Haftanın Videosu

önceki videolar için playlist oklarıyla ilerleyiniz...

renaud garcia-fons

renaud garcia-fons
kolay yenilir yutulur cinsten bir enstrüman olmamasına rağmen, kontrbası yemiş, yutmuş bir usta renaud garcia-fons... adam ben ezra ile haşır neşir olduğum sıralarda tanımıştım renaud garcia-fons u da... yazmayı anca akıl edebildim... ben anlamam kontrbastan filan ama dinlerim... blog yazıp da "ben anlamam" diyen de az bulunur... her zaman dediğim gibi, ben öğrenmek ve keşfetmek için uğraşıyorum, öğrendiklerim boşa gitmesin diye de burada paylaşıyorum...

kontrbastan anlamam ama dinlerim demiştim, eskiden zerre kadar ilgimi çekmeyen bazı konular son 3-4 yıldır resmen vazgeçemediklerim oldular... bas gitar, kontrbas ve anadolu müziği gibi... bu arada hemen belirteyim, kontrbas gibi bazı enstrümanları solo olarak yada müziğin merkezi olarak dinleyebilmek ve sevebilmek kolay değil ama daha da önemlisi ve zoru, bu enstrümanlar üzerine kurulu müzik yapıp, beğendirebilmek... bunu büyük bir ustalıkla başarabilen bildiğim iki virtüözden biri oluyor renaud garcia-fons... diğeri de adam ben ezra... birbirinden oldukça farklı bu iki usta müzisyen benim bildiğim kadarıyla kontrbası dünya müziğine yeniden tanıttılar çünkü genelde kullanıldığı bütün müzik türlerinde kontrbas sadece alt yapı elemanı olarak daha geri planda kalan, şanssız denebilecek bir müzik aleti... sadece cazda çok az bas gitarcı kontrbas da çalmıştır, o kadar... mesela stanley clarke... bunun yanında yine özellikle caz trio ve quartetlerde zaman zaman ön plana çıkar, kısa bir solo atar, geri çekilir yine...

bu arada, koskoca kontrbası küçümsüyor filan değilim, sadece çok ön planda değildi ama son yıllarda iş sadece kontrbastan oluşan gruplara kadar vardı... o derece dibine kadar inemeyeceğim bu enstrümanın ve bana adam ben ezra ve renaud garcia-fons yetiyor şimdilik...

müzisyenlerin ve müziklerin kökenleri beni hiç ilgilendirmediği ve müziğinde doğu ezgileri çok ağır bastığı için olsa gerek, renaud garcia-fons u ben yakın zamana kadar kuzey afrika arap ülkelerinden bir müzisyen olarak biliyordum ve büyük ihtimalle tunus yada cezayirlidir diyordum... müzisyenlerin nereli oldukları önemli değildir ama sıra dışı müzik yapıyorlarsa önem kazanıyor çünkü özellikle "çok kültürlü" müzisyenler sıra dışı ve çizgi üstü müzik yapıyorlar... dinlerken "bu tarz çalıyorsa büyük ihtimalle şu diyarın kültürü ile yoğrulmuş bu sanatçı" diyorsunuz... tutturamadım tabii bu sefer ve fransız çıktı renaud garcia-fons...

kendi sayfasında fransız olduğunu ve pariste dünyaya geldiğini okuyunca aslında biraz şaşırdım çünkü doğu kültürü ile bir şekilde kaynaşmamış olan birinin bu derece derin doğu kokan bir müzik yapabilmesi oldukça zor... yapar bir şekilde ama bu derece tam ve duygulusunu yapamaz kimse kolay kolay... teknik olarak da pek mümkün değil... sonradan öğrendim ki; katalan kökenliymiş... yani ispanya var işin içinde ve o zaman iş değişir... flamenko başta olmak üzere, ispanyol kültüründe araplardan kaynaklanan derin bir oryantal zenginlik var çünkü... üstelik kendisini yetiştiren hocası françois rabbath da suriye kökenliymiş...

insanların nereli ve ne oldukları yada kökenleri konusunda yazmak beni çok geriyor ve hiç sevmediğim bir şey ama şu anda bu gerçekten gerekiyor çünkü gerçekten bu derece yoğun ve etkili bir doğu etkisinin batıda doğup, batıda büyüyen birinden çıkması mümkün değil... ve bunun tersi de mümkün değil... olmadığı da ortada zaten... yani eğitimle olacak iş değil bu... o yüzden üstünde duruyorum... kontrbasın kalbur üstü duayenlerinden olan françois rabbath suriye halep doğumluymuş ve garcia-fons kendisinden çok değişik yay teknikleri öğrenip, geliştirmiş... ispanya, suriye, yay tekniği derken sonunda anlaşıldı garcia-fons un gizemi... gizem diyorum çünkü müziğini dinlerken çok farklı bir boyuta geçiyorsunuz... yada ben geçiyorum belki de...

aşağıda hemen iki videosunu paylaşayım da ne demek istediğimi kendisi anlatsın... arco luz ve anda loco... ben sürekli bu 2 parçayı beraber dinlediğim için burada da birbirlerinden ayırmaya gönlüm razı olmadı...

double bass: renaud garcia-fons... gitar: kiko ruiz... perküsyon: pascal rollando...





renaud garcia-fons u özetlemek kolay değil ama özetlemeye çalışırsak; en başta caz... flamenko... arap müziği ve batının temel enstrümanlarından kontrbas (double bass)... biraz daha derine inersek; farklı kültürleri bir arada yaşamak... çok iyi eritip, kaynaştırmak... veeee doğaçlama tabii... yukarıdaki canlı performansta ara ara caravan ı da duymuşsunuzdur mesela... greensleeves de var bir kaç nota...

renaud garcia-fons un müziğinde birbirinden oldukça uzak bir çok şeyi bir arada o kadar güzel ve kolay alıyorsunuz ki... hiç de rahatsız etmiyor ve farkına bile varmıyorsunuz... gerçek ustalık da burada gizli zaten... bir parça dinliyorsunuz, içinde her şey var ve aynı potada o kadar güzel eritilmiş ve sunulmuş ki hiç rahatsız etmiyor dinlerken...  benzeri ustalık çok az müzisyende var... tanıdığım müzisyenlerden erkan oğur mesela benzeri bir ustalığa sahip... zeki çağlar namlı da öyle...

"bazı" adına cazcı denen, anadolu enstrümanları ile aklı sıra caz yaptığını zanneden sözde cazcılarımızın bu "suyunu çıkarmadan gerçek caz yapma işini" renaud garcia-fons, erkan oğur, okay temiz ve benzeri müzisyenlerden öğrenmeleri gerekiyor... isim vermeden laf sokmanın da hiç keyfi yok ama napalım artık...

dinlediğiniz enstrümanın ne olduğunu konusunda bile çoğu zaman kararsız kalırsınız bu ustaları dinlerken... bağlama bildiğiniz bağlama; gitar bildiğiniz gitar; kontrbas da bildiğiniz kontrbas değildir bu ustalar çalarken... kontrbastan ummadığınız inceliği bulduysanız yukarıdaki videolarda eğer, derdimi anlatabildim demektir...

işin garibi; bu üst düzey ustalarda "teknik ustalık" bile zor anlaşılıyor... çizgi üstü usta müzisyenler ustalıklarını bile o potada eritip, öyle aktarıyorlar dinleyene... renaud garcia-fons da bu durum çok yoğun... tıpkı erkan oğurda olduğu gibi yada anouar brahemde olduğu gibi... burada şunu kastediyorum; mesela en ön planda olan gitardan örnek vereyim, mesela malmsteen, satriani yada steve vai gitar ustasıdırlar; teknik becerileri ön plandadır, parmaklar ne kadar görünmez olursa, o kadar sergilerler ustalıklarını... ama david gilmour, eric clapton, mark knopfler gibi gitarcılar "bence" çok daha ustadırlar ve ustalıkları parmak hızlarına endeksli değildir!... duyguya endekslidir... anlatmak istediğim tam olarak bu; teknik ustalık duygu yoğunluğu içinde eriyip gidiyor ve o ustalığı fark edemiyorsunuz... gerçek müzik ve ustalık da bence budur işte...

renaud garcia-fons gibi ustaları yazmak o kadar kolay olmuyor çünkü bu ustaların müzikleri derin kültürler üzerine kurulu ve müziklerinin felsefesi var... "ben usta müzisyenim, bakın, saniyede 25 nota basıyorum" un çok ötesindeler... yukarıdaki 2. videoda bir kontrbasta yaşanabilecek bütün zorluklar tamamen mevcut ama kolayca hissedilmiyor çünkü hissedilen aslında müzik oluyor... teknik beceri asla müziğin üzerini örtmüyor...

renaud garcia-fons kontrbasa çok fazla yenilik getirmiş, kontrbası apayrı bir konuma ulaştırmış bir müzisyen... bu enstrümanı rayından çıkarmış, yenilikçi ve deneysel bir usta... en çok dikkat çeken ustalığı, kontrbası yayla çalarken viola tonlarına çıkıyor olması ve bunu oryantal motiflere çok iyi adapte edebilmesi... parmakla çalarken de flamenko tekniklerini kullanıyor olması...

kontrbas öyle bir alet ki, "çalmak" tan çok "dövüşmek" ifadesi bana daha doğru geliyor:)... pehlivan gibi bir enstrüman... öyle gitar, bağlama, flüt gibi al eline üfle, tıngırdat değil yani bu iş... şekil olarak çok kibar ama aslında bütününe bakınca kaba saba duruyor... yada tam tersi; kaba saba gibi ama usta ellerde kibarlaşıveriyor... renaud garcia-fons; izbandut gibi kontrbası kibar bir hanımefendiye çevirmiş...

renaud garcia-fons gibi müzisyenleri yazmak gerçekten kolay değil... çok uzun yazmak lazım ama blog bu sonuçta... zaten internette kimse 2 paragraftan fazlasını okumuyor... yazacak o kadar çok şey var ki garcia fons ile ilgili... kimlerle çalışmış, nerelerde çalmış, albümleri, ödülleri, felsefesi, düşünceleri şusu busu... ben ilginç şeyler aklıma geldikçe eklerim buraya ama artık siz aşağıdaki sayfasından filan bakın artık istediğinize...

www.renaudgarciafons.com/

sitesi bile ince bir zevkin ürünü...

özetle; ilk dinlediğimde keman zannettiğim, kontrbas olduğunu anlayınca gözlerimi ovuşturduğum o koskocaman gondol gibi alete ayrı bir ruh kazandıran renaud garcia-fons; aslında herkese hitap edebilecek kadar usta ve mutlaka dinlenilmeli bol bol... ustalık olsun diye değil, duyguyla dinlenilsin diye müzik yapanlardan...

gare st-charles... harika bir parça... çok büyük bir kontrbas ustalığı ile melankolik duygu yoğunluğu anca bu kadar iyi bir araya getirilebilir cazda... üstelik paris havasıyla...

hayatının yarısını st charles garında bırakmış olmalı renaud garcia-fons!...



az önce bulduğum derya türkanlı, kontrbas ve kemençeli harika bir konser performansını da ekleyeyim... muhteşem iki usta bir arada...

Renaud Garcia-Fons & Derya Turkan Silk Moon duet Live in Paris November 2014

Paylaşın:

0 yorum:

Yorum Gönder

son paylaşımlar

Recent Posts Widget