siya siyabend

...yüzyılın burası insanların güç odakları karşısında kendilerini çaresiz ve kimsesiz buldukları bir yer oldu. her birimiz kendini düşüncelerinden başlayarak özgürleştirmek zorundadır. globalleşme yağmalarının enerji merkezli saldırıları karşısında birey sözde demokrasilerde köleleştirilmekte. müzik belkide bireyin son kalelerinden biri oldu. ne kadar yozlaştırılırsa yozlaştırılsın düşüncelerin ve hissediş biçimlerinin aktarılabildiği bir düş-sezgi biliciliği...
özgür insanlara müzik üreten grup; siya siyabend... öyle tanımlamışlar kendilerini... sokaklar dahil, özgürleştikleri ve özgürleştirebildikleri her yerde çalarız diyorlar...

aynen yukarıdaki alıntıyı söylüyorlar sayfalarında... müzikleri gibi, bilinçleri ve müziğe bakışları da mest etti beni... müziğe, daha doğrusu, geniş açıdan bakarsak, sanata bakış bence de aynen bu olmalıdır... tabii sanattan ödün vermeden, sanatı araç olarak kullanmaya kalkmadan... siya siyabend i hiç dinlememiştim onlar hakkında yazılanları okurken... sayfalarına gittim, yine dinlemeden önce okudum ve yukarıdaki alıntı paralelinde, sadece mesajlar vermeye çalışan, sloganı bol, sanatı ve müziği göz ardı ederek toplumu aydınlatmaya çalışan o malum yavan müziklerden bekledim önyargıyla... ama...

hep derim, ama deyince gerisi ters gelir, bence harika bir müzikle karşılaştım ilk dinleyişimde... önyargılardan sıyrılmak kolay olmuyor... müziklerini hiç dinlemeden sadece sabırla bilgi toplayıp okumamın amacı ise samimi söylüyorum, herhangi bir önyargı oluşturmak ve eğer ters gelirsem mutlu olmak:))... beni fazlasıyla mutlu ettiler diyebilirim bu sebeple... eğer kolay yolu seçip de youtube a başvursaydım, bu kadar bilgi sahibi olamazdım, o da işin katma değeri... herkese bu yolu tavsiye ederim, en kötü ihtimalle -ki çoğu zaman!- önyargınız doğru çıkar ve sonuçta yine mutlu olursunuz:)...

gölgenin gölgesi oluyormuş siya siyabend... anladığım kadarıyla, yolu beyoğlundan geçen herkes tanırmış kendilerini... beyoğlu ve benzeri bir kaç yer dışında türkiyede pek rastlanmayan ama benim özellikle hayranı olduğum bir sanatı icra ediyorlarmış: sokak müzisyenliği...

ben biraz da abartarak söylüyorum: herhangi bir sokak müzisyenini dinlemeyi herhangi bir müzik devini devasa bir konser salonunda dinlemeye tercih ederim... çok daha fazla zevk verir bana... ama ülkemizde yok...

bir sürü şey okudum haklarında... çoğu çok olumlu idi ama doğruluğunu test edemediğim bir çok konuyu şimdilik yazamıyorum... okuyup da doğruluğu test edip, onayladığım en önemli konulardan birisi ise, doğaçlama müziği iyi becerdikleri konusu... evet, net olarak anlaşılıyor, bu işi de iyi beceriyorlar... zaten beceremeyen sokakta çalamaz... adam gibi improvizasyon yapabilen müzisyenler ya kalbur üstü müzisyenlerdir, yada sokak müzisyenleridir... diğerleri beceremezler...

bu arada, ben çok takdir ederek yazdığım için herkesi kendim gibi zannedebilirim, bu sokak müzisyenliği kısmını sakın basite indirgeme olarak algılamayın... bence sokak müzisyenliği de yapabiliyor olmak sanatçılığı perçinler ve sokaklarda da çalan kişilerin konser salonlarında, sahnelerde, stüdyolarda ve çeşitli mekanlarda çok fazla başarılı olacaklarının göstergesidir...

yani üzerine basa basa tekrar edeyim, benim "sokak müzisyeni" demem çok iyi bir şey:)... o 20 dakikada on binlerce lirayı cebe indiren bir sürü şarkıcı var ya! onlar asla sokak müzisyeni olamazlar... daha fazlasını yazmayayım şimdi...

siya siyabend çok iyi bir rock grubu... kendileri sayfalarında müzik türü kısmını çok uzatmışlar... ben 5 ay önce tanıdım kendilerini, burada paylaşıyor olmam sebebiyle yeni bir grup zannetmeyin, artık eskimişler iyice... 1994 doğumlu bir grup... öncesinde de imdat freni imişler...

müziklerinde caz da var, türkü de... sözler çok iyi, tarz çok iyi... aslında çoğu kişinin tanıdığı ama benim gibi tanıdığının farkında olmadığı bir grup... fatih akın ın istanbul belgeseli olan crossing the bridge the sound of istanbul da çoğu izleyenin dikkatini çekmiş olan kişiler... belgeselde hatırladığım diğer isimler, replikas, baba zula ve mercan dede idi galiba... yada değillerdi...

sayfalarında legal albüm çıkaralı mı? diye bir anket var... ben hayır çıkarmayın dedim!... neden öyle dedim açıklaması zor ama öyle demiş olmama rağmen, bence çıkarmalılar aslında... yer altından biraz çıkıp, daha fazla kişiyi özgürleştirseler diyeceğim ama ne kadar mantıklı oluyor bilmiyorum...
hiç, hiç birşey bilmiyor
bilmek istemiyorlar
hiç, hiç birşey görmüyorlar
görmek istemiyorlar
şu cahillere bak
dünyanın sahibi onlar
onlardan değilsen
sana zalim derler
onlara aldırma hayyam
dostum...

hasan sabbah tan hayyama söylendiği bilinen yukarıdaki sözler fatih akının filminde siya siyabend ile çok iyi kaynaşmış...

kısa denebilecek bir süredir tanıyorum kendilerini... "mecburen" bilgi kaynağım da internet... hal böyle olunca, kendileri hakkında öğrenmiş olduğum çoğu şeyi yazamıyorum... kısaca değineyim ama... sokakta dinleyenler nedense babylonda pek aynı tadı alamamışlar... barışarock konserinde ise beğenilmişler ama sokaktaki kadar değil yine de... bu gibi olumsuz durumlar da söz konusu ama bence bu tip yorumlar hem yorumu yapana bağlıdır hem de bu müziği iyi anlayıp anlamamaya bağlıdır... bu durumu ben şöyle açıklayabilirim: bu müzisyenler öncelikle çok iyiler... üstüne üstlük doğaçlamayı iyi biliyorlar... bu grup özgür ve karşılığında özgürce dinlenebilirler... yani sağlam doğaçlama yapan müzisyenler eğer gidip de bir organizasyona katılırlarsa, sokaktaki özgürlüğü orada ölçülü kullanmalıdırlar... büyük ihtimalle siyabend sahnede de özgürdü ama seyirci o kadar özgür olamadı... peki bu ciddi bir sorun mu? bence değil ama grup bunu değerlendirmeli derim...
siya siyabend @ reverbnation

Öne Çıkan Yayın

orta çağdan günümüze hurdy gurdy