Ana içeriğe atla

basçılar

bas gitar
son 2-3 yıldır bende bir bas gitar hastalığı başladı ve neredeyse bildiğimiz gitar kadar önem arz eder oldu benim için... "bildiğimiz gitar!" lafa bak!... bas gitar da aslında bildiğimiz gitar ve daha doğrusu bas gitar da gitar işte... neyse ben batmaya başladım, sözün özü; bu bas gitar denen illet yakama yapıştı iyice... bir kaç sene öncesine kadar pek (hiç) de üzerinde durmadığım, önem vermediğim bir zımbırtı idi bas gitar... daha doğrusu tabii ne kadar önemli olduğunu zaten farkediyordum, özellikle bası ön planda olmayan müzikleri dinlerken ama dediğim gibi, benim için yardımcı bir alet idi bas... konserlerde filan, orada arkada bir yerlerde duran sıkıcı tiplerdi basçılar... pek ön plana çıkmazlar, arkada bir yerlerde takılırlardı... ne kadar garip ki, çıkarın o adamı oradan, yani kaldırın bas gitarı, asla dinleyemeyiz o konserleri! bu kadar tuhaf bir durum işte bas gitar denen illet... bende ki bu hatalı durum 2 sene öncesine kadar devam etti... basmış, davulmuş, şuymuş buymuş pek de enterese etmezdi beni... taaa ki victor wooten ı keşfedene kadar!... aslında victor wooten ı yıllar öncesinden bilirmişim meğer ama, dedim ya üstünde durduğum bir konu değildi... neyse, Allah razı olsun victor dan ki, ben yeni bir okyanusa açılmaya başladım yavaştan... sevdirdi kerata bas gitarı...

o muhteşem performansı aşağıda hemen paylaşayım aşağıda... bu videoyu izleyiş anından itibaren bas gitar manyaklığı başladı bende... ama hala daha "solo" bas gitar seviyesindeyim ve altına inebileceğimi pek sanmıyorum...



bas gitarcılar büyük ihtimalle "benim gibi olanlardan" iyice sıkıldılar ve "bizsiz bu iş asla olmaz ama bütün gözler şu geri zekalı gitarcıda!" dediler ve ön plana çıkmaya başladılar... eh çok da doğru aslında, şimdi bu victor wooten bas line tarzında başka birinin gölgesinde kalabilir mi?
victor wooten kolleksiyonu yaparken, doğal olarak, hemen steve bailey i tanıyorsunuz çünkü bas gitar dersi niteliğinde ortak çalışmaları hemen göze çarpıyor... aşağıya birlikte yaptıkları bass extremes performansından en dikkat çeken çalışmalardan birini koyayım hemen... bass extremes i izleyince zaten ister istemez "noluyo lan!" diyerek kısa sürede bas manyağı olup çıkıyorsunuz... a chick from corea ve arada sanki benny hills show sıkıştırılmış... bass extremes, bu 2 çatlağın bir arada gerçekleştirdikleri bir proje ve albüm, video ve kitap olarak yayınlanmıştır... bol taping, slap ve harmonik içerir... victor bol bol taking ve slapping yaparken, steve bailey ağırlıklı olarak bol harmonikli solo çalar veya tersi olur...



victor wooten, steve bailey derken, küçük bir kız çocuğu çıktı karşıma! "ne yetenekli çocuklar var yahu" derken, meğer artık büyümüş, devler ligine girmiş çoktan ne bileyim... kendisi hakkında daha önce burada bilgi vermeye çalışmış olduğum tal wilkenfeld bu kız çocuğu... kendisini burada bu sebeple es geçiyorum ama bence en önemli basçılardan biridir ve jeff beck gibi bir adamla çalışma şerefine nail olmuştur genç yaşta...

bu arada, farkına varmışken hemen belirteyim, bas gitar konusunda tal wilkenfeld i alıp da bir çok bas devinin üzerine çıkarıyor da değilim... buradaki sıralama sadece benim bas gitarı anlama kronolojimi veriyor...

benim bas gitarı anlama, kavrama ve bağlanma kronolojim derken, aklıma "bizim yeşil kaset!" geldi... bu yeşil kaseti bir ben bilirim, bir de rahmetli abim bilir gerçi siz nereden bileceksiniz... bu yeşil kaset ben 9-10 yaşındayken plakçıya kopyalattığımız ilk kasetimizdi... o zamanlar plakçıya giderdiniz, "abi, bana şunu, şunu ve bunu kaydet kasete" derdiniz... işte bu yeşil raks kasettir her şeyin başlangıcı... içinde carlos santanadan, led zeppelinden ve stanley clarke dan 3 er parça vardı... doğal olarak, benim burada ilk yazacağım basçının stanley clarke olması ve ilk paylaşacağım videonun da schooldays olması gerekiyordu!... çok özür diliyorum...



şimdi baltayı taşa vurduk! bu sebeple, stanley clarke dan 2. bir video yu paylaşayım hemen... yine schooldays ama bu sefer kontrabas (diğer adlarıyla double bass yada upright bass) versiyonu... her basçı değil belki ama çoğu basçı, hatta belki de çok az basçı kontrbas da çalıyordur ama ben stanley clarke gibi elinde oyuncakla oynar gibi kontrbas çalanını görmedim... stanley clarke koca kontrbası kucağına alıp gitar gibi dağıtan bir adamdır... üst düzey cazcı olması sebebiyle kontrbas ile oynaması da gayet normaldir...



stanley clarke deyince aklım birden gençlerden göreceli yaşlılara kaydı tabii... asıl adı John Francis Anthony Pastorius III olan jaco pastorius dan bahsetmemek akla ziyan olur...
ben neden yukarıda direk victor wooten ve steve baileyden olaya dalış yaptım anlamadım! tamam gerçekten bana bu bas ı sevdiren onlar ama stanley clarke, jaco pastorius ve birazdan özellikle bahsetmek istediğim marcus miller den bahsetmeden, tepeden dalmak ayıp oldu çok...

gerçek bir efsane olan jaco pastorius pat matheney, weather report ve joni mitchell gibi sanatçı ve gruplarla çalışmış, elektrikli bas gitarda devrim yaratmıştır... benim hastası olduğum marjinal basın yaratıcısı aslında jaco pastorius tur ve charlie parker in trompet partisyonlarını bas gitara uyarlayarak çığır açmıştır... en önemlisi olan donna lee yi aşağıda paylaşıyorum...



ve bir doğaçlama jaco pastorius dan...



tüm bu yukarıda bahsettiğim basçılardan sonra, en son haşır neşir olduğum basçı ise yine en yaşlılardan biri; marcus miller... cazcı marcus miller i tabii eskilerden iyi biliriz ve şu anda da en aktif müzisyenlerden biri ve dünyanın en iyilerinden biri... çok aktif... jaco dan 8 yıl sonra doğmuş, 1959 lu... ama ben şu sıralar kendisi ile sürekli iç içeyim...

marcus miller ile düşüp kalkmama sebep olan parça ise moonlight sonata... yani beethoven in ayışığı sonatı... nedense pek üzerinde durmamış olduğum (ve çok büyük bir ayıp ettiğim) marcus miller i birden bire benim gözdem yapıverdi... şu parçanın basa yakışmış haline baksanıza!



stanley clarke, marcus miller ve victor wooten dan bahsedip de yeni oluşum smv den kısaca bahsetmemek de olmaz tabii... bu 3 adam 2006 yılında new york da bir şekilde birlikte çalıyorlar ve herhalde çok hoşlarına gidiyor bu iş ve kafalarını bu işe takıyorlar... bir sürü turneye çıkıyorlar beraber ve bir de albüm yapıyorlar thunder adında... albümde destek aldıkları kişiler de iyi tabii: george duke, chick corea, michael patches stewart... ülkemizde de konserler veriyorlar, yanlış hatırlamıyorsam, istanbul ve izmirde... hadi smv den de bir video koyalım...



tabii burada bütün büyük basçılardan bahsetmek mümkün değil... bir çok ön planda olan basçı var ama ben sadece kendi beğendiklerimden bahsediyorum... benim yukarıdaki basçılara ek olarak çok beğendiğim 2 isim daha var... biri billy sheehan... diğeri ise; stuart hamm... benim her ikisini de tanımam G3 sayesinde olmuştur "ne yazık ki"... ne yazık ki dememin sebebi, her ikisinin de çok önemli kariyer geçmişlerinin olması ama benim tanıyamamış olmam... billy sheehan mr. big in 1 numarası ve steve vai ile çalıştı... stuart hamm ise satriani ve vai başta olmak üzere bir çok önemli sanatçı ile çalıştı... solo albümleri de mevcut ve her iki basçı da bir çok kez dünyanın en iyisi seçildiler...

aşağıda stuart hamm ve billy sheehan ın birer performansını paylaşıyorum... her iki performans da bana kendilerini sevdiren çalışmalar...

stuart hamm



billy sheehan



bir de john myung var ki çok beğenirim kendisini... dream theater ın basçısı olur kendileri... grubun diğer elemanlarının tam aksine! ön plana çıkmayan, konuşmayan, gülmeyen gizemli bir tip... çok uçlarda değil belki ama çok iyi olduğu belli bu adamın... diğerlerine göre çok sakin bir video olacak belki ama aşağıdaki solar groove çok hoş...



bunlar benim çok beğendiklerim... peki başka basçı yok mu? olmaz mı! yüzlerce çok iyi bas gitarcı var... ayrıca yazmak istiyorum onları çünkü yukarıdaki basçılardan sonra, diğerlerinin adlarını buraya yazıp da sanki onları geçiştiriyormuş gibi olmasın... benim beğendiklerim dışındaki bir çok basçı çok daha iyi olabilir... mesela bu sene seçilen en iyi 25 bas gitarist arasında yukarıda belirttiklerimin neredeyse esamesi okunmuyor! bir tek şunu yazayım, bu sene en iyi basçı seçilen kişi john myung...

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

gnossienne

gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser...

önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk bağımsız dans gösterisi...

asıl adı eric alfred leslie satie olan ve adını daha sonra erik olarak değiştiren er…