Ana içeriğe atla

damian salazar'lı scorpions

damian salazar ve claus meine
damian salazar hakkında daha önce yaptığım paylaşımları okursanız önce sevinirim çünkü "damian harika, bir kaç yıl içinde kabuğunu kıracak, florida caddesinden çıkıp, dünyaya açılacak" gibi bir öngörüde bulunmuştum, öngörüm gerçek oluyor... öyle birden tek bir konsere çıkmakla olmaz, yavaş yavaş oluyor... önce şu aşağıdaki paylaşımları bi okuyun unutmadan...

damian salazar
damian salazar, sebastian zoppi ve raul ressia

eminim okudunuz:)... şimdi ben de okudum, tam olarak öyle yazmamakla birlikte, özünde tam olarak onu ifade etmişim... tabii bunu böyle üstünde durarak belirtmemin sebebi sadece "bakın ben bilirim" demek değil... sadece demiş olmamı atlamayın:)... bakın ben bilirim de diyorum çünkü o yıllarda damian sadece florida caddesinde kendi halinde bir sokak müzisyeni idi... arjantinde... 3. dünyadan çıkabilmek öyle kolay değildir... ama asıl vurgulamak istediğim şu: damian bu işi başarmayı kafasına koymuştu ve kafasına koyduklarını sırasıyla gerçekleştiriyor... hayal değil, hedef idi...

bir kaç ay önce biriktirdiği paraya, kendisini sevenlerin katkı olarak gönderdiği parayı da ekleyip, avrupaya yelken açtı damian... şu sıralar aşağıdaki videoda örneğini sunduğu, kendi bestelerinden oluşan albümün hazırlık aşamasında... aşağıdaki videonun başında ise, scorpions grubundan gelen konserde birlikte çalma teklifini açıklıyor...



ne kadar mutlu değil mi? sevenlerinin desteği haricinde hiç bir desteği olmadan arjantinden çıkıp, başka bir kıtaya gidip, kendi imkanlarıyla neler yapıyor... ve aldığı teklifi açıklarken yaşadığı mutluluğu ve heyecanı zaten görmüşsünüzdür...

çok fazla detayına da girmeyeceğim, 27 temmuz gecesi almanyada konsere çıktı ve scorpions denince akla gelen ilk hit parçayı onlarla birlikte çaldı... still loving you... bu canlı performans damian için çok önemli bir kilometre taşı... devamı da mutlaka gelecektir...



ben bu paylaşımı iki amaçla yapıyorum; birinci amacım tamamlandı... yani damian salazar'ın videosunu paylaştım, haberini de verdim...

ikinci amacım çok daha önemli benim açımdan... sizce damian salazar neden scorpions tarafından davet edildi?... bu parçayı oldukça iyi çalan çok da fazla kişi var dünyada aslında... bence en iyi çalanlardan biridir damian, onu da belirteyim... ama scorpions kendisini neden davet etti?

damian'ın sokakta çaldığı still loving you videosu 12 milyon kişi tarafından izlendi ve çok beğenildi çünkü... sebep bu... bu arada, ilginç bence, scorpions'ın aynı videosu da 21 milyon defa izlenmiş... yani damian çok daha başarılı bence...

damian salazar'ı dünyaya ilk tanıtan ise; jason becker idi!... diğer sebep de bu...

en iyi gitar markalarından biri schecter, ani bir sürpriz ile kendisine gitar armağan etti... bu da sebep... büyük ihtimalle schecter yada başka bir marka, gelecekte damian adına model de çıkaracak... yeni öngörüm de bu...

damian salazar, çok yetenekli ve kendisini çok iyi geliştirdi... bir sebep de bu ama kesinlikle tek başına anlam ifade eden bir sebep değil... maalesef... tek başına yeterli olmalıydı ama maalesef değil... yapacak bir şey yok...

sokaklarda yetişti... bu çok önemli!

damian salazar, imkanlar içinde boğulan bir genç değildi... ekipmanı çok zayıftı... arjantinli idi... hala arjantinli gerçi:)... yani üçüncü dünyadan... olanakları sınırlı dünyadan... düşene de, yükselene de tekme atılan, destek değil de köstek olunulan dünyadan...

ama damian attığı her adımı internetten paylaştı... kendisini çok iyi tanıttı... bana bile ulaşmış baksanıza 3 sene önce... üçüncü dünya vatandaşının belki de tek silahı olan interneti çok başarılı kullandı... hedeflerini çok iyi belirledi ve gerekeni elinden geldiğince yaptı...

benim bu sayfada paylaştığım, ülkemizden olmayan bütün gençler de aynen damian salazar'ın yaptığını yaptılar ve hepsi de kısa sürede devasa adımlar attılar... tek tek örnek veremem, dilerseniz inceleyin...

ülkemizdeki gençlerin hiç biri damian salazar'ın yaptığını yapmadı! ülkemizdeki profesyoneller de yapmadılar, yapmıyorlar ve yapmayacaklar!

sadece bir kişi damian ve diğer ülkelerin gençlerinin yolundan gitti!... eren başbuğ!... aşağıdaki bağlantıyı tıklayın, tüm eren başbuğ paylaşımları gelecek...

eren başbuğ

eren başbuğ da dream theater ve jethro tull gruplarının eserlerini düzenledi ve youtube yoluyla paylaştı, jordan rudess'in dikkatini çekti ve sonunda dream theater albümünde düzenlemeleri yer aldı, konserde orkestrayı yönetti... ve fazlasını da yaptı... ülkemizin en genç orkestra şefidir kendisi, müzik dehasıdır... ama çıkışı youtube paylaşımları sayesinde oldu!...

internet keşke bu derece önemli olmasaydı diyeceğim ama sonuçta aşırı derecede önemli... en azından şu sebeple önemli: hiç bir şansı olmayana akla sığmayacak büyüklükte şans yaratabiliyor internet... bu önemsiz bir şey mi yani?... eskiden böyle bir şans var mıydı?... bu şansı yakalamak mümkün müydü?...

aşağıdaki yazıları okuyabilirsiniz... okumakla kalmayıp, faaliyete de geçebilirsiniz... aşağıdaki düşüncelerimde haddimi aşmış olabilirim ama ben bunu dert etmiyorum... kişisel bir çıkarım olsaydı, kibar yazardım...

müzisyenlerin internete bakış sorunu

kaybolup gidecek müzisyenlere iki çift laf

işte bu sebeple, ben de bu sayfada bir çok paylaşımda hep bu sorundan bahsettim ama maalesef hiç kimsenin umrunda değil... gençlerimizin video paylaşımları bile yok denecek kadar az... sadece bir kaçı bu konuda biraz hassas... ailelerinin de gayretleri zayıf... ülkemizdeki genç müzisyenlerin tanınırlığı neredeyse sıfır!... alınma gücenme olmasın, ben kendim için yazmıyorum bunları... ben böyle yazınca inanılmıyor, kızılıyor, üstünde durulmuyor, umursanmıyor ama acısını çok fazla çekecekler... maalesef...

Yorumlar

  1. Başarı büyük anladığım kadarıyla. Ben sanatçıların internet ve sosyal medya kullanımları konusunda yetersiz oldukları konusuna katılıyorum çünkü şimdi birkaç yabancı örneğe baktım gerçekten çok etkin kullanılıyor. Yılla önce bu dünyadan göçüp gitmiş müzisyenlerin sayfaları bile çok etkin. Ama internet gerçekten her şey mi? ille de olmalı mı? Bu konuda ikna edici şeyler yazmışsınız ama internette olmayan müzisyen yok olup gidecek, tanınmayacak, unutulacak demek de ne kadar doğru?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence büyük nedret hanım çünkü buenos airesli damian salazar, florida caddesinden çıkıp, scorpions grubunun ciddi biçimde ilgisini çekmeyi başardı... tüm dünyada milyonlarca seveni var... sizce türkiyenin en tanınmış müzisyeni olarak kabul edebileceğiniz müzisyenin dünyada kaç seveni vardır ve bileni vardır?... bakış açısına göre değişir ama başarı en azından önemsiz değil ve bu başarının en önemli sebebi de internet... internet tabii ki her şey değil... ama önemli... normalde birbirimizi tanımamız mümkün değil büyük ihtimalle ama bakın sohbet ediyoruz sizinle... nerede ediyoruz?... ve ben katkınızı görünce çok memnun oldum, teşekkür ederim... sorduğunuz sorunun yanıtına karar vermek aslında çok kolay... diyelim ki ben 15 yaşındayım... rica etsem, bana 3 hürel, edip akbayram, ersen ve aklınıza gelecek ilk sanatçımız hakında doğru ve güvenilir bilgi bulabilir misiniz?... evet, şimdi belki bilgi kırıntıları bulabilirsiniz... peki siz 20 sene sonra da bulabileceğinizi düşünüyor musunuz?...

      Sil

Yorum Gönder

Çok Okunanlar

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

org

benim hastalık boyutunda bir takıntım vardır bu org konusunda, bir kaç paylaşımımda bahsetmiştim daha önce... ülkemizde "org" olarak adlandırılan çok geniş bir müzik aleti grubu olması ve farklı adlandırılmalara gidilmeden, tamamına org adı verilmesidir bu takıntı... aslında bu takıntımda pek de haklı değilim, biliyorum ama üzerinde tuşları olan, birbiriyle alakasız her türlü cihaza tek bir isim verilip, org denmesini de hep yadırgamışımdır... keyboardlar & piyanolar başlıklı eski paylaşıma göz gezdirirseniz anlarsınız bu takıntımı... bu gereksiz takıntımda pek de haklı değilim dememin sebebi ise şu; aslında benim "org" denilip geçilmesini yadırgadığım cihazlar da "org" denen şeyin geliştirilmiş, elektronikleştirilmiş, dijitalleştirilmiş halleri... üstelik türkçe karşılıkları da yok ve tamamına org deyip geçmek de yanlış sayılmaz...

benim takıntılı biçimde "gerçek org" dediğim ve hayranı olduğum şey aşağıdaki muhteşem varlık oluyor...


şunun …

aslıhan keçebaşoğlu

başarılı genç bestecilerimizden aslıhan keçebaşoğlu; finlandiya'nın ünlü sibelius müzik akademisinde master yapmaya hak kazanmış... bugün birden karşıma çıkınca bu haber, çok sevindim... kendisi hakkında iki kelam etme fırsatım da çıktı bu arada...

akdeniz üniversitesi devlet konservatuvarının piyano bölümünde liseyi tamamladıktan sonra, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesi kompozisyon bölümünde onur türkmen ile sürdürdü çalışmalarını ve eğitimini başarıyla tamamladı... asıl hocası onur türkmen olmakla birlikte; kendisine büyük emeği geçen diğer hocalarından da bahsetmeden olmaz... yiğit aydın ile armoni ve orkestrasyon, tolga yayalar ile polifoni, fugue ve post tonal teori (yazdığıma pişman olmaya başladım:))... aynen yazsan olmuyor, türkçeleştirsen olmuyor, ne biçim ders arkadaş bunlar... tonal ötesi:)))...)... neyse; konuya hakimmişim gibi davranayım, bir çok "uzman yazar!" öyle yapıyor, benim neyim eksik:)... maria nowotna ile kulak eğitimi (ne güz…

cem esen

yıllardır takip etmeye çalıştığım bir isim besteci ve piyanist cem esen... daha doğrusu, takip etmeye başladığım belki de ilk genç müzisyenlerimizden kendisi ama yıllardır hakkında hiç paylaşım yapmadığım bir isim aynı zamanda... bu sayfada neden bir çok genç yetenekten henüz bahsedememiş olduğumu açıklarken de cem esen'i örnek göstermişim:)... bakınız, burada... gitmişken oraya; sağa sola da bir göz gezdirin, öyle dönün...

tabii hakkında hiç bilgi vermemiş de değilim... sağ üstteki "ara" kısmına adını yazıp, okuyabilirsiniz... mesela "neden önceliğimiz geleceğimizdir?" sorusuna yanıt ararken de cem esen'in hayran kaldığım eserlerinden biri olan free variations op. 7 eserini paylaşmıştım... bu paylaşımı ben çok önemserim ve okunmasını isterim, verdiğim bağlantıdan okuyun mutlaka... aşağıdaki paylaşımları da bu yazıdan sonra yaptım, onları da araya ilave edeyim dedim... aşağıdakiler de okunacak...

cem esen'den cosmic variations

cem esen ve ayşe ece güneşş…

orta çağdan günümüze hurdy gurdy

hurdy gurdy, 12. yüzyıl öncesine ait yaylı bir çalgıdan köken aldığı düşünülen oldukça eski bir müzik aleti... ilk ortaya çıktığı yer; bazı kaynaklara göre avrupa ama orta doğu orijinli olduğu konusunda neredeyse fikir birliği var gibi... üstelik atasının rebab olması da kuvvetle muhtemel... gerçi köken araştırmalarında bu kadar gerilere gidilmesi ne derece doğrudur bilmiyorum çünkü nihayetinde bütün enstrümanları en eski bir kaçına bağlayıvermek de biraz mantıksız geliyor bana... rebabın aşırı değişmiş bir hali oluyor bu durumda...

çok daha eski resimler mevcut ama ben birbirlerine benzeliklerinden dolayı jules richomme ye ait 1882 tarihli yukarıdaki tabloyu ve günümüze ait aşağıdaki fotoğrafı paylaşmayı istedim... aşağıdaki fotoğraf ise günümüzün ünlü folk rock grubu eluveitie nin gözde elemanı anna murphy ye ait... yazının sonunda bir videosunu paylaşırım mutlaka ama şimdilik şunu söylemek gerekir ki; 133 yıl öncesi ile günümüz arasında çok şey değişmiş olabilir ama işin özü aynı …

ıraz yıldız

çok fazla paylaşıma aynı şekilde başladım, artık tat da vermiş olabilir ama ıraz yıldız da oldukça uzun bir süredir hakkında mutlaka yazmak istediğim çok önemli genç sanatçılardan biri... ve ben şimdiden bu klişeleşmeye başlayan girişe ek olarak, klişeleşmeye başlayan kapanış cümlemi de en baştan yazayım; yakın yada uzak gelecekte kesinlikle kalbur üstü bir cazcı olacak ıraz... hiç kimseye bu kadar emin olarak yazmamıştım bu öngörümü... bütün derdim, klasikçileri cazcı yapmak benim:)...

ıraz yıldızı ben fazıl say sayesinde tanıdım... fazıl sayın övgüyle bahsettiği genç bir piyanisti yakalarım da bırakır mıyım hiç... o zamandan beri aklımda ama şimdi o yazıyı bulamadım... bulunca eklerim mutlaka... izlediğim ilk videosunu hemen paylaşayım... bu kadar mı hissederek çalınır!... aslında çok daha yakın tarihli canlı kayıtları da var ama ben özellikle bu kaydı paylaşıyorum..

fazıl say - nazım balad 1



burada da bir çok kez elimden geldiğince paylaşmaya çalıştım, son yıllarda ülkemizde genç y…

samida

gürcü dilinde üç kız kardeş anlamına geliyor samida... yani yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz üç sanatçı; damla şahin, yudum şahin ve tamara şahin kardeş oluyorlar... ilk defa yüzleri göstermeyen bir fotoğraf seçtim burada, ilginç oldu ama fotoğraf güzel ne yapalım, aşağıda tekrar paylaşırım, tanış olursunuz artık... ben de az önce tanıştım kendileriyle ve hemen paylaşmaya başladım... bir yandan dinliyorum müziklerini, bir yandan da yazıyorum... ilk izlenimlerimi yazayım hemen: parçalar kısa:)... bir de şunu yazayım, yeni tanış oldum dedim ama bu kardeşlerden birini tanıyorum sanki...

ben genelde bu şekilde paylaşım yaptığım için, yazmaya başlayıp da sonradan paylaşımı iptal ettiğim de az olmadı ama samida şu anda oldukça iyi gidiyor... youtube tarafından bana önerildiği için izlediğim ilk videoları "budur işte!" dedirtmişti, şu anda evet kesinlikle budur işte diyorum... çok başarılılar... dinlemeye başladığınız anda eğitimli müzisyenleri dinlemekte olduğunuzu hemen anlıyors…

gökay özgür

uzun süredir ilgiyle takip ettiğim ve bir süredir de yazmak isteyip, bir türlü yazamadığım, diğer yandan hakkında az da paylaşım yapmadığım bir genç piyanist gökay özgür... bir kaç yıldır mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi istanbul devlet konservatuvarı'nda prof. dr. gülden gökşen ile piyano eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarı haberlerini sıkça paylaşır oldum... mesela bir tanesine şöyle bir göz gezdirin derim çünkü oradaki fotoğrafa hayranım ben... boy boy, envayi çeşit piyanist göreceksiniz, işte o boy boy genç piyanistin en boylusu olarak sürekli dikkatimi çekerdi gökay özgür ama hakkında yeterli bilgim olmadığı için şimdiye kadar paylaşamamıştım...

fotoğrafta abi gibi duran gökay özgür, gülden gökşen'in diğer öğrencilerinin gerçekten abileridir... piyanoya 15 yaşında başlamış ve bu sebeple sanat otoritelerini şaşırtıyormuş çünkü 15 yaş çok geç bir yaşmış piyanoya başlamak için... "5 aylıktı, kürdilihicazkar makamında ağlar, mama kaşığını evfer usulünde v…