21.08.2017

rabindra sangeet

rabindranath tagore
rabindranath tagore tarafından yapılan müziğe verilen isim oluyor bu rabindra sangeet... tagore songs olarak bilinir yaygın olarak... böyle bir ifade ile anılıyor olması bana en ilginç gelen nokta oldu çünkü bu ifade bildiğim kadarıyla başka hiç bir müzisyen için kullanılmıyor yani ben tanık olmadım... zaten çok önemli şairlerden bir şair olarak tanıdığım tagorenin adını "tagore songs" ifadesiyle görünce neymiş bu yahu!? diyerek incelemeye başlamıştım... yani ben adamcağızın besteci olduğunu da bilmiyordum...

koskoca tagore için adamcağız da dedim ya!... neyse işte müzikle ilgilendiğini bile bilmediğim tagorenin 2230 bilinen eserinin olduğunu öğrenince şaştım kaldım resmen...

tagore müziği, çok karakteristik hint ve bengaldeş etkileri içeriyor doğal olarak... bunu neden yazdım ki! tagore zaten o coğrafyadan... asıl yazmam gereken şu: hint ve bengal müziği ile batı müziğini harmanlamış bir üstad tagore...

tagore, müziğinde kendi şiirlerini ve romanlarından alıntıları kullanmıştır... daha önce de belirttiğim gibi, tagore dünyanın en önemli şairlerinden biri olduğu gibi, önemli roman ve öykülere de imza atmış nobel ödüllü bir edebiyatçı müzisyendir... 



tagore, müziğinde yarı erotik hikayelere kadar, neredeyse bütün insani duyguları kullanmıştır... hint klasik müziği raganın genel özellikleri tagorenin müziğinde de görülmektedir... tagore, aldığı eğitimi müziğinde kullanarak, batı tarzını hint ve bengal müziğine oldukça başarılı bir şekilde adapte etmiştir... müziğini dinlerken hint-batı ayrımını yapmak oldukça güç olabiliyor çoğu eserinde...

bangladeş milli marşı amar shonar bangla da tagoreye aittir ve 1971 yılında milli marş olarak kabul edilmiştir... benim altın bengaldeşim adına sahip uzun eser aslında tagore tarafından 1905 yılında yazılmış, bu eserin ilk 10 satırı daha sonra ulusal marş olarak kabul edilmiştir...
tagore şarkılarında tema; hümanizm, structuralizm (yapısalcılık), iç gözlem, psikoloji, romantizm, aşk, hasret, eskiye özlem, modernizm gibi duygusal ve toplumsal sınırlarda gezmektedir... bu temaların dayandığı iki ana unsur ise insan hakları ve doğadır... yani konu dönüp dolaşıp ya insan haklarına yada doğaya çıkmaktadır...

tagorenin etkisi hint müziği başta olmak üzere hala oldukça yoğun biçimde devam etmekte, progresif rock müziğinde ciddi biçimde yararlanılmaktadır... aşağıdaki toplam 12 parçalık albüm benim anladığım kadarıyla onun müziğinin transkripsiyonlarından oluşuyor ve sözler de tamamen tagoreye ait...


Düşünüyorum da,
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması,
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
Deniz minareleri, midyeler,
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak,
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz.
Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
Korkaklığımı, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem,
Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
Bir kuş gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahız biriyle göz göze gelince.
Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak. Yaralansak...
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri.
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.
tagorenin çok sevdiğim bir şiirini de araya sıkıştırayım dedim... ben kişisel gelişim denen tatavaya çok fazla gıcık olduğum için seviyorum bu şiiri... tagore onlarca yıl önce, belki de 100 sene önce yazmış geçmiş, bugün kişisel gelişim uzmanı adı altında kalkı pompalayanlar yanından bile geçemezler bu şiirin...

sadece bir şair ve besteci mi rabindranath tagore?... büyük bir şair, büyük bir besteci, müzisyen... ve aslında hayatının son dönemlerinde de ressam!... bir çok resmi de var tagorenin... edebiyat ve sanat abidesi... soylu ve köklü bir aileden geliyor tagore... geçmişi 11. yüzyıla kadar gidiyor... ailesi varlıklı idi... iyi bir eğitimle başladı hayatına ve 17 yaşındayken londraya gönderildi ve hukuk eğitimi aldı... daha doğrusu, bazı kaynaklara göre eğitimini yarım bırakıp, hindistana döndü...

aynı zamanda önemli bir seyyahtır tagore... çok fazla ülkeyi gezmiş, çok fazla halkı tanımıştır... 1913 yılında, gora adlı romanı ile nobel ödülünü almıştır ancak daha sonra bu ödülü iade etmiştir... tagore bütün bu yukarıda yazdığım yönleri sebebiyle aslında hem bir düşünürdür hem de siyasi açıdan pasif de olsa teorisyendir... kendisine sir ünvanı da verilmiştir ancak onu da geri çevirmiş ve arkadaşı gandhinin yanında yer almıştır...

ben bu sayfa müzik sayfası olduğu için tagore hakkında aşırı derecede özet bilgi verdim hakkında hiç bilgi sahibi olmayanlar için ama kesinlikle çok çok iyi tanınması gereken hatta çok da sevilmesi gereken bir adamcağız rabindranath tagore:)...

albert einstein ve rabindranath tagore
gerçekten engin bir deniz tagore... 1930 yılında einstein ile denk geliş karşılaşıyorlar londrada ve bazı kaynaklara göre bir kez, bazı kaynaklara göre ise bir çok kez karşılıklı sohbetleri oluyor... bulun okuyun derim, oldukça ilginç konuşmalar... 14 temmuz 1930 tarihinde de müziğin doğası üzerine kısa bir sohbetleri olmuş... çok hoş bir sohbet, çevireyim ve ekleyeyim dedim buaraya ancak vaktim yok... şimdilik aşağıya verdiğim bağlantıdan ingilizcesini okuyabilirsiniz...

tagore ve einstein... müzik üzerine...

müziği ve sözleri tagoreye ait bir parçayla bitireyim... boro asha kore... bengalce...



Paylaşın:

0 yorum:

Yorum Gönder

son paylaşımlar

Recent Posts Widget