Ana içeriğe atla

pink floyd

pink floydu yazayım mı? yazmayayım mı! diye çok düşündüm... çünkü pink floyd bir efsane ve çok iyi tanınan, çok iyi bilinen bir efsane hem de... "bence pink floyd" demem pek anlam ifade etmiyor, çünkü herkesçe pink floyd aslında... alternatifi varsa eğer, çok az olanlardan... yani david gilmour ın ne zaman tuvalete gittiğini bile bilen bir sürü pink floyd hayranı varken buraya ne yazılır ki! internete pink bile yazsanız sonuna floyd u da eklenmiş binlerce sonuç gelir gibi iddialı bir ifade kullanacaktım ki, 'dur, önce bi dene bakalım' dedim kendi kendime, denedim... tabii olmadı!!... pink diye bir şarkıcı çıkmış piyasaya! o geliyor... neyse, bu durum pink floyd un kademe düşmesinden değil, benim salaklığımdan kaynaklanıyor... hz google ın mükemmel bir algoritması var ve doğal olarak duygularıyla değil, algoritması ile hareket ediyor... eğer google a duygu önceliği gibi bir özellik katılabilseydi bence sadece pi bile yazsanız gerisini tamamlayıp pi sayısı yerine pink floyd u bulur getirirdi... tamam, çok zırvaladım ama hayat zırvalıklar üzerine kurulu bir kabus zaten...
Pink Anderson ve Floyd Council isimli 2 büyük blues ustasından adını alan grubu kuran kişi: syd barrett... syd zaten bir gruba sahipti sigma 6!... ama "birazcık değişiklik iyi olur" dedi ve pink floyd sound u kurdu... 3 gitar, 1 bas, 1 bateri ve 1 klavye iken ve blues yapıyor iken, grubun yeni şekli yavaş yavaş daha farklı müzikler yapmaya koyulunca, 3. gitarcı bob klose "sapıttınız iyice!" diyerek gruptan ayrılmıştır... bütün bunlar 1964-65 yıllarında oluyor... bob klose ileriyi görebilen biri olsaydı, büyük ihtimalle biraz dişini sıkabilirdi belki de ama sıkmamış... yaşadığı zamanın ilerisinde olamamak insana çok şey kaybettirebiliyor...
büyük gruplar daha müziğe adım atar atmaz farkedilirler ve hemen bir kitleleri oluşmaya başlar... pink floyd efsanesi de ilk doğduğunda böyle bir kitleye sahipti... tek bir single ile bir baktılar ki jimi hendrix in alt grubu oluvermişler... ilk başlarda yaptıkları müzik bilinen tarzlarından çok uzaktı aslında ama ilk yıllarında bile o zamana kadar pek de alışık olunmayan sahne şovlarına imza atıyorlardı... görsel şovlar tabii...
bildiğimiz pink floyd olarak çıkardıkları ilk albüm olan ummagumma çıkmadan önce syd barrett kafayı yemiştir... grubun lideri gibi bir konumda olmasına rağmen yemiştir... çalışmalara katılmamıştır... aykırılıklar yapmıştır... ve ayrılmıştır... galiba, benim anladığım, gruptan postalanmıştır ama ayıp olmasın diye ayrıldı deniyor...
çift LP li ilk albüm olan ummagumma çok dikkat çekmiştir... özellikle barındırdığı psychedelic özellikler nedeniyle... ulusal bir kitleye sahip bulunan grup bu ilk albümden sonra kısa sürede yükselerek kıtalar arası bir efsane haline gelmeye başlamıştır...
psychedelic gruplar içinde baş köşede yer alan grubun ruhunda "yenlikçilik" ve "sanatsallık" had safhada olduğu için, aslında progressive rock ın en önemli üyelerinden biridir pink floyd... çok kısa sürede çok fazla dikkat çekmesinin ve kitlelerce efsaneleştirilmesinin sebebi, hiç yapılmayanı yapmış olmalarıdır... şarkılarının sözleri filozofiktir... en önemlisi de budur aslında... çok fazla deneyseldir pink floyd... ve dünya ilk defa sanatsal sahne şovlarına tanık olmuştur onlarla birlikte...


pink floyd u büyük yapan aslında bunların tamamıdır... konserleri müzikal gibidir... albümlerinin hikayesi vardır... canlı performanslarında sergiledikleri müzik, albümlerinin aynısıdır... büyük organizasyonlar olmuştur bütün konserleri... konserlerine onlarca tırın taşıyabildiği ekipmanlarla gitmişlerdir... hiç bir şey eksik değildir... 2 saniye bile yanıp sönmesi gereken bir spot varsa eğer, o spotu mutlaka görürsünüz sahnede... işitilmesi gereken küçücük bir ses de mutlaka işitilir... sahnede her birinde kulaklık vardır... sinyal gelince müziğe girerler... 2. sinyalde ise çıkarlar... hiç bi grup üyesi "dur 2 nota da benden olsun" demez... kendileri ile performanslara katılan eric clapton söylüyor bunu... ben çok zorlandım pink floyd ile konser verirken diyor!!!... evet, kafasına göre takılan bir blues cu için gerçekten olmayacak bir şey... mark knopfler ise çok iyi uyum sağlamış pink floyd un bu sahne titizliğine...
bir şeyin öncesinde benzeri yoksa ve o şeyden sonra da daha iyisi yapılamamışsa eğer, büyüktür işte o "şey"... yani pink floyd... tıpkı jethro tull, queen, deep purple vs gibi... yerleri doldurulamayanlar diyorum ben bu gruplara...
the dark side of the moon, wish you were here, animals ve  the wall... yani konsept albümler sayesinde büyümüştür pink floyd... bir diğer çok önemli etken ise sound larıdır tabii... yarattıkları sound da synthesizer ın çok büyük bir yeri vardır... rock tarzına getirdikleri sanatsallık, görsellik ve filozofik temalar yanında synthesizer teknolojisini başarıyla kullanmış olmaları önemlidir... bugün "artık yasaklansın şu teknoloji ve kurtulsun müzik bu illetten" dediğimiz synthesizer lar o dönem için fevkalade önemli yeniliklerdi... ve bunu mükemmel şekilde kullanabilen rock grubu ise pink floyd dur... o dönemde başka hiç bir grup o kadar başarılı bir şekilde müziğe sokmayı becerememiştir... ve bugün bile bunu başarabilen başka grup yoktur...
pink floyd müzikte neyi istiyorsanız tam da vaktinde onu size kararında verebilen bir grup olmuştur... tematik, görsel, sanatsal, isyankar, yumuşak... gitar isyan mı etmeli? ediyor! söylenmesi gereken bir söz mü var? o söz hemen orada ediliyor... cayır cuyur ötmeden de sert mi olmalı gitar? hemen oluyor... uçmak isteyeni uçuruyor pink floyd, konmak isteyini de konduruyor... sahnede gitar parçalanmadan da rock yapılabileceğini gösteriyor... tam olarak alıp da bir yere koyamıyorsunuz pink floyd u...
özellikle ilk sivrilmeye başladığı yıllarda "pink floyd müziği" alınıp da kolayca bir yerlere konulabilecek tarzda değildi... ne kadar ilginçtir ki hala daha öyledir... tarzı konusunda net bir şey söyleyemez hiç kimse... apayrı bir müziktir... benzerleri yapılmaya çalışılmıştır ama başarılı olamamışlardır... taklit dahi edilememiştir... pink floyd tarzında müzik yapmaya çalışan grupların albümlerinde en fazla 1 adet parça dikkat çekebilmiştir! ama pink floyd un bir tek parçası bile standart dışı değildir... her hangi bir pink floyd parçası diğerlerinden daha kötü değildir!!! ... bu yüksek kaliteye ulaşabilen grup sayısı ise çok ama çok azdır... bir kaç örnek verecek olursam, -tabii bence- örneğin jethro tull, dire straits yada deep purple diyebilirim... bütün albümleri ve albümlerindeki bütün parçaları üst seviyede olan çok nadir gruplardır bunlar... stüdyo kaydı kalitesinde konser albümü çıkarabilen gruplar da bu gruplardır... müzik eleştirmenlerinin eleştiremedikleri gruplar da bunlardır...
the dark side of the moon... 1973 yılında çıkan bu albüm, dünyanın en çok satan albümü olmuştur... liste başı olma rekoru da bu albümdedir... roger waters imzalıdır... yani roger waters grup içinde ön plana çıkmıştır... bugün hala daha çok satmaya devam eden nadir albümlerden biridir ve hala daha listelerde yer almaktadır...
wish you were here... shine on you crazy diamond... bu 2 parça grubun kurucusu olarak kabul edilen syd barrett için yapılmıştı... genelde the wall en çok beğenilen albümleridir ama bence  wish you were here en iyisidir... tabii kişiden kişiye değişir... shine on you crazy diamond 1 in giriş kısmı gitarseverler için ayrı bir önem taşır...
Shine On You Crazy Diamond--->SYD!
grup wish you were here ın kayıtları için stüdyoda iken içeriye syd barrett girer... bir kenara oturur... dinler... o kadar değişmiştir ki, hiç bir grup üyesi kendisini tanımaz... sessizce oturur bir kenarda... elinde külü uzamış gitmiş bir puro vardır... bu manzara aynı albümdeki 'have a cigar' adlı parçaya yansımıştır... öyle söylenir... syd barrett o kadar değişmiştir ki, zar zor tanırlar kendisini... ağlarlar... kendisi için yapılan kayıtları dinletirler... syd barrett hiç bir şey söylemeden gider...
---
cehennemden cenneti anlatabileceğini düşünüyorsun... acıdan mavi gökyüzünü... soğuk çelik raylardan yeşil çayırları anlatabilir misin?... bir maskeden bir gülüşü? anlatabileceğini düşünüyor musun?... ve hayaletler için kahramanlarını mı satın aldılar? ağaçlar için sıcak külleri?sSerin bir esinti için sıcak havayı?... para için soğuk rahatlığı?... bir kafeste başrol için savaştaki sıradan rolünden vazgeçtin mi?... yanımda olmanı ne kadar çok isterdim... sadece iki kayıp ruhuz bir akvaryumda yüzen... zaman geçtikçe sürekli aynı düzlemlerde koşuyoruz... ne buldun? yine aynı eski korkular... keşke yanımda olsaydın...
---
grup içinde sürekli kavgalar, ayrılmalar, zaman zaman birleşmeler ve liderlikler olmuştur... grubun klavyecisi olan richard wright ise diğer üyelerden farklı olarak sakin kalmış, etliye sütlüye fazla karışmamış, sadece müziğini yapmıştır... bence wright pink floyd sound unun şekillendiricisi olan kişidir ve aslında çok önemlidir ancak bir kere bile röportaj vermemiş biri olduğu için, geri planda kalmıştır... adı üzerinde çok fazla durulmamış olmasına rağmen, aslında grup içinde en çok parça sahibi olan kişilerden biridir... ayrı ayrı albümler bazında büyük başarılara imza atmış olan bu efsane bence "grup olarak" başarılı değildir!!! pink floyd fanatiklerine böyle bir şey söylemek aslında intihar gibi bir şeydir!!! hemen açayım; pink floyd sahip olduğu bütün üstünlüklerini aynı anda grup çatısı altında kullanamamıştır!! çünkü sürekli ayrılmışlardır... sonra ölümler başlamıştır... mahkemelik olmuşlardır... baba grup olma konseptine çok aykırı bir şekilde grup dışından bestecilerle çalışmışlardır... bu kabul edilebilir bir şey değildir camiada:)...
her şeye rağmen, adı üstünde; "pink floyd" çok da fazla söze gerek yok... 3-5 kere yazdım, yine yazarak bitireyim bu yazıyı: "efsane"...
  • The Piper at the Gates of Dawn (1967)
  • A Saucerful of Secrets (1968)
  • Soundtrack from the Film More (1969)
  • Ummagumma (1969)
  • Atom Heart Mother (1970)
  • Meddle (1971)
  • Obscured by Clouds (1972)
  • The Dark Side of the Moon (1973)
  • Wish You Were Here (1975)
  • Animals (1977)
  • The Wall (1979)
  • The Final Cut (1983)
  • A Momentary Lapse of Reason (1987)
  • The Division Bell (1994)
  • Delicate Sound of Thunder (1988)
  • P•U•L•S•E (1995)
  • Is There Anybody Out There? The Wall Live 1980-81 (2000)

Yorumlar

Ayın Çok Okunanları

deniz neva ertürk

"gelecekte caza geçebilir" yada "bakarsınız, progresif müzik yapar" vb gibi bir takım kehanetlerde bulunamayacağım bir paylaşım olacak gibi görünüyor genç piyanist deniz neva ertürk hakkındaki bu paylaşım... sürekli takip edenler anlamıştır ne demek istediğimi ama ilk defa okuyan anlamayabilir; ben özellikle prog ve caz hastası olduğum için, burada gençlerin kafalarını çelip, klasik müzikten biraz saptırmaya çalışan bir tipim ama deniz neva ertürk'ü dinlerken, kendisine bu tip lafların pek işlemeyeceğini anlamış bulunuyorum... gelecek ne getirir tabii bilinmez, bakarsınız yeni bir ayşedeniz doğar ama deniz neva nedense bana tam bir klasik piyanist izlenimi verdi... yani klasik eserlere harfiyen bağlı, bilinen orijinal halleri ne ise bire bir çalma azmi içinde bir konser piyanisti sezdim... anlatamadım değil mi?... farkındayım:)... ama anlatmadan bırakmam merak etmeyin...

adına inatla klasik denen bu muhteşem müzik, diğer müzik türlerinin de anası olduğu için, …

çocuğa gitar nasıl alınır?

başlığı atmam çok uzun sürdü!... "çocuğa gitar nasıl alınır" tuhaf geldi... "gitar çocuğa nasıl alınır" daha tuhaf... "nasıl çocuğa gitar alınır" ilginç oldu... "çocuğa nasıl gitar alınır" daha değişik oldu... her neyse işte, yazının bütün bu değişik sorulara yanıt vermesine çalışayım da olsun bitsin...


aslında çok zor bir konu hakkında yazacağım çünkü bu sayfaya "çocuğuna gitar almayı düşünen ama bunu nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, işin içinden çıkamayan kişiler" arama motorları tarafından zorla getiriliyorlar ama bu sayfada öyle bir konu yoktu... artık olmak üzere... gelen kardeşlerimiz elleri boş dönmesinler diye düşündüm ve bildiğim kadarıyla yazayım dedim...

"çocuğa gitar nasıl alınır" ve "gitar çocuğa nasıl alınır" sorularının yanıtı basit ve hemen geçeceğim; cebe bir miktar para konulur ve müzik aletleri satan yerlerden birine gidilip, satın alınır... bunu geçiyorum...

"nasıl çocuğa gitar alınır"…

duru aydın'dan bir sezonda 9 konser

hakkında en çok paylaşım yaptığım isimlerden biri piyanist duru aydın... önceki paylaşımları mutlaka okuyun... aşağıdaki paylaşımlar, direk kendisiyle ilgili olanlar ve bir çok farklı paylaşımda da duru'dan bahsettim sürekli... işin gerçeği, ben kendisini tanıdığım günden beri neredeyse her ay bir şekilde hakkında güzel haberler aldım desem yeridir... belki daha sık... şimdi fark ettim ki, ilk paylaşımın üzerinden sadece 1 yıl geçmiş neredeyse! ve ben bu kadar kısa süre içinde o kadar çok başarısından bahsetmişim ki! kendim de inanamadım!...

duru aydınduru aydın'dan güzel haberlerduru aydın'dan meriç soylu'ya

kendisini tanımam ve dikkatimi çekmesi yarışmalar sayesinde oldu ama bu paylaşımda en az bahsedeceğim konu, yarışma... ben yarışmaları sevmem, bilen bilir... benim kişisel sabit fikrime göre; müzisyen konser verir... albüm de yapar tabii dilerse ama müzisyen aslında konser verir arkadaş... duru aydın da bu sezon bol bol konser verdi ve ben bir noktaya kadar bahsett…

çağla karaali

çağla karaali de 3 yaşında müziğe başlayanlardan... her ne kadar konservatuvarda 12 yaşından önce gitara başlayamazsın demişlerse de uzman kişiler, 5 yaşında gitar çalmaya zaten başlamış... çok da iyi çalıyor ayrıyetten... ben de bunu anlayamıyorum!... konservatuvardaki uzmanların dünyadan haberleri yok mu?...

konservatuvarı 7 yaşında kazanmış... 8 yaşında da engelliler için konserler vermeye başlamış... konservatuvardaki değişmez sabit kurallar sebebiyle de ayrılmış daha sonra... çok da iyi yapmış bence... sanatta kural olamaz... 1 yaşında ise sanatçı, sen ona uyacaksın... yapmak istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmayacaksın... onun kulu kölesi olacaksın sayın konservatuvar kardeş... o sana uymayacak, sen ona uyacaksın... kendinden daha iyi bakacaksın ona...

ben başka ülkelerin çocuklarını yazarken hiç bu tip sorunlarla karşılaşmıyorum!... ülkemiz çocuklarını yazmaya başladığım andan itibaren hep sorun hep sorun!... amerikalı, koreli, fransız çocukların aileleri çok mutlu!... onları…

damla ece'den "su"...

genç piyanist damla ece karataş hakkında daha önce paylaşım yapmamıştım ama bir çok defalar başarılarından bahsetmiştim... geçen sene tifliste gerçekleştirilen wolfgang amadeus mozart uluslararası piyano yarışmasında ikinci olmuştu ve bu yarışmada aldığı derece sebebiyle katılmaya hak kazandığı almanya'da düzenlenen musical fireworks in baden-württemberg yarışmasında da birinci olmuştu...

genç müzisyenlerden son haberler

hakkında hiç paylaşım yapmamış olmakla birlikte, sürekli takip ettiğim bir yetenek damla ece karataş... yukarıdaki başarıları sonrasında, çev sanat seçmelerine girdi ve başarılı bulunarak çev sanat bursiyeri oldu geçtiğimiz haziran ayında...

ben sadece takip edebildiğim kadarıyla, önemli çalışmalarından bahsediyorum... yine geçtiğimiz haziran ayında, 18-22 haziran 2018 tarihlerinde düzenlenen uluslararası bilkent piyano festivali'nde piyano ve müzik dünyasının çok önemli isimleri ile genç yetenekler bir araya gelmişlerdi ve damla ece de katılımcı olarak kabul …

piyanist sena erünsal'dan başarı haberleri

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı 8. sınıf öğrencisi olan sena erünsal; 4-9 haziran tarihlerinde, italya milano'da düzenlenen piano talents 2019 yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı... 6-21 yaş arası genç yeteneklerin katıldığı ve 9 yıldır düzenlenen yarışma, casa verdi büyük salonda gerçekleştirildi...

bu haberi paylaşırken denk geliş karşıma çıktı, hemen o bilgiyi de buraya ekleyeyim... piyanist sena erünsal, mayıs ayında da uluslararası salzburg grand prize virtuoso yarışmasında da ikinciliği kazanmış... bu güzel haberi duymamıştım... internet üzerinden yapılan bir yarışma ve çok önemli çünkü bu yarışmada derece alan müzisyenler konser verme hakkı da kazanıyorlar... önümüzdeki sezon wiener saal salzburg'da konsere çıkacak sena erünsal...

mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi devlet konservatuvarı'nda, ünlü piyanistimiz iris şentürker ile çalışmalarını sürdüren sena'yı, öğretmenini ve tabii ki ailesini kutluyorum...

sena erünsal oldukç…

cansu naz eriş'ten bir sezonda 3 konçerto

sürekli yakından takip ettiğim ama bu sezon içindeki çalışmaları hakkında detaylı bilgi veremediğim genç piyanist cansu naz eriş hakkında sürekli güzel haberler geliyor... ben konserlere çok önem veriyorum, cansu naz da sürekli önemli konserlerde sahne alıyor ve çok da önemli eserler seslendiriyor...

kısa bir süre önce paylaşmıştım, burada yine belirtmem gerekiyor; cansu naz eriş, istanbul devlet senfoni orkestrası tarafından, sedat gürel-güzin gürel sanat ve bilim vakfı işbirliği ile 5 mayıs 2019 tarihinde düzenlenen ulusal genç yetenekler yarışmasında birincilik derecesini almıştı... o paylaşımı da okursanız sevinirim...

yarışmanın ödülü olarak; yarışmaya katıldığı eser olan prokofiev’in 1 numaralı re minör piyano konçertosunun tamamını 20 mayıs 2019 tarihinde, istanbul devlet senfoni orkestrası eşliğinde solist olarak seslendirecek cansu naz...

11 Aralık 2018 tarihinde istanbul üniversitesi devlet konservatuvarı senfoni orkestrası ile mendelssohn'un 2 numaralı piyano konçertosu

adil kerem ünal

bir felaket piyanist daha hızla sahnelerde boy göstermeye başladı... hemşehrim adil kerem ünal... hemşehrim olunca yada olmayınca ne değişiyor? onu da anlamış değilim ama olsun... 1 yılı aşkın bir süredir takip ediyorum kendisini, kısa sürede çizginin oldukça üstünde olduğunu gösterdi bizlere... öğretmeni maestro ibrahim yazıcı ile çalışma videolarını izliyordum bir süredir, zaten belli idi üstün gayreti ve hedeflediği başarı; en son olten filarmoni ile izledim, resmen sol şeridi boşaltın, ben geliyorum diyor... bu sayfada daha önce bahsettiğim piyanist abi ve ablalarının kulvarından gidiyor adil kerem ünal da...

9 yaşında bu aralar adil kerem ünal ve her şey kendisine alınan bir oyuncak org ile başlamış... bir başka rivayete göre ise; babaannesinin evindeki orgmuş her şeyin sebebi... çok da önemli değil ama ben babaanneyi merak ettim şimdi çok:))... yani her babaannenin evinde org bulunmaz da o yüzden... babaanneler genelde sütlaç, muhallebi yaparlardı eskiden... neyse artık... herh…

ayça yasa

tam sevdiğim tarzda bir genç müzisyeni yazmaya başladım... şimdilik genç piyano sanatçısı ayça yasa olarak tanıtayım kendisini, ileride herkes bir çok farklı çalışmaya imza atan bir ayçayı tanıyacak muhtemelen... olaya biraz gizem katınca daha çok okunuyor bu yazılar:)... genelde sonlarda yazdığım muhteşem kehanetlerimi bu sefer en başta yazıyorum... gülmeyin, şimdiye kadarki kehanetlerimin bir çoğu tuttu, geri kalanı da tutmak üzere:)... herhalde "dediklerini yapalım da, şu garibi sevindirelim" diyorlar sağ olsunlar:)...

yahu ne kehaneti, baba vanga mıyım ben:)... bir gencin 2 videosunu izleyin, gelecekte neler yapacağı apaçık anlaşılıyor... çok başarılı olacakları zaten kesin, o başarının üzerine neler koyabilecekleri, klasik çizgide kalıp kalmayacakları, o çizginin dışına çıkacaklarsa eğer, hangi yöne doğru yol alacakları, neler yapacakları gerçekten anlaşılıyor... 2 videoya ek olarak, biraz da çabalayıp; röportajlarına, yazdıklarına, çizdiklerine, söylediklerine ve sosy…

eylül eda yıldız'dan başarı haberi

sessiz sedasız ama emin adımlarla ve hızla gelişen bir genç yetenek piyanist eylül eda yıldız... benim çok önem verdiğim gençlerden biri... hem emin adımlarla ilerliyor, hem de emin ellerde çünkü elena çekiç ile çalışıyor...

eylül hakkında daha önce yaptığım paylaşımı da mutlaka okuyun: eylül eda yıldız

aşağıda eylül'den gnossienne no 1 paylaşacağım, ben bayılarak izliyorum bir süredir... aslında onu paylaşmak için fırsat kolluyordum, o da çıktı... eylül eda yıldız, nisan 2019 da almanyada girdiği bir yarışmada birinci oldu...

bir yarışmada lafını ilk defa kullanıyorum çünkü ailesi ve öğretmeni tarafından yapılan paylaşımlarda hangi yarışma olduğu yazmıyor:)... aslında atlanmaması lazım tabii ama benim için yarışmalar en önemli konu değiller... ama yazmaları gerekirdi, o ayrı...

yarışmaları pek önemsemiyorum dediğimde bazen kızılıyor... tabii ki önemsiyorum, önemsiz değiller ama ben çocukların yarıştırılmalarına ve sanatta yarışma olmasına karşıyım... kişisel görüştür sadece... e…