kitaba ihanet

bazı kişiler durmadan kitap okurlar... okurlar... okurlar... okurlar... tabii güzel bir şey kitap okumak... keşke ben de okuyabilsem...

kitap okumanın bir kaç sebebi var... bilgili olmak, görgülü olmak, fikir sahibi olmak vs vs... hatta zevk için okunur kitap, okurken keyif alır okuyan... kitap okumuyor olmama rağmen, ben kitap kokusunu çok severim mesela... sırf kokusu için kitap alıyorum ben... tabii sahaflardan... koklayıp, bırakıyorum...

sağlam ciltli eski kitaplara da bayılırım... hele hele eskimiş yıpranmış, içinde böcülerin gezdiği kitaplar bir başkadır... lepismatidae familyasındandır genelde bu kitap böcekleri... en çok bilineni de gümüş böceğidir... farkında mısınız? şimdiki kitaplar öyle kokmuyor ve içinde böcüler de yaşamıyor... yaşamaz tabii bin bir türlü kimyasal var artık kitaplarda da... krakerden, cipsten farkları yok...

organik kitap istiyoruz... özellikle köy kitabı...

blog ya burası, gerekli gereksiz bilgiler de veriyorum... çeşit olsun... cinslik de olsun...

na diyorduk?... durmadan okuyorlar ve çok güzel okuyorlar... çok da güzel cümleler kuruyorlar, kitap okumanın faydalarından biridir güzel cümle kurabilmek, üstün ifade yeteneğine sahip olabilmek, virgülü, noktalı virgülü doğru yere koyabilmek... "de" yi "da" yı, "ki" yi gerektiğin de ayırabilmek... herkes, yanlış ve yalnız kelimelerini filan hatasız bilmek vs vs vs...

buraya kadar, tamam, sorun yok ama benim anlayamadığım;

durmadan okuyan bazı kişiler (belki de çoğu kişi hatta galiba "neredeyse tamamı" maalesef), mesela eflatun gibi felsefe yapabiliyorlar... nietzsche gibi ironik olup, kafka gibi aforizma aforozlayıp, umberto gibi cümleler kurabiliyorlar... sartrevari bir varoloşçuluk ve hegelimsi estetik bir araya gelebiliyor bu çok okuyanlarda... aestetisyen olan da var, diyetisyen olan da... tarihin derinliklerinden itibaren okumadıkları kitabı bulamıyorsunuz, hepsini okumuşlar... mısır tabletinden bahsedecek olsan, onu da okumuş adam... iskenderiye kütüphanesini yalamış yutmuş... o derece, abartayım iyice...

bıraksan kant olup uçacaklar, montaigne olup konacaklar... bir tuhaf oluyor kitap okuyanlar... en az dawkins kadar evrimi yalayıp yutmuşu da var, dünya kültürlerine acayip saygı duyanı da var... "sular seller" gibi "best seller" okuyanlardan tutun da tarihin en karanlık sayfalarını bilenlere kadar her türlüsü var... insanlığa, dünyaya kol kanat geren cümleler kuruyorlar... öyle böyle değil... mukaddimeyi de, kapitali de biliyorlar ezbere...

yazdıklarım bir çeşit dalga geçme yada iğneleme filan zannedilmesin... gerçekten çok okuyorlar ve çok biliyorlar... okumakla, bilmekle, kültürlü yada duyarlı olmakla alakalı hiç bir sorunum yok...

okuyorlar durmadan... biliyorlar da... ama okudukları hiç bir şeyi zerre kadar hayatlarına aktarmıyorlar, başkalarının hayatlarına da aktarmıyorlar... düşünüyorlar belki ama fikir olamıyorlar... okuduklarını yaşayamıyorlar... insanlığa kol kanat geriyorlar konuşurken ama gerçekte tık yok nedense...

haklarını yiyemem... konuştukları sürece hiç bir sorun yok... sorun; sadece konuşmaları... ve benim açımdan bakınca, herhangi birinden de farkları yok...

müziksiz olmaz, müzik bloğu burası... fikret kızılok & bülent ortaçgil'den 1986 yılı esintileri... pencere önü çiçeği... albümün tamamıdır bu arada... okurken de iyi gider...

sadece okuyorlar... sadece biliyorlar... ne olmaları gerektiğini biliyorlar ama olmuyorlar...

ne yapmaları gerektiğini de biliyorlar... ama yapmıyorlar... düşünüyorlar, yaşamıyorlar...

mevlana okuyorlar ama mevlana olamıyorlar... insanlığa tapıp, insanı yerin dibine batırıyorlar...

bakunini, bakuninden daha iyi biliyorlar ama bakunin olamıyorlar...

şiir okuyorlar bol bol ama kimsenin şiiri de olamıyorlar... attila ilhan, nazım hikmet, ümit yaşar, özdemir asaf okuyorlar, ezbere biliyorlar ama şiir gibi akamıyorlar...

roman okuyorlar ama bir romana kahraman olamıyorlar... adorno açısından bakıyorlar ama yanlış hayatı doğru yaşamaya çalışıyorlar... sadece okuyorlar...

boşu boşuna durmadan okuyanları anlayamıyorum işte ben...

durmadan kitap okuyup da aydın bir kişi olmak varken, hiç bir şey olmayı başaranları anlamak biraz zor...

durun bi bakalım, ara verin okumaya... hümanizm okumayı bırakın artık, insan olun kısa bir süre...

hayvan hakları konusunda düşünmeyin, konuşmayın ve önce bi hayvan olmaya çalışın... "günaydın, naber?" deyin bir köpeğe...

ağaçlar hakkında düşünmeyin kara kara, bir ağaca su verin...

sevdiğiniz bir romanın karakteri olarak 2 gün geçirin bakalım... mevlana ve şems lafları edeceğinize durmadan, hayatınız boyunca sadece 5 dakika mevlana olun, don kişot okuyun ama değirmenlerle savaşın bir kere de...

aziz nesine hayran olmayın, aziz nesin olun yada onun hikayelerine konu olmayın hiç olmazsa... yaşar ne yaşar ne yaşamaz demeyin, yaşatın yaşarı bir kere... yahu 2 dakika şems olun, 2 saat aziz nesin olun, 2 gün ırazca ana olun... raskolnikov olun, zebercet olun hayatınızda bir kere...

durmadan okuyup, bilgili olun... zevk için okuyun... kitapları koklayın, okşayın, yalayın, yutun... kitapla yatıp, kitapla kalkın... hiç bir diyeceğim yok...

ama kitap okuyup okuyup, okuma yazma bilmeyen biri gibi olmayın!...

kitap okuyup okuyup dedikodu yapmayın, hak yemeyin, adaletsiz olmayın, düşüncesiz olmayın...

boksör gibi, sadece bir yana geçip de öbür yana vurmayın, objektif olun ki; okumuş gerçekten diyelim...

"okumadığı kitap kalmamış! ama lepismatidae'den farkı yok, yazıklar olsun" dedirtmeyin...

her şeyi bıraktım artık bir kenara; öyle bir duruma geldik ki!... yahu bırakın bir şeyler yada birileri olabilmeyi; en azından şu sosyal paylaşım ortamlarında bari kolay ve hızlı paylaşımlar yerine, 2 cümlecik bile olsa, "kendi fikirleriniz olun, kendiniz olun"... okuduğunuz yazarların değil; o yazarlardan özümsediğiniz kendi fikirleriniz olun 2 satırcık... o da yok!...

"1 kelamcık olsun fikir paylaşın" ki ben de "okumuş bu gerçekten" diyebileyim...

okumadığı neredeyse sadece mısır papirüsleri ile sinop cezaevi kitabeleri kalmış ama gündelik ucuz siyaset yapan köşe yazarı ne yazdıysa, onu paylaşıyor!... yahu o köşe yazarı senin kadar okumuyor ki...

hadi şimdi ona da çamur atmayalım, o varken, seni ne yapayım ben...

ne anladım ben bu okumaktan... okuduğunuz kitaplara ihanet etmeyin...

çok kitap okuyan biri olduğunuz; cümlelerinizle, düşüncelerinizle, yaşantınızla, kişiliğinizle, davranışlarınızla anlaşılsın... kitap okuduğunuz; elinizdeki romanla değil, romanlara konu olabilecek kişiliğinizle anlaşılsın... sadece elinizdeki kitaptan, kurduğunuz anlamlı ve bilgili cümlelerden anlaşılmasın...

öyle bir yaşayın, öyle davranışlar sergileyin, kendinize ait öyle fikirler üretin ki; cümleleriniz bozuk da olsa, elinizde hiç kitap görülmese de "çok okumuş bu belli" dedirtin...

Yorum Gönder

0 Yorumlar