Ana içeriğe atla

emily bear

30 ağustos 2001 doğumlu... emily bear... günümüzün üstün yetenekli harika çocuklarından biri... piyanonun dahi çocuğu olarak kabul ediliyor... besteci, düzenlemeci, yorumcu, performans sanatçısı...

galiba şu anda 7 yaşında filan... üstün yetenekli... çocuk... piyanist... dahi... kendi eserleri var... mozartı seviyor... mozartla kıyaslanıyor... 3 yaşında filan bu işe başlamış... babaannesi keşfetmiş... konserlere çıkıyor... en ağır parçaları çalıyor... beyaz sarayın desteği altında...

hiç kimse aman konsere, tv ye çıkmasın psikolojisi bozulur demiyor... korumaya kalkan filan da yok... çünkü amerikalı bu çocuk... biz yetenekli çocukların kendilerini gösterebildikleri tek programı "psikolojileri bozulur" yalanıyla yayından kaldırıp, yerine evlilik yada yemek programları koyalım daha bakalım... diğer yandan da tecavüz edelim küçücük çocuklara, mahkeme affetsin... neyse...

tüm yeteneğini sergilediği albümü diversity... kendine cazcı, klasikçi filan diyen bizim müzik baronları satın alıp dinleseler çok iyi olur... quincy jones un prodüktörlüğünde kaydedilen ve piyasaya sunulan diversity albümünde kendi jazz trio su ile birlikte harikalar yaratmış emily bear... tüm parçalar kendisine ait...

quincy jones emily için "hayatımda tanıdığım en tatlı insan" diyor... ve ekliyor "müziğinde hiç sınır yok... mükemmel... 40 yaşındaki bir piyanist gibi çalıyor, 40 yaşındaki bir besteci gibi besteliyor... klasikten caza geçişlerine hayranım... benim ilham kaynağım, hayatımda çalıştığım en iyi müzisyen..." daha ne olsun!

aşağıdaki videoda emily bear 6 yaşında...



ekleme:
ben bu paylaşımı yaptığımda 7 yaşındaymış demek ki... şimdi daha büyük tabii doğal olarak emily... paylaştığım video kaldırılmış farkında değilim, yenisini ekledim... burada 9 yaşında... ben görmeyeli iyice ilerletmiş işleri...



bu insanları takip etmek çok hoşuma gidiyor... ilk keşfettiğimde 3 yaşında idi... bir deha yetişiyor işte...

2013 yılında 11 yaşında emily artık... ben ilk paylaşımı yaptığımda web sayfası, albümü şusu busu yoktu... şimdi artık her şeyi var...

www.emilybear.com sayfasından her konuda bilgi alabilirsiniz...

aşağıdaki video en yenilerden biri... devamı gelecek daha sonra...



tam kaydedip çıkıyorum, hayran kaldığım bir videosu daha çıkıyor karşıma... aşağıda bumble bee nin boogie versiyonunu çalmış emily bear... harika... elleri tam sınırda gibi... zorlanarak uçuyor... yani biraz daha büyüyünce fena uçacak bu kız...



emily bear 45-50 sayfalık oldukça uzun konçertoları bile hafızasından çalabiliyormuş... yani önünde nota filan yok... hafızasına kaydedip, oraya bakarak çalmak hem çok kolaymış, hem de çok eğlenceliymiş... türkçede biz bu tiplere "arızalı tip" diyoruz... yada ben öyle diyorum... george gershwin ve debussy en çok sevdiği bestecilermiş... cazcılar içinde ise; miles davis, duke ellington, oscar peterson ve quincy jones sevdiği isimlermiş...

ailesi müziğe başlama yaşını tam olarak bilmiyor!... 18 aylıkken başlamış piyanodan melodik sesler çıkarmaya!... ben sümüğümü yalıyordum o yaşlarda... aslında sinir oluyorum bu çocuklara ya neyse artık:)... 3 yaşında bestelere başlamış... yani bu öylesine söylenen bir laf değil, albümleri var ve satılıyor çünkü...

5 yaşında ilk büyük konserini vermiş... 40 dakika boyunca klasik ve caz standartlarından örnekler çalmış... kendi bestelerini de çalmış... 6 yaşında beyaz saraydan davet almış... dünyanın değişik yerlerinde, çin italya filan işte konserler vermiş...

9 yaşında carnegie hall gibi bir yerde 110 parça orkestra ve 220 kişilik koro ve R&B solistleri eşliğinde kendine ait “peace. we are the future” yani "barış; biz geleceğiz" adlı eserini sergilemiş...

diğer albümlerinin isimleri; hope, always true, once upon a wish, the love in US ve five years wise...

emily 45. montreaux caz festivalinde ve castell in peralada festivalinde grammy ödüllü esperanza spalding ile birlikte sahne almış...

şu anda da santa fe senfoni orkestrasıyla schumann ın piyano konçertolarını ve kendi bestelerini çalmakla meşgulmüş...

filantropist emily bear

emily nin tüm albümleri aynı zamanda bir kitap ile birlikte satılıyor... çoğu albümünün geliri yardım kuruluşlarına gidiyor... yardım konserleri de düzenliyor...

susan g. komen for the cure, children’s hospitals of los angeles and chicago, unıcef ve ronald mcdonald house charities gibi kuruluşlara yardım ediyor...

bu çocuklar bir başka...


kendi eserlerinden oluşan bir medleyle şimdilik bitireyim...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

mohsen namjoo

az önce tanıştım mohsen namjoo ile ve yine ilk dinlediğim parçasında, hatta daha parça başlar başlamaz "budur" dediklerimden oldu... şu anda henüz 2. parçadayım ve dinlediğim ilk parça ile ikinci parça arasında zerre kadar alaka yok! sevdim bu adamı:)... zannedersem zaman zaman olduğu gibi "çok engin bir derya" ile karşılaştık yine ve zaten ben de bu bloğu boşuna yazmıyorum, öğreneceğiz bakalım ne kadar enginmiş mohsen namjoo ... karşılaştığım ilk bilgiyi -saçma da olsa- hemen vereyim; ülkemizde muhsin namcu diyenler de var!... hatta uzun uzun tartışmalar bile yapılmış bu konuda!... biri diyor sen hatalısın, öbürü diyor; hayır sen yanlışsın... her konuda olduğu gibi, bu konuda bile ciddi bir ayrışma söz konusu... klasik ülkemiz insanı durumu... tamam, gerçek adı doğal olarak farsça ve yazılışı farklı çünkü mohsen namjoo iranlı bir sanatçı... bu konuda bile tartışmaya ne gerek var anlamış değilim... çok mu zor? bakarsın adamın sayfasına, o neyi kabul etmişse, s

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin... aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim... "çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum... "nasıl çocuğa gitar al

gelem gelem (djelem djelem)...

çingene bayrağı "öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti" "gyelem, gyelem", "jelem, jelem", "dzelem, dzelem", "dželem, dželem", "delem, delem", "djelem, djelem", "celem, celem"... ve daha bir çok benzeri türevi var bu "gelem, gelem" in... farklı çingene (roman) diyalektlerinde birbirine benzeyen ama farklı yazılan bir çok örneğine rastladım... aşağıdaki fotoğrafta bile, bir yanda dzelem yazarken, hemen yanında verilen sözlerde djelem yazılmış... en yaygın olarak kullanılan ise "gelem" olduğu için, ben de o şekilde yazıyorum... çingeneler, çingene kültürü, müziği ve çingene katliamı hakkındaki aşağıdaki yazıları da okuyabilirsiniz   çingeneler   çingene müziği   tüm dünyadaki çingene halklarının ortak marşı oluyor gelem, gelem... insanın içini titreten çok önemli bir çingene şarkısı... zarko jovanovic e ait... çingeneler arasında çok sevildiği içi

gnossienne

source: martha graham center of contemporary dance www.marthagraham.org Photograph by Soichi Sunami gnossienne denince akla önce yaratıcısı erik satie geliyor doğal olarak ama onun dışında akla hayale gelebilecek her şey de geliyor ruh durumuna göre... özellikle o büyük üne sahip olan gnossienne no 1 dinlerken ben parçayı her seferinde başka başka hissediyorum... bu eserin aslında hiç bir şekilde eğlenceli, neşeli vb filan olması mümkün değil gibi çünkü doğaya aykırı ama bana komik ve neşeli geldiği bile oldu!... yorumu dinleyenin ruh durumuna  bırakabilen bir eser... önce şu yukarıdaki fotodan bahsedeyim, koreografisi amerikalı efsane kadın dansçı martha graham a ait 1926 nisanında prömiyeri yapılan dans gösterisinden... fotoğraf 1927 yılına ait ve gnossienne dans performansından bir enstantane... martha graham, 1991 yılında 97 yaşında öldü... amerikanın en eski dans kumpanyasının kurucusu ve ölene kadar da koreografilerini sürdürmüş... gnossienne ise martha grahamın ilk ba

can özhan ve öğrencileri

can özhan yazıya nasıl başlayacağımı bilemedim... kaç aydır duruyor bu paylaşım taslak olarak ama elbisesini giydirip, paylaşmam lazım... ben normal koşullarda can özhan gibi ünlü ustaları değil de, ünlü birer usta olacak genç sanatçılarımızı yazıyorum... can özhan da genç sanatçı ve 32 yaşında bu aralar ama bloğun konseptinin çok dışında bir sanatçı artık... çok başarılı ve benim hiperaktif sanatçı olarak tanımladığım sanatçılarımızdan can özhan da.. konserler, projeler, ustalık sınıfları, orkestra kurmalar vb bir çok farklı aktivite devam ederken, bir çok da genç kemancı yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor... hepsi de çok başarılılar ve aslında her biri ayrı ayrı paylaşımları fazlasıyla hak ediyorlar ama ben bu tip paylaşımlar yapmayı tercih ediyorum.. yani ortada bir proje, orkestra, destek programı vs gibi bir ortak çalışma içinde yer alan genç sanatçılarımızı paylaşma gibi... bu paylaşımın konusu ise; en az sanatçılığı kadar başarılı olduğu öğretmenliği can özhan'ın... v

çocuklar müziğe hangi enstrümanla başlamalı?

piyano neden bu paylaşımı yapıyorum? önce onu yazayım... neden olacak, çok soru geliyor... çocuk ve genç sanatçılarımızı paylaştığım için sık sık, doğal olarak bana soran aile çok oluyor bu konuyu ve bazı başka konuları... en çok sorulan sorulardan biri de şu: "bizim çocuk müziğe çok meraklı, hangi enstrümanla başlasın? hangi kursa gönderelim?" kabaca bu soru çok geliyor... tabii devamı da var... bir kaç soruyu da ayrı bir paylaşımla yazarım... daha önce çocuğa gitar nasıl alınır? gibi bir paylaşım yapmıştım, onu okuyan, bu piyano işini de soruyor haliyle... bir çok özel kurs var... enstrüman satan mağazalar var... müzik öğretmenleri vs var ama galiba anladığım kadarıyla aileler verilecek cevabın tarafsız olmasına özen gösteriyorlar... yani doğal olarak işin içinde ticari, parasal, ekonomik vs vs konular olunca, galiba tatmin edici olmuyor... mesela piyano kursu veren bir yere sorduklarında aldıkları cevabın "piyano" olması onları tatmin etmeyebiliyor... beni de e

cansu naz eriş konseri

cansu naz eriş belçika musica mundi school 'da piyano eğitimine devam etmekte olan başarılı genç piyanistlerimizden cansu naz eriş , 21 şubat günü çok başarılı bir resital verdi musica mundi bach konser salonu nda... ben böyle tam konser kayıtları gördüğümde mutlaka paylaşmaya çalışıyorum, bu konseri paylaşmak için başladım yazmaya ama çok taze ve harika bir başarı haberi ile de karşılaştım... önce o haberi vereyim; pariste düzenlenen 18. c oncours international de chatou piyano yarışması nın yaş sınırlaması olmayan konser piyanisti kategorisi nde ikinciliğe layık görüldü... yarışmada birinciliğe layık görülen kimse de olmadığı için, doğal olarak yarışmanın birincisidir cansu naz... birinci seçilmemiş olması da yarışmanın kalitesini ve zorluğunu göstermesi açısından çok önemli... her türlü sıkıntıya, kısıtlamaya rağmen; gece gündüz çok yoğun bir çalışma ve tempo içerisinde geçirdiği şubat ayına yedi canlı etkinlik ve bir yarışma galibiyeti sıkıştırmayı başaran cansu naz eriş hakkın

gordion oda orkestrası

gordion oda orkestrası geçtiğimiz haziran ayında yeni bir orkestramız daha dünyaya geldi.. gordion oda orkestrası .. son yıllarda bu konuda çok güzel kıpırdanmalar var ve yeni orkestralar, korolar, projeler, etkinlikler dikkat çekmeye başladı.. bu yeni ve genç oluşumların bir kısmı maalesef çinliler yarasa çorbası içtikleri için çeşitli şansızlıklara denk geldiler ama ben kaldıkları yerden yollarına devam edeceklerinden eminim... orkestranın en önemli hedefi; genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermek... sadece orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu onlara açmak... tabii ki bunu yaparken benim gibileri de barok konserlerle buluşturacaklar... buluşacağız gordion oda orkestrasıyla ancak birlikteliğimizin devamı için sürdürülebilirliğin sağlanması da şart... oldukça fazla sayıda genç sanatçımız gordion bünyesinde bir araya geldiler ve büyük bir heyecanla çalışmalarını sürdürüyorlar.. günümüz şartlarında, mutlaka sponsorlarının o

trio mandili

trio mandili zannedersem ünlü olma derdi tasası olmayan bu üç genç kız, isteseler de istemeseler de ünlü olacaklar... hatta olmuşlar bile... belki de çağımızın kendine özgü imaj ve tanıtım çalışmalarından biridir, öyle gibi gelmedi ama bilemem... bu yazı uzun olamayacak ve yazdığım şeyleri pek de emin olamadan yazacağım, baştan söyleyeyim çünkü bu hanım kızlarımız gürcistandan oluyorlar ve dillerini anlamayı bırakın, alfabeleri bile doğal olarak enteresan... bu sebeple çok da bilgi sahibi olamadım henüz ama beğendim ve paylaşmak istedim... hatta şu anda bir yandan isimlerinin latin alfabesiyle yazılışını aramakla meşgulüm:)... çağımıza özgü bir imaj ve tanıtım çalışması olabilir dememin sebebi; "trio mandili" nin uygun buldukları, diledikleri yada belki de denk gelen herhangi bir yerde video çekip, internette paylaşmaları... bana çok doğal geldiler yani "biz işte böyle çalar söyleriz öylesine, beğenirseniz dinleyin" tarzında bana çok hoş gelen bir tarzları va

ilham perileri

ilham perileri (müzler) biraz sakat bir konuya dalasım geldi, bakalım işin içinden çıkabilecekmiyim... şu anda çok az bilgim var şu ünlü ilham perileri hakkında... şöyle bir olası kaynaklara da göz gezdireyim dedim, gözüm de korktu ama yıllardır hep ilgimi çeker bu ilham perileri... müzler de deniyor, musalar da... ingilizce muses... hemen her dilde yunanca orijinaline sadık kalınmış... Μοῦσαι (moũsai) ise orijinali oluyor... yunanca tabii... müz kelimesinin kökeni de "men" miş... bana pek bi alakasız geldi ama öyleymiş sonuçta... men kelimesi ise çok fazla ciddi anlamlar taşıyor: akıl, düşünce ve yaratıcılık!... umarım ingilizce insanoğlu denen "men" buradan gelmiyordur ama sanki öyle... bu kadarla da kalmıyor, bu 3 ana kavramın altını dolduran konular çok önemli; bilim, edebiyat ve sanat... konu ağır anlayacağınız... men kelimesinden köken aldığı söylenen müzler ise sanat, bilim ve edebiyat alanında eserler veren insanlara ilham getirmekle görevli periler.