eylül esme bölücek

 eylül esme bölücek
eylül esme bölücek de içinde bulunduğumuz milenyumun ilk bebeklerinden tıpkı emre nurbeyler gibi... emre nurbeyler hakkında yazarken öğrenmiştim eylül esme bölücek adını ve şimdi yazma fırsatım oldu kendisi hakkında... ayrı ayrı birer harika bu milenyum çocukları:)... eskiden de vardı harika çocuklarımız, şimdi oldukça fazlalar eskiye oranla... yada şimdi daha fazla imkana sahipler de denebilir belki de... belki de bizler daha fazla imkana sahibiz onları tanıma konusunda -hımmm zannedersem bu daha doğru oldu:)- geçmiş yıllarda ulusal kanalımız trt, doğru düzgün idi ve kısa sürede haber verirdi bize... şimdi o imkan yok medya açısından ama sanal imkanlarımız sonsuz...

sanal imkanlarımız sonsuz demişken; özellikle son 2-3 yıldır çok fazla çocuk ve genç yeteneğimiz karşıma çıkar oldu, birini tanımaya çalışırken 3-5 yeteneğe daha rastlar oldum!... eski paylaşımlarımı takip edenler (varsa tabii) bilirler, "ülkemizden neden çok az genç çıkıyor yahu!" gibi serzenişlerim olurdu hep, diğer ülke yeteneklerini yazarken... şimdi tam tersi bir durum oluştu birden bire ve ben şu anda "falanca hakkında da yazmam lazım, aman unutmayayım" diye dertlenir oldum... tabii hemen belirteyim; sanatta şu ülke, bu ülke, falanca millet vs gibi bir şey asla olamaz ama sonuçta insan en azından "ülkemizdeki yeteneklerle de ilgilenenler var" diyerek, içini rahatlatabiliyor... bir çok konservatuvar ve öğretmen bu gençleri çocukluklarından itibaren alıp, doğru yola yönlendiriyorlar ve gördüğüm kadarıyla, aileler de eskiye oranla daha ilgili ve bilinçliler...

şu anda 15 yaşında eylül esme ve 1 ay sonra 16 olacak... yaş önemli mi? tabii ki önemli çok... 35 den 36 ya geçmek önemli değildir ama 15 den 16 ya geçmek çok önemli... 2 yıl 5 aydan, 2 yıl 7 aya geçebilmek ise çok fazla önemli ve tam da o sıralarda, iki buçuk yaşında başlamış duyduğu melodileri klavyeye aktarmaya ve hatta doğaçlamaya eylül esme... yok artık demeyin, büyük ihtimalle kendiliğinden anlamlı sesler ve melodiler yakalamış klavyede... çoğu çocuk gibi dan dun vurmamış demek ki tuşlara avuçlarıyla... aile işte bu anda çok önemli ve dan dun ile melodiyi ayırt edebilmeli aile!... işte sorun burada çünkü evde bir müzik aletinin olması gerekiyor bu durumda ve evinde müzik aleti olan aile bunu zaten fark eder... peki ya yoksa?... hımmm:)... çocuk, elleriyle sehtaya vurur ritmik şekilde, yada başka bir şeyler yapar, sakın kaçırmayın o durumu derim:)... peki, çocuk ressam ise ve evde piyano varsa?... o ihtimali de gözden kaçırmayacak aile!... duyurulur...

ailesinin müzikle zerre kadar alakası yok... ama çocuklarının daha minicikken klavye çalmaya başlaması dikkatlerini çekiyor... ama üstünde pek durmuyorlar... eylül kreşe giderken okumayı kendi kendine öğreniyor... kreş öğretmeni çocuğu kreşten alın, erken okuması ileride sorun yaratır diyor, baba, işten ayrılıp, eylül ile ilgilenmeye başlıyor...

ted kolejinin müzik öğretmeni aileye "çocuğunuz nota bilmeden sonat çalıyor! farkında mısınız?" diyor... müzik öğretmeni, fazıl sayın babası ahmet sayı arıyor!... ahmet say da en kısa sürede aileye ulaşıp, dinliyor eylül esmeyi... ve aşağıdaki ifadeyi kullanıyor kendisi için... eylülü alıp, oya ünlere götürüyor... oya ünler, mithat fenmen in öğrencisi... mithat fenmen de idil biret ve fazıl sayın eğitmeni...

adını öğrenemedim; öğrenseydim buraya büyük puntolarla yazardım; ted kolejindeki o müzik öğretmeninin... ahmet say, oya ünler gibi isimler tabii önemli ama gerçek kahraman bence o müzik öğretmeni...
“Müzikal işitme duyusunu geliştirecek düzenli bir eğitim görmediği halde tam bir absolut kulakla (kesin işitme yeteneği) karşılaştım. Eylül bana Mozart’ın bir sonatını bütünüyle ezbere çalarak üstün bir müzikal belleğe sahip olduğunu gösterdi. Mozart’ın bir sonatının en az iki-üç yıllık bir nota okuma deneyiminden ve piyano çalma pratiğinden sonra gerçekleşebileceği bilinir, oysa Eylül’ün birkaç ay içinde notaları olağanüstü bir kavrama ve süratle uygulama yeteneği sergilediğini izledim. Bu yetenek onun üstün zekalı olduğunun kanıtı. Eylül’de gözlemlediğimiz bütün nitelikler bana oğlum Fazıl Say’ın çocukluğunu hatırlattı. Yeteneğin sonuçlarını süreç belirler ancak işlenmemiş yetenek olarak Eylül’ün Fazıl’dan hiç aşağı olmadığını açıklamak isterim.” -Ahmet Say...
eylül esme bölücek sayesinde ülkemizde varlığından haberdar olmadığım bir şeye de tanık olmuş durumdayım!... milli eğitim bakanlığı bir proje kapsamında ankara okullarını tarıyor! ve "müzik ve güzel sanatlar yetenek taraması" projesi sayesinde en üst seviyede müzikal işitme hassasiyetine sahip bir absolut kulağa sahip olduğu anlaşılıyor eylül esmenin... ben gerçekten şaşırdım bunu okuyunca... tüm ülkede, sürekli yapılmalı bu tarama... ve sadece sanat alanında da değil... her alanda ve acilen...

Chopin Polonaise Op. Posthumous



harika!...

yukarıda bahsettiğim keşif olayı 6 yaşında oluyor ve bilkent üniversitesi müzik ve bale okuluna 3. sınıftan kabul ediliyor... daha sonra başarısından dolayı, 4. sınıftan 6. sınıfa atlatılıyor eylül esme bölücek... ilk resitalini de 9 yaşında veriyor...

benim yukarıda laf ettiğim trt, 2011 yılında eylül esme için bir cd kaydı gerçekleştiriyor... ne oluyor yahu!... ben uyuyakladım da 8 sene sonra mı uyandım ne oldu böyle birden bire:)... tamam, seviyorum trt yi zaten mevcut kanallar içinde sadece trt eski gelenekleri sürdürüyor:)...

arada bir sürü başarıları var, onları geçiyorum, benim şimdiki amacım sadece kendisi hakkında kısaca bilgi vermek... zaten önümüzdeki yıllarda çok fazla kendisinden bahsedebileceğiz gibi...

eylül esme, 2011 yılında antalya piyano festivali kapsamında solist olarak sahne almış, bunu yazmadan geçemem çünkü festival tarihinin en genç solisti olması sebebiyle oldukça önemli... bunun yanında idil biret, ayvalık müzik akademisine özel olarak davet etmiş kendisini... bu da çok önemli...

2013 yılında avrupa sanatlar akademisi tarafından davet edilmiş ve varşovada bir resital vermiştir... yazmayayım her şeyi diyorum ama yazılmayacak gibi de değil ki... bunun yanında yine aynı yıl st petersburg, moskova gibi bir çok resitali de olmuş...

2013 yılında, abd de düzenlenen aspen müzik festivaline kabul edilmiş, juilliard müzik okulunun müzik direktörü ünlü piyano pedagogu yoheved kaplinsky ile de 2 ay boyunca çalışmıştır... şimdilerde, orkestra şefi orhun orhon ile armoni ve kompozisyon, eda delikçi ile de keman çalışmaktadır...

facebook/eylül esme bölücek

youtube kanalı

ilk konserinde bis yapmayı çok istiyormuş, alkışı duyunca "yaşasın bis oldu" diye havalara uçmuş... bence çok büyük başarılara hatta dünya ölçüsünde çok büyük başarılara imza atacak eylül esme ama galiba bu ilk bis hayatı boyunca onu en çok mutlu eden olay olacak... yanlış anlaşılmasın, o mutluluk kolay kolay yaşanmaz, o anlamda söylüyorum yoksa tabii büyük başarılar ve mutluluklar yaşayacak, o ayrı...

ben seyirci için değil, kendim için çalıyorum, hata yapabilirim, olabilir... diyor... birini örnek almıyorum, birileriyle değil, kendimle yarışıyorum da diyor... ama sevdiği sanatçılar tabii ki varmış... horowitz ve biret gibi... çok sık beste yapıyormuş, son yıllarda kaydetmeye de başlamış... ilham nasıl geliyor? onu bilmiyormuş... bir arkadaşına, kuşu mavişe beste yapmış, uçağa binişini bestelemiş... tam yatacakken, kalkıp beste yapmış... sabahın köründe, saat 6-7 gibi kalkıp çalışmayı çok seviyormuş!... töbe töbeee:))...

harry potter uzmanıymış, yüzüklerin efendisi, star wars, fennis ve ferb ve sünger bob hayranıymış... fantastik boyut yüksek, geleceğin müthiş besteleri geliyor bence:)...

Chopin waltz in A flat major Op. 69 No. 1




1 yorum:

yorum İÇİN BURAYI TIKLAYIN
PetroSelinum
admin
20 Temmuz 2015 13:38 ×

Bir harika bu eylül, tam bir harika ve çok da şirin:=)

Yanıtla
avatar

Öne Çıkan Yayın

orta çağdan günümüze hurdy gurdy