HuRaban

HuRaban
bu tip paylaşımlar yapmıyorum çoktandır, ketri ketri dinlerken bi anda "yahu neden paylaşmıyorum bu enteresan insanları" dedim... eskiden kısa kısa da olsa paylaşırdım... benim asla büyük harf kullanmama prensibimi bozdular ama yapacak bir şey yok, HuRaban yazmak lazımmış illa ki anladığım kadarıyla kendilerinden bahsederken...

saçma sapan bir müzik dinleme tarzım var benim... shostakovich üstüne john surman, onun üstüne de ketri ketri dinledim, istiyorum ki herkes benim gibi müzik dinlesin... gerçekten, ciddiyim... eskiden tam tersi idim, şimdi yaşlandım, böyle oldum... emek harcanan ve "sadece müzik yapma" amacı güden bu müzisyenleri ve müziklerini seviyorum...

ikidir ketri ketri diyorum, çok ünlü bir macar çingene müziği ve o kadar çok sanatçı tarafından seslendirildi ki, sadece benim bildiğim ve dinlediğim 20 den fazla versiyonu var... en beğendiğim versiyonu da HuRaban'dan çıktı ve bu müzik sayesinde onları da tanımış oldum... diğer yorumları da siz bulun dinleyin...



polonyalı bir etnik müzik (yada world) grubu HuRaban ve ilk kurulduğunda iki kişiydiler... hanna wlodarczyk gitar çalıyor ve düzenlemeleri ağırlıklı olarak o yapıyor... fabiana raban ise tam bir multienstrümanist... kontrbas, keman, flüt, kemençe ve çanak çömlek dahil bütün vurmalı mutfak eşyalarını çalıyor... zannedersem daha sonra monika zapaśnik de katıldı kendilerine, o da vokal yapıyor...

wroclaw (vratislavia yada breslav olarak bilinen şehir) müzik akademisi mezunu bu üç kadın toplamda onlarca enstrümanı kullanıyorlar müziklerinde ve sadece konserlerde kendilerine doğal olarak başka müzisyenler de katılıyor... aslında yaptıkları gezmek... özellikle avrupa ülkelerini geziyorlar, kendi felsefelerine uygun anonim eserleri kendi tarzlarında düzenleyip seslendiriyorlar... düzenlemeler ağırlıklı olarak hanna wlodarczyk'e ait...

HuRaban
çok fazla kendilerine özgü bir müzikleri var... bir çok ülkede sürekli konserler veriyorlar ve sokak konserleri de veriyor olmaları benim en çok ilgimi çeken kısmı... ben sokak müzisyeni etiketi attım ama kendileri sokak müzisyeni sayılmazlar... müzisyenlerin tamamı bence sokaklarda da olmalılar...

cover müzikleri de oldukça fazla, son düzenlemelerinden birini, tabii en beğendiğimi paylaşayım... dance me to the end of love... leonard cohen'den...



gugıl düzgün çevirmeye başladığından beri bir çok şeyi yazamıyorum ama ben sıkı bir huraban dinleyicisi sayılmam pek:)... yani sadece bir kaç parçalarını dinliyorum, onları da paylaşıyorum zaten burada ama siz belki bütün parçalarını çok seversiniz... czy to chrzaszcz, owcze zródlo ve a to ci historia! olmak üzere, üç albümleri var...

yukarıda öyle yazdım diye yanlış anlaşılmasın; müzik tarzlarını çok beğeniyorum ve enstrüman kullanımları da gerçekten çok iyi... özellikle kontrbas kullanımları alışılmışın dışında olduğu için de ayrıca takdirimi kazanıyorlar... caje sukarije ile bitireyim, gerisi size kalmış... kendilerini ketri ketri ile tanımıştım ama asıl bu parçalarına hayranım... ve işin ilginç yanı, kendilerinin asıl isim yaptıkları parçalar çok farklılar...

Yorumlar

Çok Okunanlar