Kayıtlar

stereo mecmuası

Resim
"Stereo Mecmuası" kar amacı gütmüyor... tamamen gönüllülerin katkıları ile hazırlanıyor... sadece Hi-fi ve Müzik konusunda yayın yapıyor... özgür, açık kaynak kodlu yazılımlarla oluşturulmuş... internet üzerinden okuyucuları ile buluşan bağımsız ve ücretsiz bir elektronik dergi... hifi konusunda yazılarını yayınladığı internet sitesi ve blogları zaman içerisinde Türk odyofiller ve müzikseverler tarafından yoğun ilgi ile karşılanınca, Hakan Cezayirli, kullanıcıların birbirleri ile hifi ve müzik konularında konuşabilecekleri ve tartışabilecekleri geniş kapsamlı bir internet portalı projesi üzerinde çalışmaya başlar... ilk geniş kapsamlı tartışma platformları ve forumları kullanıcıların beğenilerine sunulur... yoğun ilgi gösterilen forumlar, gelecekte Stereo Mecmuası'nı oluşturacak ekibinde biraraya gelmesini sağlamıştır... Türkiye'nin dört bir yanından müzik ve hifi konularına meraklı internet kullanıcıları biraraya gelmeye başlar... 2007 yılının sonlarına doğru Stereo…

antonio stradivari

Resim
İtalyan keman yapımcısı Antonio Stradivari

Günümüzde; biçimlendirme, ahşap kalınlık ve incelik oranları ve ses deliklerinin dağılımı gibi parametreleri matematiksel olarak gerçekleştirilse bile, Antonio Stradivari'nin kemanlarındaki mükemmelliğe erişilemiyor.

Önceleri yılda bir tane keman bitirebilen Stradivari, çocuklarının da devreye girmesiyle üretimini artırıyor. Yaşamı boyunca yaklaşık 1100 enstrüman tamamlayabildiği bilinen Stradivari'nin halen dünyada toplam 540 keman, 12 viyola, 50 çello ve iki gitarının kalmış olduğu sanılıyor. Değerleri milyonlarca dolara ulaşan bu mükemmel kemanlardan biri 1.6 milyon dolara satıldı. Amerikan Tennessee ve Columbia üniversiteleri uzmanları, dünyanın bu en pahalı kemanlarının yapımında kullanılan ahşabın, uzun ve soğuk kışlar ile kısa ve ılık yazlar yaşamış ağaçlardan elde edildiği için bu derece mükemmel ses verdiğini saptadı.

Uzmanlara göre, kemanların pürüzsüz ses vermeleri, kullanılan ağaçların yetiştikleri ortamın çok soğuk ve tah…

nilsson domingo ve carreras

Resim
ünlü soprano birgit nilsson anısına bu yıl ilk kez verilen 1 milyon dolarlık ödülün sahibi oldu placido domingo... nilsson vakfından yapılan açıklamaya göre, ödül sahibini 2005 yılındaki ölümünden önce bizzat nilsson belirlemiş... vakfın açıklamasında birgit nilsson’ın opera ve konser dünyasının gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarını onurlandırmak istediği belirtilmiş... aşağıda ödül seremonisini izleyebilirsiniz...



bir diğer ispanyol tenor jose carreras ve italyan luciano pavarotti ile birlikte 3 tenors olarak verdikleri konserler tüm dünyada çok ilgi çekmişti... bir çok imitasyonları da türemişti... neyse, konu bunlar değil aslında ama tam da paylaşacağım sırada placido domingo ödül alınca, önce onu yazayım dedim...

placido domingo madridlidir, jose carreras ise katalan... yani barcelona diyarından... bilindiği üzere; katalanlar ile ispanyollar arasında ciddi bir düşmanlık var... bu düşmanlık carreras ile domingo arasında da varmış... yani bizler kendilerini keyifle izlerken onları, …

art tatum

Resim
1950’lerde klasik müzikte piyanonun devi Vladimir Horowitz ile cazda piyanonun devi Art Tatum, özel bir davete çağrılıyorlar... Horowitz piyanonun basına geçiyor, bir - iki esprili laftan sonra "Carmen" teması üzerine yazdığı "Fantezi"sini çalıyor. Tam bir "elit - showman" olarak selamlıyor davetlileri, iki eliyle öpücükler yolluyor onlara...
Horowitz tabureden kalkınca bu sefer piyanonun başına paspal, ezik görünümlü, şişko bir kör zenci oturuyor. Millet biraz şaşkın... Horowitz, kendisinden sonra piyano çalma cüretini gösteren bu ilk kişiye, Art Tatum’a dalga geçerek bakıyor. Art Tatum ilk kez dinlediği Horowitz’in "Fantezi"sini önce bastan sona bir güzel ezbere çalıyor. Sonra sondan basa... Sonra 38 ayrı stilde doğaçlama yapıyor: Blues, cool, swing, boogie... Sonra da Horowitz’in o inanılmaz zorluktaki oktav pasajlarını sol eline alıp sağ el rüzgarlarıyla sol elini alaya alıyor. New York’ta derler ki, Horowitz’in konserlere 13 yıl ara vermesi…

caz yapma!

Resim
çoğu zaman dırdırcılara bilmeden sarf edilen masumane ama bir o kadar da kırıcı olabilen bir deyim… cazcılar çok içerlerler bu yerleşik deyime… ülkemizde yerleşik bir diğer söz de sudur: “dün gece düğüne gittik, caz da vardı, bi eğlendik bi eğlendik”…

bu ise en ağırı!!! o caz değil, düğün orkestrasıdır… simdi ise o düğün orkestraları yerlerini halk arasında adına org denilen aletlere bırakmışlardır ki orgun kilisede çalınan devasa bir müzik aleti olduğunu söylemeye gerek yok… neyse konu bu değil, asıl önemli konu, cazın elit tabakanın müziği olduğunun düşünülmesi, ağır gelmesi yada anlaşılmaz ve saçma bulunmasıdır… evet doğrudur bir bakıma, caz anlaması ve dinlenmesi en zor müzik türüdür çünkü caz doğaçlamadır!!!

caz neden seçkinlerin müziği olarak kabul edilir?

edilir ne yazık ki... edilir çünkü 1800 lü yılların sonlarında amerika da, new orleans da ortaya çıkmıştır… club music denen şeyin de köküdür… ama caz asla ve asla seçkinlerın müziği değildir… tam tersine caz ezilenlerin, darb…