde hemen dikkat çekiveriyor chasles ives in 4. senfonisi...

"manyak klasik müzik parçası" diye tarayınca internette (türkçe değil!), hemen geliverdi nedense bu eser ama aslında hiç de öyle manyak filan değil... sadece aşırı kompleks... yani öyle böyle değil, bildiğiniz karman çorman denen cinsten bir karmaşıklık... ben hiç denk gelmedim ama bazı orkestraların bu eseri çift şef ile çaldıkları rivayet ediliyor... önce paylaşayım...



ilk dinleyişimde resmen "ne bu yahu" deyip bırakmıştım ama dinledikçe sevmeye başladım, hatta dinlemeden duramaz oldum:)... şu anda da dinliyorum, resmen düzgün yazmamı engelliyor:)... manyak mıyım neyim... gerçekten ciddi söylüyorum, çok büyük bir keyifle dinler oldum ve insanı rahatlattığını bile söyleyebilirim... her kaosta mutlaka bir düzen vardır... önemli olan, kaosun içindeki o düzeni yakalayabilmektir ve bu senfonide de o düzeni yakaladığınızda sevmeye başlıyorsunuz... kaosun sahip olduğu düzeni yakalayabilmeniz için, tamamına hakim olmak durumundasınız, unutmayın... öyle kıyısı köşesi yok bunun... kaostaki düzen bütündedir... kaotik olan sadece parçalardır... ne laf ettim be:))...

bu eser, bir amerikalı besteci tarafından bestelenmiş olan ilk senfonik beste aynı zamanda... hemen şunu hatırlatayım, amerikada klasik müzik çok geç başlamıştır avrupayla kıyaslandığında... hatta çok geç demek bile yanlış olabilir, hiç başlamamış bile olabilir:)... sıradan adama tantana yı da okuyun derim bu arada...

charles ives in 4. senfonisinin son halini alabilmesi resmen 10 sene sürmüş... 1910-1920 arasında tamamlanmış ve en son bestelenen bölüm de ikinci bölüm olan komedi... hatta bir çok yerde bu bölümün 1924 yılında ilave edildiği yazıyor... çok büyük ve varyasyonlara sahip bir orkestrasyonu var 4. senfoninin... bu eser, ivesin kafasıdaki son 20 yılın bir bileşkesi olarak görülüyor.... içinde ne birikmişse 20 yıl boyunca, bu esere aktarmış... doğal olarak da  oldukça karışık, içinden kolayca çıkılmaz bir hal almıştır...

ilk dinlediğimde çok yorucu gelmişti ama daha sonra resmen dinlendirmeye başladı... hem dev gibi bir orkestraya ilaveten koronun da olması, hem de farklı unsurların aynı anda çok farklı tempolarda, akor sistemlerinde ve tonlarda çalıyor olmaları sebebiyle; bu parçanın yönetilmesi, çalınması ve dinlenmesi oldukça zorlaşıyor... dinlenmesini söyleyebilirim ama çalınma ve yönetilme kısmını bilemem tabii... müzik teorisinden anlamam ama inceleyip araştırınca, bu eserdeki temel zorluğun batı müziğinde mod yada bizde makam denilen yapının bu eserdeki karmaşıklığıymış... modal müzik çok eski zamanlarda ağırlıklı olarak vardı bildiğim kadarıyla... batıda debussy gibi bazı yakın dönem bestecilerince de kullanılmıştır... tabii charles ives de kullanmış anlaşılacağı üzere... ve aşırıya kaçıp bu modal yapıların bir kaçını aynı anda kullanmış... anladığım kadarıyla birden fazla modal yapıyı karmaşık bir örüntü ile veriyor bize ives... manyak işte... 

ben burada abartılı abartılı yazıyorum ya! belki de çok basittir yahu:)... siz bana bakmayın... ama videoları izlediyseniz, müzisyenlerin ne kadar ciddi ve dikkatli olduklarını görmüşsünüzdür... sanki konser vermiyorlar da, yörüngeye mekik oturtuyorlar:)... ben bu tip eserlere bayılıyorum... aslında çok örneği var... besteci besteliyor ama çıkıp çalabilmek yürek istiyor... çok az orkestranın ve solistin repertuvarına girebilen o kadar çok eser var ki...



benim bildiğim kadarıyla, daha doğrusu anladığım kadarıyla, bestelendikten sonra bölüm bölüm çalındığı olmuş ama tam ve orijinal hali ile dünya prömiyeri 1965 yılında leopold stokowski tarafından amerikan senfoni orkestrasınca gerçekleştirilmiş... 1965 yılındaki bu konseri de buldum, yukarıda paylaşıyorum... pardon, bu konser değil, konserden bir kaç gün sonra yapılan ilk kayıt ve tv den verilmiş... eser ve besteci hakkında açıklamalar da hem stokowski ve diğer yardımcı şefler jose serebrier ve david katz tarafından yapılıyor...

1874-1954 yılları arasında yaşamış charles ives... dünyaca tanınan ilk amerikalı bestecilerden biri olarak kabul ediliyor... modernist bir besteci olan ives in eserleri kendisi hayattayken hiç kabul görmemiş, önemsenmemiş... zar zor bir kaç kere çalınmış ama tamamı değil... yahu tabii önemsenmez arkadaş, adam gibi bestelesene:)))... yememiştir popoları çalamamışlardır:))... şaka bir yana, öyle modernistmiş, şuymuş buymuş, hemen kabullenilemez çünkü insan devrimci bir yapıya değil, stabil ve hoşnut bir yapıya sahiptir... her şey güzel güzel giderken, ortaya çıkıp da zırvalamanın anlamı ne?... avrupanın kaliteli sanatını alıp da ille o cahil amerikalılara kabul ettireceğim diye kafa patlatmaya ne gerek var?... üstelik charles ives, deneysel müziğin de babalarından biri olarak kabul edilmektedir... tabii şimdi oluyor bu... yetmezmiş gibi, politonal, poliritmik müzikler yapmış... türkçeleri nedir bulamadım... daha doğrusu aramadım:)... şöyle denebilir belki, çoklu tonal yada çoklu harmonik ve çoklu ritmik!... (yahu ben bilmediğim anlamadığım işlere neden burnumu sokarım ki:))))...) bunların türkçeleri yoktur kesinlikle... çok ritimli işte yani aynı anda 2-3 yada 8 allah ne verdiyse, bulduğun bildiğin ritimleri aynı anda çaldırtıyorsun orkestralara... gıcıklık olsun diye::)))... çok güldüm bu paylaşımı yaparken... aleatoric müzik yapıyormuş ives::)))... bunu da gidin kendiniz bulun valla... zaten 3 kişi ya okuyacak ya okumayacak bu yazıyı:)...

baktınız işler sarpa sarmaya başladı, hemen konuyu değiştireceksiniz... şimdi bu charles ives eğer müzikte bu kadar aşmış bir besteci ise; ki bence fazlasıyla "ileri" bir besteci, mutlaka şu bizim progresif rock a esin kaynağı olmuştur değil mi?... charles ives ve benzerlerinin tek şansızlıkları, erken doğmuş olmaları... yada şans diyelim... ben çok geç doğmuş olduğumu düşünüyorum, bu adamcıklar da erken doğmuşlar... charles ives müziği dinlerken, aklınıza gelecek en önemli rock grubu bence grateful dead olacaktır... frank zappa da tabii... eğer iyi bir grateful dead dinleyicisiyseniz tabii... yani özümseyerek dinlediyseniz, charles ivesi grateful dead müziğinde fazlasıyla bulursunuz... tabii doğaçlamalarda... grateful dead denince akla gelen aşağıdaki muhteşemliği paylaşmadan olmaz tabii... şu muhteşemliğe bakar mısınız!... ölümcül denebilir bizim gibi hastalar için...

grateful dead - dark star...



bir çok yeni dönem klasik besteciye de tabii esin kaynağı olmuş charles ives ama john coltrane e de esin kaynağı olduğunu gördüm bir yerlerde... ben hiç dikkat etmemiştim... sıkı bir coltrane dinleyicisi değilim ama olmalıyım zannedersem...eh bir de coltrane paylaşayım son olarak ve bitireyim şimdilik... charles ives etkisi var mı? bu parçada varmış... şimdi incelemem lazım başka hangi prog rock ve caz müzisyenlerini etkilemiş merak ettim çünkü charles ives etkisiyle yapılan müzik, müziktir!...

john coltrane - spiritual


Paylaşın:

0 yorum:

Yorum Gönder

son paylaşımlar

Recent Posts Widget