Ana içeriğe atla

fatma ece ergün

piyano

ece ergün

bir kaç senedir takip ettiğim, dikkat çekici genç bir piyanist fatma ece ergün... ben ece ergün yazacağım, umarım yoktur bir sakıncası... sağlam adımlarla sürekli gelişmeyi başaran bir piyanist ve son zamanlarda kendisini daha fazla göstermeye başladı... tabii kendisini gösterme yada ispatlama gibi bir derdi yok ece ergün'ün, sadece sanatını icra ediyor büyük bir başarıyla ve yarışıyorsa eğer, kendisiyle yarışıyor... o kendisini göstermiyor ama görünüyor...

süslü lafları sevmem pek, çok iyi bir piyanist sağlam adımlarla geliyor özetle... kendisini yetiştiren ise; bu sayfada bir çok başarılı genç piyanistin öğretmeni olarak adından sıkça bahsettiğim burcu aktaş urgun... mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde 2016 yılından beri kendisiyle piyano çalışmalarını sürdürüyor ece ergün... ben ulaşabildiğim tüm öğretmenleri mutlaka yazarım çünkü her birinin katkı ve emekleri büyük önem taşıyor kesinlikle... boğaziçi sanat akademisinde aylin doğan ile başlamış piyanoya ve mimar sinan üniversitesi yarı zamanlı sınavlarını kazanarak, inci yakar birol'un öğrencisi olmuş... bir sene sonra da tam zamanlı öğrenime geçmiş ve burcu aktaş urgun ile çalışmaya başlamış...

ben burada yazarken, binbir türlü gevezeliği araya mutlaka sıkıştırıyorum fırsat çıktıkça; aklıma gelen şeyleri hemen yazıyorum... "çalışmaya başlamış" yazıyorum ya sürekli?... bana "lise öğrencisine neden falanca öğretmenle çalışmalarını sürdürüyor yazıyorsun" diyenler oluyor... şimdi bunun üzerine apayrı bir paylaşım yaparak cevap vermek daha doğru olur ama şu kadarını yazayım; konservatuvarda öyle... daha doğrusu; sanatta öyle... usta-çırak işi bu... zaten 7 yaşında çocuğun işi ne üniversitede... o akla gelmiyor da, kafa buna takılıyor... konservatuvar öğrencisinin bir çok öğretmeni olur ve onların derslerine girer... yani mesela matematiği yada coğrafyayı burcu öğretmen öğretmez... konservatuvar öğrencisinin ailesinden biri gibi olur öğretmeni... rehberidir, mentorudur vs vs vs... eziyete varan derecede yorabilir, kızabilir, övebilir, üzebilir, mutlu edebilir vs vs vs... yani haftada 2 saat derse girip de ders anlatan bir öğretmen değildir... bu sebeple birlikte çalışıyorlar diyorum... sahnede konser veren yada yarışmada performans sergileyen öğrencisini izleyen bir konservatuvar öğretmenini izlemek bana hep ilginç gelmiştir... denk gelirseniz, bırakın sahneyi, öğretmeni izleyin:)...

hemen harika bir video paylaşayım ece ergün'den... deyip, chopin'den revolutionary etüdü paylaşmıştım ama çok kısa bir süre sonra moonlight sonata video paylaşımları geldi kendisinden... revolutionary de çok iyi idi ama ben ayışığı bulduğumda paylaşmadan duramam... üstelik grand'ın keyfi de verdiği his de başka oluyor... bu sebeple değiştirdim videoyu... beethoven moonlight sonata 1, 2 ve 3. bölümler... bu arada; videonun sağ altındaki youtube logosuna tıklayıp, sayfasına gidiyorsunuz ve abone olup, videoları izliyorsunuz... neden uğraştırıyorum anlamadım, kanalı burada...

çoğu zaman zannediliyor ki; ben başarıları paylaşıyorum... yine çoğu zaman destek olmak amacıyla paylaşımlar yaptığım zannediliyor... hakkında paylaşım yaptığım hiç bir sanatçının desteğe filan ihtiyacı yok ki... ben sadece beğenerek dinlediğimi paylaşıyorum ama doğal olarak gidip başarılar da elde ediyorlar... ne yapayım, mecburen onları da yazıyorum... ece ergün de bu sene temmuz ayında salzburg grand virtuoso yarışmasında birinci oldu... ama ben yarışmalardan iyi derecelerle döndüğü için paylaşmıyorum çünkü hem hayatın amacı çok başarılı olmak değildir hem de sanatçının gerçek başarısı sahnedir, alkıştır... takip etmeye başladığım ilk zamanlardan beri kendisini hep sahnede gördüm... bu noktada öğretmeninin yönlendirmesi ve bakış açısı da çok önemli... 2014 yılından beri düzenli olarak lazzoni otel konserlerinin hem kendisine hem de diğer öğrencilere çok önemli bir tecrübe kazandırdığı kesin bu konserlerin...

2019 yılı mayıs ayında all saints moda kilisesi'nde çok başarılı bir konser vermişti, bu sene de aynı mekanda sahne alacaktı ancak covid mendeburu sebebiyle, bir çok etkinlik gibi ece ergün'ün konseri de ertelenmek zorunda kaldı... takip edebildiğim kadarıyla; chopin, bach ve rachmaninoff ağırlıklı çok iyi bir repertuvarı da var kendisinin ve yukarıda paylaştığım eser de o konser için hazırlanmış olan repertuvardan... silent piyano ile seslendirilmiş olduğu için ses biraz boğuk gelebilir o sebeple...

o zaman demek ki grand piyanolusunu da hemen paylaşacığız bu durumda... üçüncü olmayı başardığı, 2018 yılında hırvatistan’ın varazdin müzik okulunda düzenlenen memorijal jurica murai uluslararası piyano yarışmasında kendisine bu önemli dereceyi getiren performansını paylaşayım... sırasıyla; bach francuska suiti... liszt etüdü ve chopin nocturnü... bu eserlerin detaylarını yazmayı da hiç sevmiyorum... videonun başında yazıyor zaten...

 

2016 yılında, uluslararası pera müzik festivalinde "en iyi türk besteci yorumcusu" ödülüne layık görüldü ve ben adını ilk defa o zaman duymuştum... aynı yıl nilüfer piyano yarışmasında da mansiyon ödülü almış ancak onu bilmiyordum... 2017 yılında ise belçikada düzenlenen cesar franck uluslararası piyano yarışmasında finallere katılmaya hak kazandı ki bu yarışmaya katılabilmek zaten önemli bir başarı... sonraki yıllarda elde ettiği başarıları da yukarıda yazmıştım... sürekli yükselen bir grafiğe sahip ece ergün ve gerçek başarı da tam olarak bu işte... grafik deyince de borsa analizi gibi olmuş:) hiç sevmem grafik mırafik:) neyse... sürekli daha iyi bir ece ergün'e tanık oluyoruz demek daha doğru... benim hayata bakışımda başarı, grafik, kazanma, ödül vs vs vs olmadığı için gerçekten zorlanıyorum burada yazarken... bu blog dayatmalı türden ya, bunu da dayatıyorum bir yandan... başarıymış, grafikmiş, yükselmekmiş vs vs vs... unutun bunları... sanatın özüne ters... sahnede çalın (inşallah en kısa zamanda canlı canlı), çok severek ve gurur duyarak dinleyip, ayakta alkışlayanınız bol olsun, fazlasıyla yeter... bu sebeple çok başarısız biriyim ben:)))... gerçekten yok bende başarı maşarı:))...

neyse, okuyanların da motivasyonunu sıfırlayacağım bu gidişle:)... ece ergün'ün birçok konseri daha var ve belki de bir o kadarından da haberim yok... ben çok iyi takip edemiyorum, birçok şeyi sonradan da olsa ekliyorum... eskişehir konseri var... oditoryum ve saint-michel lisesi konserleri var ki bunları youtube paylaşımlarından biliyorum sadece... kanalına gidip izleyebilirsiniz... barış manço anma konseri ve beethoven dostluk konseri gibi etkinliklerde de sahne aldı 2017 yılında... geçtiğimiz yıl da ustaların izinde temalı resim sergisinde ve 11on sanat akademisinin açılışında trio ve duo olarak da konserler verdi...

rach mı chopin mi diye 10 saat düşündüm ve polonaise yerine kısa da olsa rachmaninoff prelude no 6 da karar kıldım paylaşmak için... polonaise'i youtube kanalından dinlemenizi de tavsiye ederim... bu arada; aslında prokofiev paylaşacaktım tereddütsüz çünkü çok iyi seslendirmiş ama izleyici tarafından kaydedildiği için kayıtta biraz sıkıntı var... onu da kesinlikle dinleyin dikkatlice kayıt sıkıntısını göz ardı ederek... genç sanatçılarda genelde hayran olduğu biri gibi çalma eğilimi vardır doğal olarak, ece ergünde de vardır ama sanki ece ergün kendisi olarak yorumlamış çoğu eseri... neyse, bu tip yorumlara girmek için otorite olmak gerekir, haddimi aşmayayım... zaten ortalık otorite kaynıyor, bir de benimle uğraşmasın güzide camiamız... gevezelikte hangisini paylaştığımı bile unuttum, harika bir rachmaninov performansı paylaşmışım...


kendisi hakkında kısa kısa notlar almışım, baktıkça çıkıyor konserler... 2019 yılı çok verimli geçmiş ece ergün'ün, eminim pandemi her şeyi durdurmamış olsaydı, 2020 yılı daha da aktif geçecekti... 2019 yılında mimar sinan piyano öğrencileri olarak trakya üniversitesi işbirliği ile çok konuşulan bir konser verdiler... hatırlayabildiğim kadarıyla all saints kilisesi konseri dışında, mayıs ayında kadıköy belediyesi gençlik sanat merkezinde bir konser daha vermişti ece ergün...

son beş yıl içinde marta gulyas, birsen ulucan, hüseyin sermet, philippe ruskin, vicenzo balzani, alfredo perl, gereon kleiner, yunus kaya, wolfgang manz, markus becker, gülsin onay ve gökhan aybulus gibi bir çok önemli ismin ustalık sınıflarına da katılan ece ergün'ün aslında ilk dikkatimi çekişi bu masterclass çalışmaları sayesinde olmuştu diyebilirim...

tabii diğer yandan "yardımsever" ece ergün, piyanistliği sonrasında en çok dikkatimi çeken yönü oldu... belki bu sayfanın konusu değil tam olarak ama sonradan ilave ediyorum bu italikleri, konusu aslında... bu sayfada bir çoğunu sonra silmiş olsam da değişik sebeplerle, filantropist müzisyenleri de yazdım ara ara... sosyal sorumluluk bilinci çok yüksek bir sanatçı ece ergün... mesela yukarıda bahsettiğim beethoven dostluk ve barış manço'yu anma konserleri, tomurcuk vakfı yararına düzenlenmiş konserler... ustaların izinde resim sergisi de yardımsevenler derneği yararına düzenlenmiş... çok özele girmeden yazayım; ece ergün'ü ben sürekli sosyal çalışmaların merkezinde görüyorum... bir yerde tanık olduğu, bildiği bir sorun, sıkıntı varsa, ece mutlaka orada ve elinden geleni fazlasıyla yapıyor... sanatçılığın bir yanı da bu olmalı diye düşünüyorum... olmak zorunda mı? değil... ama olunca çok iyi ve çok etkili oluyor...

ece ergün, benim paylaşmayı ertelediğim genç sanatçılardan idi... 2019 yılında yazmadım, bir süre bekledim ve tam da tahmin ettiğim gibi; bach, chopin ağırlıklı, rachmaninofflu, prokofiefli, liszt ve beethovenlı zengin ve sağlam bir repertuvarla karşımıza çıkıverdi... şu anda konser performanslarını paylaşıyor olacaktım ama maalesef şimdilik ertelenmiş durumda... çok değil, bir kaç ay sonra o videoları da ekleyeceğim bu paylaşıma... tabii yeni konserlerini ve başarılarını da... yeter ki sağlık olsun... covid çok sıktı bizleri ama çok da şeyin farkına varmamızı sağladı umarım.sağlamıştır... bu sebeple coronanın önünde saygı ile eğiliyorum bir yandan...

adından çok söz ettirecek çizgi üstü bir piyanist olma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor ece ergün gürültüsüz patırtısız... olması gerektiği gibi... ve en önemlisi daha öğrenecek çok fazla şeyin olduğunun farkında olabilecek olgunlukta... öyle pat diye olunmuyor çünkü...

defalarca dinlediğim, instagram paylaşımlarım içinde de en çok beğeniyi almış olan ünlü karnaval kuğumuzla bitireyim artık... saint saens'in iç burkan kuğusu... le cygne, the swan... çok dil bildiğimden değil, arayan bulsun diye:)... cygne yazana kadar canım çıktı üstelik:)... viyolonsel ustamız nil kocamangil'e piyano ile eşlik ediyor ece ergün... göz teması olmadan, kuru online ortamda ancak bu kadar hissederek seslendirilebilir bu kuğu...

Yorumlar

  1. ÇOK KAPASİTELİ İLERLEYEN yıllarda en çok beğenilen piyanistlerimizden olacak bu çocuk sadec siz aynı şeyimi anlatmaya çalıştınız? Kendisine daha çok güvensin, ben çok beğenmiştim konserini izlediğimde. Arkadaşım davet etmişti, 12 -14 yaşlarında idi ve hem notaya tam bağlıydı hem de tam olması gereken gibi vuruyordu seslere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler katkınız için... evet, 20'li yaşlarından itibaren en iyi piyanistlerimizden biri olacak ece ergün:)... şimdi de çok iyi piyanist zaten siz de yazmışsınız... ben kendisine güvenip güvenmemesi gibi bir şeyi hiç düşünmedim... sahneye çıkıp, solo konserler veren bir genç yetenek ece ve kendisine güveni tamdır... benim kast ettiğim çok farklı... çok fazla ortada görünmüyor ama her izleyişimde ciddi yol kat etmiş görüyorum... o anlamda bir şeyler yazmıştım ben aman yanlış da anlaşılmasın...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va